Sosyal Hizmet Mesleği

Sosyal Hizmet Alanları

Sosyal Kaynak
Bilgiler

     
   
   



 
Kahraman EROĞLU


 Sosyal Hizmet Uzmanı ve Aile Danışmanı

 kahraman.eroglu@hotmail.com
 

   
   

 Çocuklar Şeker Yiyebilmeli
 

 

       Şişli belediyesinde başkan yardımcısı olarak çalıştığım yıllarda beni çok etkileyen bir olayı meslektaşlarımla paylaşmak istiyorum. Sosyal Hizmetler İl müdürlüğü görevimden alınıp, Şişli belediyesine geçtiğimde dönemde sosyal hizmet uzmanını ilk tanıdıkları için beni kabul etmekte güçlük çekmişlerdi. Başkan yardımcıları bile “burada ne iş yaparsın” diye merakla soruyorlardı.

        Bir yıl sonra belediyede en sevilen kişi ve en yararlı meslek elamanı olarak sosyal belediyeciliğin tanıtılmasında katkı olmuştu.2004 yılında yazar Cezmi Ersöz beni ziyaret ederek, Hakkâri’de Deniz Gezmişler döneminde Zap çayında yaptırılan barış köprüsünün güvenlik gerekçesi ile devlet tarafından yıktırıldığını, ancak büyük sıkıntı yaşayan halkın milletvekilleri öncülüğünde başlattıkları başvuru olumlu sonuç verdiğinden köprü yapımı için bir kampanya başlattıklarını söyleyerek yardım istemişti. Başkanının onayı ile demir çimento yardımı yaparak sanatçıların verdikleri konserden elde edilen gelirlede diğer masrafları yapılarak Barış köprüsü yeniden bitirildi.

       Açılış töreni için sanatçılarla birlikte bende davet edilmiştim. Şişli belediyesinin katkısı ile İzmir, Ankara ve İstanbul ilinden ikişer otobüsle Üniversiteli öğrencilerin gelişini biz üstlenmiştik.

         Ekim ayının ilk haftası bir grup sanatçı, yazar (İlkay Akkaya, Mazlum Çimen, Suavi, Nur Sürer, Cezmi Ersöz) sivil toplum örgüt temsilcileri ile birlikte Hakkari’ye barış köprüsünün açılışını yapmaya gittik. Zap suyu üzerinde 1968 yılında devrimciler tarafından yaptırılıp daha sonra yıkılan köprü sanatçıların, çeşitli kuruluş ve halkın desteği ile yeniden onarılarak halkın hizmetine açıldı. On dan fazla köyün insanlarının şehirle ulaşımlarını sağlayan köprünün açılışına on binlerce insan katıldı. Köprünün yeniden hizmete açılmasına köylüler çok sevindiler. Hastaları, okula giden çocukları için çok önemli olan köprünün yeniden açılması şehirle bağlarının kurulması açısından çok önemli olduğunu vurgulayarak yapanlara şükranlarını içten söylediler.

          Şişli Belediyesi olarak köprünün yapımına destek sağlamamız sosyal belediyecilik anlamında ilk örneklerdendi. Bağış olarak temin edilen on ton çelik halatın Hakkari’ye ulaşımı için kamyon desteği ve açılışa katılmak isteyen öğrencilerin ulaşımlarına katkı verilmesi takdire şayandır. Hakkâri’de şehir stadında çok kalabalık bir katılımla yapılan açılışta destekçilerden biri olarak şişli belediyesi adına bende bir konuşma yapmıştım. En çok sevindiğim olay da köprünün girişinde Şişli Belediyesinin adının da pirinç levhada yer alarak köprüye çivilenmesi. Eseri olanların övünmesi için çok önemli bir duygu olsa gerek.

         Hakkari’de kaldığım dört gün içerisinde halkın sevecenliğini, misafirperverliğini çok derinden hissettim. Halkın yoksulluğu, esnafın sıkıntıları, çocukların sokaklarda boş dolanmaları, gençlerin işsiz kahvelerde oturmaları beni çok etkiledi. Konuştuğum halktan kişilerin en büyük özlemi kalıcı barış ortamının bir an evvel sağlanması. İşsizlik, yoksulluk, özellikle çocukların hızlı büyümeleri çocukluğunu yaşayamamaları da sosyal hizmet uzmanı olarak beni çok etkiledi.

