Sosyal Sorunlar

Soruşturma Evresinde Suça Sürüklenen Çocuklar

Av. Beşir Babayiğit
Ankara Barosu Çocuk Hakları Merkezi Üyesi
besirbabayigit@hotmail.com

Ana Sayfa
 
Aile Sorunları
Çocuk Refahı
Engelli
Gençlik
Sosyal Sorunlar
Tıbbi Sosyal Hizmet
Yaşlılık

Mesleki Bilgiler

SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
SHU Yayınları
İnsan Hakları
Sosyal Siyaset
Sosyoloji
Söyleşiler
Psikoloji
 

 

 

 

 
1.Giriş

a. Çocuk Adalet Sistemi

Çocuk adalet sistemi, adalet mekanizmamız içinde çocuğa özgü, çocuğun yüksek yararına hizmet etmesi amacıyla oluşturulmuş bir sistemdir. Bu sistemde yargılanan fiil değil, faildir. Burada amaç fail olan çocuğun korunması ve onun yüksek yararına uygun davranılmasıdır.

İnsan hakları kapsamında çocukların da insan olarak bu haklara sahip olmasının yanı sıra Çocuk Hakları Sözleşmesi gibi uluslararası sözleşmeler ve yerel yasal normlarımızla da çocuklara daha ayrıcalıklı haklar tanıma yoluna gidilmiştir. Bunun başlıca sebepleri de çocukların yetişkinlere göre daha dezavantajlı, kendini koruma ve ifade edebilme konusunda daha zayıf konumda bulunmaları, içerisinde bulundukları gelişimsel çağın ileriki yaşantılarını çok fazla etkilemesi gibi sebeplerden dolayı pozitif ayrıcalıklara sahip olması gerekliliğidir. Böylece çocukla beraber toplum da korunmuş olacaktır.

Bu yazıda adalet sistemiyle karşı karşıya gelen çocukların soruşturma evresinde yer alan “durdurma”, “yakalama”, “gözaltı”, “tutuklama” ve “adli kontrol”deki hakları ve onlara karşı uygulanması gerekenler başlıca noktalarıyla kısa olarak ele alınacaktır.

b. Çocuk Kimdir?

Daha erken yaşta ergin kılınmış olsa bile 18 yaşından küçük her birey çocuktur. Bu sebeple bahsedilecek konuların uygulanabilmesi için bireyin 18 yaşından küçük olması kural olarak yeterlidir. Ancak daha küçük yaşlar için de düzenlemeler vardır, yeri geldiğinde bunlar belirtilecektir.

2. Müdafilik Kavramı

Müdafi, şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatı ifade eder. Sadece soruşturma evresini ele aldığım için bundan sonra sadece şüpheliyi ele alacağım.

Müdafii bulunmayan şüpheli, çocuk ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir, buna “zorunlu müdafilik” denir. Soruşturma evresinde ifadeyi alan merci veya sorguyu yapan hâkim tarafından müdafi isteminden bulunulur ve soruşturmanın yapıldığı yerdeki baro tarafından görevlendirilir. Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Ancak bu genel düzenlemeden daha sıkı bir şart çocuklar için getirilmiş ve ifadenin müdafi olmadan alınamayacağı kanunda yer almıştır. Suça sürüklenen çocuk açısından müdafi olmaksızın alınan ifade hiçbir şekilde hükme esas alınamaz.

Müdafi dosya incelemesi yapabilir, soruşturma dosyasını da izin alması gerekmeksizin inceleyebilir ve şüpheli, yani çocuk ile görüşme yapabilir. Şüpheli ile görüşme için vekâletname aranmaz. Bu görüşme kimsenin duyamayacağı bir ortamda yapılabilir. Ancak dosyaların incelenmesi ve belge örneği alınması soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise, cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkiminin kararıyla müdafiin bu yetkisi kısıtlanabilir. Bu getirilebilecek olan kısıtlamalar yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında uygulanmaz.

Sosyal inceleme raporunun birer örneğini çocuğun müdafii, Cumhuriyet savcısından, mahkemeden veya çocuk hâkiminden alabilir.

Müdafi, diğer ceza yargılamalarından farklı olarak çocukla görüşmesini daha dikkatli yapmalıdır. Bu açıdan sosyal hizmet bilgisi çocukla görüşme esnasında müdafiin çok işine yarayacaktır. Çocuk adalet sisteminde çalışacak olan avukatların mutlaka sosyal hizmet eğitimine tabi tutulmaları, bu konuda kendilerini geliştirmeleri gerektiği tartışılmaz bir gerçektir.

