Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Kaynak Bilgiler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

 AİLEDE İLETİŞİM
Kemal GÖKCAN

Site Editörü/Sosyal Hizmet Uzmanı

      Giriş:
Aile toplumun en küçük ve en temel birimidir. Aileyi toplumsal bir sistem,toplumsal bir birim , toplumsal bir birlik,grup,insan topluluğu olarak tanımlayan sosyologlar olduğu gibi,toplumsal bir kurum olarak tanımlayanlar da vardır.
İletişim,tüm canlılar ve insanlar arasında yüzyıllardan beri süre gelen temel bir olgudur. İletişim hem bireysel,hem kurumsal düzeyde toplumsal yaşamın temel ve vazgeçilmez bir özelliğidir. Bireyin gelişiminde ve eğitiminde önemli bir işlevi olan aile,iletişim bakımdan da çok önemlidir. Çocukların iyi bir gelişme gösterebilmeleri anne-baba ile çocuklar arasında etkili bir iletişimin kurulmasına bağlıdır..
Ancak aile,ülkeden ülkeye,kültürden kültüre farklılıklar gösterdiği gibi,aynı ülke içinde de kentten kırsal kesime,ekonomik duruma ve yörelere göre de farklılıklar gösterir. Bu nedenle ailenin kesin ve evrensel tanımını yapmak,sosyolojik,coğrafik ve ekonomik farklılıklar göz önüne alındığında pek olası görülmemektedir.(1)


Bütün toplumlarda hemen her birey,bir aile grubunun içinde doğar ve orada yetişir. Her toplumda değişik örgütleniş biçimleri gösterse de bir aile sistemi vardır. Ailenin bilinene en basit tanımı,bir birine kan bağı ile bağlı bireylerin oluşturdukları bir grup olarak yapıla bilir. (2)
Birsen Gökçe’nin tanımı ise şöyledir; “Aile,anne-baba-çocuklar ve tarafların kan akrabalarından meydana gelmiş ekonomik ve toplumsal bir birliktir.” (3)
Ozankaya’nın tanımı, “Aile ,içinde insan türünün belli bir biçimde üretildiği topluma hazırlanma sürecinin belli bir ölçüde ilk ve etkili biçimde gerçekleştiği,cinsel ilişkilerinin belli biçimde düzenlendiği,eşler ve anne-babalarla çocuklar ve diğer yakınlar arasında belli bir ölçüde içten,sıcak,güven verici ilişkilerin kurulduğu,yine içinde bulunulan toplumsal düzene göre ekonomik etkinliklerin az ya da çok bir ölçüde yer aldığı bir toplumsal kurumdur.” Şeklindedir. (4 )
Görüldüğü gibi ailenin tek ve evrensel tanımını yapmak güçtür. Yalnız kesin olarak bilen bir şey vardır ki,aile toplumda ki en eski ve en temel kurumlardan biridir. Ailenin temel bir toplumsal kurum olarak görülmesinin iki temel nedeni vardır. Birinci neden,insan türünü üretmesi ve devam ettirmesi,ikinci neden ise ailenin başka kurumların da kaynağı olmasıdır. Çağımızda başka kurumlar tarafında üstlenilen bazı hizmetler önce aile içinde gelişmektedir. Bu hizmetler; ekonomik etkinlik,eğitim,eğlence,dinleme,toplumsal denetim vb.’dir. Ailenin toplumsal kurum halinde oluşması,kendi kendine yeterli bir örgüt olmak dan çıkıp,yavaş yavaş genişleyen toplum içinde özel görevleri olan bir birim haline gelmesi ile oluşmuştur (5 )
Aile ile ilgili başka bir kavramda akrabalık ilişkileridir. “Akrabalık, bireylerin sosyal ilişkilerinin gerçekleştiği evlilik,kan bağı veya soy-sop ilişkilerine dayalı bir sistemdir.” (6)
Aile her iki yönlü birimdir ve bir yönü ile erkek ve akrabaları,diğer yönü ile kız ve akrabaları içerir . akrabalığı ilk temelleri biyolojik bağlardan kaynaklanır. Evlilik sonucu kadın ve erkek arasında oluşan ilişki ise toplumsal içeriklidir. Bu nedenle akrabalığı doğmasında kan bağı ve toplumsal anlaşma bağı gibi etkenin belirleyici olduğu görülmektedir.
