Sosyal Hizmet Mesleği

Bilgiler
Yayınları
Araştırmalar
 


Sosyal Hizmet Alanları

Çocuk
Gençlik
Yaşlılık
Aile
Sosyal Sorunlar
Engeliler
Tıbbi Sosyal Hizmet


Kaynak Bilgiler

Bireysel Gelişim
Sosyoloji
Psikoloji
İnsan Hakları
İletişim Bilgisi

 

 

 

 

 
 



ANA SAYFA

Aile İçi Şiddette Kriz ve Krize Müdahale
Sosyal Hizmet Uzmanı
Cafer ÇAY
cafer1998@hotmail.com

 

Aile içi şiddet uzun zamandır gizli kalmış bir sorun olarak süregelmekle birlikte, araştırmalar, bu sorunun çok yaygın ve global olduğunu göstermektedir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de aile içi şiddete bağlı travmatik yaşantılar insan yaşamını ciddi boyutlarda zorlamaktadır. Böylesi olaylarda bireyler bedensel olduğu kadar duygusal boyutta da bu travmatik etkilerle başetmek durumunda kalmaktadır.

Ailede şiddete uğrayan bireyler – ki araştırmalar daha çok kadının ve çocuğun hedef alındığını gösteriyor- güvensiz, aşırı bağımlı , pasif, depresif, sosyal hayattan izole olmuş bir durumdadır. Tüm bunların yanı sıra bazen sorunlar ve yaşanılan travma kişiyi daha da aşarak işin içinde çıkılamaz bir hal alır. Kişi alışageldiği çözüm yollarını kullanamaz. Kendini karanlık bir tünelin içinde ya da dünya başına yıkılmış olarak tanımlar. Artık hiçbir şeyin değişmeyeceğini hisseder. Çok çaresiz ve büyük bir korku içindedir. İşte bu hal konumuz olan kriz durumudur. Bu anda uygulanan müdahale modeli de krize müdahaledir.

Krize müdahale zorda kalan , zor günler yaşayan insanlara ulaşma ve yardımda en doğru ve kısa yoldan etkili olan bir yöntemdir.

Bu çalışmada öncelikle, kriz kavramı ve kriz teorisinin ortaya çıkışı, değişik kriz tipleri, aile içi şiddette oluşan kriz durumlarına yönelik sosyal hizmet müdahalesi anlatılacaktır. Bu konu bağlamında kriz tedavisinin özellikleri, krize müdahale aşamaları ve mezo ve makro düzeylerde krize müdahale tartışılacaktır. Son olarak, şiddete maruz kalmış kadın özelinde kriz müdahalesine değinildikten sonra, sonuç kısmındaki önerilerle çalışma sonlandırılacaktır.

KRİZ KAVRAMI VE KRİZ TEORİSİNİN ORTAYA ÇIKIŞI

Krizin ne olduğunu tanımlamak için krizin genel özelliklerini bilmek gerekir.

1. Beklenmedik belirlenebilen bir olayın algısından hemen sonra başlayan tahammül edilemeyen,
2. Daha önce kullanılan problem çözme yöntemleriyle çözülemeyen,
3. Birden bire gerilimde bir artışa, algısal bilişsel, duygusal ve davranışsal kargaşalığa sebep olan,
4. İlk kez ortaya çıkan, psikopatolojik olmayan ve
5. Bir ile sekiz haftalık süre içerisinde çözüm getirebilecek bir durumdur. (Ersever, , 1981)

Kriz çeşitli duygusal zorlanmalar sonunda meydana gelen akut ve süresi sınırlı bir denge bozukluğudur, kararlı , süregelen denge , homeostatis bozulmuştur. Emosyonel bir dengesizlik söz konusudur. Bireyin kendisini tehlikede hissettiği bir durumdur. Kişisel iyilik halinin bozulmasıdır. (Sayıl, 2000)

Yaşam süreci içinde öylesine zorlu bir değişiklik söz konusudur ki kişi bunu nasıl çözümleyeceğini bilemez. Yoğun bir kaygı içindedir. Zorlu ve içinden çıkılmaz koşullar altında kontrolünü kaybetme korkusu ve çaresizlik yaşanır. Bu dönemde anksiyete, gerilim, suçluluk ya da öfke yaşanır. Ajite ya da yıkıcı davranışlar görülebilir. Bunlar intihar, saldırganlık, hatta cinayete kadar giden davranışlar olabilir. Bir dağılma (dezorganizasyon) yaşanmaktadır.