Görüşmede müdafi, çocuğa haklarını bildirmesi gerekir. Bunlar; yakınlarına haber verme hakkı, susma hakkı, yer göstermeye katılmama hakkı, ifadesi alınırken ebeveynlerinin ve sosyal hizmet uzmanın bulunmasını isteme hakkıdır. Bu hakları tek tek çocuğun anlayabileceği şekilde dile getirerek ve hangisi çocuğun yararına olacak bunun farkında olarak düzgün ve eksiksiz bir şekilde anlatmalıdır.

Müdafi, sadece meydana gelmiş olan fiili savunmamalı, çocuğun yüksek yararını her zaman göz önünde bulundurmalı ve ona göre hareket ederek savunmasını yapmalıdır. ÇKK m.4’te sayılan ilkelere soruşturma ve yargılamanın her aşamasında sorumlu herkesin riayet etmesi gerekir. Bunlar kanunda şöyle ifade edilmektedir:
Temel ilkeler
(1) Bu Kanunun uygulanmasında, çocuğun haklarının korunması amacıyla;
a) Çocuğun yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının güvence altına alınması,
b) Çocuğun yarar ve esenliğinin gözetilmesi,
c) Çocuk ve ailesinin herhangi bir nedenle ayrımcılığa tâbi tutulmaması,
d) Çocuk ve ailesi bilgilendirilmek suretiyle karar sürecine katılımlarının sağlanması,
e) Çocuğun, ailesinin, ilgililerin, kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği içinde çalışmaları,
f) İnsan haklarına dayalı, adil, etkili ve süratli bir usûl izlenmesi,
g) Soruşturma ve kovuşturma sürecinde çocuğun durumuna uygun özel ihtimam gösterilmesi,
h) Kararların alınmasında ve uygulanmasında, çocuğun yaşına ve gelişimine uygun eğitimini ve öğrenimini, kişiliğini ve toplumsal sorumluluğunu geliştirmesinin desteklenmesi,
i) Çocuklar hakkında özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirler ile hapis cezasına en son çare olarak başvurulması,
j) Tedbir kararı verilirken kurumda bakım ve kurumda tutmanın son çare olarak görülmesi, kararların verilmesinde ve uygulanmasında toplumsal sorumluluğun paylaşılmasının sağlanması,
k) Çocukların bakılıp gözetildiği, tedbir kararlarının uygulandığı kurumlarda yetişkinlerden ayrı tutulmaları,
l) Çocuklar hakkında yürütülen işlemlerde, yargılama ve kararların yerine getirilmesinde kimliğinin başkaları tarafından belirlenememesine yönelik önlemler alınması,
İlkeleri gözetilir.

Müdafi, çocuğun içinde bulunduğu durumu değerlendirebilmeli ve uygun tedbirleri de talep edebilmelidir. Bunun için çocuğu bir bütün olarak ele almalıdır. Çocuk adalet sisteminde soruşturma aşamasında şüpheli olarak bulunan çocuk için müdafilik yapacak kişinin sadece ceza mevzuatını bilmesi yetmeyecektir. Çocuklarla ilgili diğer kanunları ve sözleşmeleri de bilmeli ve bu normlarda sağlanan imkânları da çocuğun yararına işletebilmelidir. Mevcut sorunu ceza ve yargılama dışındaki uygulamalarla çözmeye çalışmalıdır, örneğin uzlaşma, kamu davasının açılmasının ertelenmesi gibi. Sosyal hizmet kurumlarını tanımalı, başvuru yollarını bilmeli ve çocuğun yararına uygun şekilde yine bu olanakları da kullanmalıdır.

3.Soruşturma Aşaması

Suça sürüklenen çocuklar hakkında soruşturma BİZZAT çocuk bürosunda görevli Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılır (ÇKK m. 15). Hüküm oldukça açık, soruşturmayı bizzat cumhuriyet savcısı yapmak zorundadır. Bu da genel hükümlerin aksine çocuk yararına getirilmiş bir düzenlemedir. Böylece kolluğun tek başına yapabileceği işlem sayısı azaltılmıştır. Örneğin; suça sürüklenen çocukların soruşturması bizzat cumhuriyet savcısı tarafından yürütülmesi gerektiği için çocukların ifadesi kolluk tarafından alınamaz.