         Bir gece İlkay Akkaya ile çorba içmek için şehirde lokanta ararken erkenden her yerin kapalı olduğunu görmüştük. Bir esnafa neden lokantalar açık değil diye sorduğumuzda kimse yemek yemiyor ondan demişti. Şehirde üniversiteler var, askeri birlik, polisler öğretmenler yok mu? diye sorunca. Aldığımız cevap bizi daha çok üzmüştü. Her birimlerin kampüslerinde sinema dahil alışveriş merkezleri, lokantalar olduğundan şehire kimse alışverişe gelmiyormuş Çocukların bilye, top oynamaları, ip atlamaları, çember çevirmeleri gerekirken çocukluğunu yaşayamadan birdenbire büyümüşler. Sokakta okul sonrası zamanlarını elindeki bir poşetten (Boya sandığı alacak parası olmadığından) çıkarttığı boya kutusu, sünger ve tüyleri iyice dökülmüş fırça ile ayakkabı boyayan çocukla yaptığım konuşma beni çok duygulandırdı.

          Arkadaşımın ayakkabılarını boyarken sordum adını yüzü gözü kara içinde olan
 çocuğa; “adım Ferit ama adımı değiştirmek istiyorum ağabey dedi” ne güzel adın var niye değiştirmek istiyorsun diye sorduğumda. Adını “Destan” yapmak istediğini söyledi. Ne yapacaksın destanı adın ne güzel dediğimde. Abi düşünsene “Destan adını” Bende adını değişmeyi boş ver derslerin nasıl? ondan haber ver. İleride ne olmak istiyorsun diye sorduğumda omuzlarını kaldırdı yüzüme umutsuzca baktı “bilmem ki dedi”.

        Evde başka kardeşin var mı? dediğimde altı kardeş olduklarını öğrendim. Onların da kendisi gibi sokakta boyacılık yaptıklarını iletti. O sırada yanımızdan geçen bir askeri aracı görünce elindeki malzemeleri atıp kaptığı bir taşla aracın peşine koştu. Cezmi Ersöz’le çocuğun gidişini meraklı gözlerle izlemiştik. Biraz sonra çocuk nefes nefese geri gelip yarım bıraktığı ayakkabıyı boyarken; “yaptığın çok yanlıştı senin ne işin var o araca taş atmakla” diye söyleyince “o düşman” demişti. Parasını aldı, yanına yaklaşan arkadaşlarıyla birlikte acele poşete malzemelerini yerleştirip yanımızdan ayrılırken geri dönüp bize bakması çok anlamlıydı. Bu bakışta çok şeylerin gizli olduğu gözlerinden okunuyordu. Oysa bu çocukların okula oynaya, güle gitmeleri gerekirken yaşadıkları sıkıntılı yaşam nedeniyle çocukluklarını unutmuşlar. Bu durumu sanatçı, yazar, yöre milletvekili arkadaşlarla otelde yemek esnasında uzun uzadıya konuşmuştuk.

       O günde sosyal hizmet uzmanı olduğum için gururlanmıştım. Çünkü benim gördüklerimi onlar görmemişti. Somut olayların somut tahlili bu olsa gerek.

        Şişli’deki mutlu çocukları düşündüm otobüste gelirken. Şişli belediyesi olarak şişlide okuyan, okumayan tüm çocukları yazın Uludağ’da Liderler kampına,kumburgazda deniz kenarındaki otellere gönderdiğimizi, tüm okullardaki spor salonlarında çocukların top oynamaları için imkan yarattığını, cumartesi-Pazar günleri çocukların ücretsiz sinama,tiyatroya gitmeleri, mahalle aralarında belediye tarafından oynatılan ücretsiz tiyatroları çocuklar ellerinde mısır, çekirdeklerle izlerlerken Hakkarili çocukların bize niçin anlamlı baktıklarını anlar gibi oluyorum. Onlarda şeker yiyebilirler. Onlar da aynı imkanlara sahip olabilirler. Onlarda coşkulu oynayarak çocukluklarını yaşayabilirler. Onlar bugün küçük sayıları çok yarın büyüyecekler. Onlar için de bir şeyler yapabilmeliyiz. İyi öğrenim görmeleri geleceğe güvenle bakabilme hakları onlar içinde geçerli olmalı.
20 Kasım Çocuk Hakları Sözleşmesinin Kabul edildiği tarih. Tüm çocuklara kutlu olsun
Saygılarımla.

Kahraman Eroğlu
Sosyal Hizmet Uzmanı
Eski Şişli Belediye Başkan Yardımcısı
 

 
 
 
 



Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye  

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.