Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

Adsız Bir Öykü
Şenay Taş


 

         Odanın duvarlarına baktı... Bacaklarını karnına çekip yatağında bir fetüs gibi kıvrıldı...
          Bu dar mekânı almak istiyorum. Bu yüreğe bu dar mekânı yaymak...
Aşk bir bütün değil, bir parçalanmışlık, bir parça... Kara gözlerinden öte bir parça... Öyle bir parça ki karaya boyuyor bütün parçaları... Ve kırıyor cesaretini bir yerde, kırgınlıkların oluyor, kırgınlıklarının adı oluyor...
          "İnsan anlardan oluşur" diyor adam, kırılmış yüreği. Aşk değil, çağ kırmış onun yüreğini ve bir çağa yenilmiş... Eskimiş taşlar gibi duruyor şarkı sözlerinde… Eskimiş gülüşler gibi duruyor kadında... Oysa direngendi bir zamanlar kadın, iri kara gözleriyle meydan okuyabilirdi çağa... Sonra, sonra susuşlarını çoğaltmakla başladı.
 



        Ve bir gün bir yazı yazdı kumlara silinsin, diye: "Biz zamana yenildik sevgili."
Biliyorum,
zaman arıtacak seni ve beni
girip yıkanacağız Lethe Irmağı'nın suyunda.
Arıtıp akıtacağız tüm karanlıklarımızı...

         Bir ırmağın kıyısındaydı adam, gürül gürül akan bir ırmak... Konuşan ve hatırlatan bir ırmak... Elinde gümüş bir yüzük vardı. Tırnaklarını etine geçirircesine sıktı yüzüğü avucunda. Sonra da öfkeyle fırlattı suya... "Biz zamana yenildik sevgili," demişti kadın. Demiş ve alyansı bırakmıştı adamın eline.

          İlk kez bir deprem kentinde görmüştü kadını. Kurtarma ekiplerinden biriyle gelmişti. Bütün gün koşturmuş ve hiç durmamıştı. İlk göz göze geldiklerinde kadının gözlerindeki depremi gördü adam. Günlerce konuşmadılar. Kadın yemeğini yiyince bir köşeye çekilip bir kitap açıyordu sessizce. Adam gitti deprem gözlü kadının yanına kitabı görmek istedi, Tagore, "Aşka Çağrı", ve gözlerini kapadı adam, "Aşka Çağrı"dan dizeler okudu kadına. Gözlerini açtığında ilk kez gözlerindeki ışığı gördü kadının.

           Ağlıyordu kadın... Bu dar mekânda gece genişleyerek yerleşip oturdu yüreğine, ve o daha da büzüldü yatağında kendini limanı yapmak istercesine... Affedemediği neydi? İhanet mi? Kaçış mı? ya da korkaklık mı?... Sorgulayacak hiç gücü yoktu o an.

Zaman kırbacını şaklatırken
Acıyan yalnızca tenlerimiz değildi,
Üşüyen ruhlarımızdı.
Dizeler okumuştu adam
Hem de en sevdiği şairden
Kapamıştı gözlerini ve yaslamıştı başını arkaya,
Açtığında gözlerini
Yeşile boyandı dünya
Yeşile boyandı yıkılmış bir kent
Ve gülümsedi adam
Başaklar açmıştı teninde

Ey aşk sağalt yaralarımızı
Başını cama yaslamıştı adam
Otobüs yeni bir şehre gidiyordu
Küçük bir deniz şehrine zamanı mesafelerle ölçüyordu şu an.


Ey zaman
Yıka beni unutuşun sularıyla
Gözlerinin karasını yıka
Gözlerimin arkasındaki karanlıklarımı yıka
Çağa yenilmişliğimi affet.

Zaman neydi
Mekânla mı ölçülmeliydi varlığı?
Bugün burada,
O deprem kentinden ışıklarca uzakta bu dar odada neydi zaman?
Neydi uzaklık
Neydi bir yerde olmak
Üşüyen bir ruh nereye giderdi ki
Ey zaman affet tüketmişliğimizi...

Bu sitede yer alan yazılar kaynak gösterilmeden, kısmen de olsa kullanılamaz

 

 


               Bize Ulaşın

Google