Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 


BABİL’İN YAĞMALANMIŞ BAHÇELERİ

Ali Istanbullu-Sosyal Hizmet Uzmanı
aliistanbullu@gmail.com


…Çocukluğumdan beri, gözlerin, Bağdat, gözlerimde uyuyan iki yıldız olmuştur… Bağdat… Tutku ve ihtiras kitabında sana dair ne söylesem? Bağdat… Seni ne kadar sevdiğimi anlatmaya binlerce kitap yetmez.* Nizar Qabbani

Ilham Al Madfai’nin eşsiz yorumuyla Nizar Qabbani’nin Bağdat’ını dinliyorum tekrar tekrar. Ardı arkası kesilmiyor Irak haberlerinin: Saddam, ABD, İşgal, Sünniler, Şiiler, Kürtler… Sayılar, istatistikîler birbirini takip ediyor…

***

Irak: İnsan yaşamı sayılarla ifade edilemeyecek karmaşıktır. Doğumlar ve ölümler kesin sayılarla tarihe geçebilir ancak. Günlük yaşamın getirdikleri; kişisel tercihler, hisler, şanslar, göçler sayılarla çok kolay tanımlanabilir gibi gelmiyor artık. Hatta dürüstçe derlenen istatistikler bile hata verebiliyor yaşamı anlatırken.

Irak: Tarih çoğu zaman kazananların ağzından yazılmaz. Bazen ‘sıradan’ kişiler en güzel şekilde anlatır yaşananları, kendi tarihini yazar.

***

Irak farklı kültürlerin, dinlerin, etnik grupların yüzyıllar boyunca beraber yaşadığı bir coğrafyaydı. Ülke, 2003’ten bu yana, milyonlarca Iraklıyı göçe zorlayan bir çıkmazın içinde. İşgalin başladığı zamandan bu güne ülke içinde ve komşu ülkelere göç edenlerin sayısı milyonlarla ifade ediliyor.

Oysa Irak’ta beraber yaşamak günlük yaşamın doğal bir parçasıydı. Mezopotamya tarihi çok farklı ırk ve dinden insanın beraber yaşadığı bir coğrafyanın tarihiydi. Modern Irak bu geleneği bir şekilde sürdürmüş hatta Bağdat, Basra ve Musul ticaret ve eğitimin önemli şehirleri olmuştur.

Saddam rejimi, birçok etnik ve kültürel yapıyı barından Irak’ta, Sünni-Şii, Arap-Kürt gruplar arasında tansiyonu yüksek tutan politikalarla dolu geçmiştir. 2003’te Saddam’ın dehşet ve korku rejimi bittiğinde Amerikan demokrasi havarileri Irak’ta doğan yeni günün ‘müjde’sini veriyordu. Ama üzerinden çok geçmeden Iraklılar güvenli, bombaların patlamadığı ve normal günlük yaşamı arar olmuştu. Bugün Irak radikal silahlı grupların ve işgal kuvvetlerinin günlük yaşamı her an ve her yerde kana bulayabilecek bir sahası haline gelmiştir.

Amerikan demokrasi havarilerinin iddialarının aksine, Irak daha da kötüye gitmekte ve şiddet toplum içinde derinleşerek yayılmaktadır. Artık kimsenin kimseye tahammülü kalmamıştır. Her gün daha fazla insan radikal gruplara katılmakta; ‘biz ve bizden olmayanlar’ söylemi her zamankinden çok duyulur olmuştur.

İnsanlar kalıp ölmek ile kaçıp her şeyi geride bırakmak arasında bir yaşam tercihiyle güne uyanmaktadır.

Irak’ta sayılar artık ne dehşeti ne de yerinden yurdundan olan insanları anlatabilir hale gelmiştir. Radikal Sünni ve de Şii liderler için şiddet ve göç varolan tarihsel yaşamın bir uzantısıdır artık.

Şii gruplar için Irak ‘ Sünnilerin Şiileri ortadan kaldırıp, Sünni bölgelerde Taliban devleti kurma savaşıdır’. Radikal Sünni grupların gözüyle bakıldığında ise ‘ Irak artık Sünnilerin yerinin olmadığı, Amerikan yapımı Iran tarzı bir devlettir’. Böylesi bir ortamda şiddet radikal gruplar için varolma nedeni olmaya devam ediyor.

***

2003 öncesi Irak Saddam rejiminin şiddet ve göç politikaları ile yine gündemdeydi. Bu durum radikal grupların otoritesini kullandığı bölgelerde bugün de devam etmektedir. Sünniler Sünnilerin güçlü olduğu bölgelere, Şiiler Şii bölgelerine, Kürtler kuzeye ve Hristiyanlar da genelde ülke dışına; komşu ülkelere göç ediyor. Sonuç: radikal gruplar ‘temizlenmiş’ bölgelerde güçlerine güç katıyor.

Yalnız radikal etnik ve dini gruplar arasındaki çatışmalar değil ABD önderliğindeki işgal kuvvetlerinin ardı arkası kesilmeyen operasyonları da o bölgelerde hayatta kalan Iraklıları yerlerinden ediyor.

Daha çok farklı etnik ve dini yapıyı barındıran şehirlerde insanlar daha çok yollara düşüyor. Göçün şekli farklılaşıyor. Bugün yerinden olan insanların sayısını tahmin etmek giderek zorlaşıyor. İnsanlar farklı nedenlerden dolayı gittikleri bölgelerde kayıtlı olmadan ‘kaçak’ yaşama devam ediyor ve politik nedenlerle gerek Irak içindeki gerekse komşu ülkelere olan göçün rakamları manipüle ediliyor.

Birleşmiş Milletler kaynakları komşu ülkelerde-Suriye, Ürdün, Lübnan, Türkiye- yaşayan Iraklıların sayısının iki buçuk milyonu geçtiğini tahmin ediyor. Bununla beraber, ülke içinde yer değiştiren yaklaşık 750 bin Iraklının varlığından bahsediliyor.

Ne ‘milli’ Irak hükümetinin ne de ABD işgal kuvvetlerinin henüz net bir planı yok. Olmayacak. Korku ve şiddet günlük yaşamın bir parçası olmaya devam ederken sayılar ve istatistikler onlar için de önemsizleşiyor.

***

…Aslında şiir felakettir
ve sürgündür
Birbirini tamamlar…
Ve biz bir yaşamdan fazlasını düşlemedik
yaşam gibi ölüm de bize özgü olsun istedik:
Irak, Irak, hiçbir şey fakat Irak.* Mahmoud Darwish

Amerikan ‘demokrasi’sinin yağmaladığı Babil bahçeleri bunu asla hak etmiyor.


* Şiirler kendi çevirim.

 

 


               Bize Ulaşın

Google
 

 

 

UYARI! ©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.