Sosyal Sorunlar

"Çocuk Gelinler" Ve Bir Kanun Taslağı Önerisi

Nihat Tarımeri
Sosyal Hizmet Uzmanı ntarimeri@gmail.com

Ana Sayfa
 
Aile Sorunları
Çocuk Refahı
Engelli
Gençlik
Sosyal Sorunlar
Tıbbi Sosyal Hizmet
Yaşlılık

Mesleki Bilgiler

SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
SHU Yayınları
İnsan Hakları
Sosyal Siyaset
Sosyoloji
Söyleşiler
Psikoloji
 

 

 

 Özellikle 18 yaşın altındaki kız çocukları olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı çocuk ve gençlerin senelerden beri erken ve zorla evlendirmeler bağlamında "Çocuk Gelinler "başlığı altında yaşadıkları sorunun çözümünün Laik,Sosyal ve Hukuk Devleti bağlamında alınacak yasal önlemlerle çözümlenmesi artık günümüzde bir öncelik kazanmalıdır.Bu öncelik; Anayasanın 90 ıncı maddesi bağlamında iç hukukun da bir parçası olan başta B.M Çocuk Hakları Sözleşmesi olmak üzere diğer sözleşmelerde zorunlulaştırmaktadır.
Bu zorunluluğun hayata geçebilmesi içinse bu yönde ortaya toplumsal,siyasal, entellektüel,
teknik bir İRADE de ortaya konulmalıdır.Yaşanan dramlara,acılara YETER denilmelidir.
Böyle bir irade ise Türkiye Büyük Millet Meclisine yansıyabilmelidir.Yasa önerileri hazırlanmalıdır.Bunlar tartışılmalıdır.
Bu tartışmalara küçük bir katkı verebilmesi içinde TBMM nin kurallarına uygun bir taslak hazırlanmıştır.Aşağıda paylaşılmaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

"Erken ve Zorla Evlikliklerin Önlenmesi ve Mağdurların Korunması" ile ilgili olarak 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nda ,5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda, ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nda ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’da Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Teklifim gerekçesi ile ekte sunulmuştur.

Gereğini saygılarımla arz ederim.



..................... Milletvekili

GENEL GEREKÇE

Uluslararası literatürde 18 yaş altı evlilikler “erken evlilikler”, 18 yaş altında evlenen kız çocukları ise “çocuk gelinler” olarak geçmektedirler. Yapılan araştırmalara göre Türkiye’de 18 yaş altında yapılan evliliklerin toplam evlilikler içindeki oranı yüzde 40’a yaklaşmıştır. Çocuk gelin sayısı ise 5,5 milyon civarındadır.

