Sosyal Hizmet Mesleği

Bilgiler
Yayınları
Araştırmalar
 


Sosyal Hizmet Alanları

Çocuk
Gençlik
Yaşlılık
Aile
Sosyal Sorunlar
Engeliler
Tıbbi Sosyal Hizmet


Kaynak Bilgiler

Bireysel Gelişim
Sosyoloji
Psikoloji
İnsan Hakları
İletişim Bilgisi

 

 

 

 

 
 



ANA SAYFA


Aile & Yaşam Koçluğu

Ali SONGÜL

Evlilik[Çift] Danışmanı
Sosyal Hizmet Uzmanı

 uzm.alisongul@mynet.com

 

Biri, aileyi oluşturan bireyleri bir sistem bütünlüğü perspektifinde ele alarak fiziksel, sosyal ve duygusal çevre ile etkileşimi ve ilişkileri, iletişimi çerçevesinde değerlendirirken, diğeri birey merkezli olarak, danışan bireyi merkeze alarak, onun içgörü kazanması ve bu amaca yönelik kararlar almasında destek olmak için doğrudan olguyu değerlendirir. Bana göre bu iki yaklaşımda et ve tırnak gibi ayrılmaz bir bütünlük söz konusudur. Biri aileyi grup dinamiğinde yeniden yapılandırırken, diğeri bireyin keşiflerle ilerlemesiyle ilgilenir, en sonunda birey sosyal atomlarını oluşturan sosyal ve duygusal yaşam unsurlarını etkilemeye ve değiştirmeye başlarken ailenin belirlediği sınırlarla buluşup bir konsensus’ a varma eğilimi sergiler.
Carl Rogers’in iddiasına göre ise, insanın doğası iyi, rasyonel, güvenilirdir ve insan, değerli bir varlıktır. Bundan dolayı her birey doğuştan sahip olduğu büyüme, gelişme ve kendini gerçekleştirme kapasitesi ve hakkına sahiptir. Bu görüşe katılmamak mümkün değildir. Söz konusu edilen bu kapasiteye sahip olunduğundan bireyi yine en iyi kendisi bilebilir sonucuna varılmaktadır. Rogers’a göre empati de “Danışanın içsel dünyasını, sanki kendi dünyasıymış gibi fakat niteliğini kaybetmeden duyumsamaktır” şeklinde ifade edilmektedir.
Rogers’ ın şu düşünceler de referans alınabilir; Birey her yaşantıyı benlik kavramıyla ilişki içinde değerlendirirken, insanlar benlik imgeleriyle tutarlı davranmaya çalışırlar; tutarlı olmayan yaşantı ve duygular kaygı vericidir. Bir kişi, benlik imgesiyle tutarsız olduğu için ne kadar çok yaşantı alanını inkar etmek zorunda kalırsa, benlik ve gerçeklik arasındaki uçurum o kadar geniş, anksiyete potansiyeli o kadar büyük olur ve yaşama karşı uyumsuzluk artar, duygu ve heyecan bozuklukları oluşur. İyi uyum gösterenler de benlik kavramı, düşünce, yaşantı, ve davranışları daha tutarlıdır; benlik katı değildir, esnektir ve yeni yaşantı düşünceleri benimsendikçe değişebilir. Carl Rogers’ın kuramındaki diğer benlik, ideal benliktir. Herkesin nasıl bir insan olmak istediği yolunda düşünceleri vardır. Gerçek benlik ideal benliğe ne kadar yakınsa birey de o kadar mutlu olur. İdeal ve gerçek benlik arasındaki büyük fark, mutsuz, tatminsiz bir insan yaratır.
Öyleyse; Olgu değerlendirmelerinde bireyin içsel dünyası ve algılarıyla, sosyal dünyası ve algıları üzerinde en genel anlamıyla uyum çalışmalarını içeren destek verme, bilinçlendirme, farkındalık, kendi kendine yardım, içgörü kazandırma çabalarını da içine alan, ülkemizde yeni yeni duyulmaya başlayan Aile ve Yaşam Koçluğu kavramlarını disiplinler arası bir bakış altında tanımamız ve geliştirmemiz gerekmez mi ?
Yararları görüldükçe, duyuldukça ilgi odağı haline gelecek popüler kültüre pozitif katkılar kazandıracak bu kavramların etkinlik kazanması için bana göre gerekli önemli bir koşul, maddi zenginliğin entelektüel ve estetik zenginlikle buluşması olacaktır. Bu ise, kısa vadede toplumsal yapımız göz önünde bulundurulduğunda pek olası görünmemektedir. Yine de bu kavramları işlemeyi ve sosyal yaşamın bilimsel gereksinimleri için yeni modeller olduğunu anımsatmayı sürdürmemizde yarar görüyorum ve bu modellerden hizmet alarak yararlanılmasını gereksinim duyan aile ve bireylere öneriyorum.

(Bu yazı milliyet blog sayfalarında yayınlanmaktadır)

 



Editörler




Google
 

 


 


KURUMSAL VE BİREYSEL İŞ İLANLARI

 


 

SOSYAL MEDYA




 

 

Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.