Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 


BİLİMSEL DEVRİMLERİN YAPISI Bilim Felsefesi (Ing. Philosophy of Science)-1

 SHU.
Özgür KEÇER(Felsefe Yüksek lisans Öğrencisi)
okecer@hotmail.com  


     Bilimin doğasına ve özellikle de yöntemlerine, kavramlarını, ön kabullerini ve bu arada, bilimin entelektüel disiplinlerin genel içindeki yerine ilişkin araştırmalarından meydana gelen felsefi disiplindir.
 


    Bilimin Felsefenin Konusu Oluşu: 19. ve 20.yy da bilimin olağanüstü başarı sağlaması,bilime olan ilgiyi arttırmıştır. Bu neyin bilim olduğu neyin olmadığını ayırmaya, birtakım ölçütler aramaya, bilimi sorgulayarak felsefenin konusu içine alınmasına yol açmıştır. Yani ilerleme bilimsel düşünceye bağlı olduğu ölçüde bu düşüncenin nasıl bir yapısı olduğu sorusunu yanıtlaması gerekir ki bu da felsefi bir sorundur ve yalnızca bilimi pratik, teknolojik sonuçlarına başvurarak açıklanamaz. Bilimsel buluşların mantık yapısının ne olduğu, bilinenden bilinmeyene doğru ilerlerken ne tür kurallara ve kavramsal araçlara ihtiyaç olduğu, bu araçlarla üretilen bilginin daha doğru olana doğru gidip gitmediğini, birbirlerine zıt açıklamalarla karşılaştığımız zaman hangisinin daha geçerli olduğunu belirlemekte ne gibi ölçütlere sahip olduğumuzu irdeleyen felsefi soruları incelerken bunlara geçmişte verilmiş yanıtlardan da yararlanmamız gerekmektedir. Zihinsel ve pratik bir tutumu alarak bilimsel akılcılığın ve onun ürünü olan bilimsel ilerlemenin eleştirisi ve çözümlemesini yapmak için bilimin tarihsel ve felsefi boyutuna ihtiyacımız vardır.

   Macar asıllı bilim felsefecisi İmre Lakatos’un dediği gibi “Bilim felsefesi olmadan yapılan bilim tarihi kör, bilim tarihi olmadan yapılan bilim felsefesi ise boş bir girişimdir”. Bilime Farklı Yaklaşımlar: Bilim felsefecileri bilimin yapı ve işleyiş açısından bilime iki farklı anlayışla yaklaşırlar. Bunlar; 1) Ürün Olarak Bilim: Bilimi ve bilimsel kuramı oluşmuş bitmiş bir ürün olarak ele alır. Bilimi ürün olarak ele alan yaklaşıma göre bilimi anlamak için bilim diye ortaya konulmuş eserleri (ürünleri) ele alıp ve onları anlamaya çalışmak gerekir. Bilimi, bilim eserlerini anlayıp onları mantık açısından çözümlemekte görür. Bu çözümlemeyi gerçekleştirmek ise bilimlerin dillerini incelemek ve yöntemlerini belirlemekle olur.Bilimsel eserler günlük dille yazılmış metinlerden oluşturulduklarından çözümleme işlemini gerçekleştirmek için söz konusu metinlerin sembolik mantık diline çevirmek gerekir. Bu yaklaşımların en önemli temsilcileri Reichanbach ve Carnap’tır.Her ik filozofta bilimselliğe ölçütler getirmeye çalışarak bu ölçütlerin; anlamlılık ve doğrulanabilirlik olduğunu belirtmişlerdir.

   Klasik Görüşe Göre Bilim: Pozitivizm ve mantıkçı pozitivizmin en iyi temsil ettiği klasik görüşe göre bilim şu özellikleri incelemektedir,
1- Bilim yeryüzündeki nesneleri araştırma etkinliğidir.
2- Bütün bilimler temelde birleştiklerinden birbirleri ile bağlantılıdır.
3- Bilim birikimsel bir süreç izler.
4- Bilimin yardımıyla daha önce bilinenler kesinleştirilir, bilinmeyenler bilinir duruma getirilir.

   Klasik Görünüşün Bilim Anlayışına Getirilen Eleştiriler

1) Bilime gereğinden çok değer verilmiştir.
2) Klasik görüşün ; bilinmeyen şeylerin nedenini bilimin gelişmemiş olmasına bağlamaları doğru değil ve bilime konu olacak alanların tümünü bilim açıklayamaz. 3) Tüm bilimlerin bir tek bilime indirgenmesi doğru değildir.
4) Klasik görüşün sandığı gibi bilim ; birikimsel bir süreç izlemez.Çünkü eğer bilim birikimsel bir süreç izleseydi bilimdeki ani değişlikler olmaz, gelişmeler birbirini tamamlardı.
5) Bilimi oluşturan bilim adamları topluluğunun varlığı görmezlikten gelinmemelidir.

 2) Etkinlik Olarak Bilim: Konumuzun temelini oluşturan etkinlik olarak bilim anlayışı bilimi ürün olarak değil de bir süreç ve etkinlik olarak ele alarak bu sürece katılan tüm öğeleri dikkate alır.Bu yaklaşıma göre bilim bir kültür ortamında oluşturulduğundan bilimi anlamak için topluluğun yaşayış biçimlerine inançlarına ,kültürlerine bakmak gerekir.
   