Erken yaş evlilikleri, evlendirilen bireyden başlayarak domino etkisiyle tüm toplumda olumsuz sonuçlar yaratmaktadır. Fiziksel ve ruhsal gelişimini tamamlamadan evlendirilen kız çocukları eğitimsizlik, yoksulluk, cahillik ve bağımlılık çukuruna itilmekte; fiziksel, duygusal ve cinsel şiddete maruz kalmaktadırlar. Konuyla ilgili yapılan araştırmalar, erken yaş evliliklerinin toplumumuzdaki kadın-erkek eşitsizliği uçurumunu derinleştirdiğini ortaya koymuştur. 23 üncü yasama döneminde, Kayıp Çocuklar Başta Olmak Üzere Çocukların Mağdur Olduğu Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu tarafından yapılan araştırma ve incelemelere göre; çocukların cinsel istismara ve fiziksel şiddete maruz kalmalarının ortak nedenlerinden biri erken yaşta yapılan evliliklerdir. Erken yaş evliliklerinin getirdiği bir diğer olumsuzluk ise erken yaş gebelik ve doğum ile birlikte ortaya çıkan anne ve bebek ölümlerindeki artıştır. Konuyla ilgili yapılan araştırmalar, erken yaş gebeliklerinde, gebelik ve doğuma bağlı anne ölümlerinin 4 kat fazla olduğunu göstermektedir. Tüm bu bahsedilen olumsuzluklar ise ülkemizin gelişmişlik seviyesini aşağıya çekmektedir. Çünkü kadınların siyasi alanda, ekonomik alanda, sosyal hayatta aktif rol almadığı toplumların gelişmişlik seviyesine ulaşamayacakları aşikârdır. Erken yaş evlilikleri de kız çocuklarımızın eğitim hakkını kullanabilmesinin, istihdama ve sosyal hayata katılabilmesinin önünde büyük bir engeldir. Dolayısıyla, erken evlilikler ve çocuk gelinler sorunu gelişmekte olan ülkemizin çözmesi gereken en önemli sorunlardan biridir. Ekonomik yetersizlikler, gelenekler, dini pratikler sonucu ortaya çıkan erken evlilikler ve çocuk gelinler sorunu ile mücadele edebilmek için öncelikle konuyla ilgili kanunlarımız arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi gerekmektedir. Türk Medeni Kanunu’na göre erginlik 18 yaşının doldurulmasıyla başlamaktadır. Çocuk Koruma Kanunu’na göre 18 yaşını doldurmamış birey “çocuk” olarak tanımlanmaktadır. Yine aynı şekilde BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme md.1’de de onsekiz yaşını doldurmamış kişilerin çocuk sayılacağı belirtilmektedir: “Bu Sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.” 1948 yılında kabul ettiğimiz BM Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi md.16/2’de ise evlenme sözleşmesinin, ancak evleneceklerin özgür ve tam iradeleriyle yapılacağı belirtilmektedir. Diğer taraftan, Türk Medeni Kanunu’nda evlilik için yaş sınırı onyedi olarak belirlenmiş, olağanüstü koşullarda ise hâkim onayıyla onaltı yaşında da evliliğin yolu açılmıştır. Türk Ceza Kanunu’nda yer alan “onbeş yaşını doldurmuş bir kız çocuğuyla evlenen kişinin, şikâyet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı” hükmüyle ise evlilik yaşı zımni olarak onsekiz yaşın altında tutulmaktadır. Yine Türk Ceza Kanunu’nda çocukların cinsel istismarına yönelik suçlar açıklanırken, “çocuk” onbeş yaşını tamamlamamış birey olarak tanımlanmaktadır.
En son olarak Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesinin 15 Hazıran 2012 tarihinde yayınlanan raporunun 26.27.56. ve 57.paragraflarında erken ve zorla evlendirmeler ile ilgili tespit ve değerlendirmelerde de bulunmuştur. Kaygılarını ve bu yöndeki önerilerini de belirtmiştir.


Ayrıca; çocukların erken ve zorla evlendirmelerinde resmi nikah olmadan düzenlenen dinsel törenle bu evliklerin toplumda meşrulaştırıldığı da yaşanan sürecin bir gerçeğidir. Bu yönde medyada da bir çok haber yer almaktadır.
Türk Medeni Kanununda yer alan evlilikle ilgili düzenlemeler bağlamında (Mad.134-144) ve Anayasasnı 174 üncü maddesinde güvence alınan düzenlemeler çerçevesinde Türk Medeni Kanunun 143.madddesinde aile cüzdanı gösterilmeden evlenmenin dini töreninin yapılmayacağı öngörülmüştür. Bu bağlamda Türk Ceza Kanununda "Birden çok evlilik, hileli evlenme ve dinsel tören" ile ilgili 230 uncu maddesinde yer alan düzenlemelerde bu eylem bir suç olarak da değerlendirilmiştir. Maddenin (5).fıkrasında “Aralarında evlenme olmaksızın evlenmenin dinsel törenini yaptıranlar hakkında iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilir...” (6).fıkrasında ise “Evlenme akdinin kanuna göre yapılmış olduğunu gösteren belgeyi görmeden bir evlenme için dinsel tören yapan kimse hakkında iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Ancak uygulamada ve yaşamın içinde bu yönde gerekli özenin gösterilmediği de Adalet Bakanlığı verilerine de yansımaktadır.(Örneğin TCK nun 230/6 maddesine aykırlıktan 2009 yılında 429; 2010 yılında 551 ve 2011 yılında 478 kişi ceza almıştır.) Ayrıca kamu görevlilerinin hem 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 6 ıncı maddesinde, hem de TCK’da yer alan ihbar yükümlülülüklerini çocuk gelinlerin korunmaları açısından yeterince yerine getirmediği de uygulamalarda görülmektedir.
Halbuki 2010 yılında T.C.Anayasında yapılan 41 inci maddeye yapılan "Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır." şeklindeki ekleme ile 10 uncu maddesine yapılan "Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz." şeklindeki ekleme ile de çocukların toplumsal açıdan korunmaları önemli bir yükümlülüktür. Buna aile bireyleri ve kamu görevlileri de dahil olup bu konuda ayrı bir özenin gösterilmesini de gerekli kılmaktadır.
Bu bağlamda; yukarıda bahsedilen nedenler göstermektedir ki erken yaşta veya zorla yaptırılan evlilikler çocuk hakları, insan hakları ve kadın hakları ihlallerine neden olmaktadır. Geleneksel, dinsel ve ekonomik nedenlerle erken yaşta veya zorla yaptırılan evliliklere dur demenin başlangıç noktası ise evlilik yaşının onsekize yükseltilmesi ile birlikte yaşanan bu olayın önlenmesi engellenmesi ve de kanunlarımız arasındaki uyuşmazlıkların giderilmesidir.
Kanun teklifi ile evlilik yaşının onsekize çekilmesi ile birlikte "çocuk gelinler" olarak da öne çıkan erken ve zorla evliklerin önlemesi ve engellenmesi konuyla ilgili kanunlar arasındaki uyuşmazlıkların giderilmesi amaçlanmaktadır.

