Sosyal Hizmet Mesleği

Bilgiler
Yayınları
Araştırmalar
 


Sosyal Hizmet Alanları

Çocuk
Gençlik
Yaşlılık
Aile
Sosyal Sorunlar
Engeliler
Tıbbi Sosyal Hizmet


Kaynak Bilgiler

Bireysel Gelişim
Sosyoloji
Psikoloji
İnsan Hakları
İletişim Bilgisi

 

 

 

 

 
 


ANA SAYFA


Bonzainin, Bağımlılığın İlacı: Sosyal Olmak ve Sosyal Çalışma

Prof. Dr. İlhan TOMANBAY
İstinye Üniversitesi
Sosyal Hizmet Bölümü



 itomanbay@istinye.edu.tr
 

 

Sosyal Olmak ve Bağımlılık

İlk söz: Artık sosyalin önemini kavramalıyız. Tıp gibi, psikoloji gibi, mühendislik gibi… Sosyalliğe dudak kıvırmamalı! Hele sosyal çalışmacı olup da sosyalin çerçevesini kavramamak, değerini, etkisini, gücünü, sağlıktaki yerini kavramamak, kasap olup et yememek gibidir.
Sosyallik ilaçtır. Sosyallik çözümdür. Sosyallik çaredir. Herkesin aklına ilaç deyince tıp geliyor. Herkesin aklına çözüm deyince mühendislik geliyor, herkesin aklına çare deyince hiçbirşey gelmiyor! Sosyal sorunlarda çare sosyalliktir. (Burada sosyal alanda çalışanlar, dilbilgisel boyutta birbirinin Türkçe ve İngilizce kökenlileri olarak eşanlamlı da olsalar sosyal ile toplumsal kavramlarını ayırmalılar. Toplumsal tüm toplumu ilgilendiren, etkileyen… demektir. Sosyal ise, bireyin sosyal ilişki ve iletişimlerini belirtir. Aile, yakın arkadaş, akran, iş, pazaryeri ilişkileri, tatil arkadaşlıkları… sosyal ilişkilerdir. Sosyal çalışmanın doğrudan çalışma konusu sosyal ilişkilerdir.)
Bonzai öldürüyor toplumu. Hergün televizyonlarda kendisini damdan, köprüden atan, atmak isteyen, yerlerde dermansız yatan, yürüme gücünü yitirmiş gençleri gördükçe, onların ailelerini, yakınlarını, toplumdaki üretim güçlerini düşündükçe, onların da insan olduklarını düşündükçe kahroluyor insan. Gençleri bedensel olarak, anaları, babaları, yakın çevreyi ve topluluk ögeleri olan herkesi yakıp kavurarak, öldürüyor bonzai. Sadece onlara bu maddeleri satanlara lanet okumakla, sadece polisi sorumlu görmekle iş bitmiyor. Çare var mı? Çare var. Çözüm var mı? Çözüm var. İlaç var mı? İlaç var. Bunun adı sosyallik!
İlaç deyince, doktorun kapısında kuyruklar; çare arayışı içinde, gözler poliste. Tabii ilaç da çare arayışı da sarsılmasız önemde. Ama herşeyin yeri ayrı., zamanı ayrı. Bir şey herşey değil ki!
Tedavinin tek boyutu yok; üç boyutu var. Artık dillendirin bunu, kabul edin ve dillendirin. Kavranmalı bu. Bedensel sağlık, ruhsal sağlık, sosyal sağlık. Üçü birden birbiriyle bir bütün. Biri olmadan diğeri uzun evreli olmaz! Sosyalliğe dudak bükenin ruhsal ve bedensel sağlığı birgün olsun mutlaka bozulacaktır. Bedensel sağlıkta uzun süreli aksama sosyal sağlığı tehdit eder.
Konuyu bonzaiye, madde bağımlılığına getireceğim. Sokaklarda salgın var. Son günlerde televizyonlarda sadece Istanbul’un caddelerinde dökülen gençlerin acıklı durumlarını görüyorsunuz. Bitlis’te, Van’ın köylerinde salgın var salgın. Doğuya gidin. Doğuya bakın. Aileler perişan ve sesleri duyulmuyor. Bağımlılar hem bedensel, hem ruhsal, hem sosyal yönden hasta. Çocuğu olan birçok aile, bağımlılık korkusuyla (ya da sorunuyla) sosyal bakımdan hasta.

