Sosyal Hizmet Mesleği

Bilgiler
Yayınları
Araştırmalar
 


Sosyal Hizmet Alanları

Çocuk
Gençlik
Yaşlılık
Aile
Sosyal Sorunlar
Engeliler
Tıbbi Sosyal Hizmet


Kaynak Bilgiler

Bireysel Gelişim
Sosyoloji
Psikoloji
İnsan Hakları
İletişim Bilgisi

 

 

 

 

 
 



ANA SAYFA

AİLE MAHKEMELERİ UZMANLARININ HUKUKİ NİTELİĞİ VE MESLEKİ UYGULAMA SORUNLARI
Durdu Baran ÇİFTÇİ/ S H U dbaranc@mynet.com

 

 GİRİŞ
Aile mahkemeleri 
Aile mahkemelerinin kuruluş ve görevlerini belirleyen 4787 sayılı kanuna göre aile mahkemeleri aile hukukundan kaynaklı dava ve işleri görmek üzere kurulan özel uzmanlık mahkemelerdir.Aile Mahkemeleri de her kurumsal yapılanma gibi bir ihtiyaçtan varolmuştur. Aile, değişen toplumsal koşulların getirdiği sorunları en derinden hisseden toplumsal kurumdur. Toplumsal değişme sürecinde; toplumsal yaşamın çağdaşlaşması doğrultusunda nitelik ve nicelik kazanması, ailenin pozitif hukuk kuralları ile tanımlanmış süreçler ve işlemlerle oluşması, gelişmesi ve süreklilik kazanması ile olanaklıdır(Kağıtçıbaşı; 1994; 53) Bu olanaklılık değişim ihtiyaçlarını da beraberinde getirmektedir. Oluşan ihtiyaçları gidermek adına hukuk sisteminde özel uzmanlık gerektiren mahkemeler kurulmuşlardır. Aile mahkemelerinin kuruluş ve görevlerini belirleyen 4787 sayılı yasada genel gerekçe olarak da aile korunmasının anayasal bir zorunluluk olduğu ve bu korumanında devletin işi olduğu ve bu bağlamda da özel uzmanlık gerektiren mahkemelerin kurulmasının bir zorunluluk halini aldığı tespit edilmiştir.
Aile mahkemelerinin kuruluşunda bütüncü, sistemci, disiplinler arası bir yaklaşım benimsenmiştir. Aile konusunda makro ve mikro ele alış düzeylerinin bütünlüğü öne çıkarken, toplum, aile ve aile bireyleri birbirini tamamlayan odaklar olarak düşünülmüştür. Yetişkinler yanında küçükler kategorisinin oluşturulması, aile, nüfus kompozisyonuna aynı önemin verildiğini göstermektedir. Eğitici, koruyucu ve sosyal önlemler açısından aileye ilişkin dava ve işlemlere bakış Türk adalet sisteminin gelişmesi yönünden çağdaş hukuk yaklaşımlarına uygunluk taşımaktadır. Türk Medeni Kanununda son dönem sağlanan gelişmeleri tamamlayan bir öge olarak Aile Mahkemelerinin düşünülmesi, aile hukuku uygulamaları açısından önemli bir boyuttur.(Cılga 2005; 3) Aile sistemine yaklaşımda; içinde oluştuğu toplumdan ve diğer ülkelerdeki gelişimlerden yola çıkılarak bakılması, aile sisteminin içerdiği sorunların birbirinden soyutlanamayacağının kabul edilmesi, aile sorunlarının birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunun bilinmesi, -aile sorunlarını, yaşayan taraflardan birine getirilen çözümün bir değeri için bulunan çözümle doğrudan ve sıkıca ilişkili olduğunun anlaşılması, aile yapısının ve sorunlarının neden-sonuç ilişkisi içinde ele alınması, ailenin bir öğesinin diğer öğelerle birlikte düşünüldüğünde hak ve çıkarlar yönünden işlevsel bir anlam taşıyacağının kavranılması, aile sisteminin birbiriyle etkileşimli bütünlerden oluşmuş, çevresiyle etkileşimli bir bütünlük olarak görülmesi önem kazanmaktadır(Cılga 2005;3)Aile Mahkemelerinin kuruluşunda yaklaşım bu şekildedir, ancak uygulanışında ülkemize özgü sorunlar mevcudiyetini korumuştur.Bu sorunlar genel hatlarıyla; yeteri kadar mahkemenin açılamaması, uzman sayısındaki yetersizlik, uzmanların görev ve yetkilerini belirleyen yönetmelik eksikliği gibi