Aşağıda bahsedeceğim “koruma tedbirleri”nin iki temel ön koşulu vardır: Gecikemezlik ve görünüşte haklılık. Bir koruma tedbirine başvurulmadığında ceza yargılamasının yapılamaması veya yapılsa bile verilmiş hükmün infaz edilememesi durumu varsa “gecikemezlik” ön şartının gerçekleştiği kabul edilir. Görünüşte haklılık ise, uygulanan tedbirin işlenen fiille orantılı olmasıdır. Tedbire muhatap kimse, tedbirin haksız olduğu gerekçesiyle tedbire itiraz hakkına sahiptir.

Soruşturma evresinde çocuğun karşılaşabileceği işlemlerden birisi “durdurma”dır. Kolluk PVSK m. 4/a gereği başka bir yerden izin almaksızın kişileri durdurabilir. Bunu, suç işlenmesini önlemek; suç işleyen kişinin kimliğini tespit etmek; hakkında yakalama emri veya zorla getirme kararı çıkarılmış kişileri tespit etmek; kişilerin hayatı, vücut bütünlüğü veya malvarlığı bakımından ya da topluma yönelik mevcut veya muhtemel bir tehlikeyi önlemek amacıyla yapabilir. Ancak bunu keyfi yapamaz, bu saydığım sebepleri gösteren somut olgu gerekmektedir. Durdurma ve kontrol eyleminin çocuk açısından uygulandığında onun yararına mı yapıldığı, çocuğun tehlike altında bulunma halinden kurtarılmak amacıyla yapılıp yapılmadığı da dikkat etmek gerekir. Örneğin keyfi olarak okuldan çıkan her çocuğu durdurup kontrol etmek hukuka aykırı bir uygulamadır.

Çocuğun bir diğer karşılaşabileceği işlem ise “yakalama”dır. Kolluk yakalama yapabilmesi için kural olarak hâkim kararına ihtiyaç duyar. Ancak istisnai olarak kendi başına da yakalama yapabilir. Bunun için, hâkime ve cumhuriyet savcısına o an ulaşılamıyor olması ve yakalama emri düzenlemesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan bir hal olması gerekir. Suçüstü halinde de kolluk o an yakalama yapabilir. Bununla beraber, olması gereken, yakalama emrinin hâkim kararıyla verilmesidir. Ancak bu karar verilmeden önce de şüphelinin usulüne uygun bir şekilde çağrılmış olması gerekir. Ancak çağrıya uyulmadığı takdirde yakalama kararı verilmelidir. Yani yakalama, son başvurulacak yoldur. Müdafi, bu aşamada yakalamaya itiraz etme hakkını kullanabilir. Ayrıca bir kişi aynı fiilden dolayı birden fazla yakalanamaz. Yakalanıp serbest bırakılan kişinin tekrar yakalanabilmesi için yeni deliller elde edilmiş olması gerekir. Yakalama son başvurulacak yol dedim ve bu durum çocuklar için ise evleviyetle geçerlidir. Çağrı yapılması zorla getirme kararı öncesinde de mutlaka uygulanmalıdır. ÇHS m. 37/b ’de de bu husus açıkça dile getirilmiştir.

12 yaşını doldurmamış çocuklar ile 15 yaşını doldurmamış sağır ve dilsiz çocuklar suç isnadıyla yakalanamazlar, buna çok dikkat etmek gerekir. Sadece kimlik tespiti amacıyla yakalanabilirler ve hemen serbest bırakılmalıdırlar.

Kimliği yanında olmayan kişiye kolluk gözaltına alma ve tutuklama işlemleri yapabilir. Ancak söz konusu çocuk ise, bu işlemler yerine koruyucu ve destekleyici tedbirleri uygulamalıdır. Bunlardan da önce, çocuğun yanında kimliği genelde bulunmadığından kimliğine erişimi için kolaylık sağlamalıdır. Tutma eylemini olabildiğince kısa uygulanması çocuğun özgürlüğünün kısıtlanmasının son çare olmasının bir gereğidir. Kimlik tespitinin önemi ise kişinin çocuk olup olmadığının tespiti için önemlidir, çünkü kişi çocuk ise ona göre ayrı bir prosedür uygulanacaktır. Kimliği hiç olmayan bir çocuk için ise koruma altına alınması, kimlik çıkartılması işlemleri yapılmalıdır.