Kriz durumu bireysel farklılıklar gösterir. Kimi krizi yaşar ve bir çözüme ulaştırabilir. Kimi rasyonel olmayan bir davranışa veya yıkıcı davranışlara yönelir. Kimisinde ise bir psikiyatrik bozukluk halini alabilir.

Tüm bunlardan sonra kriz durumu kişinin üzücü, benliğini zedeleyici bir durum karşısındaki tepkisi biçiminde tanımlanabilir. Ruhsal dengenin bozulması ile ruhsal bunalımın meydana gelmesi arasında kalan döneme kriz adı verilir (Turan, 1999).

Son olarak Wiseman’ın Kübler Ross’un Yas Modeline dayanarak verdiği tanım krizi şöyle izah eder: Bir olay , mevcut dengeyi bozmuşsa ve mevcut savunma mekanizmaları eski dengenin sağlanmasında yetersiz kalıyorsa bu olay krizdir. Ortaya çıkan olay, bir tehdit veya kayıp olarak algılanabileceği gibi, mücadele edilecek bir durum olarak da algılanabilir. Farklı algılamalar farklı tepkilere yol açar. Buna göre temel gereksinimlere veya kişilik bütünlüğüne yönelik bir tehdidin algılanması anksiyete tepkisine; kayıp, depresyon tepkisine ve mücadele edilecek bir durumda yeni sorun çözme yöntemlerinin geliştirilmesine yol açacaktır (Arıkan, 1992).

Kriz kavramı ve krize müdahale olgusu 2. Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda gündeme gelen bir konudur. Bu yıllarda kliniklere başvuran insanların sayısındaki artış bu yaklaşımın gelişmesine neden olmuştur. Ancak bu terim klasik psikiyatrik sözlüklerinin 1970 basımında yer almıştır. Yani yeni bir konudur.

Gerçi Freud ve sonrasında bazı bilim adamları , insanı zorlayan yaşam olaylarının ruhsal sağlığa olumsuz etkilerine değinmişlerdir. Ancak bu günkü anlamıyla ele alınışının Eric Lindeman ve Gerald Caplan’ın çalışmalarıyla ilk başladığını görüyoruz. Bir gece kulübünde çıkan yangın sonunda, ölen kişilerin yakınlarının , bu olay karşısındaki tepkileri üzerinde yapılan incelemeler kriz teorisini temelini oluşturmuştur.

Krizin gelişimi Lindeman’la çalışan Caplan tarafından etraflıca ifade bulmuş, Caplan homeostasis kavramını krize müdahale ile ilişkilendiren ilk kuramcı olmuştur. Caplan’a göre insan organizması sürekli olarak dış çevre ile homeostatik bir denge sürdürmeye çalışmaktadır. Bu hassas denge fizyolojik ve psikolojik kuvvetler tarafından tehdit edildiğinde insan organizması bu dengeyi tekrar kurmak üzere problem çözme etkinliklerine başvuracaktır. Ancak bir kriz durumunda birey, herhangi bir çözümün olmadığı bir problemle karşı karşıyadır. Krizin tipik seyrinde Caplan, 4 ayrı dönem tanımlar:

I. Birinci dönemde bir sorunla karşılaşan birey, artan gerginliğe karşı duygusal dengesini yeniden kurmak için alışageldiği problem çözme tekniklerini kullanır.

II. İkinci dönem alışılagelen yöntemlerin başarısız olduğu, tehdidin sürdüğü, gerginliğin arttığı dönemdir. Birey dezorganize olur. Problem çözmek için deneme – yanılma yollarına başvurur.

III. Üçüncü dönemde problem çözmedeki başarısızlık sürmektedir. Bu dönemde bütün iç ve dış kaynaklar seferber edilir. Bunun sonucunda bazen birey problemi çözer, bazen de gerilim büyük boyutlara ulaşarak akut depresyon tablosu ortaya çıkar.

IV. Bu dönemde gerilim birikerek kırılma noktasını aşar. 2 sonuçtan biri görülebilir. Ya birey büyük bir duygusal yıkıma uğrar ya da krizi kötü uyumlu davranış formlarıyla çözümleyerek gerilimi azaltırken sosyal işlevselliğini zedeleyebilir. Davranış bozuklukları; örneğin antisosyal, saldırgan davranışlar, depresyon, intiharlar gerginlik, letarji vb. kendini gösterir (Sayıl, 2000)

Aslında kriz kişilik gelişimi için bir fırsat oluşturur. Ancak psiko-patolojik tepkilerle sonlanabilme tehlikesi de taşır. Caplan’a göre krizler 1 – 5 haftalık dönemler içinde iyi ya da kötü sonlanacak durumlardır. Bu süre içinde yapılacak müdahale çok etkili olabilir. Kriz sırasında birey ve ailesi yardım arayışı içindedirler, müdahaleye açık ve hazırdırlar.

