Sosyal Sorunlar

Çocuğa Karşı Ayrımcılık Yasağı

 Sosyal Hizmet Uzmanı Cesur CEYLAN 

 cesurceylan@gmail.com

Ana Sayfa
 
Aile Sorunları
Çocuk Refahı
Engelli
Gençlik
Sosyal Sorunlar
Tıbbi Sosyal Hizmet
Yaşlılık

Mesleki Bilgiler

SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
SHU Yayınları
İnsan Hakları
Sosyal Siyaset
Sosyoloji
Söyleşiler
Psikoloji
 

 

 

  
Değişen, gelişen ve baş döndürücü hızla ilerleyen teknolojik gelişmelerin insan hayatında giderek daha fazla yer kapladığı, bireysel yabancılaşmanın arttığı ve farklı sosyal sorunların ortaya çıktığı, aile rol ve modellerinin değiştiği, insan ilişkilerinin farklı normlara büründüğü, karşı durulamaz süreçlerin yaşandığı çağımızda, toplumların geleceğinin temini olan çocukların önemi de o derece ve hızda artmaktadır. Hızlı değişen dünya ve artan sorunlar nedeniyle çocuk hakları ve sorunları konusuna daha çok sayıda ülke bu konuya eğilmeye ve önlemler almaya başlamış durumdadır. Çocuk hakları ve sorunlarının biri de çocuğa karşı ayrımcılık yapılmasıdır. Bu nedenle çocuk haklarının ayrıntılı bir şekilde düzenlendiği Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi temel ilklerinden biride (BÇHS, Madde 2) çocuğa karşı ayrımcılık yasağıdır.

 Buna göre;
Herkes ırk, renk, cins, dil, din, siyasal ya da herhangi bir başka ayrım gözetmeksizin bu bildiride açıklanan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir. Bundan başka, ister bağımsız ülke uyruğu olsun, isterse bağımlı, özerk olmayan ya da başka bir egemenlik kısıtlamasına bağlı ülke uyruğu olsun, bir kişi hakkında, uyruğu bulunduğu devlet ya da uluslararası durumu bakımından Hiçbir ayrım gözetilmeyecektir (Akt: Yenisey ve Diğerleri, 2011; İHAS 14; BMÇHS 2).
Ayrımcılık yasağı kavramı büyük ölçüde II. Dünya Savaşı sonrası dönemde ortaya çıkmış bir kavramdır. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de farklı kimliklere sahip çok sayıda farklı kişi grubu bulunuyor ve ayrımcılık vakaları yaşanıyor. Türkiye'de bugüne kadar fazla gündeme gelmeyen bu kavram giderek daha sık gündeme geliyor ve ayrımcılığa uğrayan kişiler ve gruplar tarafından sıklıkla dile getiriliyor (Gül ve Karan, 2011).

Bir bakıma dar anlamda ayrımcılık yasağı insanın kabullenemeyeceği ayrımlar yapılmaması anlamındadır. Bu bakımdan insan onuruna aykırılık, ilk akla gelendir. Ayrımcılık yasağı tanımlardan biri de “insan onuruna aykırı farklı durum yaratmama” biçimindedir (Akıllıoğlu, 2010).
20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi, 2 Eylül 1990 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bu belge tarih boyunca en hızlı ve yaygın onaylanmış olan Uluslararası İnsan Hakları belgesidir. Akyüz ( Akt: Sandalcı, 1999 : 492)' e göre; Çocuk hakları kavramı: "Çocuğun bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal, ahlaki ve ekonomik bakımdan özgürlük ve haysiyet içinde, sağlıklı ve normal biçimde yetişebilmesi için ona hukuk kuralları ile tanınan hak, yetki ve menfaatlerdir (Sandalcı, 2004).

