|
"Canım Ben"ciler Çoğalıyor
Firdevs, Letafet, Cezmi, Züveyda, Vecihi, Itır, Adil, Mebruke, Faika,
Nigar, Zaide, Alime, Zübeyde, Müzeher, Aytül, Muaffak, Macide, Ayça, Özden,
Sinan, Candan ve Senar geçen Mag'daki "Canım ben" üzerine kendi "canım
ben"lerini bizimle paylaşıyorlar...
bianet'te yayımlanan "canım ben" yazıma aldığım farklı tepkileri de sizinle
paylaşmak istedim. Telefon, e-posta yada bizzat ulaşan yeni 'İnci'lerin
söyledikleri özetle aşağıda.
Firdevs (49): Yoğun çalışıyorum.
Sürekli yapmam gereken ve bitmeyen işlerim var. Mutsuzum. Hayat gıyabımda
akıyor... 'Canım Ben'ci İnci'yi okuduktan sonra kendime kaba bir program
yaptım. Pazar günlerim benim olacak. Başkasının yapabileceği işleri
yapmayacağım. Arabam yerine taksi kullanacağım. Kronik sorun kaynaklarımdan
ikisini kurutmakta kararlıyım. Bazı kararlarımı deklare etmiyorum ki;
vazifeye dönüşmesin. Bakalım...
Her türlü ilişki güvene dayanmalı: Kendinle olan bile. 'Canım ben'
diyebilen, 'canım sen-biz' de diyebilir.
Letafet (35): İnci'nin
anlattıkları önce çok laylaylom geldi. Yazının çıktısını alıp, gece bir daha
okuyunca... Hayatın bana uygun gördüğü yol haritasında, tadilata gideceğim.
Yeni yıl kararlarımın arasında 'sevgili ben' baş madde olacak.
Cezmi (?): İnsan yalnız kalıp
kendini dinleyince; güçlü, yaralı, incinebilir, yanlarını görebiliyor.
Kendini tanımalı insan: sonuç acıtıcı da olsa.
Züveyda (?): İnsanlar güvenim
azaldığından ilişkilerimde payıma düşen risk her geçen gün artıyor. Uzun
vadeli ilişki kurmadaki başarısızlığımın, sadece benden kaynaklı olmadığının
bilincindeyim. Sanıyorum; iş- ilişki detoksuna gereksinimim var.
Vecihi (50+): Hoşgörü-anlayış
kavramlarının yanlış yorumlandığını düşünüyorum. Günümüzde alma-verme
dengesi bozulan ilişkiler yürümüyor. Neyini hoş göreceksin? Neyine anlayış
göstereceksin?
Itır (21): Ellisine yaklaşan
annem değişim sürecine girdi. Gelecek kaygısı yoğunlaştı. Sırtladığı bazı
yükleri indirmeğe başladı. Öncelik ve sonralıkları değişti. Özverili ve
anaçtı. Şimdi değerlerinin erozyona uğradığını düşündüğünden seçici
davranıyor. Hayatın annem kadar beni yormasına izin vermeyeceğim.
Adil (33): İnsan ilişkilerinde
özen kalmadı. Taraflar sorumluluk almaktan kaçınıyor. Çevrem mutsuz-umutsuz
insanlarla dolu olsa da 'canım ben' çığırtkanlığı yapmağa gerek yok! Niye
'canım biz' demiyorsunuz?
Mebruke (45): Yazıda İnci'nin:
'Evde, işyerimde, yüreğimdeki fazlalıkları attım," demesinden etkilendim.
Annemden kalan her şeyi aynen koruyorum. Atamıyor, dağıtamıyorum. 'Yas
sendromu'ymuş.
Arkadaşlarım eşyaları hemen dağıtmamı önermişti. Şimdi zorlanıyorum.
Yüreğimin kilerindeki insanları da atamayan biriyim. Bayram tatilinde eşya
işini çözmekte kararlıyım. Sonra sıra kilerimdeki insanlardan arınmaya gelir
mi Bilemeyeceğim!
Faika (?): Toplum olarak 'sen'
diliyle konuşur olduk: 'Sen böyle yapmalıydın! Senin bu hareketin yanlış.
Niye konuşmalarımıza 'Bence şöyle yapmamız gerekirdi, sence de uygunsa...'
diye başlamıyoruz. Ben diliyle konuşan insan sayısı arttıkça, belki eski
günlerimize döneriz.