Aile mahkemeleri Türk hukuk sistemine ilk olarak 2003 yılında girmiştir. Aile mahkemeleri 4787 sayılı kanuna göre her il merkezinde ve nüfusu 100 geçmiş her ilçede kurulması öngörülen mahkemelerdir. 2003 yılından bu yana neredeyse her il merkezinde kurulmuş ve sayıları her geçen gün artmaktadır. Yakın gelecek için ise 154 aile mahkemesi planlanmıştır

Aile mahkemelerinin görev ve yetkileri
Aile mahkemeleri, aile hukukundan doğan dava ve işleri görmek için kurulmuşlardır. Türk medeni kanunda, aile mahkemeleri ikinci kitapta düzenlenen konulara bakmakla yükümlüdür. Bunları başlıklar halinde incelersek; nişanlılık, nişanlılığın bozulmasından doğan maddi manevi tazminat davaları. Evlenmeye ilişkin talepler, evliliğin butlanına ilişkin talepler,boşanma ve ayrılık davları, boşanma halinde ayrılık ve nafaka davaları, evlilik birliğinin korunma ilişkin talepler, mal rejimine ilişkin uyuşmazlıklar, soy bağına ilişkin uyuşmazlıklar, evlat edinme,velayet ve vesayete ilişkin dava ve işler olarak sıralayabiliriz

Bunun yanında Aile Mahkemeleri; koruyucu, eğitici ve sosyal önlemler alır bu durumu AMK’nun 6 maddesine belirtilen ilkeleri uzmanların yardımıyla yerine getirmek zorundadır.

Aile Mahkemesi, diğer kanunlardaki hükümler saklı kalmak üzere görev alanına giren konularda:

1. Yetişkinler hakkında;

a) Evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri konusunda eşleri uyararak, gerektiğinde uzlaştırmaya, 
b) Ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan malî yükümlülüklerin yerine getirilmesine ilişkin gerekli önlemleri almaya,
c) Resmî veya özel sağlık veya sosyal hizmet kurumlarına, huzur evlerine veya benzeri yerlere yerleştirmeye,

d) Bir meslek edinme kursuna veya uygun görülecek bir eğitim kurumuna vermeye,

2. Küçükler hakkında;
a)Bakım ve gözetime yönelik nafaka yükümlülüğü konusunda gerekli önlemleri almaya,

b) Bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede bulunan veya manen terk edilmiş halde kalan
küçüğü, ana ve babadan alarak bir aile yanına veya resmî ya da özel sağlık kurumuna veya
eğitimi güç çocuklara mahsus kuruma yerleştirmeye,

c) Çocuk mallarının yönetimi ve korunmasına ilişkin önlemleri almaya, 

d) Genel ve katma bütçeli daireler, mahallî idareler, kamu iktisadî teşebbüsleri ve bankalar tarafından kurulmuş teşekkül, müessese veya işletmelere veya benzeri işyerlerine yahut meslek sahibi birinin yanına yerleştirmeye, karar verebilir denilmektedir.
Mahkemece verilen bu kararları takibini ve yerine getirilmesinde Aile mahkemesi kanun 5. maddesine göre atanan psikolog , pedagog ve sosyal çalışmacıların biri veya birkaçı görevlendirilebilir ibaresi yasada mevcuttur. Yukarıda belirtilen maddelerin tümümün fiilen uygulaması mümkün olmamaktadır. Taraflar arsındaki uyuşmazlık, dava halini alıp mahkemeye yansıdıktan sonra, bu durum, taraflar arasındaki husumetin biraz daha artmasına neden olacağından, uyuşmazlığın sulh yoluyla çözümlenmesi ihtimali oldukça zayıflamaktadır. Bu da yasada belirtilen maddenin uygulamasını güçleştirmektedir.
Uzmanlarda kendisine bir dosya takdir edilmediği sürece bu konuda mahkeme hakimini aşarak bir şey yapmaları mümkün değildir.

