Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Kaynak Bilgiler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

Google
Web sosyalhizmetuzmani.org


 Başarılı İletişimin Temel Koşulları

Insanlarasi iletisim; kisilerin birbirlerine bilinçli veya bilinçsiz olarak iletmek istedikleri duygu ve düsüncelerini aktardiklari bir süreçtir. Basarili bir iletisimin temel kosullari sunlardir:
1. Karsimizdaki kisilere saygi duymak; onlarin varligini kabul etmek, önemli ve degerli olduklarini hissettirmek, oldugu gibi benimsemek anlamini tasir.
2. Gerçekçi ve dogal davranmak; abartidan uzak, oldugu gibi davranmaktir.
3. Iletisimin belki de en önemli ögesi empatidir. Empati kavramini, dis dünyayi karsimizdakinin penceresinden görmeye çalismak olarak tanimlayabiliriz. Kurulan bu duygu ortakligi, iletisimin gücünü arttirir ve karsilikli anlasilma mesajlarinin aktarilmasina olanak saglar.
ILETISIM SADECE KONUSMA DEGILDIR
Konusmak ihtiyaç olabilir, fakat susmak bir sanattir. Madamme De Stael
Iletisim ayni zamanda;
* Ne söyleyecegimizi bilmek,
* Bunu ne zaman söylemenin daha uygun olacagina,
* Nerede söylemenin dogru olduguna karar vermek,
* En iyi nasil söylenecegini düsünmek,
* Olaylari basitçe anlatabilmek,
* Akici bir dille ve karsimizdaki kisiyle göz kontagi kurarak konusabilmek,
* Dikkati yogunlastirmak ve verdigimiz mesajlarin alinip alinmadigini farkedebilmektir.
Iletisimde temel ilke kabul etmedir. Baskasini oldugu gibi kabul etmek, onu gerçekten sevmektir. Kabul edildigini hissetmek, sevildigini de hissetmektir. Ancak "kabul etme" kavrami, karsimizdakinin söyledigi her seyi onaylama, ileri sürdügü fikirlere katilma veya tüm yorumlarini kabullenmeyle karistirilmamalidir. Burada sözü edilen; düsünce, fikir ya da yorumlarda tümüyle zit kutuplarda bile yer alsak, karsimizdakinin duygularini anlama ve saygi gösterme çabasidir. Kisiyi söyledikleri, düsündükleri ve hissettikleriyle birlikte bir birey olarak kabul etmek, onun bireyselligine, farkliligina ve tekligine saygi göstermek, söyledigi her seyi kendi deger sistemimizde onaylamamizi ve kabullenmemizi gerektirmiyor. Kendimiz için yanlis bulsak bile, her insanin kendine özgü olusunu yadsimadan, onu kendimize uydurma çabasina girmememiz onu kabul ettigimiz anlamini tasir. Voltaire'in dedigi gibi "söylediklerini kabul edemem, ama konusma hakkini ölene kadar desteklerim"...
ILETISIM SISTEMININ TEMEL ÖGELERINDEN BIRI DE DINLEMEDIR
Iyi bir dinleyici, iletisim kurdugu kisinin yalniz söylediklerini degil, yüzü, eli, kollari ve bedeniyle yaptiklarini da "duyar"; çünkü yüz ifadeleri, el ve kol hareketleri, bedenin durus tarzi, ses tonu gibi sözsüz mesajlar da iletisimin bir parçasidir. Hatta bazen tek basina iletisimdir.
