Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

AVRUPA BİRLİĞİ DÜŞÜNCESİNDE ARKAİK MOTİVASYONLAR: ORTAÇAĞ-1

Hamit ÖLÇER


“Her gece yatmadan önce bir bisikletimin olması için Tanrı’ya dua ederdim.Ama olmadı.Ertesi gün kalktım kendime bir bisiklet çaldım.Ve artık bundan sonra her gece yatmadan önce Tanrı’ya günahlarımı affetmesi için dua etmeye başladım.Galiba Tanrı’nın çalışma tarzı bu olsa gerek diye düşünmüştüm”…Al Capone

“Tanrı zar atmaz”…A.Einstein

ÖNSÖZ:Avrupa uygarlığı açısından Ortaçağ’ın üzerinde durulmaya değer olmayan “karanlık bir çağ” olarak nitelendirilmesi ve onun tarihteki serüveninin görmezden gelinmesi gelenek olmuştur çoğu kez.

Avrupa uygarlık değerleri bakımından Ortaçağ’ı, Aydınlanma Devri’nin Ansiklopedistleri’ nin (Çiçero, Diderot, D’Alembert, Voltaire…) perspektifinden okumaya çalışmak bir an için hoşça vakit geçirmek için iyi bir neden olabilir bizim için. Keza Kilise Babaları ya da Skolastikler üzerinden Ortaçağ’ı okumak mümkün.Fakat kanaatimce bu tarz okumaların pratikte hiçbir değeri olamayacağı gibi çokça rastlanan türden bir çeşit “kendi kendini tatmin eden akademisyenin” anlık-geçici çabasından öte bir anlamının da olabileceğini sanmıyorum.

Bu bakımdan Avrupa’nın geleceği ve onun uygarlık projesi olma yolunda toplumsal-siyasal örgütlenmesinin bir prototipini oluşturması açısından Ortaçağ’ın Haçlı örgütlenmesi modelinin ne anlamda önemli bir yer işgal ettiğini anlamaya çalışmanın aynı zamanda konuyla ilgili bütün merak ve meramımızın doyuma ulaşması açısından da önemli olduğunu düşünüyorum
.



         
HAÇLI ÖRGÜTLENMESİ VE “BİRLİK İDESİ”: Haçlılar gibi dinsel-siyasal örgütlenmenin “biz Müslümanlar için” ne ifade ettiğinden ziyade, “onlar (Batılılar) için” ne anlamda önemli olduğunu anlamaya çalışmanın doğurabileceği bir sonucun her halûkârda dişe dokunur bir tarafının olduğunu düşünüyorum.

Bu bakımdan Şarkiyatçı (oryantalist) imgelemlerin ve söylemlerin birer objesi (nesnesi) olma riskini de göz önünde bulundurduğumuz vakit, dile getirmeye çalıştığım konunun ne kadar önemli olduğu daha bir anlaşılır hale gelecektir. Tam da bununla beraber batıcılık veya bazen batı-sevmezlik olarak köktenci tepki ve önyargılarla karışık bir Occidentalizmin sınırları etrafında da olguya yaklaşmanın bir mantığının olamayacağını da burada belirtmem gerek.Son tahlilde bu bakımdan onların “kötü ruhlu düşmanlar” ile “bizlerin hep Müslüman olduğu” bir tarih dokusu üzerinden Ortaçağ Haçlı örgütlenmesini okumaya/anlamaya çalışmak boşuna ve sinirlendirici bir çaba olmaktan öteye geçemeyecektir.Kısacası Haçlıları ne kutsama gibi saçma bir düşünce içinde ne de böylesi bir olaydan tiksintiye yol açacak nitelikte mazeretlerimiz olmamalı.

Bir kere şu noktayı çok iyi vurgulamam gerekiyor: ”Birliğin, örgütlenmenin, ittifakların en kuvvetli yapıştırıcı görevini üstlenen dinsel öğe tek başına yeterli olduğu doğru değildir.Bu bakımdan dinsel örgütlenmelerin “kendine özgü”lüklerinden öte tinsel bir amacı yoktur.Bunu bu şekilde anladığımız vakit arkamızda güçlü bir etkenin varlığını görürüz:”Siyasal etken”…

Ortaçağ’da siyasal etkenin toplumsal ve ekonomik örgütlenme üzerinde çok zayıf ve gevşek bir karakter özelliğini gösterdiğini ifade eden bazı düşünür ve akademisyenlerin açıklamalarını anlamak bana çok güç geliyor.Bu bakımdan Hristiyanlığın farklı mezheplere bölünmesinde, dinsel etkenin veya dini yorumların başlı başına bir büyük etken olduğunu düşünen bazı münzevi düşünürlerin ortalıkta dolaşıyor olmasını da buna bağlıyorum.

Ortaçağ’ın gevşek/zayıf karakterli bir toplumsal-siyasal örgütlenme modeline sahip olduğu genel-geçer bir doğruluk iddiasına sahip olduğunu düşünmeye çalışmak, bir kere Haçlı örgütlenmelerinin nasıl da görece yakın zaman aralıklarında oluştuğunu anlamaya çalışmamaktan başka bir şey değil.Bu bakımdan Haçlı örgütlenme modelinin basit türden bir toplama kampı,izci kampı veya topluluk olarak karşımıza çıkmadığı, gerçek anlamda birlik ve dayanışma düşüncesinin üst zirveye ulaşmış olduğu ve popüler sosyolojik deyişle “mekanik toplumsal örgütlenmenin” bir görünümü olarak ama aynı zamanda Avrupa toplumsal ve siyasal örgütlenmenin temel manevi türden iç dinamiklerinin dokusunu oluşturduğu prototipik bir örgütlenme modeli olduğunun anlaşılabilir tarafının olduğunu düşünüyorum.

Ortaçağ’ın Avrupa açısından bu tarihsel serüveninin en büyük başarısı, “birlik düşüncesi” etrafında yeniden örgütlenmeye çalışan ulusların Avrupa Birliği içinde kendi kaderini tayin etmelerinde kendileri için bir çeşit daha avantajlı konumda olmalarının getirmiş olduğu güven ve motivasyonla “yeniden birlikte harekete geçme”leri olmuştur. DEVAM EDİNİZ….
 

 


               Bize Ulaşın

Google
 

 

 

UYARI! ©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.