Aile Mahkemesi Bünyesindeki Uzmanlar ve Görevleri :

Aile mahkemesi kanunun 5. maddesinde 3. fıkrasında Mahkemece verilecek diğer görevleri yapmak, Üzere Adalet Bakanlığınca, tercihen; evli ve çocuk sahibi, otuz yaşını doldurmuş ve aile sorunları alanında lisansüstü eğitim yapmış olanlar arasından, birer psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı atanır ibaresi vardır. Bu hükümle her aile mahkemesine birer tane psikolog, birer sosyal çalışmacı,birer tanede pedegog atanması hükmü getirilmiştir. Bu uzmanlar birbirine alternatif değildir. Kanun gereği üç uzmanında bir aile mahkemesinde bulunması zorunludur. Bu durum temel de uzmanların bir ekip halinde çalışmasını öngörmüştür. Ancak pek çok aile mahkemesinde 3 uzmanda aynı anda bulunmamaktadır. Bu durum davaların işleyişinde doğru karar vermeyi sekteye uğratıp, bir ekip halinde kanunca belirlenen görev ve sorumlulukları doğru bir şekilde yerine getirmeyi engellemektedir

Bu uzmanların Aile Mahkemesine gelen dava ve işlerle ilgili olarak esasa girmeden önce geliştirileceği çalışmalar;
a) Eşlerin ve çocukların sorunlarını belirlemek,
b) Sorunların barışçıl yollarla çözümünü sağlamak 
c) Anlaşma sağlanamadığı aşamada yargılamaya devam ederek esas hakkında karar vermek şeklinde belirlenmiştir. Esas öncesi sayılan işler, uzmanların konumunu ve önemini arttırmaktadır. İnceleme ve çözümün öne çıktığı süreçler Uzmanlık Mahkemesinin karar süreçlerinde öncelik kazanmaktadır. Nitelikli elemanlardan oluşacak görevlilerin ekip çalışması ilkeleriyle hareket etmesi önemlidir (Cılga 2005;3)
Davanın görülmesi ve dava sonrasında da ;
1. Mahkemece istenen konular hakkında taraflar arasındaki uyuşmazlık nedenlerine ilişkin araştırma ve inceleme yapmak ve sonucunu bildirmek,
2. Mahkemenin gerekli gördüğü hallerde duruşmada hazır bulunmak, istenilen konularla ilgili çalışmalar yapmak ve görüş bildirmekle hükümlüdürler.

