Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap - Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları
İnsan hakları Bilgileri

 

 


         1999 Depremi sonrası değişen hayatlar, gençler ve
                 çocuklar depremden nasıl etkilendiler?

                                      Özlem BOĞOÇLU
                                                 Sosyal Hizmet Uzmanı
                                            ozlem.alper1@mynet.com



17 Ağustos Marmara Depremi’nden 1 yıl sonra deprem bölgesine gittiğimde depremin izlerinin hala kaldığını gördüm. Bina enkazlarının büyük bir bölümü kaldırılmıştı. Yaşam görünürde yavaş da olsa normale dönmeye başlamıştı. Ancak depremden kaynaklı ekonomik,sosyal ve psikolojik sorunlar devam etmekteydi. Çadırda yaşayan insanlar vardı. Hizmetler yavaşlamıştı. İnsanlar ekonomik ve psikolojik sorunları içinde yalnız kalmaya başlamışlardı. Böylesine büyük bir felaket yaşayan insanların psikolojik olarak normale dönmesi çok kolay değildi. Aradan geçen bir yıla rağmen insanlar depremin etkilerini üzerinden atabilmiş değildi.
 


 

17 Ağustos Marmara Depremi’ni yaşayan pek çok insan evini,yakınını,işini kaybetmişti. Bazı insanlar uzun süre enkaz altında kalmış ya da yakınlarını gözleri önünde kaybetmişti. Yaşam alanlarında büyük değişiklikler olmuştu.

Deprem bölgesinde yaptığım görüşmelerde çadır kentte yaşayan N.C depremde evini kaybetmişti,iş yeri yıkılan eşi işsiz kalmıştı. 3 çocuğuyla birlikte çadırda yaşamaktaydı. Kurtarabildiği eşyalarıyla çadırda bir yaşam alanı oluşturmuştu. Eşinin geçici işlerden kazandığı para ve giderek azalan yardımlarla geçimini sürdürmeye çalışıyordu. Çadır kentte birkaç ailenin bir arada yaşadığı çadırlar da vardı. bu çadırlardan birinde eşleri kardeş olan toplam 3 çocuklu iki aile yaşıyordu. Bu aile dar bir alanda birlikte kalmaktan kaynaklı pek çok sorun da yaşıyordu.

Yardımların dağıtımında dönem dönem organize olunamamış, yardımlar gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşamamıştır. Bu da çadır kentte yaşayan bu insanların günlük ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk yaşamalarına neden olmuştur. Bunun yanı sıra insanların az sayıda olan tuvalet ve banyoyu ortak kullanmaları hijyen sorununu doğurmuştur. Ayrıca soğuk hava ve yağmur nedeniyle,alt yapısı olmayan çadır kentlerde yaşam daha da zorlaşmıştır.

Zorunlu ortak yaşam,insanların sosyal ve aile içi ilişkilerinde değişikliklere neden olmuştur. Farklı sosyo-ekonomik ve kültürel ortamlardan gelen birey ve aileler aynı mekanda yaşamakta zorlanmıştır. Bu durum kişiler arası iletişimi zedelemiştir.

Sonuç olarak deprem ve bunun yarattığı yıkım insanların günlük deneyimlerinin çok ötesindedir. Depremin önceden kestirilemez olması ve o anda yaşanması,çaresizlik hissi,kişilerin üzerindeki etkisini daha da artırmaktadır. Bu durum psikolojik anlamda bir travmadır. Travmanın yarattığı psikolojik etkiler ve belirtiler (korku,endişe,çaresizlik) travma anında pek görülmese de; ya hemen ya da uzunca bir süre sonra kendini gösterebilir.

Genelde depremi yaşayan insanlarda ilk bir ay içerisinde akut stres bozukluğu denilen tepkiler görülür. Bu tepkiler en ufak gürültüden hemen irkilme,o olayı hiç yaşamamış ya da sürekli o anı yaşıyormuş gibi davranma,o andan bir türlü uzaklaşamama,kendini şimdiki zamanda değil,deprem anında hissetmektir. Bunun dışında çevreye karşı yabancılık,aşırı tepkisellik gibi belirtiler de görülür.