Çocuk Hakları Sözleşmesinde gözetilen amaç, çocukların ihmal, istismar ve kötü muameleye karşı korunmaları için evrensel standartların yerleştirilmesidir.
Sözleşme, çocukların açlık ve yoksulluktan, ihmalden ve sömürüden ve diğer kötü davranışlardan uzakta kendi potansiyellerini tam anlamıyla gerçekleştirebilecek şekilde yetiştirilmelerini öngörmektedir. Sözleşmenin kendi başına gerçekleştirdiği şey ulusal ve uluslararası gündemlerde çocukların sorunlarına üst düzeyde sahip çıkmak olmuştur. Bunun ötesinde çocukların gereksinimlerinin karşılanmasına yönelik sorumluluklar sıra ile aileye, ülke yönetimlerine ve en genel anlamda topluma verilmiştir (Sandalcı, 2004)

Çocuk Hakları Sözleşmesinin diğer maddeleri istisnasız tüm çocuklar için geçerlidir. Çocuğun hangi biçimde olursa olsun ayırımcılıktan korunması ve haklarının savunulması için yapıcı girişimlerde bulunmak, devletin yükümlülüğüdür. Sözleşmenin bütün uygulamaları açısından temel önem taşıyan genel bir ilke olarak tanımlanmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 10. maddesi, herkesin devletin tüm iş ve işlemlerinde ve yasalar önünde eşit olduklarını, 61. maddesinde ise dezavantajlı kişi, aile ve gruplara hizmet götürmenin Devletin görevi olduğunu kabul etmiştir.(Sandalcı, 2004)

Belirtilenler çerçevesinde ülkemizde ayrımcılık yasağının ihlal edildiği, bir şekliyle ötekileştirmelerin varlığı mevcuttur. Bunun da toplumsal değer, öğreti, ön yargı ve kültürel özelliklerle ilgili olduğunu ileri süren görüşler bulunmaktadır. Şöyle ki; Roman kökenli olup halk arasında Çingene diye tabir edilen vatandaşların herhangi kamu kurumuyla (mahkemede olabilir) iletişimi sırasında kanun hükümleri çerçevesinde olmasa da yaklaşım ve davranışlarla ötekileştirildikleri, kendilerine karşı toplumun diğer dinamikleri tarafından ön yargılı davranıldığı bilinmektedir.
Çocuklar açısından Türkiye Cumhuriyeti'nin, Ceza Kanununda yaş sınırlamalarına yer vermiş olması, diğer yandan 18 yaş altı her bireyin çocuk olarak kabul edilmesi, aynı anda Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'ni benimsemiş olması ayrımcılık yasağına ilişkin tartışmalı bir durum ortaya çıkartmaktadır. Ayrımcılık yasağı ilkesine insan hakları çerçevesinde yayımlanmış ve kabul edilmiş tüm ulusal ve uluslararası belgelerde rastlamak mümkündür. Bu çerçevede aslında ayrımcılık yasağı insanı odak alan bir yaklaşımla kabul edilip istisnai durumlar hariç olmak üzere çelişkili durumların giderilmesi tartışmaya açılmalıdır.

KAYNAKÇA:
Yenisey, F.; Şahin, F,;Demiröz, F., “Sosyal Çalışma Görevlileri Eğitim Programı El Kitabı” Ankara 2011
UYAP Mevzuat-İçtihat Programı, “Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi”, 2013
UYAP Mevzuat-İçtihat Programı, “Türk Ceza Kanunu”, 2013
Gül, I.; Karan, U., “Ayrımcılık Yasağı Eğitim Rehberi”, 2011
Akıllıoğlu, T., “Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı'nda Ayrımcılık Yasağı”, 2010
Sandalcı, F., “Çocuk Hakları ve Sosyal Hizmet Mesleği”, 2004
 

 

 BİZE YAZIN
     Sosyal Hizmet Uzmanı Web Sitesi
     E-Posta : sosyalhizmetuzmanlari@gmail.com

   

© Copyright 2011
www.sosyalhizmetuzmani.org