Sosyal Hizmet Mesleği

Sosyal Hizmet Alanları

Sosyal Kaynak
Bilgiler

İnsan Kaynakları

       
   
   



Fatih KILIÇARSLAN

Sosyal Hizmet Uzmanı, Aile ve Evlilik Danışmanı

 
fkilicarslan34@gmail.com

   
   

 
 
 
 

 

“Çocuk İstismarı” Nasıl Önlenir!


           Çocuğun gelişim süreci bedensel, ruhsal ve sosyal değişimi içerir. Çocukların yetişmesinde anne ve babanın tutumları önemli rol oynar. Anne ve baba tutumu çocuğun gelişiminin yönünü belirler. Anne ve baba, çocuklarının farklılık çabalarını, kimlik arayışını korkuyla, endişeyle karşılayabilir ve kendi olumsuz duygularını çocuklarına baskı olarak yansıtabilir. Ebeveynler müdahale edici yaklaşımlarıyla çocuğun kendi olma ve kendini tanıma çabasını zorlaştırır. Çocuk üzerinde stres faktörü oluşturur. İlgisiz, sevgisiz, kayıtsız yetiştirilen çocuk gelişim döneminde uyum ve davranış sorunları gösterir. Çocuk istismarı yazı dizimizde istismarın sebepleri, çeşitleri ve çocuklarımızı istismardan nasıl koruyabileceğimizi açıklamaya çalışacağım.

Çocuk istismarının sebepleri nelerdir?

Ebeveynler çocuklarına sağlıklı yaklaşımlarıyla gelişimini olumlu etkiler. Evliliğin ilk döneminden itibaren karı-koca iletişim çatışmaları ve uyum sorunları yaşıyorlarsa ortaya çıkan sorunlar çocukta stres faktörüne yol açar. Anne ve babanın otoriter-baskıcı, koruyucu-bağımlı tutumları çocuğun özgüvenin gelişiminde, benlik saygısının oluşumunda aksaklık meydana getirir. Kendine güvenmeyen, benlik saygısı gelişmemiş çocuk bağımlı ilişkilere açık olabileceği gibi, kişilik patolojisi içerisindeki bireyler tarafından ihmal ve istismar gösterilmeye açık hale gelir. Aile içi ilişkilerde yeterli düzeyde mesafenin olmaması nedeniyle çocuk, sınırlarını belirlemede güçlük çeker ve kararlı tutum sergileyemez.

Sınırlarını zorlayan kişilere hayır diyemez. Çocuğun duygusal, sözel, cinsel istismarı ve çocuğa yönelik şiddet sağlıksız ailede ortaya çıkar. Sağlıksız aile, gerek eşler gerekse anne, baba ve çocuk arasında ilişkilerde bireysel farklılıklarına ve sınırlara önem vermezler. Çocuğu gelişim sürecinde tanımaya ve anlamaya özen göstermezler. Çocukları özerk bir varlık görmek yerine nesneleştirerek kişilik ve duygusal gelişimlerini zedelerler. Çocuklarına kendi uzuvlarının bir parçası gibi davranırlar.

İstismarcı kişiliğin özellikleri

İstismar eğilimi gösteren kişilerin geçmişte, çocukluk döneminde istismar gördüğünü, istismarın öğrenilen bir davranış olduğunu görüyoruz. Kişilik, duygusal, sosyalleşme sürecinde sorun yaşayan yeterli düzeyde sağlıklı ilişki kuramayan, çocukluk döneminde bir başka kişi tarafında istismar edilmiş kişi kendisinden daha güçsüz, otorite ve baskı kurabileceği cinsel fantezilerini kolayca yerine getirebileceği küçük çocuklar üzerinde istismar uygulama eğiliminde olabilir. İstismar eğilimi olan kişi benlik saygısı gelişmediği gibi, kişilik bölünmeleri yaşar. Algı, muhakeme ve değerlendirme yetisini kaybetmiştir.

Çocukları hazlarının nesnesi konumunda algılarlar. Yetişkin partnerlerle eşit düzeyde sağlıklı ilişki kurabilme becerisine sahip olmadıkları için çocuklarla kolay ilişki kurabilecekleri yanılgısına düşerler. Çocuğun ilgi ve sevgi ihtiyacını kendi duygusal ve cinsel haz arzularını karşılamada kullanırlar.

