Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları
İnsan hakları Bilgileri

 

  Hızlı Erişim
 


Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org



CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI

1- Azalmış Cinsel İstek Bozukluğu
2-
Cinsel Tiksinti Bozukluğu
3- Erkekte Sertleşme Bozukluğu
4- Retarde ejakulasyon( Gecikmiş Boşalma)
5- Prematüre ejakulasyon: (Erken Boşalma)
6- Disparoni
 

1- Azalmış Cinsel İstek Bozukluğu
Sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde cinsel fantezilerin ve cinsel etkinlikte bulunma isteğinin az olması (ya da hiç olmaması) ile belirlidir.

Azalmış cinsel istek bozukluğu için tanı koymada aşağıdakilere dikkat etmek gerekir.

a - En az 6 ay süreyle tüm cinsel etkinlik sıklığının ayda iki kez ya da daha az olduğunun bildirilmesi,

b - Buna eşlik eden, herhangi bir cinsel davranışta bulunmaya yönelik öznel istek kaybı. Cinsel etkinliğe yönelik ilginin azalması, profesyonel yardım arayışı içinde olan çiftlerde en sık rastlanan yakınmalardan biridir. Bu durumda azalmış ya da tamamen kaybolmuş cinsel ilgi, cinsel ilişki kurmaya yönelik girişimleri olanaksız kılar hatta cinsel tiksinti bozukluğu gelişebilir.

2- Cinsel Tiksinti Bozukluğu

Sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde bir cinsel eş ile genital cinsel ilişki kurmaktan aşırı tiksinti duyma ve bundan tümüyle (ya da hemen tümüyle) kaçınma olarak tanımlanır. Cinsel tiksinti bozukluğu hem erkeklerde hem kadınlarda görülebilir. Cinsellikten tiksinen birey cinsel ilişkiden sürekli kaçınır. Daha ağır şekillerinde, cinsel etkinliğe yol açabileceği korkusu ile birey, dokunmaktan ve iletişim kurmaktan da kaçınabilir. Cinsel tiksinti bozukluğu tek başına veya diğer cinsel işlev bozuklukları ile birlikte bulunabilir; diğer cinsel işlev bozukluklarının nedeni ya da sonucu olabilir. Erkekte birincil cinsel tiksinti bozukluğu, birincil erektil disfonksiyon ya da retarde ejakulasyon (gecikmiş boşalma) ile sıklıkla bir arada bulunur.

3- Erkekte Sertleşme Bozukluğu

LoPiccolo, cinsel ilişkiyi gerçekleştirmeye yetecek nitelikte bir setleşmeyi sağlayamama veya bunu sürdürememeyi sertleşmede yetmezlik olarak tanımlar.

Masters ve Johnson, 1970’ de cinsel ilişkilerinin en az % 75 inde koitusu (penisin vajinaya girmesi) gerçekleştirebilecek nitelikte ereksiyona (sertleşmeye) ulaşamayan erkekler için empotans terimini kullandılar. Ayrıca hiç bir zaman koitusu gerçekleştirebilecek nitelikte ereksiyona ulaşamayan ya da bunu sürdüremeyen erkekleri primer (birincil ) empotans, en az bir kez başarılı ilişkide bulunmuş olanları da sekonder (sonradan olan) empotans olarak tanımladılar.

Kaplan 1974’ de empotans teriminin yetersizliğini vurgulayarak erektil disfonksiyon (sertleşme bozukluğu) terimini önerdi. Temel bozukluğun erektil (sertleşmeye ait) reflekste olduğunu belirterek erektil disfonksiyonu, penisin ereksiyonunu sağlamak için kavernoz sinüslere yeterli kanı pompalayan damarsal (vasküler) refleks mekanizmanın yetmezliği olarak tanımladı. Aynı zamanda birincil - ikincil ayırımına tam ve durumsal erektil disfonksiyon ayırımını ekledi. Tam erektil disfonksiyonu olanlar hiç bir durumda ve hiç bir eşle sertleşme olmaz. Durumsal sertleşme bozukluğu ise belli durumlarda veya bazı cinsel partnerlerle (eş) ortaya çıkar.

Yaygın olarak kullanılan empotans kavramı, Alman ekolünde (Kockott G,1990; Schmidt ve (16) Arentewicz, (1978) erkekte görülen cinsel işlev bozukluklarının tümünü tanımlar. Pek çok yayında ise empotans sertleşme bozukluğu ile eş anlamlı olarak kullanılır.

Buna göre sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde yeterli bir ereksiyon (Penis sertleşmesi) sağlayamama ya da cinsel etkinlik bitene dek bunu sürdürememe olarak kabul edilir.

