Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik 
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Kaynak Bilgiler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri
 

   

 

Google
Web sosyalhizmetuzmani.org

 Aile Terapisinde Sosyal Hizmet Yaklaşımı-3
Prof. Dr Aliye Mavili AKTAŞ

1-2-3

İLETİŞİM TEORİSİ

Bu teoriyi temel alan aile danışmanları aile üyelerinin birbirleriyle iletişimi ve fonksiyonları üzere Foley'e (1974) göre bu üç boyut üzerinde odaklasan danışmanlar, bütün olarak sistem yaklaşımını benimsemektedirler. Ailenin analitik özgeçmişinden ziyade mevcut durumunda yukarıdaki boyutlar
üzerinde konsantre olma dikkati çekmektedir.

a) iletişim ve Algılama

Bu boyut aile içindeki ilişkilerde bazı temel varsayımlar üzerinden hareket eder. Bu temel varsayımlar şu şekilde özetlenebilir. öncelikle aile içinde iletişimsizlik diye bir şey söz konusu olamaz. Buna göre sessiz oturan bir kişi bile iletişim de bulunuyordun Bu kişinin oturuşu, pozisyonu, yüz ifadesi ..vb. pozisyonları da bir iletişim içeriğidir. İletişimde sadece konuşmak
değil konuşmanın tonu vurguları bile önemlidir. İletişimde, içerik dışında ilişki boyutu da önemlidir. Sözgelimi "rica etsem şu kapıyı kapatır mısın"
ifadesi ile "sana kaç kez söyledim şu kapıyı kapat"!.Her iki ifadenin de içeriği aynıdır. Ancak söylerken kullanılan ifade biçimi ve vurgular hatta ses tonu
oldukça farklıdır. Aynı cümle farklı söylenme tarzlarıyla farklı anlam kazanabilir. "Zannediyorum" sen hatalısın, zannediyorum sen hatalısın" cümlelerinde bu ilişki farklılığı görülebilir. Tarafların  işaret ettiği odak. iletişimde tarafların farklı şeylere odaklanmaları ya da işaret etmeleri zaman zaman oldukça önemli çatışmalara sebep olabilir. Sözgelimi eve geç gelen
bir eşe sürekli olarak söylenen eşe, diğer eş sen sürekli olarak dırdır yaptığın için geliyorum diyebilir. Bu noktada eşlerin farklı vurgulamaları ve gerekçelerini iletişimde benzer noktalara getirmek oldukça zor olabilir.

Simetrik ve tamamlayıcı etkileşim İki kişiye da gruplar arasındaki ilişki çeşitli derecelerde simetrik ve tamamlayıcıdır. Simetrik etkileşimde taraflar birbirine eşit uzaklıkta ve düzeydedir.

Tamamlayıcı etkileşimde ise bir eşitsizlikten söz etmek mümkündür. Hasta, doktor, hizmetçi-patron ilişkisi bu türdendir. Kültürel ortamın tamamlayıcı ilişkisi teşvik edici unsurlar taşıması sıklıkla daha eşitlikçi ilişkilere geçişte engel olabilir.

Aile içi ilişkilerde iletişim açık, maskeli, direkt ya da dolaylı olabilir. Ancak tarafların birbirinin iletişiminin farkında olması ve aldığı mesaj doğrultusunda
mesaj vermesi beklenir. Tarafların mesajlara dilsiz,sağır ve körlük içinde mesaj vermesi iletişimin cevapsız kaldığını düşündürür. Gerçekte iletişim birçok paradoksları içerir. Tarafların bir ikilem ve çelişkilerin farkında olacağı bir algılama düzeyinde olması danışma sürecinde danışmanın ve tarafların anlaşma alanlarını genişletir.

b) iletişim ve Güç

Foley (1974) tarafından iletişimdeki temel boyutlardan ikincisi iletişim ve güçtür. Güç bir kişinin iletişimde mesajı, diğer kişiye hamle yaparak, belirleyici tarzda ulaştırmasını ifade eder. Gerçek birlikte olan her grubun iletişiminde bir hiyerarşi vardır. Bu hiyerarşi birlikte bulunan insanların bu birliktelik kompozisyonunda statülerinde farklılık olması doğaldır. Aile, birlikteliğinde taraflara böyle bir statü sağlar. Geleneksel toplumda ve kent toplumlarında aile birlikteliğinde tarafların bu statülerinin iletişimlerindeki sürekliliği ve işbirliği bozup bozmaması önemlidir. Aile sisteminin dış çevresindeki gelişme değişmelerle (insan hakları, eşitlik ...vb.) kendi için-
deki gelişmeler (kadının istihdamı ve eğitim düzeyinin yükselmesi) aile içindeki bireyler arasındaki güç ilişkilerini değiştirmeye başlamıştır. Ancak bu
statü değişikliğinin tarafların iç dünyalarında ve davranışlarında daha adil ve tarafların içine sinen bir tarzda yürüdüğünü söylemek henüz mümkün
değildir. En azından bir grup aile için mümkün olsa bile çoğunluk için mümkün değildir. Geleneksel toplumda halen kadının eğitim düzeyi düşüktür ve istihdam da yer alması için 2-3 kuşak geçmesi gerekir. Diğer grupta da tarafların kendi içlerinde üstün yanlarını daha objektif standartlarla kabul etmesi (erkeklik ya da kadınlık dışındaki standartlar) zaman alabilir. Bazı aile örneklerinde de kadının baskın ve güçlü olmasının sorunlarıyla da uğraşılabilir.