MADDE GEREKÇELERİ

MADDE 1- Madde ile, evlilik yaşının onsekize çıkarılması, böylece çocuk yaşta yapılan evliliklerin önüne geçilmesi ve erken yaşta veya zorla yapılan evlilikler nedeniyle çocukların karşılaştıkları mağduriyetlerin önlenmesi öngörülmektedir.

MADDE 2- Türk Medeni Kanunu’nun 124 üncü maddesinde, evlilik yaşının Medeni Kanunda ergin olma yaşı olarak belirlenen onsekize çıkarılmasıyla, evlenme ile ergin olma düzenlemesine gerek kalmadığından ilgili hüküm kanundan çıkarılmaktadır.
Aynı şekilde 126 ıncı madde ile yasal temsilcinin izni ile oluşturulan evlilikle ilgili düzenlemeye de gerek kalmadığı için hüküm kanundan çıkarılmıştır.
Ayrıca bu değişiklikler bağlamında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nda yer alan çocuk tanımındaki ifade de çıkarılmıştır.
MADDE 3- Madde ile, Türk Ceza Kanunu’nda “çocukların cinsel istismarı” ile ilgili düzenlemedeki yaş sınırı 18 olarak değiştirilerek, Türk Medeni Kanunu ve Çocuk Koruma Kanunu’nda bireyin çocuk olarak değerlendirilmesini sağlayan “yaş” sınırı ile aynı seviyeye getirilmesi ve Kanunlar arasındaki çelişkinin ortadan kaldırılması öngörülmektedir.
MADDE 4- Madde ile, Türk Ceza Kanunu’nda çocukların “reşit olmayanla cinsel ilişki”ye ilişkin düzenlemedeki yaş sınırı 18 olarak değiştirilerek, Türk Medeni Kanunu ve Çocuk Koruma Kanunu’nda bireyin çocuk olarak değerlendirilmesini sağlayan “yaş” sınırı ile aynı seviyeye getirilmesi ve Kanunlar arasındaki çelişkinin ortadan kaldırılması öngörülmektedir.
MADDE 5-2010 yılında T.C.Anayasasının 10 uncu ve 41 inci maddelerinde yapılan değişiklikler bağlamında onsekiz yaşını tamamlamamış çocukların korunup kollanmaları, mağdur olmamaları ve de "çocuk" gelinler şeklinde yaşanan erken yaşta ve zorla evlendirmelerin toplumsal açıdan meşrulaştırılmalarında yaygın bir araç olarak yer alan uygulamanın önlenmesi ve engellenmesinin yanı sıra, TCK’da yer alan bu maddenin işlevseleştirilmesi amacıyla tören düzenleyen kişilerin bu yönde bir davranışa yönelmemeleri hedeflenmiştir.
MADDE 6-2010 yılında T.C.Anayasasının 10 uncu ve 41 inci maddelerinde yapılan değişiklikler bağlamında onsekiz yaşını tamamlamamış çocukların korunup kollanmaları , mağdur olmamaları anayasal bir yükümlülük haline dönüşmüş olup bu bağlamda toplumdaki tüm bireylerin bu konuda ayrı bir özen ve duyarlılık göstermeleri TCK nunda bu yöndeki maddesinde değişiklik yapılarak öngörülmüştür.
MADDE 7- 2010 yılında T.C.Anayasasının 10 uncu ve 41 inci maddelerinde yapılan değişiklikler bağlamında onsekiz yaşını tamamlamamış çocukların korunup kollanmaları , mağdur olmamaları anayasal bir yükümlülük haline dönüşmüş olup bu bağlamda kamu görevlilleri dahil toplumdaki tüm bireylerin bu konuda ayrı bir özen ve duyarlılık göstermeleri TCK nunda bu yöndeki maddesinde değişiklik yapılarak öngörülmüştür.
.MADDE 8-2010 yılında T.C.Anayasasının 10 uncu ve 41 inci maddelerinde yapılan değişiklikler bağlamında onsekiz yaşını tamamlamamış çocukların korunup kollanmaları , mağdur olmamaları anayasal bir yükümlülük haline dönüşmüş olup bu bağlamda kamu görevlilleri dahil toplumdaki tüm bireylerin bu konuda ayrı bir özen ve duyarlılık göstermeleri amaçlanmıştır.
MADDE 9- Yürürlük maddesidir.
MADDE 10- Yürütme maddesidir.