Böylece kendi eksik, tamamlanmamış sevgi ihtiyaçlarını karşılama ve ego bütünlüğünü oluşturma çabası vardır. Çocukluğunda istismar edilerek parçalanan ego, yetişkinlik döneminde istismar uygulayarak yeniden inşa edilir. Çocukluğunda travma tize edildikleri için öğrendikleri yöntemle kendi benliği ve bütünlüğünü bir başka çocuğu travma tize ederek tamamlama çabası içerisinde istismar ederler.

Çocuğun İstismarı öncelikle duygusal düzeyde başlar. Yeterli düzeyde sevgi ve ilgi görmeyen ya da aşırı sevgi ve ilgi gören çocuk duygusal düzeyde ihmal ve istismar ediliyordur.

İhmal, istismar ve şiddet döngüsü

Çocuğun ilişkide aşağılanması, küçümsenmesi, suçlanması, yalnız bırakılması, bağımlı kılma ve aşırı koruma duygusal düzeyde ihmaldir. Sözel olarak sürekli eleştirilen, yargılanan çocuk, bir başka çocukla karşılaştırılması çocuğun özgüvenini zedeleyerek şiddete açık hale gelir. İhmal, istismar ve şiddet döngüsü adım adım çocuğun duygusal ihmali başlar. Duygusal ihmal, sözel istismara, sözel istismar fiziksel şiddete yol açabilir.

Çocuk ailede bulamadığı ilgi ve sevgiyi aile dışında aramaya yönelir kişilik bozukluğu ve istismar eğiliminde olan kişi ve ya gruplarca cinsel taciz ve tecavüz girişimleri ile karşı karşıya kalabilir. Çocuk istismar farklı boyutlarda görülür. Çocuklar mendil satmakta, ayakkabıcı boyacısı olmakta, ağır sanayi kurumlarında çalıştırılmaktadır. Gelişim çağındaki çocuğun erken yaşta çalıştırılması, çocuğu savunmasız bırakmakta tedavisi oldukça güç hastalıklara yol açmaktadır. İlköğretim çağında olan çocukların öğrenimini sürdürmek yerine bedensel ve ruhsal özelliklerine uygun olmayan işlerde çalıştırılması gelişimini olumsuz etkileyerek ihmal ve istismara yol açmaktadır.

Günümüzde belirli bir kesim ailelerce, çocuğun ticari bir meta olarak algılanması, çocuk işçiliği üzerinden kazanç sağlanması istismar ve ihmali yaygınlaşmıştır. Çocuklar kırsal bölgelerden büyük şehir merkezlerine çeteler tarafından getirilmekte, çocuk işçisi olarak korumasız ve güvensiz ortamlarda çalıştırılmaktadır.

İstismar gören istismar gösterir

Çocuk gelişim döneminde aile içi ihmal ve istismara maruz kalmış ise suçluluk ve utanç duygusuna boğulur. İstismarın sorumlusu olarak kendisini sorumlu tutar. Kişilik ve sosyal gelişiminde bozukluklara yol açar. Yetişkinlik döneminde ego bütünlüğünü koruma refleksi gelişir. İç görü, kendini tutma ve kontrol etme becerisi gelişmediği için çocukları istismar eder. İstismarcılar sürekli elemden kaçınarak hazzı yaşama eğiliminde ve hazza odaklanmışlarıdır. Aile içi ve toplumsal ilişkilerde kendi arzularının karşılanmasına odaklanır, ilişki içinde bulunduğu çocukları sadece kendi haz ihtiyaçlarını karşılamak ile ilgi rolleri oldukları yönünde ötekileştirir ve nesneleştirir. Algılama, muhakeme, değerlendirme, sebep ve sonuçları arasında ilişkiyi kurma yönünde güçlük çeker. Düşünce içeriklerinde bozulma görülür.
Çocukların istismara maruz kaldıklarını nasıl anlarız?