     Temsilcileri Toulein ve Thomas S.Kuhn’dur. Kuhn ,Thomas Samuel (1922 – 1996) : Olgucu bilim anlayışının temel öncülerini tek tek çürütmesi ile tanınan xx yy.önde gelen Amerikalı bilim felsefecisidir.Thomas S.Kuhn Harvard Üniversitesi’nde kurumsal fizik üzerine çalışırken, giderek bilim tarihine ilgi duymaya başlar.Bu alandaki ilk çalışması olan Copernicus Devrimi :Batı Düşüncesi Gelişiminde Gezegenler Gök Bilimi (1957) adlı yapıtında Copernicus’un Newton fiziğine varılmasıyla sonuçlanan devrimini bilim tarihindeki tüm yansımalarıyla birlikte ele alır.

    Bu ilk yapıtı izleyen çalışma ‘Bilimsel Devrimlerin Yapısı’ (The Structure of Scientific Revoluation, 1962) ise ortaya koyduğu devrimci görüşlerle çok kısa sürede dünyaca tanınmış bilim felsefesi ve bilim tarihi anlanında klasik bir baş yapıt mertebesine ulaşmıştır. Bilimsel gelişmenin izlediği modeli ortaya çıkarmaya çalışan Thomas Kuhn bilim kuramına yeni bir bakış açısı getirmiş bilim felsefesi alanına girmiştir. Geleneksel bilim yorumunun tarihsel temelleri olmadığını ileri süren Kuhn , tarih yalnızca bir zaman dizimi ve anlatı deposu olarak görülmediği takdirde, şu anda bize egemen olan bilim imgesinde esaslı bir dönüşüme yol açabilir diyerek bilim imgesinin iki biçimde yeni kuşaklara aktarıldığını belirtiyor.Ders kitapları yada klasik yapıtlarla yapılan bu aktarımların bizi yanılgıya götürdüğünü ifade ediyor.

       Eğer bilim bugün kullanılan metinlerde toplanmış olgu, kuram ve yöntemlerden oluşan bir bütünse o zaman bilim adamları da bu belirli bütüne öğe kazandırmaya çalışan insanlar olmak durumundadırlar. Bilimsel gelişme bu öğelerin bilimsel teknik ve bilgi dediğimiz gittikçe büyüyen birikim tek yada topluca ilave edildiği bölük pörçük bir süreç haline gelmekte, bilim tarihi ise hem bu birbiri ardından gelen ekleri, hem de bunların birikimini önleyen engelleri arşivleyen dal olmaktadır. Buna göre bilimsel gelişmeyle ilgilenen tarihçiye iki görev düşmektedir.
 1)Her çağdaş olgunun, yasanın yada kuramın kim tarafından ve ne zaman keşif yada icat edildiğini belirlemek.
 2) Modern bilim,bilim metnini oluşturan öğelerin daha hızlı birikmesini önlemiş olan yanlışlar efsaneler ve boş inançlar toplamını betimlemesi ve açıklaması gerekmektedir. Birikim yolu ile gelişme kavramının onlara yüklediği bu yük gittikçe güç gelmeye başlar ve kuşkuyla bakmaya başlarlar.

      Bilim tarihçileri yavaş yavaş yeni tür sorular sormaya ve pekte birikimci olmayan gelişme çizgileri izlemeye başlarlar.Daha eski bir bilim dalının bugünkü ilerlemiş durumumuza yaptığı kalıcı katkıları araştırmaktansa o bilimin kendi zamanındaki tarihsel bütünlüğünü sergilemeyi tercih ederler.Örneğin Galileo’nun görüşleri ile modern bilimin görüşleri arasındaki ilişkiyi sorgulamaktansa, Galileo’nun görüşlerini kendi çağdaşları ile olan ilişkisini sorguluyorlar.Bu tür tarihsel çalışmaların hiç olmazsa sonuçları bakımından yep-yeni bir bilim imgesi olanağını müjdeleyebildiklerini söyleyebiliriz diyen Kuhn tarih yazmadaki bu yeniliğin bilimin öne çıkacak öğeleri üzerinde durur. Kuhn’a göre bu tarih yazımı kuralından çıkan bilim betimi tüm bilimsel disiplinler içinde bir gelişim şeması içerir .

     Bilim dallarının farklı aşamalar izlediklerini ve her aşamada bilimsel araştırmanın karakter değiştirdiğini ileri sürer.
     Kuhn’a göre bilim ve bilimsel ilerleme 5 farklı aşamadan geçer.

1) Olgunlaşmamış bilim
2)Olağan (normal),olgun bilim
3)Bunalım bilimi
4)Devrimci bilim
5)Tekrar normal bilime dönen çözülme aşamasındaki bilim.

1)Olgunlaşmamış Bilim Henüz olgunluğa erişmemiş, emeklemekte olan bilimsel alanlar genellikle rekabet halindeki olgular arasında yaşanan çatışmalara ayırt edilirler, doğmakta olan alanların uygulayıcıları arasında hiçbir konuda bir oydaşım söz konusu değildir. Bilim alanları birbirleri ile çelişen yaklaşımlar ileri sürecekler, her yaklaşım o bilim dalının nasıl gelişeceğine ilişkin görüşler ileri sürecek, bu alanda kendi görüşlerini geçerli kılmaya çalışacaktır. Yaklaşımlar arasındaki bu çatışma dönemini Kuhn ‘olgunlaşmamış bilim dönemi’ diye adlandırır.
2) Olağan (Normal), Olgun Bilim Olağan Bilim: Geçmişte kazanılmış bir ya da daha fazla bilimsel başarı üzerine sağlam olarak oturtulmuş araştırma olarak tanımlanmaktadır.  DEVAM EDİNİZ


 

 


         UYARI!
©
Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.

BİLİMSEL DEVRİMLERİN YAPISI Bilim Felsefesi (Ing. Philosophy of Science)-2
 

Google