ERKEN VE AORLA EVLİLİKLERİN ÖNLENMESİ İLE İLGİLİ 4721 SAYILI TÜRK MEDENİ KANUNU’NDA, VE 5237 SAYILI TÜRK CEZA KANUNU’NDA, 5395 SAYILI ÇOCUK KORUMA KANUNU’NDA VE 4483 SAYILI MEMURLAR VE DİĞER KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI HAKKINDA KANUN’DA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ


MADDE 1- 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 124 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Erkek veya kadın onsekiz yaşını doldurmadıkça evlenemez.”

MADDE 2- 1.(a )4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 11 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki “Evlenme kişiyi ergin kılar” ifadesi çıkarılmıştır.
( b) 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunun 126 ıncı maddesinin birinci fıkrasındaki "Küçük, yasal temsilcisinin izni olmadıkça evlenemez." ifadesi çıkarılmıştır.
(c) 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası (a) bendindeki "Daha erken yaşta ergin olsa bile" ifadesi çıkarılmıştır.

MADDE 3- 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının a bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Onsekiz yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan kişilere karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış”
MADDE 4- 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 104 üncü maddesinin 1 inci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onsekiz yaşını doldurmamış olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
MADDE 5- (1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 230 uncu maddesinin 6 ıncına "Mağdur onsekiz yaşını tamamlamamış ise verilecek ceza bir kat artırılır." şeklinde ek yapılmıştır.
MADDE 6- (1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 278 inci maddesinin üçüncü fıkrası "Mağdurun onsekiz yaşını tamamlamamış bir çocuk, bedensel veya ruhsal bakımdan özürlü olan ya da hamileliği nedeniyle kendisini savunamayacak durumda bulunan kimse olması hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza, bir katı oranında artırılır." şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 7- (1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 279 uncu maddesinin 1 inci fıkrasına "Mağdur onsekiz yaşını tamamlamamış ise verilecek ceza bir kat artırılır." şeklinde ek yapılmıştır
(2) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 279 uncu maddesinin 2 inci fıkrasına "Mağdur onsekiz yaşını tamamlamamış ise verilecek ceza iki kat artırılır." şeklinde ek yapılmıştır
MADDE 8- 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un hükümleri onsekiz yaşını tamamlamamış kişilere yönelik suçlarda uygulanmaz.
MADDE 9- Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 10- Bu kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. "

SONUÇ : Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı çocuk ve gençlerin 23 Nisanlarda,19 Mayıslarda bayramlarını kutlamak , o günü bir çocuk veye bir genç gibi gibi yaşamak yerine bir "Çocuk Gelin "gibi yaşamalarının engellenmesi ve bu sorundan artık UTANILMASI umuduyla...

Urla; 9.Nisan 2013

Nihat Tarımeri
Sosyal Hizmet Uzmanı

Not: "ÇOCUK GELİN" ESRANUR'UN DRAMI;"İMAM NİKAHI" ve SORUMSUZ SORUMLULAR- başlıklı çalışma ile birlikte değerlendirlmesi önerilir. 

 

 BİZE YAZIN
     Sosyal Hizmet Uzmanı Web Sitesi
     E-Posta : sosyalhizmetuzmanlari@gmail.com

   

© Copyright 2011
www.sosyalhizmetuzmani.org