Hastalıkların Üç Evresi
Bakın şimdi.
Bir hastalığın yukarıda dediğimiz üç boyutu olduğu gibi, üç de evresi var, değil mi? Öncesi, sırası, sonrası. Herkes tıp ve hekimlik deyince kolay anlıyor. Çünkü somut! Öyle örnekleyelim:
Bedensel hastalığın öncesi için çözüm koruyucu hekimliktir. Sırası için tıbbi tedavi ve ilaç, sonrası nekahet dönemidir. Doğru mu? (İçinden geldi. Yahya Kemal Beyatlı’nın şiirinden: “His var mı bu âlemde nekahet gibi tatlı?” Hastalık sonrası nekahet zayıflıktır, ancak, tatlıdır da.)
Herkes hastalık vurunca görmeye başlıyor. Birinci sorun bu. Hastalık yaklaşmasın diye önceden düşünen yok. Ya da “sırası” dediğim, hastalık sırasında tedavi yapılıp bitirilince kendi haline bırakılmamalı hasta. Henüz nekahet dönemindedir. Bedeni zayıftır. Durağanlık aşamasındadır; canlanması sağlanmalıdır. Deniz kenarı, bol oksijen, dinlenme…
Bir tıbbi hastalık için bu üç evreden hangisi daha önemlidir? Öncesi mi, sırası mı, sonrası mı? Gene diyeceksiniz ki üçü de önemlidir, ancak en önemlisi “sırası”dır. Yatma, ilaç, ameliyat vb…
Eroin, kokain, LDS, bonzai gibi bağımlılıklar için bu üç evrenin üçü de, aynen, çok önemlidir, ancak en önemlisi “öncesi”dir. Bu saptamada birleşmeden bu yazıyı okumanın hiçbir anlamı yoktur!
Daha önce yazdım. “Balıklı Rum Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mansur Beyazyürek ve Dr. Özkan Pektaş diyorlar ki, […] arındırma aşaması ‘‘tedavinin sadece yüzde 10'u”dur (agy). (Arındırma, tıbbi tedavi aşamasıdır.)
“İşte tıbbın sağladığı, ama temel olan ve tedavi sürecinin başlama trampleni olarak değerlendirmemiz gereken bu %10’luk aşamadan sonra psikososyal çalışmalar başlıyor ve bu çalışmaların % 90 bir ağırlık taşıdığı bilinerek, ciddiyetle ve önem vererek çalışılmalıdır.
“Tıp hekimlerinin temel temizlik de diyebileceğimiz tüm tedavi boyutunun %10’u denebilen bu çalışma çok dikkatli ve bilinçle planlanmış bir,
“(a) psikososyal ya da (b) sosyopsikal boyutta
“çalışmalarla desteklenmelidir. Psikoloji ve sosyal çalışmanın önemi ve rolleri burada devreye girmektedir.” (Tomanbay, 2016, 185)
Anlaşılıyor değil mi? Bağımlılıkla ilgili tedavi öyle kapsamlı ve uzun evrelidir ki, bunun tıbbi “arındırma” aşaması toplam tedavinin ancak %”10’udur ve ve bu %10’un başarıyla sonuçlanması için geri kalan %90 titizlikle uygulanmalıdır. Bu % 90 ruhsal ve sosyal tedavidir.
Bu bilimsel saptamayı bir derece daha ileri götürelim. Bağımlılık tedavisinin %10’u tıbbi, % 20’si ruhsal, %70’i sosyal tedavidir. Üç beş öne, arkaya kaydırın; sorun değil! Ama yüzdeler böyle.
%10’un ve % 20’nin etkin başarısı, önden ve arkadan desteklenen sosyal tedavinin yeterliğine, etkinliğine ve başarısına bağlıdır.
Bu %70’i görmez, önemsemezseniz çaresiz kalmayı sürdürürsünüz. Buna inanırsanız eyleme geçebilirsiniz. Eylem nedir? Sosyal tedavidir. Konumuzla ilgili olarak sosyal tedavi, bağımlılık sürecine girilmesini önleyen ön çalışmalar ile, “arındırma” aşamasını kesintisiz izleyen sosyal nekahet döneminde yapılan sosyal çalışmalardır. Yani, ikiye ayıralım: Koruyucu sosyal çalışma, tedavi edici sosyal çalışma. Nekahet dönemi ise rehabilite edici sosyal çalışma olarak adlandırılmalıdır. Sosyal bakım sürecidir. (Rehabilitasyonun koruyucu dönemdeki işlevine daha sonra değineceğim.)
Bağımlı için üç önemli ve vazgeçilemez mesleki ilgilenme aşamalarıdır bunlar. Bağımlıyla bu üç ayrı aşama ayrı ayrı değerlendirilerek uygun çalışma yapılamazsa istenen sonuç alınamayacaktır. Bu konuda uygun çalışmayı da sosyal çalışmacı yapar.