Aile Türleri; baba egemenliğine dayalı “babaerkil”,anne egemenliğine dayalı “anneerkil” ve anne –babanın eşit egemenliğine dayalı “eşitsel aile” aile olarak 3 tip aile görülmektedir. Günümüz toplumlarında aile kurumunun sınıflandırılabilmek için; “geleneksel aile” ve “çekirdek aile” tipleri ayrımı yapılmaktadır. Geleneksel aile tipi için; bu alanda ,geniş aile,eski aile,köy ailesi ve geleneksel aile terimleri de kullanılmaktadır. Çekirdek aile için ise şehir ailesi,küçük aile,dar aile,modern demokratik aile ve çağdaş aile terimleri kullanılmaktadır.
Aile,insan yaşamında en önemli ve ilk toplumsallaşma kurumudur. Toplumsallaşma,bireysel ve toplumsal öğelerin karşılıklı etkinleşmesini içerir. ( 7 )Toplumsallaşma olgusu her şeyden önce bir toplum içinde oluşmaktadır. Birey o toplumun bir üyesi olarak toplumda ki rollerini üstlenmekte ve topluma eğemem olan kuralları benimsemektedir. Birincil toplumsallaşma etmeni olan aile,tüm değişmelere karşın bu özelliğini korumaktadır. Çünkü birey toplum içinde aile ortamında doğar ve büyür. Bireyin ilk deneyimlerinin kazandığı ilk tutum ve davranışlarının belirlendiği ortam ailedir. ( 8 ) Çocuğa yöneltilen davranış ve ona karşı takılan davranış,ilk yaşantıların örülmesinde büyük önem taşır. Bu dönemde çocuk toplumun bir bireyi olacağını öğrenirken aynı zamanda en küçük ayrıntısına kadar kopya edeceği bir modele de gereksinim doğar. Kişiliğin oluşumu için gerekli olan özdeşleştirme aile içinde ki üyeler ile gerçekleşir. Çocuk toplumda alacağı rollere de bu dönemde de hazırlanır. (9 )
Ailede kadının geleneksel olarak cinsiyet temeline dayalı iki rolü vardır. Bunlar anne ve eş rolleridir. Baba ise üretim ve koruma ile görevli,dış çevrede ki sosyal ve fiziksel sorunları çözen kişidir. Bu nedenle aile içindeki ekonomik güçü temsil eden erkek belirleyici,kadın ise düzenleyici bir roldedir.
Günümüzde kadınlar ev kadını,iş kadını,anne ve eş olarak aile içindeki rollerini sürdürürken,erkekler ağırlıklı olarak iş erkeği rollerini sürdürmektedirler. 
Aile - İçi İletişim ; İletişim,tüm canlılar özellikle de insanlar arasında yüzyıllardan beri süre gelen temel bir olgudur. İnsanlar zaman içinde daha etkili iletişim araçları ,yöntemleri becerileri geliştirmektedirler. Bireyin gelişinde ve eğitiminde bir çok görevi ve işlevi olan aile,iletişim bakımından da çok önemli bir kurumdur. Çünkü çocukların iyi bir gelişme gösterebilmeleri için anne-baba çocuklar arasında etkili bir iletişim kurulması gerekmektedir. Etkili bir iletişim, aile üyelerinin karşılıklı olarak bir birlerini düşüncelerini ve duygularını anlamalarını sağlar,işbirliği,yardımlaşma ve paylaşma davranışlarına yol acar,çocukların gelişmesi için uygun bir ortam oluşmasına neden olur. İyi bir iletişimin gerçekleştiği aile ortamında çocuklar daha özerk ve bağımsız bir kişilik geliştirirler. Düşünme,düşünce ve duygularını açıklama özgürlüğü ve alışkanlığı kazanırlar. Buna karşılık etkili bir iletişimin oluşturulamadığı,iletişim engellerin yer aldığı bir ortamda çocukların gelişim engellenir. Çocuklar özgürce düşünemeyen , düşünce ve duygularını açıkça dile getiremeyen bağımlı bir birey olurlar. İleride çeşitli sorunlarla karşılaşırlar. Bu nedenle aile bireyleri arasında,özellikle anne-baba ile çocuklar arasında etkili bir iletişimin kurulması çok önemlidir. ( 10 )
