Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları
İnsan hakları Bilgileri

 

  Hızlı Erişim
 


 BÜYÜMEK İSTEMİYORUM
                   SHU.Şerafettin SAYAR  Sitemiz Yazarı              
                                                        sayar1964@mynet.com

    “Hadi kalk kızım okuluna geç kalacaksın, saat altıyı geçiyor.”  Yarım yamalak uykulu halimle her sabah anne ve babamdan duyduğum bu okşayıcı ve sevecen cümle, sabahın karanlığında henüz uykumun tadına varamadığım bir anda söylendiğinden okulumdan ve derslerden nefret eder oldum. Hiçbir zaman anlayamadım okula kanlıkta gitmenin nedenini, anlayamayacağım da.

  Sevgili büyüklerim sizler işlerinizi yetiştiremiyorsunuz diye yerinize bizleri hazırlamak için mi bu kadar sıkı ve çok çalıştırıyorsunuz. Ya da bizleri de kendinize mi benzetmek istiyorsunuz.

 

  Ben oyun oynamaya doymadım daha. Parklar, bahçeler istiyorum. Oyuncakları çok olsun, sallanmak için sıra beklemeyeceğim salıncaklar istiyorum. Beni kuşların yanına çıkartsın, özgürlüğü hissettirsin bana. Kır çiçeklerinden kraliçelere yakışır taçlar yapayım kendime, papatya falı açayım çocuk aşkımla.  

Sevgili öğretmenim seni çok mu çok seviyorum. Biliyorum sen de bizi çok seviyorsun. Ama nedense seninki paramparça bir sevgi, çünkü samimi olamıyorsunuz. Bu sene hep aynı eteğinizi giyindiniz, ayakkabılarınız da aynı. Her ne kadar ben 3 yıldır aynı önlüğümü giyiniyorsam da siz benden farklısınız. Siz ışıksınız.  

Bazen aklıma okula gitmeyen akranlarım gelir. Bunları zaman zaman sokaklarda görürüm. Kimi insanları tartıyor, kimi ayakkabı boyuyor, kimi de kağıt mendil satıyor. Babamdan sanayide ağır işlerde çalışan çocukların olduğunu da duymuştum. Arabaları tamir eden çocuklar varmış. Onlar hiç oyun oynamazlar mı acaba! Kazandıkları paralarla yalnız ekmek mi alırlar? Elma şekeri, pamuk şeker alamazlar mı ki? Bayramda yeni ayakkabı giymişler midir?  Her halde onlar da işe gitmek için bizden daha erken uyanıyorlardır. Onlara ustaları emir vermiştir, saat 6 da dükkanın önünde olacaksın, yoksa atarım seni haa….  

Soğuk kış gününde henüz kalfanın ve ustanın gelmediği ve kapıları açılmamış dükkanın önünde beklemek hiç de iyi olmasa gerek. Ağzının buharı ile üşüyen ellerini ısıtmak için verdiğin uğraşı tahmin edebiliyorum.  

Sevgili işçi arkadaş, sabahın alaca karanlığında yan taraftaki dükkanın köşesinde iki büklüm yere kıvrılmış vaziyette yatan da bizim gibi çocuk olsa gerek. Onun evi, annesi, babası da yoktur herhalde. Olsa idi evinde yatardı. Onun ağzından buhar da çıkmıyor. Anlaşılan nefesi de üşümüş.  

Sevgili büyüklerim biz hep böyleyiz, kimimiz ak kimimiz kara, kimimiz de insan gibi bir şeyiz. EĞER SEVERSENİZ BİZLERİ DAHA GÜZEL BİR DÜNYADA YAŞATIRIZ SİZLERİ. CENNETİNİZ DE CEHENNEMİNİZ DE BİZ OLURUZ.      

 

Google


Bize Ulaşın

 


 



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.