|
|
Uzman gözüyle..
Var mısın, Yok musun? Varım. Çocuk ve gençlerimizin, tüm
insanlarımızın zihinsel bilincine yararlı katkısı olacak yarışma ve programların
geliştirilmesi ve tanıtılmasına varım derken, sosyal zihinsel bilincimize zararı
olacak, özellikle çocuk ve gençlerde kolaycı, tombalacı bir zihniyetin
gelişmesine neden olabilecek; çocukların sosyal çevre ile alışverişlerinde,
çevreleriyle temas biçimlerinde davranışlarını olumsuz etkileyecek yarışmaların
taze beyinlere pekiştirilmesi söz konusu ise yokum diyebilmek gerekiyor.
Hele hele, toplumun gönlünde yer etmiş ünlü kişi ve gruplara yarışmada yer
vererek, insanımızın konuyu algılamasında yanıltıcı etkiler uyanmasına,
söylemlerin doğru ve uygun ve hatta çok doğalmış gibi mesajlar verilmesine sebep
olmasının olumsuz sosyal yansımaları olacağından, yokum demek de yetmez.
Bilinçli bir toplum, bilinçli bir izleyici olma yolunda herkesin sosyal
sorumluluk gereği bu yarışmayı eleştirme hakkını kullanarak daha anlamlı
yarışmaların ekranlara gelmesi sağlanmalıdır.
Elbette yokum diyerek, bu duruma kayıtsız kalacak biri değilim. Bu yazımda
amacım bilinçli yaşam tekniklerinin, sosyal yaşantımızın şekillenmesinde yer
edinmesini ve algılarımızın saptırılmamasını, çocukların psikososyal sağlığını
olumsuz etkileyecek yaklaşımların, yayınların ve yarışma programlarının halka
yansıyan sonuçlarına ilişkin insanlarımızın dikkatini çekmektir.
Bu alanda bir bilinçlenmeyi sağlamak, kaliteyi arayan seyirci potansiyelini
etkili kılmak, bilimsel bakışı ve akılcılığın geçerliliğini desteklemekte
amacımız olmalıdır.
Sonuçta bu bir eğlence yarışması diyerek, bir takım gerçekleri görmezden
gelemeyiz. Her yarışmanın topluma yönelik sorumlulukları vardır ve olmak
zorundadır. Kamuya açık bir yayın yapıyorsanız, eğlencenin yanında kamunun
yararını da, zararını da düşünmek gerekir.
Kutu açmakla, zihinlerde açılanlara da bakmak gerekiyor. Bilinçaltında yaratılan
daha açık bir ifadeyle daha çok çocuk ve gençlerimizin bilinçaltında olumsuz
algılarının yer almasına, dünyaya bakışlarının yara almasına neden olabilecek
mesajlar taze zihinleri etkisi altında bırakabilmekte.
Temel Sorumuz Şu ? Bu yarışma çocukların kumar oynama alışkanlığı edinmelerine
zemin hazırlar mı ? Yanıtını okurlarıma bırakıyorum. Ben olasılıklardan yola
çıkarak özellikle çocukların yarışmayı nasıl algılayabilecekleri üzerinden
zihinsel bir zedelenmeye dikkatleri çekmek istiyorum. Burada muhtemel yansımalar
dile getirilmiştir.
Nasıl mı?
1- Kolaycı ve tombalacı bir perspektifle yaşamı algılamaya sebep olabilecek bu
yarışma sizce zihinlere için yeterli bir zedelenme niteliği oluşturmuyor mu ?
2- Yaşamın nimetlerinin bir kutu içinde sunulacağı ve tüm kutuların kendi
tercihlerinizle açılacağı, kayıpsız ya da kazançla çıkmanın dışında bir başka
sonuçla karşılaşmayacağınız bir anlayışın oluşması olasılığı var mı, yok mu?
Sizce bu durum ne kadar sağlıklı anlayıştır ?
3- Bu anlayışla pekiştirilmiş taze beyinlerin yaşantılarında bencilleşmelerinin
yanında, yalnızca kazanmayı yada kayıpsız kalmak için pervasızca elinde olanları
ve tüm fırsatlarını daha fazla kazanmak hırsıyla harcaması sizce nasıl bir sonuç
doğurur?
