Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 


Aile İçi Şiddette Kriz ve Krize Müdahale -1

Sosyal Hizmet Uzmanı Cafer ÇAY
cafer1998@hotmail.com


Aile içi şiddet uzun zamandır gizli kalmış bir sorun olarak süregelmekle birlikte, araştırmalar, bu sorunun çok yaygın ve global olduğunu göstermektedir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de aile içi şiddete bağlı travmatik yaşantılar insan yaşamını ciddi boyutlarda zorlamaktadır. Böylesi olaylarda bireyler bedensel olduğu kadar duygusal boyutta da bu travmatik etkilerle başetmek durumunda kalmaktadır.

Ailede şiddete uğrayan bireyler – ki araştırmalar daha çok kadının ve çocuğun hedef alındığını gösteriyor- güvensiz, aşırı bağımlı , pasif, depresif, sosyal hayattan izole olmuş bir durumdadır. Tüm bunların yanı sıra bazen sorunlar ve yaşanılan travma kişiyi daha da aşarak işin içinde çıkılamaz bir hal alır. Kişi alışageldiği çözüm yollarını kullanamaz. Kendini karanlık bir tünelin içinde ya da dünya başına yıkılmış olarak tanımlar. Artık hiçbir şeyin değişmeyeceğini hisseder. Çok çaresiz ve büyük bir korku içindedir. İşte bu hal konumuz olan kriz durumudur. Bu anda uygulanan müdahale modeli de krize müdahaledir.

Krize müdahale zorda kalan , zor günler yaşayan insanlara ulaşma ve yardımda en doğru ve kısa yoldan etkili olan bir yöntemdir.

Bu çalışmada öncelikle, kriz kavramı ve kriz teorisinin ortaya çıkışı, değişik kriz tipleri, aile içi şiddette oluşan kriz durumlarına yönelik sosyal hizmet müdahalesi anlatılacaktır. Bu konu bağlamında kriz tedavisinin özellikleri, krize müdahale aşamaları ve mezo ve makro düzeylerde krize müdahale tartışılacaktır. Son olarak, şiddete maruz kalmış kadın özelinde kriz müdahalesine değinildikten sonra, sonuç kısmındaki önerilerle çalışma sonlandırılacaktır.

KRİZ KAVRAMI VE KRİZ TEORİSİNİN ORTAYA ÇIKIŞI

Krizin ne olduğunu tanımlamak için krizin genel özelliklerini bilmek gerekir.

1. Beklenmedik belirlenebilen bir olayın algısından hemen sonra başlayan tahammül edilemeyen,
2. Daha önce kullanılan problem çözme yöntemleriyle çözülemeyen,
3. Birden bire gerilimde bir artışa, algısal bilişsel, duygusal ve davranışsal kargaşalığa sebep olan,
4. İlk kez ortaya çıkan, psikopatolojik olmayan ve
5. Bir ile sekiz haftalık süre içerisinde çözüm getirebilecek bir durumdur. (Ersever, , 1981)

Kriz çeşitli duygusal zorlanmalar sonunda meydana gelen akut ve süresi sınırlı bir denge bozukluğudur, kararlı , süregelen denge , homeostatis bozulmuştur. Emosyonel bir dengesizlik söz konusudur. Bireyin kendisini tehlikede hissettiği bir durumdur. Kişisel iyilik halinin bozulmasıdır. (Sayıl, 2000)

Yaşam süreci içinde öylesine zorlu bir değişiklik söz konusudur ki kişi bunu nasıl çözümleyeceğini bilemez. Yoğun bir kaygı içindedir. Zorlu ve içinden çıkılmaz koşullar altında kontrolünü kaybetme korkusu ve çaresizlik yaşanır. Bu dönemde anksiyete, gerilim, suçluluk ya da öfke yaşanır. Ajite ya da yıkıcı davranışlar görülebilir. Bunlar intihar, saldırganlık, hatta cinayete kadar giden davranışlar olabilir. Bir dağılma (dezorganizasyon) yaşanmaktadır.

Kriz durumu bireysel farklılıklar gösterir. Kimi krizi yaşar ve bir çözüme ulaştırabilir. Kimi rasyonel olmayan bir davranışa veya yıkıcı davranışlara yönelir. Kimisinde ise bir psikiyatrik bozukluk halini alabilir.

Tüm bunlardan sonra kriz durumu kişinin üzücü, benliğini zedeleyici bir durum karşısındaki tepkisi biçiminde tanımlanabilir. Ruhsal dengenin bozulması ile ruhsal bunalımın meydana gelmesi arasında kalan döneme kriz adı verilir (Turan, 1999).