Sosyal Tedavi Modelini Belirleyen Değişkenler
Her sosyal hasta için kendine özgü, mutlaka küçük ya da büyük boyutta farkları olan iyileştirme modeli geliştirilmelidir. Her hasta için farklı olması gereken bu modeli mutlaka farklı yapan değişkenler nelerdir. Şimdi bunlara bakacağız.
Sosyal çalışmacı, bağımlıyla yakın ilgi, gözlem ve izlem içinde;
1. kişinin içinde bulunduğu duruma göre;
2. ailesinin durumuna, konumuna göre;
3. yakın çevresine göre;
4. ekonomik konumuna göre;
5. içinde yaşanılan zaman dilimine göre;
6. fiziksel çevre koşullarına göre;
7. toplumsal çevre koşullarına göre, ve;
8. sosyal çevre koşullarına göre
farklı, uygun çözüm/ler üretir. Çünkü bunlar sosyal çözüm biçimini etkileyecek, kendine göreleştirecek herbiri birbirinden önemli değişkenlerdir. Bu değişkenlere bakarak, değerlendirerek sosyal iyileştirme süreci ve uygulanacak çözümler sosyal çalışmacı tarafından,
(a) planlanmalı,
(b) kadrolanmalı,
(c) programlanmalı ve tam zamanı bulunarak
(d) uygulamaya aktarılmalıdır.
Sosyal çalışmacının önleyici ve/ya tedavi edici çalışma planı yukarıdaki sekiz ögeye uygun olarak oluşturulmasının yanında, daha sonra yapılacak sosyal koruma ya da tedavi planı da bunlara göre biçimlenecektir. Bu plana göre oluşturulacak takım ile birlikte çalışma ya da tekil çalışma kararı verilecek ve ona uygun program yapılarak çalışma bu programa göre başlatılıp yürütülecektir. Takım içinde yerine göre hekim ile dirsek teması koparılmayacak; yerine göre psikolog, öğretmen, muhtar, imam, mahallenin esnafı ile çalışılacak; gençlik destek elemanı, kadın destek elemanı, bağımlı destek elemanı, spor eğiticileri, kamp önderi, koçluk yapan biri gibi tamamlayıcı meslekler de bu takım içinde yerini alacaktır.
Yukarıda belirtilen ilk sekiz maddenin birincisi ile çalışmalar başlar. Bağımlı kıyısındaki kişi ya da bağımlı kişi ile görüşme ortamı sağlanır, yakınlaşılır; sohbet edilir. Bu yakınlaşmanın etkin ve zararsız başlaması için belki bir tek kale maça katılır sosyal çalışmacı. Belki bir mezartaşı üzerinde o genç ile sigara içmeye ortak olur. Bu ilk süreçte, yani, kişinin içinde bulunduğu ruhsal duruma, dünyaya bakışına, kendisiyle ilişkilerine ve özüyle barışık olup olmama durumuna ve hastalığın aşamasına göre; çevresel etkileşimlerine göre, yılgınlığına, bitkinliğine ya da kurtulma azminin aşamasına göre; içedönük ya da dışadönük kişilik yapısına göre farklı çözümler üretecektir.
Bağımlı adayı ya da bağımlının ailesi de sosyal çalışmacının üreteceği çözüm modeli için birincil önemdedir. Değişime açık bir aile mi, ketleyici mi? İlgisiz mi, dayatmacı mı? Eğitilmeli mi, eğitilebilir mi? Aile içindeki asıl – bağımlılık yönünde – kolaylaştırıcı, saptırıcı olan biri var mı? Tek çocuk mu, çok kardeş mi? Ana baba ilişkileri nasıl? Evde alkolizm? Şiddet? Kıskançlık? Kardeş kıskançlığı? Bunlarla ilgili ailenin geçmişe yönelik öyküsü? Sosyal çalışmacıyı aydınlatan ve çözüm üretmesini kolaylaştıran değişkenlerdir bunlar. Ayrıntısına değin incelenmelidir.
Yakın çevresi derken ailesini, kardeşlerini, anasını, babasını, yakın akrabalarını, akranlarını, kapıönü komşularını kastediyoruz. Bunlar incelenir, bunlarla çalışılır ve bu çalışma çözüm modelini biçimleyecektir.
Ekonomik konumdan kastımız, yalnız ya da anababasıyla, ya da eşiyle (çocuklu, çocuksuz çok farkeder!) yaşayıp yaşamadığı ve bu ortam içinde çalışıp gelir sağlayıp sağlamadığı, harcama kapasitesi vb.dir. Çok yoksul da olabilir, çok varsıl da… Bu durumu değerlendirmek sosyal çalışmacının çözüm arayışında farklı kapılara açılmasını sağlayacaktır.