12 yaşını doldurmuş 18 yaşını doldurmamış olan çocuklar ile 15 yaşını doldurmuş 18 yaşını doldurmamış sağır-dilsiz çocuklar suç isnadıyla yakalanabilirler ancak CMK m. 146/4’de de denildiği gibi derhal cumhuriyet savcısının karşısına çıkarılmalıdırlar.

Bir diğer önemli husus, yakalama emri verilebilmesi için tutuklama kararı verilebiliyor olmalıdır. 15 yaşını doldurmamış çocuklar için ise azami haddi 5 yılı geçmeyen suçlar için çocuklara tutuklama kararı verilemez. Bu sebeple, şüpheli çocuk hakkında isnat edilen suç, -çocuk 12 ile 15 yaş aralığında olmuş olsa bile- eğer üst sınırı 5 yıldan az ise bu çocuklar hakkında yakalama emri de düzenlenemeyecektir. Yukarıda bahsettiğim gibi sadece kimlik tespiti için yakalama yapılabilir.

Yakalamada çocuk açısından dikkat edilmesi gereken husus çocuk için yakalamanın en son çare olarak kullanması gerekliliğidir. Çocuğun davet edilmeden okul çıkışı, yurt çıkışı, kurs çıkışı gibi zamanlarda sosyal çevresiyle iç içeyken yakalanmaması gerekir. Bu çocuğun sosyal yaşantısını çok olumsuz etkileyecek ve çocuğu koruma amacına hizmet etmeyip sadece failin fiilinden dolayı cezalandırılması sonucuna hizmet edecektir. Hâlbuki çocuğun yararı, geleceği, iyileştirilmesi, korunması, damgalanmaması için bu düzenlemeler vardır ve soruşturma aşamasında bunlara dikkat edilmelidir. Soruşturma aşaması insanların en çok yıprandığı, kendilerine suç isnat edilmesinden dolayı toplumda yanlış algılar oluşabileceği, masumiyet karinesinin işletilemediğinden çok büyük psikolojik sosyal kayıplara yol açabileceği bir dönemdir. Bu açıdan yakalamanın da yapılması gerekiyorsa bunun davetle, davet mümkün değil ise yine en uygun yer ve zamanda yapılması gerekir.

Yine bir diğer önemli husus ÇKK m. 18 ve Yakalama Yön. m. 19’da belirtilen çocuklara kelepçe takılamamasıdır. Buna özellikle dikkat etmek gereklidir. Çocuğun onurunu kelepçe takarak zedelenmesine asla müsaade edilmemelidir. Sadece zorunlu hallerde kolluk “gerekli önlemler alarak” çocuğun başkalarına ve kendine zarar vermesine engel olabilir.

Müdafi, yakalama anından sonra kısa bir süre içinde çağrılmalıdır. Uzun süre sonra çağrılması çocuğun hukuki yardımdan faydalanmasında ve haklarının savunulmasında gecikmeye ve hak ihlallerine yol açabilir. Müdafi olmaksızın çocuktan alınan bilgiler hukuka aykırı delil niteliğindedir ve mahkemede bu delil kullanılamaz. Kullanılırsa itiraz edilmelidir.

Kolluk verilen emirler doğrultusunda yaptıklarını bir rapor hazırlayarak cumhuriyet savcısına verir. Bu raporda hukuka aykırı deliller de belirtilir. Bu aşamada müdafi de, çocuğun yararı ve adaletin tecelli etmesi gereği, hukuka aykırı elde edilen delilleri belirterek bu rapora geçirilmesini istemelidir.

Bir diğer husus “gözaltı”dır. Gözaltı cumhuriyet savcısının emri ile yerine getirilmelidir. Gözaltı ilk yakalama, tutma anından itibaren başlamış olur. Kişi o andan itibaren kural olarak 24 saat gözaltında tutulabilir. Ancak bu süre, sonuna kadar kullanılması hak olan keyfi olarak uygulanabilecek bir süre değildir. Bu azami süredir ve çocuk en kısa süre içinde ifadesi alınıp serbest bırakılmalıdır. Gözaltı, yakalamanın sonucunda ortaya çıktığından, eğer yakalama hukuka aykırı yapılmışsa gözaltı da hukuka aykırı demektir.