Sözlü iletisimde, iletisim içinde olan insanlarin birbirlerini "duyduklarini" anlatmak için kullandiklari çesitli yöntemler vardir. Bunlarin kullanilis biçimi, iletisimin gücünü ve süresini belirler. Bu bölümde dinleme becerileri ve yöntemlerine kisaca deginecegiz. Bunlari okurken, kendinizi ve iletisim tarzinizi düsünmeninizi öneririm. Siz günlük yasaminizda en sik hangi dinleme yöntemini kullaniyorsunuz? Zaman zaman konusmanin tikandigini hissediyor musunuz? Bu tikanmayi en çok hangi yöntemde yasiyorsunuz? Kuskusuz günlük yasam içinde mola vererek kendimize bakmak, her zaman yaptigimiz ya da yapabildigimiz bir davranis degil. Ama bazen kisinin kendini, iliskilerinde hangi konumda oldugunu sorgulayan bir gözlükle degerlendirmesi, güçlük yasadigi durumlari farketmesine ve yeni çözümler üretmesine olanak saglayabilir. Aklinizda bulunsun....:-)
1. Pasif (Edilgin) Dinleme;
Sessizlik, karsimizdaki kisiye gerçekten kabul edildigini duyumsatan ve bizimle duygularini daha fazla paylasmasi için onu yüreklendiren, çok güçlü sözsüz bir iletidir. Ancak bir tehlikesi, her zaman anlatana gerçekten tüm dikkatimizi verdigimizi kanitlamaz. Bu nedenle dinlerken, özellikle duraklamalarda, gerçekten dinledigimizi göstermek için sözlü ya da sözsüz belirtiler vermekte yarar olabilir. Kabul tepkileri (bas sallamak, gülümsemek, kas çatmak, vb.) uygun zamanda kullanilirsa, anlatani gerçekten duydugumuz mesajini verirler.
2. Kapi Aralayici Mesajlar;
Bazi insanlar konusmayi sürdürmek için yüreklendirilmeye gereksinim duyabilir. Bu tür bir destekleme için verilen mesajlara, kapi aralayicilar denir;
"Bu konuda daha fazla bir sey söylemek ister misin?"
"Ilginç, devam etmek ister misin?"....gibi mesajlar, dogru kullanildiginda iletisimin sürmesine yardimci olabilir.
3. Etkin (Katilimli) Dinleme;
Sessizlik, kabul tepkileri ya da kapi aralayicilarin dinleyenin, anlatani anladigini göstermesi konusunda sinirliliklari vardir. Dinleyenin, anlatani yalnizca duydugunu degil, ayni zamanda dogru olarak anladigini iletebilmesine olanak saglayan etkin dinleme, en saglikli iletisim yöntemi olarak kabul edilmektedir.
En temelde, konusan bireyin söyledigi sözleri açarak, tekrar etmekten olusan etkin (katilimli) dinleme, insanlar arasinda yalin, daha anlamli bir iliskinin gelismesine firsat verir.
Dinleyenin kendisini gerçekten duydugunu gören anlatan, önce kendisine deger ve önem verildigini, kabul edildigini, buna bagli olarak da sevildigini düsünür.
Etkin (katilimli) dinlemede, dinleyen suskun ve pasif degildir. Tam tersine anlatanin duygu ve düsünceleriyle ilgili ve konusmasini onaylayan bir görüntü içinde, kendi basina düsünmesine yardim eden kisi rolündedir. Sorumluluk, anlatana birakilmistir. Dinleyen sadece anlatanin, kendi çözümlerini bulmasina "yardimci" olma çabasindadir.
Buraya kadar insanlar arasi iliskilerde temel öneme sahip kavramlar ve yöntemler üzerinde durdum. Bundan sonraki bölümde, özel olarak çocugunuzla iletisiminizde size küçük katkilar saglayabilecegini umdugum örnek ve açiklamalara deginecegim. Bunlari izleyerek, etkin (katilimli) dinleme konusunda daha fazla fikir sahibi olabilir ve çesitli durumlarda nasil kullanilabilecegini görerek, kendi yasaminiza dönük çikarimlarda bulunabilirsiniz.