Nigar (?): Kentleşme dedik, bir
evlik arsaya apartmanlar dikip, havadan kazandık. Kaloriferli evlerimizin
tek bir merkezden ısıtılması sorunlara yol açtı. Aidat vermedik, mahkemelik
olduk, sıcaklık derecesini beğenmedik. Doğal gazla kombileştik.
Evin ısısını kendimiz ayarlar olunca daha düşük ısılı evlerde oturmağa
başladık. Alt/ üst/ yan komşu yakmayınca evler ısınmaz oldu. Anlayacağınız;
ne ortak ne bireysel ısınmayı beceremedik.
Çözüm??? Geniş aileden, çekirdek aileye döndük. Şimdi ekonomik baskılanma
nedeniyle tekrar daraltılmış geniş aileye doğru gidiyoruz. İnsan
ilişkilerindeki kombileşme, mutsuzluğumuzu arttırdı.
Zahide (44): İnsan, yaşamın
değerini kırklı yaşlarda anlıyormuş!
Zübeyde (39): Ot-bitki çayları,
bol sebze-meyve tüketimi ruhuma iyi geliyor.
Âlime (49): Yaşamın içinde
kendinizi çaresiz hissettiğinizde... Yapmak istediğinizle, yapmak zorunda
olduğunuz şey arasında ikilemde kaldığınızda... Karşınızdakinin hak
etmediğini düşündüğünüz bir şeyi kendi iç huzurunuz için yapmanız
gerektiğinde... Yaptıktan sonra 'keşke'lendiğinizde...
İçinizdeki cılız ses, susmaz: 'Hep düzenleyici sen mi olacaksın?' diye sorar
size. İlişkilerin artılar-eksiler dengesiyle uğraşmak insanı yoruyor.
Kendimizi olduğumuz gibi kabul edebilsek, değiştiremeyeceğimiz şeyler için
kendimizi zorlamasak hayat daha bir kolaylaşacak!
Müzeher (?): Evliliklerde
farklılıkların birlikteliği 'biz'i oluşur. İki benzemez ortak değerler
geliştirir. Kendileri için artı olan durumları birlikte yaşayabilmeleri için
'ben'ler tek tek kendi gereksinimlerini ifade etmezlerse ilişkide birisi
'asalak' hale gelir.
Aytül (30): Terk edildiğimde,
dünyam yıkılmıştı. Yeniden inşa kolay olmadı. Şimdi 'iyi ki ....' ve 'canım
kendim' diyorum.
Muaffak (36): Kadınlarla
ilişkime kısa süreli 'pause' verdim. Yorulmuşum. 'Yaşasın ben, Kahrolsun
...... ' demeyi kendime yakıştıramıyorum.
Macide(43): Travmalar bile
öğretici. Arkadaşımı kaybettim. İçim acıyorsa da; dersimi aldım. Hayatta
öncelik ve sonralıklarım değişti.
Özden (26): Başkalarından kazık
yediğimin ertesinde, kendime daha iyi davranıyorum. Bu aralar kendimi bakıma
aldım. Masajlar, maskeler, yeni giysiler, küçük seyahatler, annemle uzun
beraberlikler... Annem: hayatımın tamircisi.
Ayça (22): Gerildiğim,
hüzünlendiğim yada kendimle çatıştığım dönemlerde cildim bozuluyor.
Sinan (21): Tüketim toplumunun
aç insanları; doymak bilmeden hep aldılar. Dolaplar, evler, çantalar doldu,
taştı. İkişer-üçer cep telefonu taşır oldular.
Çevrelerinde mikadonun çöpleri gibi yığıntılar oluştu. Ruhları yorulunca,
yaşamın yalın haline dönmek için sanal dinler icat ettiler.
Candan (42) Başkalarına verdiğim
destek, gösterdiğim özene bir süreliğine ara vererek, itinayla 'canım ben'
inşa edeceğim.
Senar (49): Zayıflamak için
başvurduğum akupunkturla yaşam biçimim değişti. Doğal besleniyorum,
yürüyorum, kendime özen gösteriyorum.
Eskimiş çoraplarımı atınca,kilolarım dahil yaşamımdaki diğer fazlalıkların
ayrımına vardım. Uyandım: Günaydın! |