İçinde yaşanılan zaman diliminde, medyada madde bağımlılığı haberlerinin yaygınlığı ya da seyrekliği çözüm arayışını yönlendirir. Hukukun yaptırım boyutu, polisin gözaçtırmaması ya da konuya uzak kalmışlığı gibi durumlar; içinde yaşanılan zamandaki enflasyon yüksekliği, düşüklüğü, siyasetin dinginliği, pasifliği ya da yakıcılığı vb… gibi etkiler, madde bağımlısının ruh durumundan sosyal anlamda etkin ya da edilgen olmasına kadar geniş bir yelpazede çözüm modellerini etkileyecektir.
Öyle bir fiziksel çevrededir ki bağımlı, belki de onu tedavi edebilmek için o çevreden söküp çıkaracak çözümler öncelik alır. Ya da çevre ile çalışmak ve fizik çevreyi düzenlemek/değiştirmekle ilgili belediye ile iletişim kurmak gerekir. Belki de o fiziksel çevreden geçici uzaklaştırmak yetecektir. Sosyal çalışmacı hangi tür çözüme karar vereceğine fiziksel çevre hesaplarını da katar.
Toplumsal çevre koşulları da sosyal çalışmacının madde bağımlısının kurtulması için yapacağı çözüm üretiminde etkili olacaktır. Ya, örneğin, madde bağımlılığı tüm toplumda gençler için bir moda havasındadır; çekicidir; akranlar arasında farklılık yaratmaktadır, bundan ötürü maddeye gençlik arasında eğilim – hiçdeğilse o dönemde - güçlü görünür. Ya da gençlerin askere alınmaları, terör tehlikesi, aileden ilkkez ayrılma, yavuklusunu evde bırakarak gitme sıkıntılarını; askerden dönememe ürküntüsü maddeye sürükler genci. Ya işsizlik, ya sevmediği, içini dolduramadığı bir işte çalışmak vb… Bunların hangisi geçerli ise mesleki çözüm üretimini ona göre, ona uygun olarak geliştirmek gerekir. Bu tür durumlara uygun belki başka, belki öncelikleri farklı çözümler üretilmelidir.
Aile, akraba çevresinden daha geniş, toplumsal çevreden daha dar bir alana uzanıyoruz: Sosyal çevreye. Bağımlının sosyal çevre koşulları da bağımlının içinde bulunduğu konumu belirtir ve koruyucu sosyal çalışma ile tedavi edici sosyal çalışmanın biçimlendirilmesinde çok büyük oranda belirleyicidir. Ya (a) bağımlının sosyal çevresini değiştirmek (çevreyi değiştirerek), ya da (b) bağımlının sosyal çevresini değiştirmek (onu o sosyal çevreden çıkararak) gerekir. Bu aynı cümle ile iki farklı çözüm aşamasını kastediyorum. Bağımlıyı bağımlılıktan kurtarmak ya da bu batağa düşmesini önlemek isteyen sosyal çalışmacı bağımlının sosyal çevresi ile de planlı, programlı çalışmalar yapacak ve o sosyal çevrede değişim, dönüşüm sağlamaya çalışacaktır. Bunu başarma koşullarına sahip olmayan sosyal çalışmacı bağımlı adayını ya da bağımlıyı o sosyal çevrenin dışına çıkarma yolları arayarak bağımlının sosyal çevresini değiştirmeyi hedefleyecektir.
Bağımlı adayını ya da bağımlıyı kendi sosyal çevresi içinde tutarak çözüm üreten bir sosyal çalışmacı o sosyal çevreyi sosyalleştirme programları geliştirecektir. Spor etkinlikleri, giderek spor yarışmaları, kültürel etkinlikler, geziler, kamplar vb. gibi çok geniş bir alanda hareket yaratarak sosyal çevreyi sosyal kılacak ve böylelikle o yapı içine bağımlılığın girmesini önlemiş olacaktır. Lütfen dudak kıvırmayın! Öyle etkili bir çözümdür ki bu; şaşarsınız. Bağımsız kişiliklerin geliştiği dışa açık, sosyal ve etkin bir ortama bağımlılık giremez.
Yerinde tıbbi ve psikolojik önlem ya da tedaviler ile desteklendiği sürece – toplumsal, fiziksel, siyasal vb. koşullardaki ani değişiklikler, kesiklikleri kopukluklar vb gibi diğer değişkenler dışarda kalması koşuluyla, (ceteris paribus), bu tür değişkenlere uygun bir sosyal programın etkili olmaması düşünülemez.
Bu programlara merkezi yönetimin taşra örgütlenmesi ile yerel yönetimlerin katkısı, desteği temeldir. Bu sağlanmadan başarı kolay olmaz. Sadece sivil toplumun içtenlikli çabası etkili olamayacaktır. Merkez, yerel ve sivil güçler, birbirini küçümsememeli, dışlamamalı, birbirine güvenmeli ve elele çalışmalıdır.

