|
|
|
 |
BAŞÖRTÜLÜ KADINA KARŞI AYRIMCILIK
Av. Arzu
Besiri / Sitemiz Yazarı
İstanbul Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Hukuku Yüksek Lisans Öğrencisi
arzubesiri@yahoo.com.tr |
Önceleri kadın
sadece bir değiş tokuş aracı, bir nesneydi. Toplumlarda kadının konumunun
belirlenmesi, kadınların statü kazanımları kolay olmamış ve bu isteklerin elde
edilmesi için büyük mücadeleler verilmiştir. Ve bu mücadeleler kadınlar
tarafından topyekün yapılmış, mücadeleler esnasında başörtülü, başörtüsüz kadın
ayrımı yapılmamıştır. Kadınların insan haklarını geliştirmek için çeşitli
sözleşmeler yapılmış ve bu sözleşmelere taraf olunmuştur. Burada ki can alıcı
nokta; kadınların insan haklarını geliştirmek için sözleşmelerin yapılması. Bu
sözleşmelerde veya belgelerde başörtülü olan veya başörtülü olmayan kadından
değil, kadının insan haklarından bahsediliyor.
Kişi hak ve özgürlüklerine saygıyı geliştirmek için eğitim ve öğretimin
yadsınamaz gerekliliğinden bahsederken ve bu İnsan Hakları Evrensel
Beyannamesinin giriş kısmında yer alırken, öğrencilerimizin başörtü takıyorlar
diye, maddi imkanları varsa üniversiteyi yurt dışında okumaları, maddi
imkanları yoksa üniversite okuyamamaları veya burs bulabilirlerse
okuyabilmeleri büyük bir ironi değil mi?
Beyannamede ki özgürlükle ilgili olan diğer hakların yer aldığı maddeleri değil
de, düşünce, vicdan ve din özgürlüğüyle, eğitim hakkının içeriğine baktığımızda
bu hakkı kullanmak için bir kısıtlama getirilmediğini görürüz. Burada eğitim
hakkından yararlanmak için hiçbir ibare yok, herkes denilmiş, başörtüsü
takmayan kadın denilmemiş.
Ayrıca Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin 2. maddesinde ayrımcılık
yasaklanmakta sözleşmeye taraf her devletin kendi ülkesinde yaşayan ve yetkisi
altında bulunan bütün bireylere ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da
başka fikir, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğum ya da başka bir
statü bakımından hiçbir ayırım gözetmeksizin bu Sözleşme'de tanınan hakları
sağlamak ve bu haklara saygı göstermekle yükümlü olacağı belirtilmektedir.
Eğitim ve çalışma hakkının da yer aldığı bu sözleşmede kadın ayrımı
yapılamayacağı kesin bir dille yasaklanmaktadır.
CEDAW’ a ( Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi )
baktığımızda burada amacın cinsiyete dayalı ayrımcılığın önüne geçmek ve keyfi,
haksız muamelelerden kişileri korumak olduğu görülmektedir. Taraf devletlerin
yükümlülüğünden bahsederken kadınlara karşı doğrudan veya dolaylı ayrımcılıktan
ve bunun önlenmesi için etkin hukuki yollar vasıtasıyla korunmasından
bahsetmekte ayrıca başörtülü başörtüsüz kadın ayrımına gitmemektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ nın 90. maddesinin 5. fıkrasında “ Usulüne göre
yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar
hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.
Velhasıl eklenen son hüküm de göstermektedir ki, biz bu anlaşmalara taraf
olmuşsak gereğini yapmak zorundayız. Yani bütün bu ayrımcılık başından beri
yanlış. Hele ki Anayasa’ nın 90. maddesinin 5. fıkrasına eklenen bu son
cümleyle yapılan uygulamanın hukuksuzluğu su götürmez bir gerçek olarak
karşımızda. Bu durumda onlarda engelli değiller mi?
AV. ARZU BESİRİ
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|