|
|

BOŞANMALAR
Ahmet
Hasan EROĞLU
Aile
Terapisti - Sosyal Hizmet Uzman/Sitemiz
Yazarı
Yazarımızın
yayınları hakkında görüşlerinizi ve yorumlarınızı
aheroglu59@hotmail.com
ulaştırabilirsiniz.
Boşanma kararı verildiğinde, çocuklar
5–6 yaşlarında ya da daha küçükse, eğer ilişki açısından boşanmanın
geciktirilmesi olabilecekse, boşanmanın geciktirilmesi uygun olarak
düşünülmelidir.
Boşanma çocukları çok etkiliyor. Güzel düşüncelerle kurulmuş olan evlilikler
tatlı bir şekilde bitmiyor. Kavgalar, kötü sözler, suçlamalar, kızgınlıklar,
dedikodular, hatta dayak devreye giriyor.
Boşanma sürecindeki anne baba arasındaki gerginlik şiddede
dönüştüğünde, çocuklarında kardeşlerine, arkadaşlarına ve çevresine karşı
öfke ve şiddet gösterdiklerini gözlemlemekteyiz.
Bazen de çocuklar, uslu dursaydık böyle kötü şeyler olmazdı diye düşünerek
paniğe kapılmakta ve hiçbir şeye tepki gösteremez hale gelmektedirler.
Böyle mi söylesem, şöyle mi yapsam iyi mi olur kötü mü paniği küçücük
çocukların ruh sağlığını bozmaktadır. Boşanma kararı verildikten sonra
süreci uzatmamak gerekir. Ama boşanma kararı vermeden önce mutlaka bir
psikologla veya aile danışmanıyla görüşmeyi denemelisiniz.
Boşanmayla birlikte evdeki yaşamda da yeni değişiklikler olacaktır. Örneğin,
baba evden gider. Eve bir bakıcı kadın gelir. Anne çalışmaya başlar. Böyle
durumlarda bu değişiklikler olağan değişikliklerdir. Çocuğun ruhsal sağlığı
için yapılması gereken, değişiklikler yapılmadan önce çocuğun
bilgilendirilmesidir. Çocuğa uyum sağlaması için zaman tanınmalı ki, hayata
küsme veya ebeveynlerini suçlama gibi olumsuz durumları yaşamasın. Çocuk
küçükse fazla etkilenmemesi için, baba evden ayrılmadan önce gelecek olan
bakıcıyla önceden tanışıp uyum sağlamalıdır.
Baba, anne işe başladıktan bir süre sonra evden ayrılmalıdır.
Veya anne kısa bir süre çocuğa destek vermeli, onunla bir uyum sürecini
geçirip daha sonra işe başlamalıdır. Özellikle çocukları söz konusu
olduğunda yetişkinler birbirlerine destek olmalıdırlar. Birbirleriyle olan
ilişkilerinde öfke ve suçlayıcı ifadeleri çocuklarının yanında
kullanmamalıdırlar.
Boşanmayı çocukla mutlaka konuşun. Çocuğu üzmekten korkmayın. Çocuk,
kafasında neler varsa bunları anlatarak hem size yakın olacak, hem de
rahatlayacaktır. Eğer çocuk konuşursa, içinde düşmanca duygular taşımaz. Hem
kendini hem de aile bireylerini suçlaması ortadan kalkar. Hem de kendine
güvenini yitirmemiş olur. Çocuk, değersiz olduğu için babası veya annesi onu
bıraktı diye düşünmektedir. Değerli olsaydı, sevselerdi onu bırakmazlardı,
ayrılmazlardı diye düşünmektedir. Bu durum onun yetişkin yaşantısında da
olumsuz yaralanmaları beraberinde getirecektir. Güvensiz, sürekli zarar
gören, ezilen bir yetişkin olacaktır.
Boşanma, ergenlik döneminde olacaksa, anne baba daha dikkatli
olmak zorundadır. Bu defa çocukta ergenliğin verdiği problemlerle birlikte,
bir de boşanmanın verdiği uyum sorunlarını birlikte göğüslemek durumundadır.
Çocuk bu dönemde önce kendini aileden kopararak kendi kimliğini
oluşturacaktır. Bu dönemde bir de babanın ya da annenin evden gitmesi onu
davranış bozukluklarına itebileceği gibi, suç işleme eğilimlerine de
itebilir. Çoğunlukla çocuklar “ben kötüyüm, eğer ben kötü olmasaydım annemle
babam ayrılmayacaktı, ben onlara yeterli olacaktım veya onları
barıştırabilecek gücüm, sevgim olacaktı” diye düşünmekte, olaylardan kendini
sorumlu tutmaktadır. Bu durum çocuğun genel dengesinde, kendine güveninde ve
saygısında sarsıntılar yaşatacaktır. Bu dönemde çocuğun konuşabilmesi,
açılabilmesi için açık bir kapı bırakılmalıdır. Onunla konuşun ve
kafasındakileri size anlatabilmesi için dinlemeye hazır olduğunuzu ona
hissettirin.
Araştırmalara göre, boşanmış ailelerin çocukları boşanmadan kendilerini
suçlu gördükleri için, kendilerini ezecek, cezalandıracak eşler
seçebiliyorlar
|