Sosyal Hizmet Mesleği

Bilgiler
Yayınları
Araştırmalar
 


Sosyal Hizmet Alanları

Çocuk
Gençlik
Yaşlılık
Aile
Sosyal Sorunlar
Engeliler
Tıbbi Sosyal Hizmet


Kaynak Bilgiler

Bireysel Gelişim
Sosyoloji
Psikoloji
İnsan Hakları
İletişim Bilgisi

 

 

 

 

 
 



ANA SAYFA

ÇOCUKLARDA HASTANE ORTAMI DUYGUSAL TRAVMALARIN OLUŞMASININ ÖNLENMESİ VE TRAVMALARIN ETKİLERİNE YÖNELİK SOSYAL ÇALIŞMA TEKNİKLERİNİN ÖNEMİ

Sosyal Hizmet Uzmanı
 Ali SONGÜL

 

Çocuk, bir sağlık kuruluşu veya hastane ortamına geldiğinde, önceki hastalık yaşantıları ve çevresindekilerin uyarıları sonucu oluşan korku ve endişelerle dolu tedirginlik gösterebilir. Oldukça sık rastlanan bu durum, sağlık kuruluşu ve hastane ortamında çocuğa yönelik müdahalelerin şekliyle değişime uğrar. Beyaz önlük korkusu, iğne ve canının yanması korkuyu pekiştirir. Sağlık çalışanlarının yaklaşımı ve çocuğa olan ilgileri düzeyinde tepkiler farklılaşır. Anne-Babanın ve yakın çevresinin iğne, ilaç ve hastalıkla ilgili söylemleri ve sloganlaşmış önceki yaklaşımları ile Hastane personelinin rutinleşmiş-kanıksanmış yaklaşımı çocuğun duygularını negatifleştirerek ağlama, korku ve kaçma davranışlarını ortaya çıkarabilir.




Çocuğun yaşamaması gereken duygular ve yaşantılar, yaşandığı takdirde tüm hayatı boyunca olumsuz etkilenebileceği izler bırakır. Çocuğun duygu ve düşünce dünyasında topluma bakışı farklılaşır. Korku veren acımasız gelen çevreye uyum çaresizlik duygusunu ve çaresizlik duygusu da davranış problemlerine neden olabilir. Bu nedenle ebeveynlerin çocuklarına yönelik sağlıkla ilgili söylemlerinde dikkatli olmaları ve çocuklarının yapmasını istemedikleri bir davranışı değiştirmek adına korku ve tehdit olarak algılayabilecekleri sözcüklerden kullanmakta kaçınmaları gerekir.
Diğer taraftan sözü edilen problem yaşanıyorsa, çocuktan sağlık hizmeti sürecinde kan tahlili için alınması gereken kan alınamıyorsa, aşırı tepkili, avaz avaz ağlamaklı ve kaçma davranışı sergiliyorsa ne yapılmalı? Burada sağlık personelinin yaklaşımı, bulunulan mekan kadar önemli olan diğer bir aşama göz ardı edilmemelidir. Bu aşama çocuğun hazırlanması sürecidir. Hazırlık hastane ortamına gelmeden önce evde anne- baba tarafından başlatılmalıdır. Çocuğun genel kanaati oluşturulmalıdır. Çocuk hastalığına yönelik işlemlerle ilgi bilgilendirilmeli, yanlış ve yalan avutucu cümleler kurulmamalı, çocuğun böyle davranılarak ebeveyne olan güveni sarsılmamalıdır.

Çocuğun tüm bu hazırlığa rağmen aşırı tepkili davranışları sürüyorsa, Breysel Çalışma Yöntem ve Teknikleri ile çocuğun duygu, düşünce ve davranışları değerlendirilerek işleme yönelik çocuk hazırlanmalıdır. İkna Etme, Benimsetme, Bilgilendirme sonrası, çocuğa diğer hastaları gözlemleme fırsatı verilmeli ve asla acele edilmemelidir. Çocuğun bu güne değin yanlış bilgi ve yaklaşımlarla doldurulmuş bilincinin yerine doğruları konmalı ve anlaması sağlanmalıdır. Çocuk ikna olmuş, durumu benimsemiş olabilir ancak yinede dirençle karşılaşılabilmektedir. Bu durumda eğer hala aynı düzeyde korku, bağırma ve kaçma eylemindeyse yapılması gereken bilgilendirmenin yanında biraz sonraki ana yönelik projeksyon yaklaşımı denenmelidir. Kendisi açısından biraz sonraya ilişkin durum kendisi açısından algılanması sağlanarak karar verme süreci hızlandırılmış olacaktır. Algılama terapötik iletişim tekniği uygulamasında çocuğun duygularının tam olarak anlaşılmasını sağlayacak uygun soru sorma teknikleriyle sağlanır. Hemen sonrasında eğer sağlıklı iletişim sağlanmışsa çocuğun mesleki müdahale sonrası sağlık hizmeti işlemine olumsuz tepkisi belirgin olarak azalma eğilimi gösterecektir. Başarı şansı oldukça yüksek olan bu tür bir yaklaşımın temel dayanağını mesleki müdahale sonrası gözlemler oluşturmaktadır. Bu yaklaşımdan yararlanmayan çocukların hastane ortamlarında sergiledikleri ajitasyonun iz bırakarak sürüp gitmesi de söz konusu olabilecektir. Çocukta güvensizlik, kin duyma ve nefret duygularının gelişmemesi, sağlık kurumlarına ve sağlık çalışanlarına karşı olumsuz önyargının oluşmaması için, ayrıca çocuğun kişilik gelişiminin kurulma aşamasında özsaygısı, özbenliği, dünyayı algılayışı, özgüveni örselenmesi için gerek sağlık çalışanlarının gerekse Anne ve Babasının bu süreçte oldukça anlayışlı, güleryüzlü, şefkatli ve hoşgörülü ve empatik yaklaşmalıdır. Bu yüzden Anne-babalar hastane ortamında tetkiklerin yapılmasına karşı doğal olarak direnç gösteren çocuklarına yönelik hazırlayıcı sosyal çalışma tekniklerinden (Sosyal Hizmet Uzmanlarından) ya da Çocuk Gelişimci, Psikolog veya Çocuk Psikiyatristlerinden yararlanmayı ihtiyaç haline getirebilecek duyarlılığı ve bilinci sergileyebilmelidirler.

Çocuğun yüksek yararının korunması, örselenme duygusunu yaşamaması ve sağlıklı, güvençli bireyler için sağlık hizmetlerinde psikososyal boyuta yönelik yeni sağlık politikaları geliştirmek ve yaygınlaştırmak için gereksinim duyulan lisansiyerlere yer ve önem verilmelidir. Koşullar iyileştirilerek sonuçta toplumsal barışın ve huzurun sağlanmasında sağlık çalışanlarının katkıları alınmalıdır. Böyle bir yaklaşımı geliştirmek, insanımıza duyulan saygı ve önemi gösterecek olup, toplumdaki genel nezaketi geliştirecektir. Ülkemizin ve insanımızın buna ihtiyacı vardır.
(Bu yazı milliyet blog sayfalarında yayınlanmaktadır)
 

 



Editörler




Google
 

 


 


KURUMSAL VE BİREYSEL İŞ İLANLARI

 


 

SOSYAL MEDYA




 

 

Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.