Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap - Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları
İnsan hakları Bilgileri

 

 

Google
Web sosyalhizmetuzmani.org

Babaları Değişimden Geçerken, Değişenlere

SHU.Şadiye DÖNÜMCÜ
dsado@mynet.com
(Sitemiz yazarı)

 Kaybettiklerimiz karşısında varlığımızı sürdürebilmek, yaşadığımız hayata, evrene iz bırakabilmek için "çocuklarımızın çocukları" olacağımız zamana denk gelen bu süreçte; girdiğimiz bu farklı arayışların yol açtığı "değişim" harika bir şey olmalı?

Yaşamda bize uygun görülen rolleri karşılıklı oynarken, zorlandığımız olur çoğu kez. Anne/baba - çocuk ilişkisi; özellikle çocuğun ergenlik, "biraz da edepsizlik" ve ön yetişkinlik döneminde yaman çelişkilerle dolu olduğundan, dört mevsimin bir arada yaşanabildiği şizofrenik bir durum olduğu bile söylenir.
 
Sevginin, dayanışmanın, çatışmanın, yıkıcılığın, acıtmanın, dayanışmanın, güvenmenin, dürüstlüğün, yalanın, nefretin, eleştirinin, yapıcılığın şahikası yaşanır bu ilişkide.

Büyüyüp de, roller değişince hayatın içinde uzlaşmaz gibi görünen çelişkiler uzlaşıverir, ova düzlüğüne ulaşıldığında..

"Baba
Babam, ağabeyim, kardeşim, arkadaşım;
Ne zulüm, ne ölüm, ne korku başımı eğemez!
Yalnız senin elini öpmek için eğilir başım.
Babam, ağabeyim, kardeşim, arkadaşım..."


 Nazım Hikmet,1932

Artık sadece "anne-babalarımızın çocukları" değilizdir, "çocuklarımızın anne-babası" olmuşuzdur.

Hayatımızın ivmesi hızlanmıştır. Günlerimiz debdebelidir. Zaman hızlı akar.... Bir bakarız anne-babamızın anne-babası oluvermişiz. Yaşamımızın "ikindi vakti"dir artık.

Sonra, bir "şey" olur...
Yolunda gittiği sanılan bir şey(ler)in tekdüzeliği bozulur...

                                                            "Tam beş kulaç dipte yatıyor baban,
                                                                    Kemikleri şimdi mercan oluyor
                                                                Bir çift inci artık gözlerinde duran
                                                                        Hiçbir parçası yok olmuyor
                                                               Harika bir şeye dönüşüyor bence,
                                                                  Deniz değişiminden geçtikçe..."
Shakespeare (Fırtına)

Yüreğimizin kileri açılıverir...

Kendimizi, değerlerimizi sorgulamak için, içimize çekiliriz...

Artık yüzümüz hayatın öteki yönüne çevirilidir. Derinlerimizdeki bir şeylerin ayrımına varıp, kendimizi anlamaya soyunduğumuzda içimizi kanırtan şeyler yüzeye çıkar...

"Ben"imizdeki yara(ların) kabuğunu koparırken irkiliriz. Cesaretimiz varsa, yeni acıtmalar için, kabuk kopartmağa devam ederiz.

Geçmiş unutul(a)maz. Geçmişte yaşananlar, hepimizin sıkça yaptığı gibi ötelenebilir, yok sayılabilir sadece. Geçmişin, sadece ölerek unutulabildiği sıkça anımsanarak.

Kaybettiklerimiz karşısında varlığımızı sürdürebilmek, yaşadığımız hayata, evrene iz bırakabilmek için "çocuklarımızın çocukları" olacağımız zamana denk gelen bu süreçte; girdiğimiz bu farklı arayışların yol açtığı "değişim" harika bir şey olmalı?

Babalar! Gününüz kutlu olsun!

Bu yayın:  http://www.bianet.org   yayınlanmaktadır.

 


 


Bize Ulaşın