Son olarak Wiseman’ın Kübler Ross’un Yas Modeline dayanarak verdiği tanım krizi şöyle izah eder: Bir olay , mevcut dengeyi bozmuşsa ve mevcut savunma mekanizmaları eski dengenin sağlanmasında yetersiz kalıyorsa bu olay krizdir. Ortaya çıkan olay, bir tehdit veya kayıp olarak algılanabileceği gibi, mücadele edilecek bir durum olarak da algılanabilir. Farklı algılamalar farklı tepkilere yol açar. Buna göre temel gereksinimlere veya kişilik bütünlüğüne yönelik bir tehdidin algılanması anksiyete tepkisine; kayıp, depresyon tepkisine ve mücadele edilecek bir durumda yeni sorun çözme yöntemlerinin geliştirilmesine yol açacaktır (Arıkan, 1992).

Kriz kavramı ve krize müdahale olgusu 2. Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda gündeme gelen bir konudur. Bu yıllarda kliniklere başvuran insanların sayısındaki artış bu yaklaşımın gelişmesine neden olmuştur. Ancak bu terim klasik psikiyatrik sözlüklerinin 1970 basımında yer almıştır. Yani yeni bir konudur.

Gerçi Freud ve sonrasında bazı bilim adamları , insanı zorlayan yaşam olaylarının ruhsal sağlığa olumsuz etkilerine değinmişlerdir. Ancak bu günkü anlamıyla ele alınışının Eric Lindeman ve Gerald Caplan’ın çalışmalarıyla ilk başladığını görüyoruz. Bir gece kulübünde çıkan yangın sonunda, ölen kişilerin yakınlarının , bu olay karşısındaki tepkileri üzerinde yapılan incelemeler kriz teorisini temelini oluşturmuştur.

Krizin gelişimi Lindeman’la çalışan Caplan tarafından etraflıca ifade bulmuş, Caplan homeostasis kavramını krize müdahale ile ilişkilendiren ilk kuramcı olmuştur. Caplan’a göre insan organizması sürekli olarak dış çevre ile homeostatik bir denge sürdürmeye çalışmaktadır. Bu hassas denge fizyolojik ve psikolojik kuvvetler tarafından tehdit edildiğinde insan organizması bu dengeyi tekrar kurmak üzere problem çözme etkinliklerine başvuracaktır. Ancak bir kriz durumunda birey, herhangi bir çözümün olmadığı bir problemle karşı karşıyadır. Krizin tipik seyrinde Caplan, 4 ayrı dönem tanımlar:

I. Birinci dönemde bir sorunla karşılaşan birey, artan gerginliğe karşı duygusal dengesini yeniden kurmak için alışageldiği problem çözme tekniklerini kullanır.

II. İkinci dönem alışılagelen yöntemlerin başarısız olduğu, tehdidin sürdüğü, gerginliğin arttığı dönemdir. Birey dezorganize olur. Problem çözmek için deneme – yanılma yollarına başvurur.

III. Üçüncü dönemde problem çözmedeki başarısızlık sürmektedir. Bu dönemde bütün iç ve dış kaynaklar seferber edilir. Bunun sonucunda bazen birey problemi çözer, bazen de gerilim büyük boyutlara ulaşarak akut depresyon tablosu ortaya çıkar.

IV. Bu dönemde gerilim birikerek kırılma noktasını aşar. 2 sonuçtan biri görülebilir. Ya birey büyük bir duygusal yıkıma uğrar ya da krizi kötü uyumlu davranış formlarıyla çözümleyerek gerilimi azaltırken sosyal işlevselliğini zedeleyebilir. Davranış bozuklukları; örneğin antisosyal, saldırgan davranışlar, depresyon, intiharlar gerginlik, letarji vb. kendini gösterir (Sayıl, 2000)

Aslında kriz kişilik gelişimi için bir fırsat oluşturur. Ancak psiko-patolojik tepkilerle sonlanabilme tehlikesi de taşır. Caplan’a göre krizler 1 – 5 haftalık dönemler içinde iyi ya da kötü sonlanacak durumlardır. Bu süre içinde yapılacak müdahale çok etkili olabilir. Kriz sırasında birey ve ailesi yardım arayışı içindedirler, müdahaleye açık ve hazırdırlar.

Rapopart krizi bireyin kendini tehlikede hissettiği kararlı denge durumunun bozulması olarak tanımlar. Krizi 3 evrede tanımlayarak 1. evrede gerilimin arttığı, 2. evrede inkar mekanizmasının en çok kullanıldığı, 3. evrede denge durumunun yeniden kurulduğunu belirtmiştir. Ancak bu denge kriz öncesi işlevsellik düzeyine eşit veya düşük ya da yüksek olabilir.