Rapopart krizi bireyin kendini tehlikede hissettiği kararlı denge durumunun bozulması olarak tanımlar. Krizi 3 evrede tanımlayarak 1. evrede gerilimin arttığı, 2. evrede inkar mekanizmasının en çok kullanıldığı, 3. evrede denge durumunun yeniden kurulduğunu belirtmiştir. Ancak bu denge kriz öncesi işlevsellik düzeyine eşit veya düşük ya da yüksek olabilir.

R. Hill kriz reaksiyonlarını şu şekilde evrelemiştir.

- Önce birey darbenin etkisiyle uyuşur, hissizleşir.
- Ardından durum bireyi gerçekle yüzleşmeye zorlayınca birey hızla aşağı doğru iniş gösterir. Dezoryante ve çaresizlik yaşanır.
- Bu kısa dağılma döneminden sonra birey tüm başa çıkma becerilerini kullanarak krizden kurtulmaya çalışır.

Sach yukarıdaki kuramcılara benzer olarak önce bir dezorganizasyon yaşandığını fakat bireyin krizle nasıl başa çıktığına bağlı olarak sonuçta öncekinden daha iyi bir işlevsellik düzeyine bile kavuşabildiğini ifade etmektedir.

Çoğu kriz kuramcısı, iyi uygulanan krize müdahale tekniklerinin bireyi en azından kriz öncesi işlevsellik düzeyine kavuşturmayı ve hatta umut edildiği gibi bunu iyileştirmeyi hedeflediğini belirtmektedir. (Sayıl, 2000).

2.DEĞİŞİK KRİZ TİPLERİ

Caplan krizleri gelişimsel ve rastlantısal kriz modelleri olarak sınıflamıştır. Gelişimsel krizleri kişilik gelişiminin güçlük ve bozulmalarla karakterize geçiş dönemleri olarak tanımlamıştır. Bu tür krizlerin sık görülen örnekleri doğum, bebeklik, çocukluk, ergenlik, erişkinlik ve yaşlılıktır. Rastlantısal krizler ise hastalık ve ölüm gibi önemli kayıpları içeren yaşamsal olaylar olarak açıklanmıştır.

Bu kavramları biraz açacak olursak:
Gelişimsel yaşam krizleri, çocukluktan yaşlılığa kadar insanoğlunun yaşam süresince bir dönemden diğerine geçiş yaşantılarıyla ilgilidir. Gelişim dönemlerinde bir engellenme, bir tıkanıklık yaşandığında krizler oluşur. Örneğin gençlik yıllarındaki gelişimsel yaşam krizleri genellikle ana-baba ile yaşanan çatışmalar, okulda yaşanan başarısızlıklar, kendi cinsinden ve karşı cinsten akranlarıyla ilişkide çıkan sorunlarla oluşur.

Krizlerin bir çoğu önceden kestirilemeyen belli bazı olaylara bağlıdır.İşte rastlantısal krizler böyle aniden gelişir. İnsanoğlu yaşamı süresince hastalanma, bir yakınını kaybetme, travma sonucu sakatlanma, iflas, tutuklanma, hapse girme, saldırıya uğrama, işkenceye maruz kalma ya da doğal afetlerde çok yönlü kayıplara uğrama gibi fırtınalı dönemler yaşayabilir. Bu zorlayıcı yaşam olayları bireylerin yaşamlarını değiştirir (Palabıyıkoğlu,1999).
Son olarak 1978 yılında Baldwin’in yaptığı sınıflama 6 bölümden oluşmaktadır.
1. Durumsal Krizler : Aileye ait bir sorun vardır (Kocası alkolik olan kadın). Müdahale daha çok sosyal boyuttadır. 5
2. Yaşamsal Krizler : Emeklilik, evlilik, çocuk sahibi olma, kronik hastalıklar örnektir. Müdahale destekleyici ve yeni duruma uyuma yönelik rehberlik çalışmalarıdır.
3. Travmatik Yaşam Deneyimi Krizleri : Ani ölümler, tecavüze uğrama, ani iş kaybı örnektir. Yine mevcut uyum kaynaklarını harekete geçirme ve destekleme yapılacak müdahaledir.
4. Gelişimsel Krizler: Bağımlılık, değer çatışmaları, cinsel kimlik bocalamaları, otorite ile sorunlar burada sayılabilir. Altta yatan dinamiklerin belirlenmesi burada önemlidir.
5. Bir Psikopatolojinin Sonucu Olan Krizler: Şiddetli nevrozlar, kişilik bozuklukları, sınır zekalar bu gruba girer. Müdahalede gerginlik yatıştırılır. Birey uzun tedavi programı için hazırlanır.
6. Psikiyatrik Aciller : Psikozlar, organik beyin sendromları burada yer alır. Gerekli tıbbi ve psikiyatrik müdahale hızla yapılmalıdır
3.AİLE İÇİ ŞİDDETTE OLUŞAN KRİZ DURUMLARINA SOSYAL
HİZMET MÜDAHALESİ

