Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Kaynak Bilgiler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

PENCERENİN ARKASINDAKİ BABAANNEM

      Özlem BOĞOÇLU
 
      (Sosyal Hizmet Uzman)

Yazarımızın yayınları hakkında görüşlerinizi ve yorumlarınızı       ozlem.alper1@mynet.com ulaştırabilirsiniz.

 Huzurevinde çalışmaya başlamadan önce huzurevinde kalan yaşlıların mutsuz olduklarını, hayatlarından memnun olmadıklarını düşünürdüm.
Huzurevine çocukları tarafından bir anlamda zorla yerleştirildiklerini, çocuklarıyla aralarındaki ilişkinin bozuk olduğunu, huzurevinde kalmaktan dolayı çocuklarına karşı öfkeli olduklarını varsayardım.




Huzurevinde yoğun bir yalnızlık duygusunun olduğunu, yaşlıların içlerine kapandıklarını, vakitlerinin çoğunu odalarında geçirdiklerini, kurumda minimum düzeyde faaliyet yapıldığını ve yaşlıların bu faaliyetlere katılmadıklarını düşünürdüm.

Bunun yanı sıra huzurevlerinde yaşlıların ihtiyaçlarının düşük düzeyde karşılandığını, kaynakların çok az, hizmetlerin yetersiz olduğunu ve yaşlıların da sürekli kurumdan şikâyetçi olduklarını düşünmüştüm.

Dört yüz elli civarında yaşlının yaşadığı bir huzurevinde çalışmaya başlamıştım. Burada huzurevinde kalan yaşlı hakkında gözlemleyerek ve hatta içinde yaşayarak pek çok şey öğrendim. Daha önceki düşüncelerimin tamamen olmasa bile bir düzeyde değiştiğini gördüm.

Huzurevinde çok canlı bir atmosfer vardı. Bu canlı atmosferi yaşlılar ve huzurevi çalışanları birlikte oluşturmuştu. Biz çalışanlar gibi yeni gelen yaşlı da bu ortama çok çabuk dâhil oluyordu. Hangi yaşlının üç yıl önce, hangisinin bir ay önce kuruma geldiğini anlamak kolay değildi.

Yaşlıların huzurevlerinde kalma nedenleri birbirinden farklıdır. Maddi zorluklar, yalnızlık, aileleri ile birlikte yaşayamama, psikolojik ve sosyal sorunlar, fiziksel ihtiyaçlarını karşılamakta yaşadıkları zorluklar, düşkünlük vb. sebeplerle yaşlılar huzurevinde kalmaktadırlar.*

Özellikle yaşlıların kuruma geliş nedenleri benim için merak konusuydu. Yaşlıların çoğu kuruma kendi istekleri ile geldiklerini, hatta bazıları kurumda kalmak konusunda çocuklarını zorla ikna ettiklerini söylemişlerdi. Yaşlılar arasında kuruma gelmek istemeyen ve kurum yaşantısına alışmakta zorlanan yaşlıların sayısı da az değildi.

Huzurevinde yaşıtlarıyla bir arada yaşamak, evinde olduğu gibi yalnız olmamak, etrafında neredeyse her an vakit geçirebilecek birilerinin olması yaşlı için kuruma geliş nedenlerinden bazılarıydı. Günlük işlerinin kurum tarafından yapılması, sürekli sağlık hizmetlerinden yararlanmak ise diğer nedenlerden sadece bazıları.

Yaşlıların bir kısmı çocuklarının yanında kalarak ileride onları rahatsız etmek istemedikleri gibi çocuklarının yanında kendilerinin de rahatsız olmak istemediklerini söylemişlerdir. Böyle düşünmekle birlikte huzurevinde kalmanın da zorluklarını sözlerine eklemişlerdir.

66 ya da 67 yaşlarında, oldukça dinç bir yaşlı, huzurevinde mümkün olduğunca erken yaşta kalmaya başlamak istemişti. Böylece huzurevine daha kolay adapte olabileceğini, yeni arkadaşlar edinebileceğini düşünmüştü.

Yaşlılar birbirleriyle güzel ilişki kurdukları gibi ilişki kurmakta zorlanan yaşlılar da vardı. Huzursuzluk yaşayan, birbirlerinden şikâyet eden yaşlıların sayısı da az değildi.

Yaşlılar istediklerinde izin alıp dışarıda kalabiliyorlardı. Bazıları kendi aralarında geziler düzenliyorlar, birlikte hoş vakit geçiriyorlardı.