Gözaltına alınan çocuk, kollukta çocuk biriminde tutulmalıdır. Eğer çocuk birimi yok ise, o zaman yetişkinlerden ayrı bir yerde tutulması zorunludur. Çocuğun ifadesi nezarethanede alınamaz, savcılıkta alınır. Yani çocuğun ifadesini kolluk alamaz, bizzat cumhuriyet savcısı tarafından ifade alınmalıdır. İfade esnasında çocuğun müdafii bulunması zorunludur. Müdafi olmaksızın alınan ifade hukuka aykırı delil niteliğindedir ve mahkemede bu ileri sürülmelidir. İfade alma anında polis ve başka bir üçüncü kişi bulunuyorsa bu kişilerin çıkması talep edilebilir. Talep kabul görmezse durumun tutanağa geçirilmesi istenmelidir. Çıkarma, çocuğun yanında bulunmasında yarar bulunduğuna karar verilen sosyal hizmet uzmanı, ana babası ve vasisi için söz konusu değildir.

Sonraki aşama ise tutuklamadır. Tutuklamaya karar verilebilmesi için şu şartlardan bahsedebiliriz: Kuvvetli suç şüphesi; tutuklamaya sebep somut olgu; adli kontrolün uygulanmasına imkân olmaması; ölçülülük; tutuklama isteminin gerekçeli olması ve suçun cezasının sadece adli para cezasını gerektirmemesi ya da cezanın üst sınırının iki yılı aşması bunun şartlarıdır. Ancak çocuk adalet sisteminde çocuk için tutuklama kararı verilmeden önce de sosyal hizmet uzmanları tarafından sosyal inceleme yapılmalı ve bu doğrultuda tutukluluğun gerekli olup olmaması yönünde karar verilmesi çocuğun yüksek yararına daha uygun bir uygulama olur. Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli derhal serbest bırakılır.

Tutuklamaya itiraz, yedi gün içinde kararı veren mahkemeye yazılı olarak veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunarak yapılabilir. Tutuklama tutanağının altında tutuklamaya itiraz edebileceği hususu ve bu itirazın nereye edilebileceği yazılması zorunludur. Yazılmadıysa karar keenlemyekündür, yani yok hükmündedir. Tutuklama için “kuvvetli suç şüphesi” aranırken, sonraki aşama olan iddianame hazırlanması için gereken ise “yeterli şüphe”dir. Bu durumda tutuklanan biri için dava açılması gereken şüpheden daha fazla şüphe mevcuttur ve bu yüzden tutuklama sonucunda dava açılmalıdır. Açılmaz ise insan hakları ihlalini doğuracaktır.
Tutuklamanın alternatifi ise CMK 109 vd. maddelerinde düzenlenen “adli kontrol”dür. CMK 109. maddede sayılmış olan yükümlülüklerden biri veya birden fazlasına hâkim takdir edebilir. 1. Fıkranın son cümlesinde “…, şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir.” diyerek bir zorunluluk değil takdir hakkı tanınmıştır. Adli kontrol ile istenilen amaç sağlanabiliyorken tutuklama kararı verilmesi her ne kadar kanuna aykırı değilse de hukuka aykırıdır. Hele ki söz konusu bir çocuk olduğunda bu evleviyetle göz önünde bulundurulmalıdır. Müdafi de bu yönde savunmasını yapmalı ve tutukluluk yerine adli kontrol mekanizmasını işletmeye çalışmalıdır.

4.Çocuk Suçluluğu

Yabancı kaynaklara göre yapılan araştırmalarda çocuk suçluluğundaki etkenler evdeki ölüm, boşanma ya da evi terk etme, ana baba sevgisinin ve disiplinin derecesi olarak öne sürülmektedir. Ahlstrom ve Havighurst, suçluluk ile düşmanlık, güvensizlik, reddetme duyguları, güdülenme eksikliği ve otoriteye meydan okumayı içeren kişilik örüntüleri arasında bir ilişki olduğunu ileri sürmüşlerdir. Suçluluğun iyileştirilmesinden ziyade suçun ortaya çıkmasını engellemek en mantıklı ve isteneni olsa da yoksulluk ve eğitim eksikliği gibi faktörler suça özendiren koşullar oluşturmaktadır.

Çocuğun yararı ve suça sürüklenmemesi için bu konuda yapılacak işlerden birisi de ana baba olma becerilerini geliştirmektir. Çocuğa yönelik fiziksel cezaya karşı başka seçenekler kullanılmalıdır. Zira fiziksel ceza suç davranışıyla yüksek oranda ilişkilidir ve sıklıkla çocuk istismarına da yol açabilmektedir. Aile içinde ve dışında olumlu kişilerarası ilişkileri geliştirmeyi amaçlayan programlar bu konuda müspet sonuçlar ortaya çıkaracaktır.