Sosyal Hizmet Uzmanlarının kriz durumlarında yapacağı ilk müdahale kriz müdahalesidir (Aktaş,1997). Kriz tedavisinin uygulanması öncelikle kriz durumunun doğru şekilde değerlendirilip tanımlanmasını gerektirir. Öncelikle sorun olarak ortaya konan durumun kriz olup olmadığına karar verebilmek için müracaatçı iyi gözlemlenip değerlendirilmelidir.

Müracaatçı tarafından bir felaket , dünyanın başına yıkılması biçiminde tanımlanan olay acaba kriz midir.. Kişi bazen bu durumu ve olayı anlaşılır bir biçimde ortaya koyamaz. O zaman birtakım belirtiler bize yol gösterici olacaktır. Kriz durumunu gösteren bu belirtiler:

1. Günlük alışkanlıklarda gerileme ( temizlik, giyim, bakımlı olma, tertipli olma gibi alışkanlıkları ihmal etme),
2. Okul ve iş yaşamıyla ilgili verimin azalması.
3. Zevk alınan aktivitelerden (Spor, sanatsal ve sosyal etkinlikler vb.) uzaklaşma,
4. Sık sık ağlama, her şeyden sıkılma, kendini bir işe verememe, genel memnuniyetsizlik.
5. Uyku alışkanlığında değişme (Aşırı uyku veya uykusuzluk şikayeti)
6. İçki ve bağımlılık yapan maddeleri kullanma eğilimi.
7. Şaka veya tehdit biçiminde ölümden söz etme.
8. Aile üyeleri, akraba ve arkadaşlarla ilişkisini kesme.
9. Kendini ifade etmede güçlük çekme.
10. Belli bir amacı olmayan , aşırı hareketler yapma.
11. Bedensel şikayetler (Ağrı, çarpıntı, nefes darlığı, bulantı, kusma, ishal vb.) (Turan , 1999).
Tüm bunların yanı sıra el ve ses titremesi,tikler,sıkı şekilde kapanmış bir çene, sıkılmış yumruklar,dağınık saç baş ve perişan bir görünüm, çok yavaş ya da çok hızlı konuşma kişinin gerilim ve endişesinin derecesi hakkında bize fikir verir.

Krize müdahalede benimsenen temel sayıltılar önemlidir. Bunlar:

1. Krize müdahalede krizin acil çözümü amaçlanır.
2. Kriz içindeki bir insanın acil yardıma gereksinimi vardır.
3. Krizin en şiddetli yaşandığı ikinci aşamada müdahale daha etkilidir.
4. Krize müdahalede kronik psikopatoloji ile uğraşılmaz sayıltılarıdır. (Ersever, 1981)

Krize müdahalede amaç, durumu yeniden değerlendirerek danışanın kendi duygu, düşünce ve davranışlarını kontrol edebilmesini sağlamaktır. Krize müdahalede krize giden bireyin krizine en uygun çözümün getirilmesine çalışılır.