Kişilerde bir ay geçtikten sonra da bu tepkiler aynen devam ediyorsa bu da travma sonrası stres bozukluğudur. Travma sonrası stres bozukluğu yaşayan kişiler depremle ilgili yaşadıkları olayları istemedikleri halde ve nedensiz yere sık sık hatırlayabilirler. Bu tür anılar düşünceler, hayaller, kişiye ciddi bir sıkıntı verebilir. Yaşadığı olay kişinin rüyalarına girer, gördüğü kabuslar uyku düzenini bozar. Travmayı hatırlatan herhangi bir durum, yer, nesne, görüntü veya ses gibi uyaranlar, kişide ciddi bir sıkıntı yaratır ve çoğunlukla bu sıkıntıya eşlik eden çarpıntı, titreme, terleme, nefes darlığı gibi fiziksel belirtilere yol açabilir. Örneğin depremden sonra enkaz görüntüleriyle karşılaşmak, kişileri zorlayabilir. Bazı durumlarda ise, yaşanılan olay kişinin gözlerinin önünden bir film şeridi gibi geçer ya da kişi o olayı tekrar yaşıyormuş gibi hisseder.

Travmalar özellikle çocuk ve ergenler üzerinde daha yoğun etkilere neden olmaktadır.

Travmanın çocuk ve gençler üzerindeki uzun dönemli etkilerini araştıran çalışmalar travma sonrası stres bozukluğu belirtilerinin bazen zaman içinde kendiliğinden düzeldiğini,bazı çocuk ve ergenlerde ise klinik bir bozukluk düzeyine ulaşmadan yıllarca sürebildiğini ve yaşamı etkilediğini göstermektedir. Dr. Işık Karakaya ve arkadaşları tarafından yapılan araştırma da bunu desteklemektedir. Ergenlerde travma sonrası stres bozukluğu,depresyon ve anksiyete belirtilerini hedefleyen bu çalışma 177 kız,157 erkek ,toplam 334 öğrenci ergenle yapılmıştır. Çocuk ve Gençler için Travma Sonrası Stres Tepki Ölçeği’ne göre %1.8’i çok ağır,%20.4’ü ağır,%68.5’i de orta ve hafif düzeyde travma sonrası stres bozukluğu özellikleri gösterdiği saptanmıştır.

Daha önce de değinildiği gibi gençler içinde bulundukları dönem itibariyle depremin yarattığı ekonomik,sosyal ve psikolojik etkileri yoğun yaşayabilmektedir. Yaptığım 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin gençler üzerindeki ekonomik,sosyal ve psikolojik etkileri isimli araştırma ve deprem bölgesindeki izlenimlerim de bunu göstermiştir. Ailenin geçim kaynaklarının sınırlandığı ve yok olduğu durumlardan genç daha çok etkilenmektedir (benim araştırmamın sonuçlarına göre). Çünkü deprem sonrasında ailenin yaşadığı maddi kayıplarla birlikte gencin normal yaşantısı kesintiye uğramaktadır. Bu da genç için sıkıntı yaratmaktadır. Gencin yaşadığı ekonomik etkiler geleceğe yönelik beklentilerinin ve planlarının değişmesine neden olabilmektedir. Çünkü içinde bulunduğu koşullar nedeniyle belirsizlik yaşayan gençler geleceğe dair planlarını yaparken ekonomik yönden güçlü olma ihtiyacı içindedir.

Deprem sonucunda yaşanan maddi kayıplar ve yaşam koşullarındaki değişiklikler sosyal yaşamdaki daralmaları da beraberinde getirmiştir. Ortak yaşam sonucu yaşam alanlarının diğer insanlarla paylaşılmak zorunda kalınması,ergenlik döneminde bulunan gencin bağımsız olma çabasına ve yalnız kalma isteğinin karşılanmasına engel olmuştur.

Deprem gencin eğitim hayatında da bir takım sıkıntıların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Eğitim yapılan binanın yıkılması ya da hasar görmesi,maddi olanaksızlıklar v.b nedenlerle eğitimde bazı aksamalar oldu.

Deprem sonrasında gençler bazı duygusal tepkiler içine girmiştir. Bu duygusal tepkiler,ilk olarak şok,daha sonra öfke,yas,korku,endişe,suçluluk,pişmanlık,çaresizlik,karamsarlık ve utanç gibi çok derin ve yoğun duygular olarak kendini göstermektedir. Özellikle yakınlarını kaybeden gençlerde yas duygusu ön plana çıkmaktadır.

Genç deprem nedeniyle güvenlik duygusunu kaybedebilmektedir. Yaşam karşısında kendini son derece çaresiz,tükenmiş ve yalnız hissetmektedir.

Yararlanılan kaynaklar

1-17 ağustos 1999 Marmara depreminin gençler üzerindeki ekonomik , sosyal ve psikolojik etkileri konulu araştırma.

2-Marmara depreminden üç buçuk yıl sonra ergenlerde TSSB depresyon ve anksiyete belirtileri.



 


 



Bize Ulaşın