Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

AVRUPA BİRLİĞİ DÜŞÜNCESİNDE ARKAİK MOTİVASYONLAR-3:FRANSIZ DEVRİMİ

Hamit ÖLÇER
webersos@hotmail.com


1789 ÖNCESİ: Avrupa uluslarının geleceğinin biçimlenmesi bakımından ve en azından ne olabileceğine dair birtakım fikirleri olan çoğu düşün adamları büyük bir devrimi göremeden, yaşayamadan terk ettiler evreni. Kendilerinin bile belki de farkında olmadan 18.yüzyılı büyük bir perde ile kapatacaklardı. Fransız Devrimi…


Fransız Devrimi’nin Fransız Avrupası’nda zemin bulmasında genel itibariyle devrim öncesinde çoğu, çeşitli Avrupa ülkelerinde yaşayan akademisyen ve düşün adamlarının, putkırıcı birtakım yazarların ve devrim öncesi Frenk kültürün tüm Avrupa’da başat olması, Fransız monarşisinin ekonomik hayatı darboğaza sürüklemesi ile beraber tüm Avrupa uluslarının alt katmanlarında yaşamını sürdüren kitlesel sınıfların ekonomik sıkıntılarla baş edebilme güçlüğünün sıfıra inmesi ve zenginleşip güçlenen burjuvazi sınıfının, köylü, işçi ve tüccar gibi toplumsal dinamiklerle beraber hareket etme bilinci gibi etkenlerin önemli olduğu bilinir.(Ayrıca bakınız: Server Tanilli, XVIII. YY.larda Avrupa, Cem Yay.)

Şu halde galiba Marksist tarihçi Hobsbawm’ın yazdıklarının ışığında şu iki tespiti yapmak mümkün görünüyor benim için:”Endüstri devrimi dünyayı ekonomik açıdan şekillendirmesine karşılık kendisinden önce gelen Fransız devrimi bir o kadar sosyo-kültürel açıdan değişime uğratmış, onu biçimlendirmiştir.

1789 SONRASI: Devrimin hazırlayıcıları olmaları bakımından kullanılan söylemlerin üniversalliği problemiyle tartışmayı başlatmak gerekirse başta birtakım ezber bilgilerin tekrardan gözden geçirilmesinde fayda olacaktır diye düşünüyorum. Şöyle ki milliyetçilik gibi bir fikrin dünyaya yayılımını Fransız Devriminin ertesinden başlatan çoğu güzide tarihçilerimizin bu konudaki yetersizliklerinin olduğundan kesinlikle eminim. Dünyanın belki de en hatırı sayılır tarihçilerden biri olan Hobsbawm'ın da benzer türden sığ açıklama ve genellemelere gittiğini söylemem mümkün. Binaenaleyh Fransız Devrimi olmadan da milliyetçiliğin çok önceleri, belki de tarihin kabilesel geleneklerinden başlayıp ve Balkanlar’da farklı tandanslarda tekrardan karşımıza çıktığını oradan da tüm dünyaya sürekli bir hareket halinde olduğunu biliyoruz. Bunun neden öyle olduğunun açıklamasını verecek olan biricik açıklama modeli Batımerkezcil veya özel itibariyle EuroCentric tarih algılamasının varolduğu ve sürmekte olduğu keyfi gerçeklikten geçiyor olmasındandır.

Tıpkı bunun gibi sanki “kardeşlik” daha önce dünya tarihinde hiç düşünülmemiş gibi Fransız Devrimi’nin ertesine bırakılması da son derece komik bir olaydır.Bir kere bundan önce de yazmış olduğum gibi Avrupa dediğimiz şeyin ruhsal boyutunun Ortaçağ’da şekillendiğini ve daha o zamanda dahi güçlü kardeşlik ideallerinin dinsel milliyetçiliklerle beslendiğini ortaya koymaya çalışmıştım.Bu bakımdan Ortaçağ’dan itibaren bozulan kardeşlik, temelde siyasal-ekonomik birtakım nedenlerden kaynaklanan mezhepsel çatışmaların yol açtığı Protestan-Katolik kutuplaşmanın eseri olmaktan başka bir şey görünmüyor gibiydi.Şu halde kardeşlik ülküsü dinsel bölünmüşlüğün getirdiği korku ve paranoyadan kendisini kurtarmasından başka bir şey değildi.Dolayısıyla Fransız Devrimi’nin kardeşlik ülküsünün tüm dünyaya yayıldığı veya yayılmak istediği doğrudur; ancak bu kardeşliğin dini temellerde vuku bulmaya çalıştığını görmemiz gerekiyor.Ve böylece kardeşliğin aslında Avrupa'nın bizatihi özel problemi olduğunu ve tüm dünyada yayılmaya çalışılan şeyin ise aslında tam da tüm Avrupa'ya yayılan kardeşliğin getireceği “BİRLİK” bilinci idi.Ve Fransız Devrimi’nin Avrupa Birliği’ne olan mirasını bu şekilde okumamız gerektiğine inanıyorum.

Fransız Devrimi, Avrupa’nın sosyo-kültürel ve siyasal örgütlenmesi bakımından yeni olmamakla beraber kendine özgü birtakım motivasyonları içermesinden ötürü “kardeşlik söyleminin” son tahlilde özü itibariyle EuroCentric profile sahip olmaktan öte bir şey olmadığını dile getirmek istiyorum. Bununla beraber diğer birtakım söylemlerin, sözgelimi milliyetçilik, kadın-erkek eşitliği, insan hakları, medeni hukuk, laiklik gibi gerek düşünümsel modernliğin gerekse modern hayatın görünümleri olmaları açısından Avrupa ulusları içerisinde tartışılmaya ve gözden geçirilmeye başlanması ciddi bir gelişmedir.(Modern konuların tartışmasına ilerleyen yazılarda daha detaylı ele almaya çalışacağız.)  DEVAM EDİNİZ….
 

 


               Bize Ulaşın

Google
 

 

 

UYARI! ©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.