4.KRİZ TEDAVİSİNİN ÖZELLİKLERİ
Aguilera kriz tedavisinin temel özeliklerini şu şekilde ele almıştır:
- Etkili bir müdahale için mevcut sorunun tam bir değerlendirilmesi esastır.
- Kriz tedavisinde hem uzman hem de başvuran tedavinin kesinlikle zaman sınırlılığı olduğunu aklından çıkarmamalı ve enerjilerini halihazırdaki sorunun çözümlenmesine yöneltmelidir.
- Bu müdahalede krizle doğrudan ilintili olmayan materyalle uğraşmanın yeri yoktur.
- Uzman, müdahale sürecinde aktif ve bazen de direktif bir rol almaya hazır olmalı, geleneksel çalışmaların yavaş temposundan kaçınmalıdır.
- Uzman, çare bulucu, bilgi verici, diğer yardımcı kaynaklara yöneltici gibi geniş bir yelpazede çalışacağını bilmelidir.
- Kriz yaşayanlar görüşmeleri aniden sonlandırır. Onun için uzun görüşmeler yapılabilir ( 1 – 2 saat )
- Krize müdahalede yalnızca birey değil aile ve yakın sosyal çevre de ele alınır. Bireysel ve çevresel kaynakların harekete geçirilmesine çalışılır.
- Krize müdahalede aşırı anksiyete ve kişilik çözülmesi belirtileri varsa uzman kişiyi derhal psikiyatristlere havale eder.
- İlk görüşme sırasında intihar riskine karşı uyanık olunmalıdır.
- Uzman, empati yapabilen, cesaret veren , destekleyen iyi bir dinleyici olmalıdır. Ayrıca gelecekteki kriz durumları için uzman – hasta iletişimi açık tutularak görüşmeler sonlandırılmalıdır.
- Tedavi sürecinde bireyin kendini ifade etmesi, sorunlarını dile getirmesi için desteklemek önemlidir.
- Her koşulda yaşam değerlidir inancı içinde yaklaşılır (Sayıl, 2000).
- Uzmanlar mesleki yaşamlarında yüzlerce yardım çağrısı almış olsa bile her vaka kendine özgü (biricik) bir özgeçmişe sahiptir.
- Bazı durumlarda uzmanın kadınla yapacağı telefon konuşması da yüz yüze konuşma kadar etkili ve yararlı olabilir. Bazen panik içindeki kadınlar telefon görüşmesinde içinde bulunduğu durumu daha rahat ifade edebilir.
- Meslek elemanları müracaatçıyla olan ilişkisinde yönlendirici bir yaklaşım benimsememelidir. Bu çerçevede uzman şiddete maruz kalan kadına “kocanı terk etmelisin”, “ sen haklısın neden mantıksızca davranıyorsun” gibi değer yargısı yüklü mesajlar vermemelidir (Aktaş, 1997).

5. KRİZE MÜDAHALE AŞAMALARI

Aguiller ve Messick kriz müdahalesinde genelci uygulama sürecinin bireysel boyutunun başlamasını şu şekilde ele almaktadır.

1. Ön değerlendirme ve Müracaatçıyla Bağlantı Aşaması:

Kriz müdahalesindeki ilk aşama müracaatçı sisteminin içinde bulunduğu durumun değerlendirildiği aşamadır. Bu aşamada müdahale yapan profesyonel sosyal hizmet uzmanı kendisine en az beş soru sorar. Bu sorular:

a) Müracaatçı size geldiği ya da havale edildiği an ne için gelmiştir. “ Sizi bana ne getirdi? ” , “Bu kadar üzgün olmanızın nedeni ne ? “. Bu tür sorular krizin nasıl bir kriz olduğunu belirlemek için sorular.

b) Ön değerlendirme sürecinde ikinci tip sorular , müracaatçının bu durumu nasıl gördüğünü değerlendirmek üzere sorulur. Müracaatçının bu durum karşısındaki duyguları, bu olayın onun şu anını ve geleceğini nasıl etkileyeceği öğrenilir.

c) Ön değerlendirme aşamasındaki üçüncü tip sorular müracaatçının çevresinden nasıl bir destek alabileceği ile ilgilidir. Müracaatçının iletişim kurabileceği birisinin olup olmadığı ?, kimin yanında kendini rahat hissettiği. Burada müracaatçıya yardım edecek ne kadar çok kişi olursa o kadar iyidir.Böylesi kişilere ulaşmak için uzmanın aile ziyaretleri ayrıca gerekiyorsa iş ve okul ziyaretleri de yapılmalıdır.

d) Ön değerlendirme aşamasının en kritik sorunlarından birisi de intihar ya da tahrip girişimi , bunu yapıp yapamayacağı sorusudur. Uzman, müracaatçının kendini ve çevresini tahrip edecek denli bir kriz içinde mi ? sorusuna cevap aramak durumundadır. Müracaatçının intihar ya da isyan içinde çevresine zarar verme potansiyelinin olması, onun tedavi sürecine girmesini gerektirir. Uzmanın, müracaatçıyı bir hastaneye havale etmesi de gerekebilir.

e) Ön değerlendirmede 5. tip sorular, müracaatçının daha önceki benzer problemleri çözme öyküsü almak üzere sorulur. “ Böyle bir sorunla daha önce karşılaştınız mı ? , bunu nasıl çözümlediniz ?”. Genel olarak müracaatçının stres durumlarıyla baş etme stratejileri bu durumda kullanılabilir mi?.
Bazı kişilerde eski başa çıkma mekanizmaları işe yaramayabilir.Bu durumda yenilerinin tanımlanması gerekir.