Uzmanlara mahkeme hakimin takdir ettiği dosyalar verilir. Uzmanlar(psikolog, sosyal çalışmacı,pedagog) taraflar arasındaki uyuşmazlığın ne olduğu, uyuşmazlıklarının neden kaynaklandığını gibi konularda taraflarla ve ilgili kişilerle görüşerek ve araştırma yaparak ulaştıkları neticeyi rapor halinde mahkeme hakimine sunarlar. Hakim de uzmanların bu raporunu göz önüne alarak uyuşmazlıkların nedenlerini değerlendirip, yine uzmanlar aracılığı ile uzlaşmalarını sağlayacaktır. Ancak uzlaşma mümkün olmazsa, bu kez de uzmanların hazırladığı bu raporlar dikkate alınarak, yargılama yapılarak ona göre bir karar verilmeye çalışılacaktır. 
Bununla birlikte uzmanlar yasa gereği mahkemenin gerekli gördüğü hallerde, mahkemede hazır bulunmak, istenen konuda araştırma yapmak ve görüş bildirmekle hükümlüdürler. Burada amaç tarafların mahkemedeki durumlarının netliğe kavuşması açısından mahkeme hakimine yardımcı olmaktır.
Aile mahkemesi kanun 5. maddesinde belirtilen Mahkemece verilecek diğer görevleri yaparlar ibaresi ile söylemek istenen, yine aynı kanunun 6. maddesinde belirtilen hakimin koruyucu , önleyici ve sosyal önlemlere karar vermesi halinde verilen bu kararları takip etmek yukarı da değindiğimiz gibi yine uzmanların işidir. 
Ayrıca bu uzmanlar aile mahkemesince verilen nihai kararların yerine getirilmesi esnasında özellikle İcra ve İflas Kanunu m.25’e göre çocuk teslimine ilişkin ve m.25a’ya göre çocukla şahsi münasebet kurulmasına ilişkin ilamların icrası esnasında da hazır bulunmaları ve ilam icrasına yardımcı olmaları uygun olur.(Tercan 2004;15 ) ibaresi de yasa da mevcuttur
Aile Mahkemesi Uzmanlarının Hukuki Niteliği 
Alandaki uzmanların psikolog , sosyal çalışmacı ve pedagog’un hukuki niteliği üzerine birkaç görüş mevcuttur. Bir görüşe göre mahkemelerde bulunan uzmanlar bilirkişidir. Bunu da Hukuk Usulleri Muhakemeleri Usulü Kanun 274 maddesindeki tanımlanan bilirkişiye dayandırmaktadır.Bu tanıma göre bilirkişi “Bir davada çözüm hakim tarafından bilinmeyen özel ve teknik bilgiyi gerektiren durumlarda oy ve görüşüne başvurulan üçüncü kişidir”. Aile mahkemelerinde çalışan uzmanlar da bilirkişi konumundadır ve hakim bu kişilere rapor hazırlatabilir denmektedir(Aras,2007 ;169)..
Diğer bir görüşte HUMK 275 maddesine göre bilirkişiye uyuşmazlığın çözümü için önem taşıyan ve ispatı gerekli olan vakalar hakkında özel ve teknik bilgi gerekiyorsa başvurulur oysa uzmanlara, taraflar arasındaki uyuşmazlığın nedenlerini araştırmaları yada duruşmalarda hazır bulunup istenilen konularda ilgili çalışmalar yapmaları için başvurulur yahut mahkemenin takdir ettiği koruyucu eğitici ve sosyal önlemlere ilişkin kararların yerine getirilmesinde yardım istenmektedir(Tercan 2004;15)
Bununla birlikte bilirkişi üzerine uyuşmazlık bulunan vakıalar için başvurulurken, uzmanlara, uyuşmazlık nedenlerini araştırmaları için başvurulmaktadır. Bilirkişiye Re’sen veya talep üzerine başvurulabilirken, uzmanlara, hakim re’sen başvurabilmektedir. (Tercan 2004;15)
Bilirkişi raporu, üzerinde uyuşmazlık bulunan vakıaların ispatı için başvurulan bir ispat aracı , delil iken; uzmanlar, sadece uyuşmazlık nedenlerini araştırdıklarından ve bu konuda görüş bildirdiklerinden, onların bildirdiği görüş delil sayılmaz. Uzmanların buradaki faaliyetini, davanın aydınlatılması için hakime yardımcı olma şeklinde nitelemek mümkündür. (Tercan 2004;15)

Bilirkişi raporuna taraflar itiraz edebilirken (HUMK m.283 ), uzmanların hakime bildirdikleri görüşleri hakkında, tarafların itiraz edebileceğine ilişkim kanunda bir açıklık yoktur. Bununla birlikte, taraflar,hakimden, uzmanların bildirdikleri görüşlerin eksik yahut hatalı olduğunu ileri sürerek, bunların düzeltilmesini, tamamlanmasını, doğrusunun araştırılmasını isteyebilmektedir. (Tercan 2004;15)