Sosyal hizmet uzmanları ve psikologlardan oluşan sosyal servis bol miktarda gezi ve faaliyetler düzenliyordu. Bu faaliyetlere yürümekte zorlanan, Alzheimer hastalığı olan yaşlılar da katılıyordu.

İlginç, aslında hoş denilebilecek durumlar yaşanıyordu.
Genellikle gezi ve faaliyetlere katılan yaşlılar aynıydı. Bazıları hiçbirine katılmıyordu.Yaşlıların çoğunluğu vakitlerinin büyük bir kısmını televizyon izleyerek geçiriyorlardı.

Bu konuyla ilgili yapılan araştırmalar da bunu doğrulamaktadır. “Huzurevinde kalan yaşlıların psikososyal yönlerinin incelenmesi isimli çalışmada da bu sonuç elde edilmiş. Çalışma yaptıkları huzurevinde, yaşlıların %91,7’sinin televizyon seyrederek vakit geçirdikleri saptanmış.”

Hepimizin de bildiği gibi yaşlıların birçoğu anılarını anlatmak konusunda oldukça isteklidir.

Yaşlıların anlattığı deneyimler, kültürler çok ilgimi çekmiştir. Tabi bazıları aynı yaşantılarını defalarca anlatırlar. Bay E. her gün odama gelip ilk defa anlatıyormuş gibi anılarını, aynı sözcüklerle başlayıp aynı sözcüklerle sonlandırırdı.

Yaşlıların büyük bir kısmı iki kişilik odada kalmak konusunda çok isteksizdi. Onlar için bu durum büyük bir sorun olurdu. Bazen bizim için de oda arkadaşlarının tartışmaları sorun haline gelirdi. Hatta bazı yaşlıların sürekli odalarını ya da oda arkadaşlarını değiştirirdik.

Yaşlılar çocuklarından güzel bir şekilde bahsederlerdi. Çocuklarının başarılarını ve onlarla kurdukları güzel ilişkileri anlatmaktan çok hoşlanırlardı.

Çocukları ziyaret ettiklerinde çok mutlu olurlardı. Özellikle bayramlarda sabırsızlıkla çocuklarını beklerlerdi.

Yaşlıların ziyaretçileri çok seyrek olurdu. Hatta bazılarının hiç ziyaretçisi olmazdı. Ziyaretçisi olmayan yaşlılar özellikle bayramlarda diğer günlere oranla daha öfkeli olurlar ya da odalarından pek çıkmayıp içlerine kapanırlardı. O günlerde bedensel şikâyetleri de artardı. “Huzurevinde kalan yaşlıların psikososyal yönlerinin incelenmesi isimli çalışmada, yaşlıların %48,3’ünün ziyaretçisinin gelmediği saptanmış.”

Bir yaş grubunun sosyal statüsü, genellikle sosyal etkisine ya da üretimdeki işlevine bağlıdır. Tarım toplumlarında yaşlıların saygın bir statüsü vardır; özellikle bilginin sözlü olarak aktarıldığı toplumlarda yaşam deneyimleri çok değerlidir. Bu toplumlardaki etkinliklerin kapsamı da yaşlıların üretken üyeler olarak kalmasını sağlar.**

Sanayileşmiş toplumlarda ise, teknoloji öne çıktıkça yaşlıların statüsü geriler. Ayrıca değişen aile ilişkileri içinde çekirdek ailenin yaygınlaşması, zamanının çoğunu aile çevresine ayıran yaşlıların hem birbirlerinden hem de genç aile üyelerinden uzaklaşmasına yol açmaktadır. Yaşlılığın önemli bir toplumsal yönü de; bu kuşağın değerleri ve eğitimiyle ilgilidir. Değişimin çok hızlandığı sanayi toplumlarında 65 yaşına gelmiş biri, kendi gençliğindekinden çok farklı ahlaki değerlere, beklentilere ve rol tanımlarına uyum sağlamak zorunda kalır.**

*Huzurevinde yaşayan sakinlerin kuruma yönelik düşünce ve beklentileri / Sevginar Vatan, Tülin Gençöz / Kriz Dergisi 2004; 12(2):19-32

**Huzurevinde kalan yaşlıların psikososyal yönlerinin incelenmesi/ Nurgül Bölükbaş, Hatice Arslan / Düşünen Adam: Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi 2003; 16(4):235-239

http://www.psikiyatrivehayat.com 


Bize Ulaşın