Çocuklar dinlenmemeleri ve ciddiye alinmamalari konusunda oldukça duyarlidirlar. Dinlenmediklerini hemen farkederler. Anne-babalarindan karsit görüs duymayi, dinlenmemeye tercih ederler. Anne-babasinin kendini gerçekten duydugunu farkeden çocuk, sevildigi, önemsendigi ve anlasildigi duygusunu yasar ve kendini rahat hisseder. Bu, çocugun benlik saygisinin ve anne-babasiyla yakinliginin artmasina ve aile içi iletisimin güçlenmesi ve sürekli olmasina zemin hazirlar. Unutmayin!...çocuklar, hangi yasta olurlarsa olsunlar, kendilerini ifade edebilmek için anne-babalarinin yardimina gereksinim duyarlar.
Bu bölümde ayni konusmanin iki degisik seklini birlikte vererek, etkin dinlemenin üstünlügünü ve nasil kullanilabilecegini örneklemeye çalisacagim.
---Yari dinlemek yerine...
- Çocuk: Ahmet bana yumruk atti ve... Baba, beni duyuyor musun?
- Baba (gözü televizyondaki maçta): Seni duyuyorum...Devam et.
- Çocuk: Ve ben de ona vurdum. O da bana bir kez daha vurdu. Baba!! Dinliyor musun???
- Baba (gözünü televizyondan ayirmadan): Kelimesi kelimesine dinliyorum.
- Çocuk: Hayir dinlemiyorsun!!
- Baba: Hayir hem dinleyip hem de maçi izleyebilirim. Sen devam et anlatmaya.
- Çocuk: Bosver!!!!
-Tüm dikkatinizi vererek dinleyin...
- Çocuk: Ahmet bana yumruk atti ve... Baba, beni duyuyor musun?
- Baba (tv'den basini kaldirip çocuga bakarak) Evet canim.
- Çocuk: Ve ben de ona vurdum. O da bana hem de daha sert vurdu. O çok kötü biri!
- Baba: Kaslarini çatar...Basini sallar
- Çocuk: Biliyor musun, bundan sonra Hasan'la oynayacagim. O insanlara yumruk atmiyor.
Iletisimi, dikkatini vererek degil de, sadece sesiyle katilan biriyle sürdürmeye çalismak cesaret kirici olabilir. Dertlerinizi sizi gerçekten dinleyen birine anlatmak çok daha kolaydir. Bazen ebeveynin bir sey söylemesine bile gerek yoktur. Çogu kez, bir çocugun ihtiyaci olan tek sey, ona duygularinin anlasildigini hissettiren, sicak, sessiz bir ortam ve göz kontagidir.
---Duyguyu reddetmek yerine...
- Çocuk: Kaplumbagam ölmüs. Oysa bu sabah yasiyordu.
- Baba: Bu kadar üzülme tatlim. Aglama! Bu sadece bir kaplumbaga.
- Çocuk: Üüüüüüüüüüüü
- Baba: Kes sunu!!! sana baska bir kaplumbaga alirim.
- Çocuk: Baska bir tane istemiyorum!!!!
- Baba: Bak, çok mantiksiz davraniyorsun!!!
---Duyguyu isimlendirin...
- Çocuk: Kaplumbagam ölmüs. Oysa bu sabah yasiyordu.
- Baba: Yoo olamaz, ne kadar kötü.
- Çocuk: O benim arkadasimdi.
- Baba: Bir arkadasi kaybetmek çok aci verebilir.
- Çocuk: Ona bir sürü oyun ögretmistim.
- Baba: Ikiniz beraber bayagi iyi vakit geçiriyordunuz.
- Çocuk: Onu hergün beslerdim....:(
- Baba: O kaplumbagayi gerçekten seviyordun....:)
Ebeveynler çocuklarini yasadigi duyguya isim verdikleri kosulda, onun bundan olumsuz etkilenebilecegi kaygisini yasayabilirler. Ancak çocugu olumsuz duygusundan uzaklastirma çabasina -yasadigi duyguyu inkar ederek- girdigimizde, o daha çok üzülür. Oysa tam tersine çocuk, hissetmekte ve düsünmekte olduklarini, kisaca o anki yasadiklarini, sözcükler halinde duydugu zaman rahatlar. Bir baskasi, onun iç dünyasinda yasadiklarini anlayabilmis ve bunu dile getirmistir.