Bu sürecin sonunda ve diğer süreçlerde çalışmalar mutlaka raporlaştırılmalı ve özenle saklanmalıdır.Gerekli durumlarda ilgili kişi ve kuruluşlara bilgi vermek için kullanılmalıdır.

2. Uygulama Aşaması

Uygulama aşamasında uzmanın çalıştığı alan ve uzmanlığı her ne olursa olsun , kriz müdahalesi yaparken, iyi bir mülakat ve ilişki kurma becerisine sahip olması gerekir. Uzman, kriz durumundaki müracaatçıyla çabuk ve dikkati yürütülen bir iletişim kurması gerekir. Bu süreçte 4 önemli boyut söz konusudur.

a) Bireye yardım onun içinde bulunduğu kriz durumunun anlaşılmasını gerektirir. Burada kriz durumundaki kişinin güçlü ve zayıf yanları objektif olarak değerlendirilir. Krizin çözümlenmesinde bu oldukça önemlidir.
Kişinin kendisi ile ilgili endişeleri,kuşkuları,çaresizlik duygusu,kendini değersiz görmesi,kendine güvenmemesi gibi faktörler bireyin zayıf yönleri olmaktadır.Bu sorun çözme sürecine olumsuz olarak yansır.Böyle kişiler kendilerine ve çevrelerine karşı saygıyı yitirmişlerdir.Başarısızlık korkusu,içe kapanma depresyon,alkole sığınma ve suç işleme reaksiyonları sıklıkla gözlenir.
Bizler sosyal hizmette bir öngörü olarak biliyoruz ki kişinin güçlü yönleri vardır ve kendini geliştirme potansiyeline sahiptir.Bireyin kendini ifade etmesi,başkalarıyla ilişki kurması,sağlık ve hukuk olanaklarından yararlanmaya çalışması,başarı için mücadelesi,ilgileri gibi özellikleri güçlü olduğunu gösterir.Müracaatçıda tüm bunlar değerlendirilerek yapıcı ve yararlı olanlar üzerinde odaklaşmak gereklidir.

b) Kriz durumundaki bireyin o anki duygularını açıkça ifade etmesi gerekir. Bu süreçte insanlar duygularını ifade etmeyerek ya da içlerinde saklayarak kriz durumuyla baş etmeye çalışabilirler. Bu aşamada uzman, müracaatçının içinde bulunduğu durumla ilgili duygularını keşfetmesine izin verir. Bu duyguları ifade etmek , müracaatçıyı kabuğuna çekilip kitlenmesinden alıkoyacak bir fonksiyona sahiptir.

c) Kriz durumundaki bireylerin baş etme mekanizmalarını keşfetmek ve ortaya çıkarmak gerekir. Müracaatçının geçmişte kullandığı baş etme mekanizmalarının ne olduğunu ortaya çıkarmak uzmanın oldukça işine yarar. Buna ek olarak müracaatçının yeni baş etme stratejileri öğrenip öğrenemeyeceği de ortaya konmalıdır.
Bireyin baş etme mekanizmaları umutlarını belli oranda koruması,yakın çevre ile ilişkilerini sürdürmesi,kendilik değerini yitirmemesi,inanç sistemleri, kendini olumsuzluklara hazırlaması,geleceğini akıllıca sorgulaması olabilir.Kriz durumlarında bunların sevgi,şefkat ve ilgi ile öne çıkarılması başarılı bir müdahale için çok önemlidir.

d) Sosyal dünyaya yeniden açılma : Bu sürecin son aşamasında müracaatçının sosyal destek sistemini yeniden kurgulaması ve oluşturması beklenir.Kriz dönemindeki örseleyici bir çok olaydan sonra kişiye etrafında var olan diğer bireyler ve sevgi kaynaklarından söz edilir. Kişi bunların farkında değilse bu kaynakların varlığını fark etmesi sağlanır. Kişinin bu tür sosyal destek sistemlerinden hiç birisi yoksa yeni iletişim çevreleri ve sosyal destek grupları içine girebileceğine ilişkin alternatif sunulur.

3. Gelecek Planlaması Aşaması :

Bu aşama , müracaatçının gelecekte benzer kriz durumlarıyla karşılaştığında onun daha hazır hale getirilmesinde yardımcı olur. Uzman, müdahale sürecinde müracaatçının krizle baş etmede neleri öğrendiğini özetleyebilir. Uzman, müracaatçının öğrendiği baş etme stratejilerinden en çok işe yarayanları tekrar vurgulamasını teşvik eder. Bu süreç kriz müdahalesinin son değerlendirmesini de içerir.

