Sosyal Hizmet Mesleği

Sosyal Hizmet Alanları

Sosyal Kaynak
Bilgiler

İnsan Kaynakları

       


 

 


AÎLEDE EBEVEYNÎN COCUĞA OLAN SORUMLULUĞU VE
ÇOCUK YETÎŞTÎRME SÜRECÎNDE PSÎKOLOJÎK TUTUMUN ÖNEMÎ

 Mehmet Emin ASLAN / Uzman Psikolog

alanemin@hotmail.com

 

 
 

 

AVERTÎSMEN

Rasyonel Psikolojinin esas ivmelerini iyi anlamak ve bilince çıkarmak bir mantık sorunudur, bu kavramda eğer psikolojiye sadece kișinin öznel meselesi olarak bakarsak hümen varlığın psikolojisini tam olarak anlamamız mümkün olamaz. Ҫünkü Hümen varlığın insanlarla kurduğu iletișiminin en az bu mesele kadar önemli olduğunun bilincinde olmamız gerekir.

Psikolojik konjonktürde Psișik konstruksiyon bir takım nedenlere bağlıdır ve bu neden kesinlikle göz ardı edilemez, bu durum Ebeveynler ve eğitimciler için oldukça önem belirten bir tümceden ibarettir.

Ben bilincinden önce gelen « özdeșlik » psikolojisi çocuğun ebeveynler vasıtasıyla ne olduğunu gösterir. Ama bir birey olarak çocuğun ebeveynden ayrılması ebeveynle olan nedensel ilișki yoluyla açıklanamaz çünkü ebeveynlerin ötesinde ataları, büyükanne ve büyükbabaları, yani asıl ataları çocuğun bireyselliğini kendi ebeveyninden çok daha fazla açıklar. Aynı șekilde çocuğun doğru psișik bireyselliği ebeveynin psișelerinde sadece imkân dahilinde bulunan etmenlerin kollektif bir birleșimidir ve bazen tamamen görünmezdir. Bireysel olarak insanlığın kollektif psișesinden ayrıldığı için çocuğun sadece vücudu değil aynı zamanda ruhu da atalarından kaynaklanır.  

Bu konuda ele alacağımız etmenlerden biri Ebeveynin çocuğa karșı olan sorumluluğu ve çocuğun eğitim sürecinde ebeveyninden beklentileri olacak. Tabiri yerinde ise, Ҫocuk üzerinde en güçlü psișik etkiye sahip olan șey ise ebeveynlerin yașamadığı hayattır. Açıkça söylemek gerekirse bu çoğu zaman göstermelik yalanlar aracılığıyla yan çizdikleri yașamlarından ibarettir ; bu durum ise en tehlikeli tohumları eker, bu anlamda hiç kimse çocuğun tepkisinin yoğunluğu yada çeșidinin ister-istemez ebeveyn problemlerinin ayrıcalıklı doğasına bağlı olduğu șeklinde düșünce hatasına düșmemeli. Genelde bu problemler bir hızlandırıcı olarak hareket eder ve psișik nedensellik yerine kalıtım yoluyla daha iyi açıklanabilen etkiler üretirler.

Konunun karmașıklığını önlemek ve özü ile anlașılır olmasına gölge düșürmemek kaydıyla özet biçimi ile konuyu okuyucuya sunmam daha rasyonel olur diye düșünüyorum.