Sertleşme bozukluğunun tanı kriterlerini tekrar gözden geçirirsek.

A- Sürekli olarak yada yineleyici bir biçimde yeterli bir sertleşme sağlayamama yada cinsel etkinlik bitene dek bunu sürdürememe,

B- Bu bozukluk belirgin bir sıkıntıya kişiler arası ilişkilerde zorluklara neden olur.

C- Bu cinsel işlev bozukluğu başka bir Eksen I tanısı ile daha iyi açıklanamaz( Başka bir cinsel işlev bozukluğu tanısı dışında ) ve sadece bir maddenin ( Örn: kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi için kullanılan bir ilaç, yada genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir. )

4- Retarde ejakulasyon( Gecikmiş Boşalma)
 

Masters ve Johnson 1970’ de prematüre ejakulasyonun (erken boşalmanın) karşıtı olarak ejakulatuar yetersizlik (ejaculatory incompetence) terimini ortaya attılar ve bu bozukluğu ejakulatuar refleksin özel bir engellenmesi sonucunda erkeğin vajina içinde boşalamaması şeklinde tanımladılar. LoPiccolo ejakulatuar yetersizlik terimini eşinin uyarısıyla orgazma ulaşamayan erkekler için kullandı. Maurice ve Guze (1970) her tür cinsel uyarana karşı yaşam boyu orgazm yokluğunu birincil (primer) orgazmik disfonksiyon, sıklıkla orgazm güçlüğü çeken vakalarda cinsel uyaran türünden bağımsız olarak en az bir orgazm yaşantısı olmasını da durumsal orgazmik bozukluk olarak tanımladılar.

DSM-IV de retarde ejakulasyonu karşılayan tanı sınıflaması erkekte orgazm bozukluğudur. Bu sınıflama için tanı ölçütü, yoğunluğu ve süresi yeterli bir cinsel etkinlik sırasında, olağan bir cinsel uyarılma evresi sonrası, sürekli ya da yineleyici bir biçimde orgazmın gecikmesi ya da olmaması şeklinde belirlenmiştir. 

5- Prematüre ejakulasyon: (Erken Boşalma)

Çeşitli araştırmacılar tarafından vajinaya girişten ejakulasyona kadar geçen zaman veya penisin vajina içersinde gidiş-geliş sayısı esas alınarak tanımlanmaya çalışıldı. Masters ve Johnson 1970’ de prematüre ejakulasyonu; erkeğin, cinsel birleşmelerinin en az % 50 sinde, eşinin orgazma ulaşmasına yetecek kadar boşalmayı geciktirememesi olarak tanımladılar. Kadınların orgazma ulaşma sürelerinde ve orgazm olma oranlarında bireyler arası büyük farklılıklar gözlenmesi bu tanımın kullanılabilirliğini sınırladı. 

Kaplan’ın belirttiği gibi erken boşalma, vajinaya girişle ejakulasyon arasındaki zaman veya giriş-çıkış sayısı ya da ejakulasyondan önce eşin orgazm olma oranı gibi niceliksel terimlerle tanımlanamaz. Önemli olan ejakulatuar refleks üzerinde istemli denetimin olmaması ve yüksek uyarılma düzeylerine, refleks olarak ejakulasyon ortaya çıkmadan dayanılamamasıdır

Kısaca Erken Boşalma (prematüre ejakulasyon) sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, çok az bir uyarılmayla ve kişinin istemesinden önce, vajinaya girme öncesi, girer girmez ya da hemen sonra ejakulasyonun olması şeklinde tanımlanır.

6- Disparoni

Ağrılı cinsel ilişki olarak bilinir. Kadınlarda çok yaygın görülmekle birlikte erkeklerde de olabilir.

Bu durumu erkekte ya da kadında cinsel ilişkiye yineleyici bir biçimde ya da sürekli olarak eşlik eden genital ağrı olması şeklinde tanımlar. Kaplan, disparoniye benzer olarak bazı erkeklerde ejakulasyon sırasında ya da ejakulasyondan kısa bir süre sonra şiddetli bir ağrı ortaya çıktığını belirterek bunu, psikojenik ejakulatuar ve post ejakulatuar ağrı sendromu olarak adlandırır. Bu ağrı dakikalarla sınırlı kalabilir ya da günlerce sürebilir. Ağrıya kremaster ve/veya iç genital organların düz kaslarındaki spastik kasılmanın neden olduğu sanılmaktadır.

Kaynak:www.psikoturk.net

 

 

 



 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.