Çocuklar kendisini istismarın sorumlusu olarak görebilir. Derin suçluluk ve utanç duygusu yaşayabilir. Dışlanmaktan ve ceza verilmesinden, ilgi ve sevgiyi kaybetmekten korkabilir. İstismara maruz kalmış çocuk travmaya maruz kalarak, örtülü depresyon geçirebilir.
İçine kapanma ve ya aşırı hareketlilik içerisinde davranış sorunları yaşar. Duygusal iniş ve çıkışlar, günlük yaşam aktivitelerinde uyumsuzluklar, öfke patlamaları gösterir. Güven duymadığı kişilerle iletişim kurmaktan kaçınır, yalnız kalmaktan korkarlar. Okula gitmek istemeyebilecekleri gibi, derslerine düzenli girmeyebilirler. Ders başarısında belirgin düşükler yaşanabilir. Bedenlerinde morarma ve çürükler görülebilir, yüz ifadelerinde donukluk dikkat çeker.

Aileler nasıl etkilenir?

Anne ve/veya baba çocuğunun istismarından suçlanabileceklerini düşünerek içine kapanır. Çocuğun istismarını kabullenmekte güçlük çeker ve inkâr edebilir. Patolojik aile düzenini koruma eğilimi gösterebilir.

“Çocuk İstismarına” Psiko-sosyal yaklaşım

İstismar maruz kalan çocuğun tedavisi uzun yıllara dayalı klinik, psikolojik ve sosyal rehabilitasyonu gerektiren bir süreçtir. Çocuk, tedavi altına alınmazsa uyum ve davranış sorunları görülebilir. Çocuk gerek aile içi ilişkilerde, gerekse kişilik ve sosyal gelişiminde etkileri uzun yıllar sonra ortaya çıkabilecek sorunlarla karşılaşabilir. Gelecekte ki yaşamında istismar uygulayan bireye dönüşebilir. Stres ve sürekli baskı altında kalan çocuk hem aile içi hem de aile dışı ilişkilerine sağlıklı yön veremez. Uyum sorunları beraberinde iletişim çatışmalarına neden olabileceği gibi yaşam kalitesi düşer. Çocuk, intihar girişiminde bulunabileceği gibi çevresini cezalandıran, zarar verebilen davranışlar gösterebilir.

İstismarın yol açtığı travma karşısında çocuk, psikiyatrik tedavi altına alınması yanı sıra mutlaka ailelerde psikolojik destek görmeliler. İstismar uğramış bir çocuğa, çocuk psikiyatrisi kliniklerinde uzman doktor tarafından ilk klinik müdahale yapılır. Uzman doktorun diğer meslek elemanlarıyla işbirliği içerisinde tedavi planı oluşturur. Psikolog bireysel veya grup terapisi yöntemleriyle psikolojik sağaltımını, sosyal hizmet uzmanı aile ve sosyal çevresini organize ederek sosyal destek sağlar. Tedavi döneminde aile, eğitim ve danışmanlık yoluyla çocuğu ile sağlıklı iletişimi konusunda geliştirilir. Çocuk aile ve topluma uyumu sağlanıncaya, yaşama sevinci yeniden kazandırılıncaya kadar uzmanlar desteği ile takip edilmelidir.

Tedavi sürecinde ailenin rolü

Klinik tedavi döneminde aileler çocuklarıyla ilişkilerine özen göstermeleri oldukça faydalıdır.
Ebeveynler yaşanan uyum ve davranış sorunları karşısında çocuğu anlamaya çalışarak çocuğun kendi duygularını ifade edebilmesine yardımcı olmalıdır. Ebeveynlerin çocuklarıyla kuracağı güvenli yaklaşım çocuklarının kendi sorunlarıyla baş edebilmesinde en etkili yaklaşımı oluşturacaktır. Yaşanılan travmanın etkisiyle korku, kaygı, endişeyle yaklaşan aileler çocuklarını kontrol altına alma, denetim kurma yolunu seçebilirler. Bu yaklaşım çocuk üzerinde baskıyı arttırabilir. Tedavilerine destek olmak isteyen ebeveynler, karşılıklı diyalog geliştirerek çocuklarını anlama çabaları yanı sıra çocuklarının seviyesine uygun yaklaşım çocuğu kendi duygularını ortaya koymasına yardımcı olur. Böylece çocuk karşı karşıya kaldığı tehlikeleri ebeveynleri ile paylaşabilir. Ebeveynlerde çocuğun sorunlarını çözme fırsatı elde edebilirler.
 

 
 
 

 




Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye  

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.