R. Hill kriz reaksiyonlarını şu şekilde evrelemiştir.

- Önce birey darbenin etkisiyle uyuşur, hissizleşir.
- Ardından durum bireyi gerçekle yüzleşmeye zorlayınca birey hızla aşağı doğru iniş gösterir. Dezoryante ve çaresizlik yaşanır.
- Bu kısa dağılma döneminden sonra birey tüm başa çıkma becerilerini kullanarak krizden kurtulmaya çalışır.

Sach yukarıdaki kuramcılara benzer olarak önce bir dezorganizasyon yaşandığını fakat bireyin krizle nasıl başa çıktığına bağlı olarak sonuçta öncekinden daha iyi bir işlevsellik düzeyine bile kavuşabildiğini ifade etmektedir.

Çoğu kriz kuramcısı, iyi uygulanan krize müdahale tekniklerinin bireyi en azından kriz öncesi işlevsellik düzeyine kavuşturmayı ve hatta umut edildiği gibi bunu iyileştirmeyi hedeflediğini belirtmektedir. (Sayıl, 2000).

2.DEĞİŞİK KRİZ TİPLERİ

Caplan krizleri gelişimsel ve rastlantısal kriz modelleri olarak sınıflamıştır. Gelişimsel krizleri kişilik gelişiminin güçlük ve bozulmalarla karakterize geçiş dönemleri olarak tanımlamıştır. Bu tür krizlerin sık görülen örnekleri doğum, bebeklik, çocukluk, ergenlik, erişkinlik ve yaşlılıktır. Rastlantısal krizler ise hastalık ve ölüm gibi önemli kayıpları içeren yaşamsal olaylar olarak açıklanmıştır.

Bu kavramları biraz açacak olursak:
Gelişimsel yaşam krizleri, çocukluktan yaşlılığa kadar insanoğlunun yaşam süresince bir dönemden diğerine geçiş yaşantılarıyla ilgilidir. Gelişim dönemlerinde bir engellenme, bir tıkanıklık yaşandığında krizler oluşur. Örneğin gençlik yıllarındaki gelişimsel yaşam krizleri genellikle ana-baba ile yaşanan çatışmalar, okulda yaşanan başarısızlıklar, kendi cinsinden ve karşı cinsten akranlarıyla ilişkide çıkan sorunlarla oluşur.

Krizlerin bir çoğu önceden kestirilemeyen belli bazı olaylara bağlıdır.İşte rastlantısal krizler böyle aniden gelişir. İnsanoğlu yaşamı süresince hastalanma, bir yakınını kaybetme, travma sonucu sakatlanma, iflas, tutuklanma, hapse girme, saldırıya uğrama, işkenceye maruz kalma ya da doğal afetlerde çok yönlü kayıplara uğrama gibi fırtınalı dönemler yaşayabilir. Bu zorlayıcı yaşam olayları bireylerin yaşamlarını değiştirir (Palabıyıkoğlu,1999).
Son olarak 1978 yılında Baldwin’in yaptığı sınıflama 6 bölümden oluşmaktadır.
1. Durumsal Krizler : Aileye ait bir sorun vardır (Kocası alkolik olan kadın). Müdahale daha çok sosyal boyuttadır. 5
2. Yaşamsal Krizler : Emeklilik, evlilik, çocuk sahibi olma, kronik hastalıklar örnektir. Müdahale destekleyici ve yeni duruma uyuma yönelik rehberlik çalışmalarıdır.
3. Travmatik Yaşam Deneyimi Krizleri : Ani ölümler, tecavüze uğrama, ani iş kaybı örnektir. Yine mevcut uyum kaynaklarını harekete geçirme ve destekleme yapılacak müdahaledir.
4. Gelişimsel Krizler: Bağımlılık, değer çatışmaları, cinsel kimlik bocalamaları, otorite ile sorunlar burada sayılabilir. Altta yatan dinamiklerin belirlenmesi burada önemlidir.
5. Bir Psikopatolojinin Sonucu Olan Krizler: Şiddetli nevrozlar, kişilik bozuklukları, sınır zekalar bu gruba girer. Müdahalede gerginlik yatıştırılır. Birey uzun tedavi programı için hazırlanır.
6. Psikiyatrik Aciller : Psikozlar, organik beyin sendromları burada yer alır. Gerekli tıbbi ve psikiyatrik müdahale hızla yapılmalıdır.
DEVAM EDİNİZ

 


               Bize Ulaşın

Google
 

 

 

UYARI! ©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.