İletişim,aile sisteminin işleyişinde ve işbirliği,karar verme gibi işlevler için gereklidir. Aileler ile yapılan çalışmalarda da iyi iletişimin bulunduğu ailelerde,aile ilişkilerinden sağlanan doyumu daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır. İyi bir iletişim ailede kişilerin birbirlerine daha iyi tanımalarına,kaynakların kullanımda beraberin sağlanmasına,davranışlarda koordinasyona amaçların belirlenmesine,kişilerin kendilerine ve diğer kişilere saygı duymalarına olanak sağlamaktadır. İletişimin aile empati,uyuşum ve saygı aktarımda çok önemli bir yeri vardır. Aile içinde sevgi,mutluluk,neşe,kızgınlık,üzüntü,korku vb gibi duyguların aktarılması ancak üyeler arası etkileşim ile olur. Karşısında ki ile empati kurma,onu anlama veya onu anlayamama gibi aile işlevlerinin sağlıklı veya sağlıksız olmasında çok önemli yeri olan davranışların temelinde,iletişim vardır. ( 11 )       
Ailede Eşler Arası İletişim ; Ailenin temeli karı-koca arasındaki ilişkidir. Sağlıklı bir ilişki,iki kişinin bilinçli olarak,düşünüp taşınıp,sorumluluk içinde aldığı karara dayanır. Sağlıklı ilişki içine giren bireyler,diğerini değerli ve onurlu görür,onu olduğu gibi kabul eder bu kişiler kendi sınırlarının farkındadırlar,sürekli etkileşim ve dayanışma olmaktan çekinmezler,olgun insanlardır. Evliliğin yaşaması için,kendi gereksinimleri ile “Yuvanın” gereksinimleri arasında bir denge kur ararlar bu disiplin sayesinde eşler uzun vadeli mutlulukları,kısa vadeli geçici doyumlara yeğlerler kendi davranış,düşünce ve duygularından kendilerini sorumlu tutarlar. Doğru bildiklerini söylemekte ısrar ederler ve gerçekçi olmaya özen gösterirler manevi yaşama zenginleştirmeyi,kendi bencil sınırları içine kapanıp kalmamaya özen gösteririler . İki olgun insan   anne- baba olmaya karar verdiği zaman,davranışlarıyla olgun insan modelini çocuklarına gösteririler. Bu kişilerin kendilerine ve diğerlerine saygıları vardır. Çocuk yetiştirmeyi dünyanın en sorumlu görevi kabul ederler. Böyle anne-babanın kurduğu aile içinde yetişen çocukların gereksinimleri doğal olarak karşılanır. Çocuklar bu güven ve sevgi ortamı içinde kendi benliklerini bulabilmek için değişik deneyimlere girebilme cesareti gösterirler. Bu aileler de çocuklar,anne-babanın kendi gereksinimlerini gidermek aracı olarak kullanılmazlar . Sağlıksız ailelerde ki mutsuz anne ve mutsuz baba ise kişisel becerileri ve girişimleri kendi gereksinimlerini karşılayamadıkları için,gereksinimlerini karşılamada çocuklarını araç olarak kullanırlar çocukların kendi gereksinimleri ve kişisel gelişimsel potansiyelleri böyle anne-babalar için önemli değildir. Bu tür ailelerde çocuklar gelişemezler ve kendi kişiliklerini bulamazlar.  ( 12 )   