Madde Bağımlılarıyla Yapılan Sosyal Çalışmanın Temel Kavramları
Bu noktada belirli kavramlara dönelim. Sağlıklı bir sosyal çalışma yapılan mesleki çalışmalarla ilgili temel kavramların iyi kavranmış olmasıyla başarıya ulaşabilir. (a) Kendiliğinden yürüyen, (b) karakuşi, (c) kişisel keyiflere göre ya da (d) her olguya aynı rutin uygulamalarla belki çalışılan konu ile doğrudan ilgili olmayan katılımcıların, gönüllülerin yürüttüğü sosyal hizmet yapılabilir ve bu anlayışla karşılanabilir, ancak, başarılı bir sosyal çalışma uygulaması yapılamaz. Bu noktada sosyal hizmet ve sosyal çalışmanın farkı artık kavranmalıdır.
İçerik olarak, sosyal tedavi, kişinin sosyal hastalığa düşmesini önlemek ya da kurtarmak için yapılan, kişinin sosyal sorunlarını çözmeden, sosyal bataklığa sürüklenmesini önleyen çalışmalara, onun sosyal ilişkilerini ve sosyal iletişimini sağlamaya ve düzene sokmaya yönelik sosyal çalışmalardır.
Sosyal hastalık, kişinin yakından uzağa, bireyselden toplumsala uzanan çevre içindeki iletişimsel aksamalarının kalıcılaşması ve kişinin sosyal ilişkilerini bozacak ya da kesintiye uğratacak boyuta gelmiş olmasıdır. İlişki düzensizliğinin ya da kopukluğunun geldiği nokta bir süre sonra kişinin bedensel ve ruhsal sağlığını da olumsuz etkilemeye başlamışsa ve bu olumsuz etkileşim birbirini daha aşağı çekmeye başlamışsa sosyal hastalık derinleşmiştir. Sosyal hasta yalnızdır. Bu verimsiz ve kahredici bir yalnızlıktır. Toplumdan kopmuştur.
Sosyal rehabilitasyon, bir sosyal hastalığın yakın öncesi ya da sonrasında kişinin sağlıklı iletişim ve sosyal ilişkilerini tekrar kazanması; sosyal ya da tibbi ve ruhsal bir hastalık öncesinde ya da sonrasında görülen sosyal zayıflıkların güçlendirilmesi için yapılan sosyal çalışmalardır. Bunun içine sosyal eğitim girer, sosyal sağlık desteklemeleri girer. Bir başka yaklaşımla belirli bir bedensel, ruhsal ya da sosyal hastalık nedeniyle yitirilen sosyal işlevlerin yeniden kazandırılması için yapılan sosyal çalışmalardır. Sosyal rehabilitasyonda da tıbbi rehabilitasyonda olduğu gibi olgu ile sosyal çalışmacı arasında sosyal iletişimler, etkileşimler düzleminde yakın plan çalışma gerçekleştirilmelidir.
Sosyal tedavi ve sosyal rehabilitasyondan sonraki aşama sosyal bakım aşamasıdır. Olgunun sosyal yaşamla arasının düzeltilmesi, sosyal etkileşimlerinin, sosyal ilişkilerinin tazelenmesi aşaması sosyal bakım aşamasıdır. Sosyal bakım, tedavi ve rehabilitasyon sonrası aynı bedensel hastalıklarda olduğu gibi adeta yeniden diriliş aşamasıdır. Nekahet dönemini de kapsayabilir.
Bu üç aşamalı sosyal çalışma sadece sosyal çalışmacının işi değil, onunla çalışan bir takımın ortak çalışmasıdır. Diğer lisans meslekleri olduğu kadar yardımcı sosyal mesleklerin de her üç aşamada bu yazının kapsamını aşan önemli işlevleri bulunur.