4.Sonuç

Çocuk adalet sisteminin her süjesi ister avukat hâkim savcı olsun ister sosyal hizmet uzmanı ister kolluk birimleri olsun her zaman çocuğun yüksek yararını gözetmeli ve bu doğrultuda hareket etmelidir. Mevzuatta eksiklikler olduğu muhakkaktır. Örneğin, sosyal hizmet uzmanının ifadede bulunması, müdafiin bulunmasında olduğu gibi zorunlu olmalıdır. Ancak mevzuattaki eksiklikler ve yanlışlıklar kadar fiilen uygulayanlar da çok fazla eksiklik ve yanlışlık yapmaktadır. En iyi kanun da yapılsa bu kanunları uygulayanlar doğru uygulamadıkça, evrensel ilkeleri göz ardı ettikçe çocuklar korunmaktan uzak, cezalandırılma odaklı yargılamalar yapılacaktır. Çocuğun hakkını gözetecek olan avukatlar ve sosyal hizmet uzmanları gibi diğer mesleklerden kişiler de savunma mekanizmasını etkin kullanmalıdır.

Suça sürüklenen çocukların haklarını savunan müdafie büyük sorumluluklar düşmektedir. Çocukla çalışan müdafiin bu alanda uzmanlaşmış kişilerden oluşması gerekir. Barolar içinde çocuk hakları merkezleri kurulmalı ve bu alanda çalışan avukatlar gerekli eğitimlere tabi tutulmalıdır. Her baroda çocuk hakları merkezi bulunmamakla beraber her baroya bu merkezlerin açılması için girişim başlamıştır. Bu merkezler ile sosyal hizmet alanından kişiler ve kurumlar beraber çalışmalı, bilgi ve deneyimler aktarılmalıdır.

Kaynakça:

-Ahlstrom, W. M. ile Havinghurst, R. J., “400 Losers”, San Fransisco Jossey-Bass, 1971
-Akbulut, B., “Türk Ceza Kanunu ile Kabahatler Kanununun Genel Hükümlerinin
Yaptırım Hükümleri Dışında Karşılaştırmalı Olarak İncelenmesi”, s.369-371, Ankara 2010
-Ankara Barosu, “Ankara Barosu Uluslararası Hukuk Kurultayı”, 3.Cilt, s. 201-259, Ankara, 2010
-Ankara Barosu, “Durdurma Yakalama Gözaltı Arama Tutuklama”, Ankara, 2011
-Ankara Barosu, “Suça Sürüklenen Çocuklara Hukuki Yardım Eğitimci El Kitabı”, Ankara, 2010
-Ankara Barosu, “Şiddet Mağduru Kadın ve Çocuklarla İlgili Polis El Kitabı”, s. 20-22, Ankara, 2012
-Bozkurt, E., “Türkiye’nin Uluslararası Hukuk Mevzuatı” , Ankara Asil Yayıncılık, 4.Baskı, 2007
-Gander, M. J. ile Gardiner, H. W., “Çocuk ve Ergen Gelişimi”, s. 506-508, Ankara İmge Kitabevi, 4.Baskı, Ocak 2001
-Onursal, C., “Ceza Muhakemesi Hukuku Temel Bilgiler”, s. 116,117,124,129, Konya Palet Yayınları, Haziran 2012
-Mevzuat: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası; Türk Ceza Kanunu; Ceza Muhakemesi Kanunu; Çocuk Koruma Kanunu; Avukatlık Kanunu; Polis Vazife ve Selâhiyet Kanunu, Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik; Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği; Emniyet Genel Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü Büro Amirliği Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönetmeliği; Adli Kolluk Yönetmeliği; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme; Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi; Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi; Birleşmiş Milletler Çocuk Ceza Adaleti Sisteminin Uygulanması Hakkında Asgari Standart Kuralları (Bejing Kuralları), Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi


Stj. Av. Beşir Babayiğit
Ankara Barosu Çocuk Hakları Merkezi Üyesi

 

 

 BİZE YAZIN
     Sosyal Hizmet Uzmanı Web Sitesi
     E-Posta : sosyalhizmetuzmanlari@gmail.com

   

© Copyright 2011
www.sosyalhizmetuzmani.org