Yukarıdaki anlatılan görüşler uzmanların hukuki durumunu tam olarak netliğe kavuşmadığının göstergesidir. Bu durum uzmanların ara bir hukuki kimliği olduğunu düşündürmektedir. Mahkeme bünyesinde görevli olan uzmanları bilirkişi olarak değerlendirmeyen görüş şunu ifade etmektedir. Aile mahkemesine atanan uzmanlar, HUMK m. 275 vd. anlamında bilirkişi olmadığı, davanın açıklığa kavuşturulması, hakimin, ailenin ve çocukların durumları hakkında daha iyi bilgi sahibi olması ve bunların durumuna uygun kararlar verilemesini ve verilen kararların, ailenin ve çocuğun durumuna uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak için hakime yardımcı personel olduğu sonucuna varmak mümkündür.

Bununla birlikte Mahkeme uygulamalarında da bir teklik söz konusu değildir ,hakimler uzmanları fiiliyatta bilirkişi olarak görmekte ve bu yönde konumlandırmaktadır(Bu konuda bir yönetmeliğin olmaması önemli bir sorundur). Bununla birlikte özellikle velayet hususunda karar verirken Aile mahkemesi hakimi Re’sen araştırma ilkesini uyguladığı için velayet hususundaki uzman raporlarında delil araştırması isteyip bu raporları delil olarak kabul etmektedir. Bu durumda da hukuksal olarak uzmanlar açısından bir bilirkişilik söz konusudur.

Aile Mahkemesi Uygulamaları ve Sorunları:

Aile mahkemesi kanunun 6. maddesinde belirtilen durumların uygulanışında uzmanlar mesleki müdahalelerini yapmaktadırlar. Bu müdahaleler gerçekleştirilirken uzmanlar grubu çoklu bakış acısını geliştirip, disiplinler arası bir yaklaşımla süreci işletmek zorundadır ,bu da uzmanların birlikte çalışma zorunluluğunu beraberinde getirmektedir.
Aile mahkemesi uzmanlarını boşanma davalarında temelde eşlerin uyarılması ve gerektiğinde uzlaştırma yönünden hareket etmelilerdir. Ancak uygulama da bu kısımda ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Eşlerin direkt mahkemeye intikalden davalarda bir uzlaşma zeminin kalmadığı düşüncesi ile hareket etmeleri bu konuda uzman uygulamalarını zora sokmaktadır. Bu durumun giderilmesi için uyarı ve uzlaştırma mekanizmasının güçlendirilmesi(Cılga 2005;4) zorunludur. Bu durumu yasal olarak netliğe kavuşturmak zorunludur bunun içinde Koruyucu ve önleyici yaklaşım açısından doğru olan bu çabanın hakim, uzmanlar ve eşler arasında nasıl işleyeceği açıklanmalı, hakim bu işleme karar vererek uzmanları aileye yönlendirmelidir. Uyarı ve uzlaştırma mekanizması karardan sonra uzmanların mesleki çalışmalarıyla gelişen bir uygulama süreci olarak düşünülmelidir(Cılga,2005;4) Maalesef bu beklenti yönünde hala adımlar atılmamıştır. Yasa ilk çıktığı hali ile devam etmektedir. Bu konuda en acil olan Aile Mahkemeleri Uzmanlarının yönetmeliğinin çıkması kısmen belirsizliklere son verilmelidir.

Uzman uygulamaları açsından, çocukların bakım ve gözetimi sorunu da ayrı bir konudur. Ailenin bütünlüğünün sona ermesinden sonra çocukların durum konusunda koruyucu tedbirler konulmuştur ancak buda kurumlar arası koordinasyonun iyi durumda olması ile mümkündür. Bu konuda da yasal boşluklar mevcuttur. 