Uzman, müracaatçı için uygun bir izleme planı da geliştirir. Bazen havale edilen kurumlar bu izlemeyi yürütebilir. Havale, kriz müdahalesinin bütünleştirici bir parçasıdır (Aktaş, 2003).

6.MEZO VE MAKRO DÜZEYLERDE KRİZ MÜDAHALESİ

Kriz müdahalesinin mezo boyutuyla ilgili müdahalelerin büyük bir bölümü kriz içindeki aileleri kapsar. Kriz durumundaki aileler, aile içindeki bireylerin rol karmaşasından veya bir üyenin içinde bulunduğu krizden dolayı, fonksiyonelliğini kaybedebilir. Bu durumda aile sisteminin bütününü olumsuz yönde etkiler. Bu süreçte aile üyelerinin ya da sisteminin kaynakları, kapasitesi, değişme motivasyonu ve yeni durumla baş etmede müracaatçı sistemine desteği ortaya konarak bütün sistemin bu dönemi daha az sorunla veya sorunlarıyla daha kolay baş edebilir tarzda geçirmesi sağlanır.

Kriz döneminde benzer süreci yaşayan gençler, çocuklar, kadınlar, yaşlılarla yürütülecek kriz müdahale grupları ve destek gruplarında da bireysel düzeydeki müdahale sürecindeki aşamalar geçerlidir.

Gerçekte kriz grupları, hastane ya da kurum ortamlarından hizmet alamayanlar için önemli bir destek ortamı sağlanmıştır. Bu tür profesyonel yardımların ve uygulamaların bireylerin daha ciddi rahatsızlıklara (Kronik depresyon gibi) yakalanmalarını da önleyici bir etkiye sahip olduğu söylenebilir. (Aktaş,2003).

Deprem,sel ve yangın gibi doğal afetler,savaş ve terör saldırıları gibi olaylar kapsamlı düzeyde müdahaleler gerektirir.Böyle müdahaleler şehir,bölge,ulus hatta uluslar arası boyutları içerebilir.Bu bölgeler içinde kalanlara yiyecek,içecek,giyim,sığınma yeri,tıbbi ilaç ve malzeme,psiko-sosyal desteklerle ilgili yapılan bütün çalışmalar toplumsal ve kurumsal düzeydeki makro sosyal hizmet uygulamalarıdır.

Makro düzeydeki kriz müdahalesi çok disiplinli ve çok yönlü organize çalışmaları içermektedir.Bir çok profesyonelin yanında vatandaşlarında çalışmalara katılması sağlanmalıdır.Kapsamı bu denli geniş ve çok sayıda kaybın olduğu böylesi kriz durumlarına hazırlıklı olmak sosyal devletin olmazsa olmaz gerekliliklerindendir(Aktaş,2003).
7.ŞİDDETE MARUZ KALMIŞ KADINA YÖNELİK KRİZ MÜDAHALESİ

Sosyal Hizmet Uzmanı, şiddete uğramış kadınla çalışırken yukarıda anlatılan tüm konuları göz önünde bulundurmalıdır. Bunların yanında daha da özelde kendisine müracaat eden dövülmüş veya şiddete maruz kalmış kadını bir tıp mensubu ile muayeneye almak yararlı olur. Burada:

1. İyi bir fizik muayene , nörolojik muayene yapılmalı, gerekirse röntgen filmleri çekilmelidir.
2. Varsa eski yaralarda dikkate alınmalı ve tespit edilmelidir.
3. Polise durum bildirilerek gerekli yasal işlemler başlatılmalıdır.
4. Mümkünse yaralının fotoğrafları çekilmelidir.
5. Kurbana tıbbi durumu ve yasal uygulamalar hakkında bilgi verilmelidir.
6. Partnerinden yana korkuları varsa korunması için polis uyarılmalı, yaşayabileceği tehlikelere karşı acilen bir kuruma yerleştirilmelidir. (Sığınma evi veya ilk aşama hizmet kurumlarına).

Dövülen kadının en önemli sorunu kararsızlığıdır. Ekonomik sorunlar, umudun devamı ve eşten korkular dövülen kadını kararsız kılar. Ne yapacağını bilemez, hareketsiz ve çaresizdir. Şöyle bir yaklaşım modeli uygun olacaktır.