---Açiklama ve mantik yerine...
- Çocuk: Patlamis misir istiyorum.
- Anne: Hiç kalmadi hayatim.
- Çocuk: Istiyorum, istiyorum iste!!!
- Anne: Daha simdi sana evde hiç kalmadigini söyledim!!! Gevreklerden al biraz.
- Çocuk: HAYIR...MISIR ISTIYORUM..!!!
- Anne: Bak simdi tam bir bebek gibi hareket ediyorsun!!!
---Çocuga isteklerini bir hayal dünyasinda sunun...
- Çocuk: Patlamis misir istiyorum.
- Anne: Keske senin için evde birazcik kalmis olsaydi.
- Çocuk: Onlardan istiyorum....:(
- Anne: Ne kadar çok istedigini duyuyorum....:)
- Çocuk: Keske simdi olsaydi....:(
- Anne: Söyle kocaman bir kutunun içinde bir sürü patlamis misir belirmesini saglayacak sihirli gücüm olmasini isterdim...)
- Çocuk: O zaman... belki biraz gevreklerden alirim....:)
Çocuklar elde edemeyecekleri bir sey istedikleri zaman, yetiskinler çogunlukla, çocuklarin isteklerine ulasamamalarina mantikli açiklamalar getirerek karsilik verirler. Ama çocuklar, çogu kez, açiklama yapildigi oranda isyankar davranirlar. Bazen, sadece, bir seyi ne kadar çok istediginizi anlayan birinin olmasi, gerçegi kabullenmeyi kolaylastirir.
---Sorular ve ögütler yerine...
- Çocuk: Biri yeni kalemimi çalmis.
- Anne: Kaybetmedigine emin misin?
- Çocuk: Hayir kaybetmedim. Tuvalete giderken siramin üstündeydi.
- Anne: Eger esyalarini orada burada birakirsan ne olacagini bekliyorsun ki! Önceden de esyalarin baskalari tarafindan alinmisti. Bu ilk degil! Sana her zaman degerli esyalarini siranin içine koymani söylüyorum. Senin sorunun beni hiç bir zaman dinlememen!!!
- Çocuk: Üffff...Beni rahat birak!!!!
- Anne: Küstahlasma!!!
---Bir sözcükle onaylayin (öyle mi?...himmm...gibi)...
- Çocuk: Biri yeni kalemimi çalmis.
- Anne: Öyle mi?
- Çocuk: Tuvalete giderken siramin üzerindeydi ve biri onu almis.
- Anne: Hiiimmm
- Çocuk: Bu üçüncü kalem çaldirisim oldu.
- Anne: Yaaa
- Çocuk: Biliyorum. Bundan sonra siniftan çikarken, kalemlerimi siramin içine koyacagim. Sen bana bunu söylemistin.
- Anne: Tamam canim...:)
Herhangi bir tarafindan sorgulandigi, suçlandigi veya ögüt verildigi zaman, çocugun yapici ve olumlu düsünmesi zordur. Basit bir "yaaa...hiiimmm...anliyorum...." bile bazen çok ise yarar. Bu tür onaylamalar, anlayisli, sicak bir "himm" la da pekistirildiginde, çocuga kendi duygu ve düsüncelerini kesfetmesi için ortam hazirlar ve kendi çözümlerine ulasmasini saglar.
Günlük yasam içinde anne-baba-çocuk üçgeninde yasanan, "yap"lar, "yapma"lar, aglamalar, bagirislar, isyanlar, yüksek ses tonu, kizmalar, küsmeler, cezalar, tehditler...vb. davranis ve tutumlar zaman içinde iliskileri uzak ve tek yönlü iletiler haline getirebilir. Oysa iletisim, karsilikli mesaj akisi anlamini tasir. Güç mücadelesine girmek yerine, pratik ve daha az yorucu olan yöntemi seçmeye ne dersiniz?
