SOSYAL SİYASET

2012 ve B(rezilya) tipi bir Yaşam TarzI ÜZERİNE
Dünyanın her günü 35 bini aşkın insan açlıktan ölüyor...
Aziz ŞEKER
shuaziz@gmail.com 

Ana Sayfa
 
Aile Sorunları
Çocuk Refahı
Engelli
Gençlik
Sosyal Sorunlar
Tıbbi Sosyal Hizmet
Yaşlılık

Mesleki Bilgiler

SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
SHU Yayınları
İnsan Hakları
Sosyal Siyaset
Sosyoloji
Söyleşiler
Psikoloji
 

 

    
   Dünya halkları açısından kötü geçmiş bir yıldan yeni bir yıla girerken dünyanın sosyal-ekonomik panoraması üzerine neler söylenebilir. Elbette çok şey. Her bireyin değerlendirmesi; kendi yaşadıkları, beklentileri, kaybettikleri, özlemleri ve her şeyin ötesinde kendi yaşamının olanaklarıyla ve deneyimleriyle değerlendireceği bir yıl üzerine söylenebilecekler sayfalarca sürebilir. Ya da her sistemin, ülkenin, uluslararası şirketlerin, silah tüccarlarının, insan hakları örgütlerinin, eğitim sektörünün, ticaretin, insan kaçakçılarının, müzisyenlerin, tarım sektörünün yani aklınıza gelebilecek ve yeryüzünde yaşayan, yaşamaya çalışan her kesimin kendince bir beklentisi vardır diyebiliriz yeni bir yılda!

Bütün bunların yanında insancıl bir duyarlılığa sahip tüm insan gruplarının belki de birleştikleri tek ortak nokta: yeni bir yılın; adalet, barış, sevgi, paylaşım ve kardeşlik yılı olması gerektiği temennisidir. Hiç kuşkusuz savaşların yaşanmadığı, hatta doğal afetlerin insanları öldüremeyeği, çocukların açlıktan ölmediği, insanların sığınmacı ve mülteci konumunda doğdukları topraklardan kopmak zorunda kalmadıkları, evsizlerin bulunmadığı kısaca insanın insanı sömürmediği, doğayı yok etmediği bir dünya özlemi üzerine bir yeni yıl beklentisini paylaşmanın hemen hemen herkesin ortak kabulü olduğu da bir gerçek...

Umarız yeni bir yılda insan kanı dökülmeden, bir gün göçüp gideceğimiz şu yeryüzünde en güzel günlerimizi yaşarız. Çocuklarımızdan emanet aldığımız dünyayı, yine çocuklarımıza onurlu bir şekilde bırakmak için çalışırız. Hal böyleyken yeni bir yıl üzerine ufak bir değerlendirme yapmanın zamanı da geldi gibi. 2012 Şizofren bir yıl olabilir mi? İnsani gelişim göstergelerine baktığımızda sessizce bunun olabileceğini düşünebiliriz. Neden mi? Nedeni çok basit. Çünkü 2011 yılı savaşlarla, yoksullukla, doğal afetlerle sarılı çağ yanındaki bir yıl gibi geçti. Sosyal sorunların yoğun yaşandığı bir yılın vereceği tepki ya da bir sonraki yıla bırakacağı "miras" davranış bozukluklarıyla örülü olabilir.

*
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programının 1960 verilerinde Dünya nüfusunun zirvedeki %20'sinin, tabandaki %20'den 30 kat daha zengin olduğu belirtiliyordu. 1991 verilerinde ise zirvedeki aynı grup 61 kat daha zengindi. 1997 Birleşmiş Milletler Kalkınma Proğramının İnsani Gelişim Raporunda, dünya zenginlerinden İngilizlerin çocuklarının beşte biri, yaşlı insanların dörtte biri yoksulluk içindedir, deniyor. Ve daha birçok sosyal sorun sıralanıyor. 1998'deki rapordaki bilgilere göre bir milyar insan en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyor. Raporda dünyanın en zengin 225 kişisinin kişisel servetlerinin %4'ünden azı dünyanın bütün yoksullarına yeterli beslenme koşullarını sağlamaya, tıp ve eğitim hizmetlerini götürmeye yetiyordu, denmektedir. Örneğin Türkiye açısından yoksulluk verileri UNICEF'in 2000 yılında yayınlanan raporunda da Türkiye'nin %14.2'sinin yoksulluk sınırı altında yaşadığını gösteriyordu. Töre ve namus cinayetlerinin artan sayısı ise dudak uçuklatmaya yetiyor.

Aslında 2011 yılında da değişen bir şey yok! İnsani gelişim göstergeleri toplumsal eşitsizlik göstergeleriyle dolu.*

Uluslararası Göç Örgütü: Avrupa'da yılda 120 bin çocuk ve genç kızın seks sektörüne kurban edildiğini sakınmadan söylüyor. Birleşmiş Milletler kaynakları yeryüzünde 30 milyonu aşkın insanın sığınmacı konumda olduğunu ifade ediyor. Dünyada 300 milyon çocuk, çalışma yaşamında çocuk haklarını ihlal edercesine çalıştırılıyor. Yalnızca Latin Amerika'da 100 milyon çocuğun sokaklarda yaşadığı artık bilinen bir sosyal gerçek. Avrupa vatandaşlarının 3 milyonu evsiz, 20 milyonu işsiz ve 30 milyonu da yoksulluk sınırının altında hayat mücadelesi veriyor. Dünyanın diğer bölgeleri ise sosyal eşitsizlikleri daha bir derinden yaşıyor. Dünyanın adaletsiz, barışsız, güçlü ekonomik şirketlerin dünyası olduğu muhakkak. 2011'de bütün Ortadoğu yolları asfalt değil kanla döşeliydi sanki...*

Küreselleşme, yoksullaşma, terör, sosyal güvenlik sorunları, insan hakları ihlalleri, şiddet, nükleer tehdit, HIV, dünyanın çözmesi gereken sorunlar, yani 21. yüzyıl insanlığının.
20. yüzyılın ortalarından itibaren yaygın bir kabul gören refah devleti ya da sosyal devlet "yurttaş" üzerine kurulu bir devlet biçimiydi. 21. yüzyılda yurttaşın yerini "bireyin" aldığı dillendirilen bir teori. Artık sosyal güvenlik sistemlerinin tüm yurttaşlar için gittikçe büyüyen bir sosyal hizmetler ağını ayakta tutmak amacıyla ödenen vergileri sorgulayanlar, yurttaşın yerine bireyi tercih ediyorlar. Sosyal devletin işlevlerinin kısıtlandığı bu teorinin zeminini oluşturuyor.
21. yüzyıl insan hakları felsefesini kurumsallaştırmadığı, sosyal adaleti inşa etmediği sürece, sosyal sorunlar yüzyılı olacak, dünyanın birçok bölgesine B(rezilya) tarzı bir yaşam biçimi yayılacaktır...
2012'de Dünyanın Türkiye'nin panoraması ne olacak? Onu da yaşayıp göreceğiz...
 

 BİZE YAZIN
     Sosyal Hizmet Uzmanı Web Sitesi
     E-Posta : sosyalhizmetuzmanlari@gmail.com

   

© Copyright 2011
www.sosyalhizmetuzmani.org