BÎLÎNҪ DIȘI KARMAȘASI VE EVEBVEYNLERÎN PROBLEM ҪATIȘMASI

Genel anlamda nedenselliğin önemini abartamamızın herhangi bir anlamı bulunmamakta’dır ancak sebepleri vardır ve bu konuda psișe gereklilikten yada düzenli bir yolda belirli bir uyarıcıya tepki veren bir mekanizmanın olmadığının bilincinde olmak gerekir. Ve, bu konuda, çok çocuklu bir ailede diğerleri hiç tepki göstermezken sadece bir çocuğun belirli bir özdeșlik ile ebeveynin bilinç dıșına karșı tepki vermesi deneyimiyle pratik psikolojide olduğu gibi devamlı karșılașmak mümkün. Kișinin belirli yapısı burada pratik olarak belirleyici bir rol oynar. Bu sebepten, biyoloji eğitimini almıș bir psikolog kalıtım mirasını değerlendirir ve onun psișik nedenselliği yerine bu tüm soya ait kalıtımı aydınlatıcı bir etmen olarak değerlendirmeye daha çok eğilir. Bu bakıș açısı genellikle tatmin edici olsada bireysel vakalarla ne yazık’ki çok da ilgili değildir çünkü psikolojik tedavi için pratik ipucu sunmaz. Ebeveyn ve çocuklar arasında psișik nedensellik kalıtım kurallarının haricinde bulunduğu için aslında kalıtım görüșü kesin olarak haklı çıkarılmıș olsa da eğitimci yada terapistin ilgisini bașka tarafa yönlendirir. Bu yönlendirme ise ebeveyn etkisinin öneminden kalıtımın çomak soktuğu genellenmiș ve az çok kaderci bakıșa doğru olur, buradan da zaten hiç bir șekilde bir çıkıș yolu bulunmaz.

Ҫocuklar ebeveynlerinin psikolojik tutumlarına derinden dahil olurlar ve elbette çocukluktaki sinir bozukluluklarının çocuğu evdeki huzursuz psișik atmosferden kaynaklanır. Bu durum karșısında çocuklarının belirtilerini onların problem ve çatıșmaları ıșığında gôrmek șüphesiz ebeveynler için son derece değerlidir. Bunu yapmak ebeveyn olarak onların görevi. Bu bağlamda onların sorumlulukları çocuklarına zarar verecek bir yașama yönlendirmemek için ellerinden gelen her șeyi yapma zorunluluğunu içerir. Bu anlamda ebeveynler her zaman çocuklarındaki nevrozların sebebinin kendileri olduğu gerçeğinin bilincinde olmalıdır. Bu olgu karșısında bilinç-dıșı etkilerin önemini abartmamalıyız.

Ebeveyn problemleri eğer ahlâki problemler gibi abartılı bir kișisel yolla yorumlansaydı çocuğun psișesi için bu problemlerin nedensel anlamı ciddi anlamda yanlıș anlașılırdı . Burada çoğunlukla bilinçli hükmümüz erișemediği bazı kader benzeri etosların üstesinden gelmeye çalıșırız.

Tabiri yerinde ise, denilebilirki, Soylu ailelerin çocuklarının emekçi olma eğilimi, așırı erdemli yada saygın ailelerin çocuklarındaki suç patlaması, bașarılı iș adamlarının çocuklarındaki insanı çileden çıkaran temebellik ve benzeri șeyler sadece kasten yașanmamıș bırakılan hayat parçaları değil aynı zamanda kader tarafından ödümlenmiș, kendisini beğenmișliği deviren ve alçakgönüllülüğü yükselten doğal bir etosun ișlevidir. Buna karșı ne eğitim ne de psikoterapi hiç bir ișe yaramaz. Yapabilecekleri en iyi șey eğer mantıklı yapılırsa șayet doğal etoslar tarafından çocuğa dayatılmıș görevi tamamlamakta onu cesaretlendirmektir. Ebeveynlerin suçu kișilerüstüdür ve çocuk bunu yine kișilerüstü biçimde ödemelidir. Bu durumda, ebeveynin etkisi sadece ebeveynin değiștirebileceği  durumlar karșısında ahlâki bir problem haline gelir, ağır bir gaflet ya da bir tembellikten veya nevrotik bir endișe veyahut ruhsuz bir gelenekçilik sebebiyle olușan durumlarda değil. Bu konuda ciddi sorumluluk ebeveynlerde sıklıkla olur. Ayrıca « bilmiyordum » sözü doğaya karșı bir savunma olarak hiç bir șekilde kullanılamaz.