Bağımlının Tedavisinde Sosyal Çalışma ve Sosyal Hizmet Birlikteliği
Bağımlının sağlıklı yaşama yeniden döndürülmesi bu uzun evreli, sabırlı bir takım çalışmasıyla yapılan sosyal çalışmalarla olanaklı olabilir. Yukarıda belirttiğimiz gibi bütüncül bir tedavinin % 70’ini kapsayan çalışma sosyal çalışmadır. Bu sosyal hizmetin çok ötesinde birşeydir. Derinlikli bir çalışmadır. Verilen, verilecek sosyal hizmetler de kendi içlerinde önemlidir; mutlaka yapılmalıdır, ancak, bunlar ancak sosyal çalışmanın kendi eylem planı içinde planlı ve denetimli olarak yürütülürse sosyal çalışmalara destek olan çalışmalardır. Sosyal çalışmacı kendi dışında düzenlenmiş sosyal hizmet programlarını da destekler, ona katılır, tedavi amacına uygunlaşması için konuşur, etkilemeye çalışır ve bu çalışmaların sosyal çalışması için etkili olmasına çaba harcar. Çünkü, bağımlının katıldığı ve onun için ister kamu ister sivil örgütler tarafından düzenlenmiş olan sosyal hizmet programlarının sosyal çalışmacının kendisiyle yaptığı sosyal tedavi, rehabilitasyon ve bakım çalışmalarına destek olması, desteklemesi sağlanmalıdır. Bunu sağlayacak kişi de diğer katılımcıların anlayışlı katlıları ve destekleriyle sosyal çalışmacıdır.
Şimdi de sosyal çalışma sosyal hizmet ilişkisini irdeleyelim. Sosyal hizmet programları olmayan sosyal çalışmalar mutlak yapılabilir, ancak, özellikle bağımlılık tedavisinde sosyal hizmet programları olmayan bir sosyal çalışmanın başarılı olması olanaklı değildir. Çünkü madde bağımlılığı enine boyuna, derinliğine yüksekliğine kapsamlı bir hastalıktır ve madde bağımlılarıyla çalışma bağımlının onu bu duruma iten sosyal ve fizik çevresi ile bir bütün olarak yürütülmelidir. Bunun için sosyal çalışmacı için sosyal hizmet programları da yaşamsal önemdedir.
Yukarıdaki ifadenin tersini de netleştirmemiz gerekir. Sosyal çalışma müdahalesi olmayan sosyal hizmet programlarının da tekbaşına madde bağımlılarını doğal yaşama döndürmeye gücü yetmeyecektir. Mutlaka sosyal çalışmacının mesleki müdahale araçlarıyla bağımlıyı izlemeye alması ve ona dokunarak mesleki çalışmalar yapması zorunludur.