1. Aktif Dinleme: Yargılamayan, anlayan, anladığını yansıtan bir tutum gereklidir.
2. Kurban bir kararlılık sergiliyorsa desteklenmelidir.
3. Açık uçlu sorularla hissettiklerini netleştirmesine ve yansıtmasına yardım edilir.
4. Kurban, ambivalan duygular ve depresyon nedeniyle donmuş durumdadır. Onu hareketlendirmek gerekir. Bu arada gerçekçi davranmak, sınırları belirlemek, hoşgörülü olmak, acısını paylaşmak, göz-kulak kontağını sürdürmek, saygılı ve yargısız olmak, iletişimi sürekli kılmak , sorun çözülene kadar bağlantıyı kesmemek gerekir.

5. Taraf Olmak : Dövülen kadından yana bir tutum sergilenmelidir. Yasalar ve bürokratik engeller hakkında bilgi sahibi olunmalıdır ve mağdura bilgi verilmelidir.
6. Genelde çocuklar da şiddetten nasibini almıştır ve bu nedenle onlarla da özel olarak ilgilenmek gerekir. Hatta aile tedavileri gereklidir.
2. Erkeklerin tedaviye alınması olaya bütüncül bir yaklaşım getirir(Sayıl, 2000).

SONUÇ

Sosyal bir varlık olan insan , hayatında bir çok iniş ve çıkışlar yaşar. Bunlar bazen yaşamını tehdit eden boyuttadır. Özellikle aile içinde kadın ve çocuklar bu tehditlerle çoğu zaman karşı karşıya kalmaktadır. Şiddete maruz kalan kadın, bunu şikayet etmek yerine kriz durumuyla sonlanan bir hareketsizlik yaşamaktadır.

Şiddeti uygulayan taraf olarak erkek ise bu eylemlerinden ötürü kendini sorumlu tutmamaktadır. Ya eşi kendini kışkırtmıştır ya da kendini kontrol edememektedir. Zaten profesyonel bir yardım almayı da aklından geçirmemektedir.

Ben tüm bunları eğitimsizliğe bağlıyorum. Okul ve aile içinde eğitim programlarıyla şiddet ve sonuçları hakkında toplum bilgilendirilmelidir. Medya bir eğitim aracı olarak kullanılmalıdır. Stresle baş etme ve öfke kontrolü gibi tekniklerin öğretilmesine yönelik programlar yaygınlaştırılmalıdır.

Başta sağlık, sosyal hizmet, hukuk, emniyet, eğitim alanında olmak üzere çalışan tüm profesyoneller, şiddetin ruh ve sosyal sağlığa olumsuz etkileri, olayların kayda geçirilmesinin önemi hakkında bilgilendirilmelidir.

Kriz durumlarını önlemede caydırılıcılığı olan kurallar koymak,şiddete uğramış kadına yönelik kurumlar açmak,kadın hareketlerini ve kuruluşlarını desteklemek,profesyonel yardımların ulaşılabilirliklerini arttırmanın yanı sıra toplumun eğitimi esas alınmalıdır.

KAYNAKLAR
-Aguilera, DC,Messick MJ.Crisis İntervention Theory and Methodology.Saint Louis,1974.
-Aktaş, Aliye, Kriz Durumlarında Sosyal Hizmet Müdahalesi. Kriz Dergisi. Cilt II, Sayı 3. A.Ü. PKUAM Yayınları, Ankara, 2003.
-Aktaş, Aliye. Aile İçi Şiddet ve Önleme olları. Somgür Yayıncılık . Ankara, 1997.
-Arıkan, Çiğdem. Evlilikte Geçimsizlik ve Boşanma . Şafak Matbaacılık, Ankara, 1992.
-Demiröz,Filiz.Aile İçi Şiddette Kriz ve Krize Müdahale:Toplum ve Sosyal Hizmet.SHYO Yayınları,Ankara,2003.
-Ersever, Oya . Cn. A. Comparison of Three Major Approaches to Crisis and Crisis İntervention. Colorado, 1981
-Palabıyıkoğlu, Refia. Sağlık Psikolojisi: Hastalığa Bağlı olarak Beliren Krizler. Türk Psikologlar Derneği Yayınları. Ankara, 1999.
-Sayıl, Işık. Kriz ve Krize Müdahale. A.Ü. Psikiyatrik Kriz Uygulama ve Araştırma Yayınları. Ankara.2000.
-Sayıl, Işık.İnsan Çevre ve Zorlu Yaşam Deneyimleri.Antıp A.Ş. Yayınları.Ankara,1998.

.-Turan, Nihal. Sosyal Kişisel Çalışma, Birey ve Aile için Sosyal Hizmet. Aydınlar Matbaası, Ankara, 1999.

 

 



Editörler




Google
 

 


 


KURUMSAL VE BİREYSEL İŞ İLANLARI

 


 

SOSYAL MEDYA




 

 

Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.