---Bunun yerine...
- Baba: Banyoda isin bittikten sonra isigi söndürmeni sana kaç kere söylemek zorundayim!!!
---Durumu anlatin...
- Baba: Banyodaki isik açik kalmis.

---Bunun yerine...
- Anne: Su köpegi hala disari çikarmadin. Bir köpegin olmasini hak etmiyorsun!!!
---Durumu anlatin...
- Anne: Fatos, Elvira kapinin dibinde bir asagi bir yukari yürüyüp duruyor.
Insanlar size nerede hatali oldugunuzu söylerken, gerekeni yapmak zordur. Yetiskinlerin sorunu dile getirip, açiklik kazandirmalari, çocuklarin o anda yapmalari gerekeni, kendi kendilerine bulmalarina yardimci olacak bir ortam hazirlar.
---Bunun yerine...
- Baba: Eger seni bir daha duvarlara yazi yazarken yakalarsam, sopayi yiyeceksin!!!
---Bilgi verin...
- Baba: Duvarlara yazi yazilmaz. Yazmak için kagit kullanabilirsin.
---Bunun yerine...
- Anne: Ev islerine birazcik yardimci olmak hiç aklina gelmez degil mi?
---Bilgi verin...
- Anne: Simdi aksam yemegi için sofra kurulmus olsaydi, gerçekten çok iyi olurdu.
Bilgi verilmesini kabullenmek, suçlamaya katlanmaktan daha kolaydir. Çocuklar, olan biten hakkinda bilgilendirildikleri zaman, çogunlukla yapilmasi gerekeni anlarlar.
---Bunun yerine...
- Anne: Deminden beri size pijamalarinizi giymenizi söylüyorum. Oysa sizin yaptiginiz tek sey, etrafi dagitmak. TV izlemeye baslamadan pijamalarin giyilecegini konusunda anlasmistik. Fakat ben buna yönelik davranista bulunan birilerini göremiyorum...
---Bir sözcükle özetleyin...
- Anne: Çocuklar...PIJAMALARRR!!!!
Ayrintilardan arindirilmis mesajlar, çocugun sorunun çözümüne yönelik davranmasini hizlandirir.
---Bunun yerine...
- Anne (okuldan yeni gelen çocuguna): Ögretmen kompozisyonunu nasil buldu? Matematik yazilisindan kaç aldin? Bugün hangi derslere çalisman gerek? Oynamaya çikacak misin? Hirkan neden kirlendi? Düstün mü yoksa?....
---Çok fazla soru sormayin...
- Anne (okuldan yeni gelen çocuguna): Selam tatlim. Seni gördügüme sevindim.
Çok fazla soru, kisinin özel yasamina fazlasiyla karisiliyormus hissine kapilmasina neden olabilir. Çocuklar, konusmak istedikleri zaman onu dinleyecek birinin oldugu güvenini duymak isterler, konusmaya zorlanmak degil!
Önerilen kaynaklar:
Atabek, E. (1995). Çocuklar, Büyükler ve Tavsanlar. Altin Kitaplar: Istanbul.
Aydogmus, K. ve arkadaslari (1992). Ana-Baba Okulu. Remzi Kitabevi: Istanbul.
Clarke, J. I. (1996). Çocuk Bakimi ve Egitimi – I. Papirüs Yayin Dagitim: Istanbul.
Gordon, Thomas (1996). E.A.E. Etkili Anababa Egitimi: Aile Iletisim Dili. Sistem Yayincilik.
Gordon, Thomas (1996). E.A.E. Etkili Anababa Egitiminde Uygulamalar. Sistem Yayincilik.
Navaro, Leyla. Beni Duyuyor Musun? Ya-Pa yayinlari: Istanbul.
Yavuzer, Haluk (1996). Çocuk Egitimi El Kitabi. Remzi Kitabevi
 


 


Bize Ulaşın