BEN BÎLÎMCÎ YAKLAȘIM -  PSÎȘENÎN BOYUTU

Tabiri yerinde ise denmelidirki, çocuğun psișesi ben bilinci așamasından önce, boș ve içerik bakımından yoksun olmaktan çok uzaktır. Konușma yetisi, bilinç var olmaya bașladığı zaman bir anda gelișemez, geçici içerikleri ve hatıraları ile önceki kollektif içerikler üzerine yoğun alıștırmalar yapar. Bu gibi içeriklerin henüz ben bilincini kazanmamaıș çocukta var olduğu gerçeği iyice doğrulanmıștır. Bu açıdan en önemli kanıt Üç ve Dört yașlarındaki çocukların rüyalarıdır. Bu rüyalar arasında anlamları çok vurucu derecede mitolojik ve endișe verici olanlari vardır ki birileri bu rüyayı gören kișinin kim olduğunu bilmeden bu rüyaları yetișkin rüyası zannedebilir. Bunlar insan ruhunun kalıcı içeriklerini defalarca söyleyerek vurgulayan ve giderek azalan kollektif psișenin sonunda arta kalanlarıdır. Bu așamada bir çok çocuksu korkular ile sönük, çocuksu olmayan öngörüler ortaya çıkar ve bunlar yașamın diğer așamalarında yeniden keșfedilir, mantıksal bir inancın temelini olușturur. Ama bu olandan sadece « çocuklar ve aptallar » hakikati söylemekte mükelleftirler. Bu kavramda içgörü ve sağduyu sözkonusudur. Nitekim bilinmelidirki evrensel dağıtılan, fakat küçük çocuğa çok daha yakın olan kollektif psișe sadece ebeveynlerin arka planının değil, aynı zamanda insan ruhunun « iyi » ve « kötü » derinliklerini’de kavrar, çocuğun bilinç dıșı psișesi boyut ve hesap edilemez yaș anlamında tam anlamı ile sınırsızdır.

BÎLÎNҪ ÖTESÎ RUH « YAȘAMIN SATRANҪ TAHTASI »

Burada çıkarılacak önemli sonuç șudur, tekrar çocuk olma isteğinin ya da çocukların endișeli rüyalarının arkasında ebeveynlere saygısızlık olmasın ama beșik keyfinden ya da kötü bir yetiștirmeden çok daha fazlası vardır.  Ve burada denilebilirki, çocuğun bilinçötesi ruhunun sonsuzluğu o ruhla birlikte yok olabilir, yada korunabilir. Bir yetișkindeki çocuk ruhunun kalıntıları ise onun en « iyi » ve en « kötü » özellikleridir, bilincinde oluruz veya olmayız, bunlar her olayda endișeli davranıșlarımızda ve bireysel kaderimizde bizim gizemli yol gösterici ruhlarımız olurlar. Bir bașka deyimle, yașamın satranç tahtası üzerinde hareket eden anlamsız figürlerden șah veya piyonları yaratan sıradan bir babanın zavallı bir kötülüğünü gaddar bir zalimliğe ya da inatçı bir annenin aptalca ahmaklığını kaderin tanrıçasına dönüștüren onlardır, nitekim bunun bir bașka izahatı’da yoktur çünkü kișisel her babanın arkasında ilk baba imgesi, kișisel ve fani bir annenin arkasında‘da « yüce ana » durur. Kollektif psișenin sanatın ölümsüz eserleri ile abartılmıș ve dinin ateșli öğretileri içinde ișlenmiș bu arkatipleri, çocuğun bilinçötesi ruhunu yönetir ve ebeveynlere yansıtıldığında onlara büyük oranlarda olduğu düșünülen çekicilik verir. Buradan nevroz hakkında yanlıș bir etiyoloji ortaya çıkar ve bu aynı zamanda sinir hastasının sonraki yașamında hâlâ ilahi bir temsil gibi çalıșmaya devam etmesine rağmen ebeveyn imgelerinin neden eleștirildiği ve insan boyutlarına indirgendiğinin de cevabıdır.

Insanın babası gerçekten bu gizemli güce sahipmidir ? Oğulları sonunda o baba figürünü tasfiye edecekmiydi ? yada kendilerini baba olmaktan alıkoyacakmıydı ? Ahlâki bir insan ne için böylesine büyük bir sorumluluğa katlanırdı ? Bu egemen gücün tanımını siz aydın insanlara bırakmak dileği ile……
 

 
 

 

Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye
 

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.