Sonuç
Madde bağımlısını bağımlılıktan kurtarmanın tılsımlı şifresi onu sosyal kılmaktır. Onu yalnızlığından, itilmişliğinden, çaresizliğinden kurtarmaktır. Bunun için çok büyük kaynaklara gerek yoktur. Bilgili, becerili ve deneyimli meslek elemanları yeterli kaynaktır; çok şey yapabilirler.
Bağımlının sosyal tedavisi hem merkezi kamu kurum ve kuruluşları, hem yerel yönetimler ve hem de sivil toplum örgütleri ve kuruluşları tarafından birlikte ele alınmalıdır. Ancak böyle kapsamlı bir çalışmayla sonuç alınabilir. Nasıl ki bedensel tedavide hekim, nasıl ki ruhsal tedavide ruh hekimi ve psikolog önalıyorsa, bağımlıların sosyal tedavilerinde de etkin çalışma ve yöntemleriyle sosyal çalışmacılar önalacaktır. Konu ile ilgili diğer lisans ve önlisans meslekleri de sosyal çalışmacı ile bir takım anlayışı içinde elele programlar yürütmelidir.
Gerek kamu, gerek yerel, gerek sivil örgütler bağımlıların sosyal tedavisine yönelik ivedi olarak projeler geliştirmelidir. Bu projeler yerel düzeyde olabileceği gibi bölgesel, ulusal ya da uluslararası düzeyde de geliştirilebilir. Bağımlıların sosyal tedavileriyle ilgili AB fonlarından yararlanılarak başarıyla sonuçlanacak projeler gerçekleştirilirse bunlar bağımlıların iyileştirilmesi konusunda sivrilecek ve diğer çalışmalar için güzel örnekler olacaktır.
Bağımlılık mücadelesinde yapılacak sosyal tedavi projelerinde sosyal çalışmacılar mesleki çalışmalarını yaparken – gerektiği zaman açıktan olmasa da – mutlaka güvenlik güçleriyle de dirsek temasında olmalı, hatta birlikte çalışmalıdır. Çünkü, bu sadece bağımlıya yönelik bir sağlık hizmeti değil, onu bu duruma getirenlerin gizli ya da açık saldırılarına da açık bir çalışmadır. Ayrıca bilgi desteği sağlanırsa karşılıklı olarak her iki taraf da bu proje ya da tedavi sürecinde verimli kazançlar sağlayacaktır.
Türkiye’de sosyal, ruhsal ve bedensel tedavi bütünlüğü içinde bugün televizyonlarda izlediğimiz bonzai felaketini – hükumetin ve polisin de içtenlikli çalışmalarıyla – gerçekten aşabileceğine inanıyorum. Yeter ki, buna inanılsın ve her türlü kaynağın bu çalışmalara yönlendirilmesini sağlayacak heyecan yaratılsın. Tek bacakla koşulabilir, ancak, yarış kazanılamaz. Sadece siyaset, sadece polis, sadece sosyal hizmet önlemleri tekbaşına yeterli değildir. Sosyal çalışmacılar bu konuda yeterli bir öneğitimden geçirilsin, onlara güçvericilik yapılsın ve yetki verilsin. Sosyal çalışma mesleğinin önemi vurgulansın, içeriği geliştirilsin, adı konsun.
Sosyal çalışmacıların bu alanda da sorumlulukları zaten vardır. Sosyal hizmet bölümlerinin çoğunda madde bağımlılığı, uyuşturucu konularında verilen zorunlu ya da seçmeli dersler sosyal çalışmacıların sorumluluklarını perçinlemektedir. Yeter ki onlar, sosyal çalışma akademisyenleri, konuyu ders adları ve işlemelerinde beyni, düşünce ve eylemleri sınırlandıran “bağımlılık ve sosyal hizmet” gibi adlarla sınırlandırıp sosyal çalışmaları, sosyal tedavileri sosyal hizmete indirgemesinler. Sosyal çalışmacıların beyinlerini, düşüncelerini yapılacak sosyal hizmet programlarının dışında yeralan mesleki çalışmalarına yönlendirmeyi bilsinler ve sosyal çalışma öğrencilerini, akademisyenlerini ve uygulamacıları, yani alanda çalışan sosyal çalışmacıları yaratıcı kılacak “bağımlılık ve sosyal çalışma” gibi bir kavramla işe başlasınlar. Bağımlılık alanında ne yapacaklarını o zaman pıtrak pıtrak düşünmeye ve yaratmaya başlayacak, bu da alandaki mesleki gelişmeyi tetikleyecektir.
(27 06 2017, Ankara)


Kaynaklar:
TOMANBAY, İlhan. “Eroinden Bonzaiye Madde Bağımlılığı ve Sosyal Çalışma, SABEV, Ekitap, (2015).
TOMANBAY, İlhan. “Madde Bağımlılığı ve Sosyal Hizmet”, İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi Sosyal Hizmetler Lisans Tamamlama Programı. Ekitap. (2016).
 

 



Editörler




Google
 

 


 


KURUMSAL VE BİREYSEL İŞ İLANLARI

 


 

SOSYAL MEDYA




 

 

Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.