Ya hu, altı üstü yarışma boş ver demek gelir içinizden ama bendeki vicdan buna
el vermez. Bir kere açmış kutuyu, bize söyletmiş kötüyü ve haykırırsın, ”Hayır
kardeşim ne yarışması, bal gibi bu kutu piyangosu çekilişi. Bu yarışma ne
bilgiye dayanıyor, ne yeteneğe…” Sözün özü bu. Temel kaygım insanlığın evrensel
kabul görmüş, insana özgü temel yeteneklerin beslediği ortak bazı kavramlar kutu
piyangosu ile çocukların zihinlerinde değer kaybına uğraması olasılığı.
4- Ama bu öyle bir piyango ki, haftanın 3 günü umut pompalıyor, kime ? Seçilmiş
bir gruba ve grup üyesinin yerine kendini koyan insanlarımıza. Halk ne yapıyor?
Halka düşen izlemek. İzleyici heyecanlansın yeter. İzleyici rekoru kırılsın
tamam. Halk başka ne kazanıyor ? Hiç. Peki ne kaybediyor. Bakış değişiyor,
çocukların ve gençlerin hayata yönelik olması gereken bakışı kaybediliyor.
İyimser bakışlar kayıyor. Dimağlar ”kazan kazan” anlayışıyla darmadağın. Hayat
bir piyangodan ibaretmiş gibi bir yol gösterme.. Bu durum piyango yaşantıların
örneklerini çoğaltmaz mı ?
Anlaşılmadı mı ?
O zaman yaşanan gerçeklerden ve böyle bir yarışmanın görünen yansımalarını haber
verelim ve konuyu kapatalım.
-Çok sayıda festivalde, kutular hazırlandı. Yarışmalar yapıldı. Bizim hasat
festivalleri oldu kutu açma festivalleri.
-Çocuklar evlerde kibrit kutularıyla yarışmaya başladılar, kutuların içinde
metal paralar, çeken atıyor parayı cebine..
-Yetmemiş, mukavva kutularında artık metal para yerini kağıt paralara bırakmış.
Kutular bir bir açılıyor, 5, 10, 20 abartısız 50 YTL, kendi kibrit kutusunda 50’
yi bulan havaya fırlıyor. Kazandım kazandım 50 YTL kazandım. Diğer komşunun
çocuğu bir yaz boyunca biriktirdiği harçlığını kaybediyor ve ağlamaya başlıyor.
Bir diğeri hile yaptın sayılmaz diye haykırarak kavgaya tutuşuyor. Bir diğer
çocuk yeniden oynayabilmek için evinin yolunu tutup, para bulmaya gidiyor.
Kardeş, diğer kardeşini ütmenin hazzıyla kahkaha atıyor. Ütülen çocukta ağlamaya
ve abisine saldırmaya başlıyor. (Sizce bu yaşanan nedir ?)
-Akşam yine kutu yarışması var, heyecanla izlenecek. Belki bir tiyo alınacak
yarınki mahalle çocuklarıyla çekilişte, diğer kardeş belki bu tiyo ile ütülecek,
haftalık harçlığı olan 5 YTL’ si alınacak. Şimdi tiyolara bakalım; Falanca
isimle başlayanın kutusu açılacak, falanca harfle ismi başlayanın açılmayacak.
Şu şu rakamlar da uğur var, şunlar uğursuz, renkli gözlü olan küçük açar, elası
büyük.
Ya da şöyle bir mesaj mı içeriyor ?
Kutuyu tıkla, yanaştır kulaklarını belki sesini duyarsın,
Kokla, okşa belki küçük açarsın.
Kaybedersen aval aval bakarsın.
Kazanırsan, çalışmadan yan gelir yatarsın. Ne dersiniz ?
Sanırım böyle bir eleştiriyi kaleme almama beni iten sebep, SURVIVOR
yarışmasında gönüllerde taht kuran sayın Acun Ilıcalıyı özlemiş olmamızdır biraz
da.
(Bu yazı milliyet blog
sayfalarında yayınlanmaktadır)
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|