Ailede Anne-Baba ve Çocuklar arası iletişim: Anne-Babanın ve aile içindeki diğer bireylerin çocukla olan iletişimi ve etkileşimi çocuğun aile içindeki yerini belirler.Aile çocuğun ilk sosyal deneyimini edindiği yerdir.Çocuğa yöneltilen davranış ve ona karşı takınılan tavır,bu ilk yaşantıların örülmesinde büyük önem taşır.Sosyal uyum üzerindeki çalışmalar,ailenin çocuk üzerindeki ilk etkilerinin son derece önemli olduğunu kanıtlamıştır.Evlerinde yakın bir ilgiye,demokrasinin birleştiğini gören çocuklar,en etkin,özgür ve arkadaşlarıyla ilişkilerinde en başarılı çocuklar olmaktadırlar.Buna karşı daha sert bir denetim altında tutulan yada eğitim yöntemleri değişken olan ailelerde büyüyen çocuklar ise karşı çıkma ve saldırganlık gibi yollarla kendilerini kabul ettirmek istemekte ve kendi iç dünyalarını açıklamakta zorluk çekmektedirler.Dengeli,duygusal ve toplumsal etkileşimin güçlü olduğu aile ortamında,yeterli güven,sevi ve sevecenlik içinde büyüyen çocuklar,gelişimleri için gerekli deneyimleri elde edebilirler.Hor gören cezalandıran ya da hem sevip hem de soğuk davranan anne ve babaların çocukları bağımlı bir kişilik yapısına sahip olmaktadırlar.Çocuğun aile üyeleri ile olan ilişkileri,diğer bireylere,nesnelere ve tüm yaşama karşı aldığı tavırlar,benimsediği tutum ve davranışların temelini oluşturur.Aile aynı zamanda çocuğa,aile ve toplumun bir üyesi olduğu bilincini aşılar ve uyum biçimlerinin temellerini atar.Anne-Baba-Çocuk ilişkisi,temelde anne ve babanın tutumuna bağlıdır.Çocuklar arasında uyum bozukluğuna yol açan birçok olaya,yeterli ve uygun olmayan ilk anne-baba-çocuk ilişkilerinin neden olduğu saptanmıştır.Anne ve babanın kendi çocukluk yıllarındaki deneyimi şimdiki tutumlarında etkili olabilir.Çocukluk yılarında kendi anne babasıyla sağlıklı bir iletişim kuramayan,yeterli sevgi göremeyen bir baba ya da aşırı baskı altında büyümüş bir annenin tutumları bu kötü deneyimler nedeni ile olumsuz olabilir büyüme aşamalarında başarılı olan çocuklar,iyi aile ilişkileri içinde yetişmiş bireylerdir.Aile içinde gerçekleşen başarılı ilişkiler,mutlu,arkadaşça,bunalımdan uzak ve yapıcı bireylerin oluşumunu sağlar.Anne ve babanın sevgi ve ilgisinden yoksun olarak büyüyen çocuklar,büyük bir sevgi açlığı gösterirler,bu açlıkta bir takım davranış ve uyum bozukluklarına neden olabilir.Çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemi olan ergenlik dönemin de gencin,sorunlarını kolaylıkla çözebilmesi ve zorluğa uğramadan aşabilmesi,geçmişteki olumlu aile ilişkilerine bağlıdır.Çocukluk döneminde sevgi ve güven duygusuyla yetiştirilen çocuk,mutlu bir ergen adayıdır.Daha o dönemde anne ve babasıyla başarılı bir iletişim kurabilen çocuk,zorlu ergenlik döneminde de aynı arkadaşça ilişkilerini sürdürerek,kişisel sorunlarını kolaylıkla çözebilir. (13)