c) iletişim ve Duygulanım

Aile tedavisinde iletişim boyutuyla ilgili bu boyut,tarafların, sözlü sözsüz bütün iletişim tarzlarının ve duygulanımlarının önemine işaret eder. Bu boyut aile içi ilişkiler kadar tarafların davranışlarının altında yatan psikodinamik süreçlerini kapsar. Bu alanla ilgili olarak tarafların kendilik imajlarının sağlıklı gelişmesi sonucunda doğru kişi seçebileceği, bu kişiyle de doğru ve yerinde iletişim tarzı geliştirebileceği üzerinde durulmaktadır (Winnicott, 1960). Bu doğrultuda, yanlış kendilik algısı ve bilgisinin evliliğin başında tarafların yanlış seçim yapmalarına ve yanlış savunma mekanizmalarıyla iletişime geçmelerine neden olduğu söylenmektedir. Evlilik tarafların duygusal ihtiyaçlarına da cevap vermesi beklenen bir birlikteliktir. Ancak kendilik imajı gelişmiş ve olgun bir bireyin bu ihtiyaçlarında da gerçeklik ve doğruluk
vardır. Bu süreç bazen (olgunlaşma ve gelişme)  tamamlanabilir. Ancak tarafların farkında ve bilinçli oldukları bir süreç olarak yaşanması her zaman
mümkün olmayabilir. Olgun bir kendilik imajındaki bazı özellikleri şöyle maddeleştirebiliriz (Satir, 1967,91):
a) Bireysel alanının bütün sorumluluğunu üstlenmek,
b) Kendisiyle ilgili doğru algılamaya dayanan kararlar vermek.
c) Diğerlerine ve çevreye, kendi seçimlerini, kararlarını açılayabilmek,
d) Bu kararların ve seçimlerinin sorumluluğunu üstlenmek,
e) Kendi duygularının farkında olmak ve hissede bilmek,
f) Diğerleriyle açık ve doğrudan iletişim kurabilmek,
g) Diğerlerinin ve kendisinin farklılıklarını görüpkabul etmek,
h) Bu farklılıklarla ilgili değişiklikleri de tahdit altında kalmadan yapmaya istekli olmak.

Yukarıda belirtilen bütün bu özellikler bireylerin iç dünyalarıyla ilgilidir. Aile içinde bireylerin iç dünyalarıyla barışık, onlardaki değişikliği tolere ede-
bilecek esneklikte, karşısındakileri de anlayıp onların da benzer değişimi kendi içgörüleriyle yapabilecek güçte olduğuna inanmaları oldukça önemlidir.
Danışma süreci bazen bu barışmayı ve büyümeyi olgunlaşmayı sağlama süreci olarak da adlandırılabilir.

SONUÇ

Sosyal hizmet müdahaleleri içinde önemli bir yer tutan aile sistemi belli aşamalarda yürütülen planlı bir değişim sürecidir. Aile terapisi ile ilgili donanımlı bir uzmanın da zaman zaman süpervizyon alması kaçınılmazdır. Bu sürecin başlangıcında aile sisteminin içinde bulunduğu durumu, aile üyelerinin tanımlanması ve güçlü yanlarının belirlendiği ön değerlendirmeden sonra bu aileyle ilgili planlama yapılır.Planlama süreci ailenin probleminin önceliklerinin
belirlendiği, problemlerinin ihtiyaçlara çevrildiği, ihtiyaçlara yönelik müdahalelerin değerlendirilerek amaçlar ve hedeflerin oluşturulduğu ve kontrat
yapıldığı bir süreçtir. Uygulama aşamasında yapılması gereken bütün müdahaleler aile sistemi ya da odak kişilerle yürütülür.
 Sonuçta müdahalenin değerlendirilmesi yapılır. Mümkünse aile izlenir.
Sistem yaklaşımına dayalı olarak yürütülen bu müdahale de aile sistemi dışında birçok sistemden söz etmek mümkündür. Müracaatçı sistemi, Değişim ajanı sistemi, Hedef sistem ve Eylem sistemi (Pincus
ve Minehan, 1973.89.90).

Bu kavramlaştırmada eylem sistemi yukarıda ele alınan değişim sağlayacak süreci, hedef sistemi amaçlanan değişimi tanımlanır. Değişim ajanı sistemi
ise çok disiplinli bir uzman grubu tanımlanır. Kendisi çoklu sistemlerden oluşan aileye çok disiplinli bir müdahalenin de olması söz konusudur. Ekip
çalışması ve işbirliği doğrultusunda ailenin değişimi ve gelişimi yönünde sağlanacak bütün profesyonel yardımların birbirini tamamlaması ve desteklemesi beklenir. Tek bir kişiyle çalışma yapan profesyonelin
işi ne denli zor ise aile sistemine profesyonel müdahalenin de zorlukları ve titizlik isteyen yanları vardır. Kendini tanıma sürecinden başarıya geçmiş bir
uzmanın bu denli fazla sistemlerle çalışması da oldukça zahmetli bir süreçtir.

Kaynakça

Aktaş, A.(1996), Aile içi Şiddet ve önleme Yollan, Somgür Yay.Dağ. Ankara.
A.Pincus and A. Minehan. (1973), Social Work Practice Model and Method. Hasça II.F.E.Peacock.
Foley, V. (1974) An Introduction to Family Therapy. New York,Grune and Strattion.
Johnson, L(1995), Social Work Practice. A Generalist Approach Allyn and Bacon A Paramount Communications Com.United States of America.
Satir, V. (1967), Conjoint Family Therapy. Pab. Altos Science  and Hogarth Behaviour Books.
Winnicott,D. (1960), The Maturational Process and the Facilitating Environment London.