Evli insanların birbirlerine karşı ve sorumlulukları hakkında bilgilendirilmeleri, bu konudaki tutum ve davranışlarında değişikliğe yönelmeleri uzmanların mesleki çabaları ile süreç içinde gelişebilir.Ancak davaların en ileri boyutlarında uzmanların karşılarına gelen bu çiftler mesleki müdahaleleri kabul etmemekte ısrarcıdırlar..Bu yüzden yasa ile diğer pek çok ülkede olduğu şekliyle evlilik danışma büroları gibi ara kurumlar kurulmalıdır. Mahkeme havasında yapılan müdahale maalesef ciddi bir değişim getirmemektedir. Bununla birlikte aile terapisi eğitimi almak ve bu konuda aşamalı müdahalelerde bulunmak zorunludur, ancak yasanın bu haliyle pek mümkün değildir.

Uygulama Sorunlarına Çözüm Önerileri

Aile mahkemelerinin mesleki müdahalelerini daha iyi yapılması için uzmanların koordineli bir şekilde çalışmaları zorunludur. Uzmanlar tüm vakaları çoklu bakış acısı ile değerlendirip uygulama modellerini buna göre yapmalıdırlar. Dava taraflarının arasındaki uyumsuzluğun mahkemeye intikal ettirilmeden , ara kurumlarda çözülmesi sağlanmalıdır. Bunun için uzlaştırma komisyonun kurulması gündeme gelebilir bu komisyon hakim başkanlığında uzmanlar heyeti dahilinde olabilir. 

Aile mahkemeleri öncesinde aile sorunları yaşayan çiftlerin başvurabileceği ara kurumlar kurulmalıdır. Önceden başvurulacak ara kurumlar sulhun sağlanabilmesi açısından olayın mahkemeye intikal etmesinden önce olması usulen daha uygundur. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bir çok eyalette aile uyuşmazlıklarının mahkemelere gitmeden çözümlenebilmesi için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Arabuluculuk ve uzlaştırma, uygulanan başlıca yöntemlerdir(Tercan, 2004; 27. Japonya’da da, uzlaştırma faaliyeti, bir hakim ve genellikle bir kadın olan iki ailevi sorunları uzlaştırma komiserinden oluşan uzlaştırma komitesi tarafından yürütülmektedir. Almanya’da hakimin kendi kanaatine göre evliliğin devam etmesi ihtimali mevcutsa , mahkeme erteleme kararıyla birlikte bir evlilik danışma bürosuna başvurmalarını tavsiye eder(Aras,2007;161). Bu ve buna benzer kurumların ülkemizde de kurulması gereklidir. 

Bununla birlikte mutlak suretle uzmanların hukuki niteliğini ortaya koyan , çalışma ilkelerini ve yöntemlerini belirleyen bir yönetmelik çıkarılmalıdır.

Kaynakça

1. Tercan, Erdal Doç.Dr. Türk Aile Mahkemeleri, www.acikarsiv.ankara.edu.tr/
2. Cılga, İbrahim, Aile Mahkemeleri Tasarısı Üzerine Bir Değerlendirme. http://www.sosyalhizmetuzmani.org/ailemahkemesi.htm
3. Türk Medeni Kanunu(2.Kitap)
4. Devlet Bakanlığı, 1998, 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun ve Uygulaması, Ankara.
5. Kağıtçıbaşı, Çiğdem, 1995, Aileye Yaklaşımda Bir Kuramsal Çerçeve ve Aile Değişim Modeli, Aile Kurultayı, Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu, Ankara
6. Çay, Fulya, Aile Mahkemeleri Uygulamaları Üzerine,2005. www.sosyalhizmetuzmani.org/ailemahkemesi2.htm
7. Aras, Bahattin, Aile Mahkemelerinde Yargılama Usulü. Ankara Barosu Dergisi, 2007. 66. Yıl. S.2 
     
   ©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak göstermek ve izin almak etik kuraldır.

 

 



Editörler




Google
 

 


 


KURUMSAL VE BİREYSEL İŞ İLANLARI

 


 

SOSYAL MEDYA




 

 

Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.