Ailede İletişim Sorunları,Nedenleri ve Çözüm Önerileri: Aile-içi iletişim çok önemli olduğu halde yeterince üzerinde durulmayan bir konudur.Yaygın olarak görülen iletişim biçimi “gereksinme iletişimi” denilen durumdur.Bu iletişim durumunda,iletişimi belirleyen etmenler günlük gelişen geresinimmelerdir.İletişim kodları da buna uygun sözcük formatlarıdır.Yemekte ne olduğu,çocukların okuldaki durumları,günlük olayların kısa notları,telefon faturaları ya da beklenmeyen olaylar kısa konuşmalarla aktarılırken,birlikte olunan zamanın çoğunu TV izlemek,TV program yorumları,gündemdeki konuların kısa değerlendirilmeleri ev içi iletişim mesajları olmaktadır.Daha derinlerde yer alan beklenenler,düş kırıklıkları,geleceğe ilişkin duygular,insanlar arasındaki olumlu ya da olumsuz iletiler günlük iletişim içinde kendine yer bulmamakta,bu nedenle de mesajlar örtülmekte,duygular sessizce geçiştirilmektedir.Aile-içi iletişiminin düşük yoğunluğu,sıklığı,azlığı giderek insan arası ilişkileri de zayıflatmaktadır.Aile içinde yabancılaşma görülmekte,etkin iletişim aile dışındaki gruplar arasına kaymaktadır.Baba iş yerindeki arkadaş grubuyla,anne kadınlar arasındaki gruplarla,çocuklar da arkadaş gruplarıyla etkin iletişim kurmayı yeğlemekte,duygu ve düşüncelerin paylaşımın da ev dışına taşımaktadır. Ev içinde zayıflayan iletişime karşın buna karşın ev dışında canlanan ilişkiler,insanlar arasında ki yapancılaşmayı artırmaktadır. Bu durum da değişen insan davranışlarını fark etmeyi engellemektedir. Bu durumun yarattığı doyumsuzluk,evde ki bütün bireylerin davranışlarına yansıyarak ev içi gruplaşmalarına yol açmaktadır. Anne-oğul,baba-kız ya da çocuklar arası koalisyonla anne – babaya karşı cepheleşme eğilimleri ortaya çıkmaktadır. Bu durum iletişimi büsbütün bozmakta sosyal rolleri sertleştirmektedir. Bütün bunların çözümü,ev içinde eşitlikçi,sosyal rolleri arkadaşça yumuşatan ,aile disiplini kimseyi yaralanmadan kurup yürüten,anlayışlı,şevketli,ilkeli bir aile yapısını kurup sürdürebilmektedir. Eşler arasında ki anlayış ve davranış bütünlüğü iletişimi güçlendirerek çocukların sosyal rollerin benimsemelerine yol acar. Böylece aile – içi iletişimde aile dışındaki iletişimde doğru bir temele oturmuş olur.   

Dipnotlar 
(1) Genel İletişim”(2003).Ankara Pegem A.Yayıncılık 260 (11 ):10 S.217
(2) Özkalp,Enver.Sosyolojiye Giriş.Eskişehir: Anadolu Üniversitesi ESBAV Yayın No: 87,1987.
(3) Gökçe,Birsen.a.g.e
(4) Ozankaya,Özer. Toplumbilime Giriş.Ankara: A.Ü. S.B.F Yayın No: 431,1979.
(5) Lundberg.George A.,Clarence C.Schrag,Otto N.larsen.Sosyoloji Cilt:II.Çeviren Özer Ozankaya,Ankara:Ayyıldız matbaası,1970.
(6) Özkalp,Enver.a.g.e.1990
(7) Kağıtcıbaşı, Çiğdem. “Türkiye’de Ailenin Sürekliliği ve Değişimi”.Türkiye’de Ailenin Değişimi Toplum Bilimsel İncelemeler. Ankara: Türk Sosyal Bilimler Derneği Yayınları Editör: Türköz Erder,1984.
(8) Aziz,Aysel.Toplumsallaşma ve Kitlesel İletişim. Ankara: A.Ü .BYYO Yayın No: 2,1982.
(9) Yavuzer,Haluk. “ Çocuğun Toplumsal ve Duygusal Gelişimlerinde Ailenin Rolü” Aile Çocuk 1982-1983 Seminer Konferansları. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları 1983.
(10) Dönmezer,İbrahim. Ailede İletişim ve Etkileşim. İstanbul : Sistem Yayıncılık ,1999.
(11) Bulut,Işın Ruh Hastalığının Aile İşlevlerine Etkisi. Ankara : T.C. Başbakanlık Kadın ve Sosyal Hizmetler Müsteşarlığı Yayınları Genel Yayın No: 74,1993.
(12) Çüceloğlu,Doğan. a.g.e.
(13) Yavuzer,Haluk.Çocuk Psikolojisi. İstanbul:Remzi Kitapevi 19.Basın,2000
 



Bize Ulaşın