Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Kaynak Bilgiler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

  

 

Sitemizin Yazarları


 

Google
Web sosyalhizmetuzmani.org


CUMHURİYET DÖNEMİNDE SOSYAL HİZMETLERİN GELİŞİMİ ÜZERİNE BİR YORUM
 
 

  SHU.Dr.Ethem ÇENGELCİ
HÜ.SHYO Öğretim Üyesi

Türkiye de sosyal hizmetler. Cumhuriyet döneminde çok Önemli bir birikime kavuşmuş durumdadır Bu birikim, kuşkusuz ki, Cumhuriyet öncesine de dayalıdır Ancak Cumhuriyet'n çok önemli bir farklılığı vardır. Bu farklılık konunun özünden / felsefesinden kaynaklanmaktadır Bilindiği gibi. Cumhuriyet, Osmanlı imparatorlumu 'nun mirası üzerinde, imparatorluğun küllerinden çıkarak kurulmuştur Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu birikim üzerine inşa edilmiş bir kurumlar kurumu olup yarı teokratik - monarşik bir özellik Taşıyan bir toplum yapısından laik cumhuriyete yönelen bir toplum yapısını da ifade etmektedir Aynı zamanda, Türk devrimi [veya Atatürk devrimi) olarak adlandırılan koklu dönüşümün de başlangıcını belirlemektedir

Gerçekte, Osmanlı İmparatorlusunda, hatta, Bizans döneminde, sosyal hizmetlerle ilgili çok önemli çalışmalar hep olmuştur örneğin, Prof. Dr llber ORTAYU'nın, Bizans kaynaklarına atıfta bulunarak yaptığı bir değerlendirmeye güre, İmparatorluk 7000 kişilik bir aşevi, hastane ve çocuk yuvası ortak hizmet birimi birikimine Lİaşmrs durumdadır (1) Bu olgu. azımsanamayacak bir gelişmedir Kaydedilen gelişme, örneğin Osmanlı İmparatorluğu döneminde Darüleytamlar konusunda çeşitli bilgiler veren gerek Türk gerek yabancı [Amerikan) kaynaklardan yararlanarak söyleyebiliriz kı.Trablusgarp. Balkan ve I Dünya Savaşı dönemlerinde 9-10 çocuk kuruluşunda 5000-8000 civarında çocuğa hizmet verilebilmiştir (2) Gerçekte, gerek Bizans Osmanlı İmparatorlumu bakımından bu sayılar son derece önemli olup ciddi bu organizasyon yeteneğine de işaret etmektedir Ancak, gerek Bizans gerek Osmanlı İmparatorluğu, "buyurma" anlayışı üzerine kurulu ve dinsel etki altındaki bir siyasal sistem anlayışına sahip devletlerdir.

Bu ülkelerde, halkın bu hizmetlerden yararlanma olanağı elbette ki vardı. Ne var ki bu haklar teba niteliğini taşıyan insanlar bakımından yasal güvencelerim ve mutlak yararlanma hak ve olanaklarını içermiyordu. Aslında, Osmanlı İmparatorluğu, padişahta dahil olmak üzere, sanıldığının tersine, kimseye herhangi bir güvence sağlamayan bir yönetim felsefesine ve geleneğine sahipti Burada, tek istisnayı hanedanın [Osmanlı Han Sulasımn) taşıdığı söylenebilir Nitekim, altı yüzyıl boyunca hanedanlığını sürdürebilmiş,tek hanedan sanıyorum Osmanlı ailesine aittir Bu durumu, Osmanlı Hanedanı açısından belirli bir başarı ve yönetme gücü olarak kabul etmek mümkündür Ama, uygulamada, Osmanlı Hanedanından da gelse hiç bir bıreypn mutlak yaşam güvencesi yoktur Tanrısal egemenlik kullandığı anlayışlarına (on kabullerine) rağmen bu imparatorlardan bir kısmı, zaman zaman sade kullar tarafından görkemli tahtlarından indirilmiş ve siyasetten kati edilmişlerdir Bu durumda. Padişahın dahi güvencesinin olmadığı Dır ortamda, bir siyasal sistemde, kulların herhangi bir konuda, sosyal haklarda- ekonomik haklarda güvence içinde olmaları elbette ki düşünülemez

Türkiye Cumhuriyeti "Cumhuriyet" felsefesinin özünde var olan, halkın kendi kendini yönelmesi, halkın halk için, halk tarafından yönetilmesi ve bu eylemi ak la­ma ntıga, bilime dayandırması sebebiyle, daha ilk adımda, ozü itibarı ile sosyal haklan temelden güvenceye almayı hedefleyen bir algılama şeklini, bir dünya görüşünü ifade etmektedir Bu bir temeldir, bir koktur Ancak bilindiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti nde sosyal hakların güvenceye kavuşturulması fikrine 1921 anavasası (ki Cumhuriyet ilan edilmeden Önce uygulanmış bir anayasadır) ne de 1924 Anayasaları yeni Türkiye Cumhuriyetinin yapısı ile ilgili, bir anlamda siyasal Örgütlenme tarzıyla ilgilidir. Amaç, uzun yüzyıllar teokratik monarşik bir anlayışla yönetilmiş bir toplumun, kendi kendisini yönetmesi, egemenliğin halktan kaynaklanması, semavi değil dünyevi olmasına ilişkin çerçeveyi düzenlemiştir Türkiye sosyal ve ekonomik hakların yurttaşlar açısından bir hak ve Devlet açısından bir görev olarak gündeme getirilmesine ve hukuksal değer kazanmasına ancak 1961 Anayasası ile kavuşabılmıştır. 1961 Anayasasının hazırlayacakları ve dûnemın kanun koyucusu, Türk Cumhuriyetini, Türkiye Cumhuriyeti Devletim Kemalist gelenekler doğrultusunda sürdüren bir anlayışın uzantısıdır Her ne kadar, darbelerle ihtilallerle ilgili olarak demokratik Vuram çerçevesinde çeşitli eleştiriler olabilse de, 1961 Anayasası, dünya çapında, gerek Türk gerek dünya literatüründe sosyal ve ■■il- hakları en özgürlükçü boyutla gündeme getiren yeni bir anayasa olarak bir aşama, bir siyasal devrim olarak kabul ^ditmektedir Tüfkiye Cumhuriyeti, daha başlangıçta, kuruluşunda var olan demokratik ozu. böylece, 1961 yılında yeni Anayasa ile yürürlüğe geçirmiş ve sosyal ve ekonomik naklar. anayasal güvenceye kavuşturulmuştur 8.ı Cumhuriyetin demokrasiyi hedefleyen özüyle, ilgili önemli bir ayrım noktasıdır. Bunun dışında Cumhuriyet dönemindeki gelişmelerin sosyal hizmetler açısından can alıcı nitelikteki kazan imlan no1 an birisi de eğitim ile ilgilidir. 1961 yılında, Türkiye'de ilk kez sosyal hakları yaşama geçirmek konusunda, sosyal hizmet

elemanlarının eğitilmiş olmaları anlayışına dayalı şekilde kurulan Sosyal Hizmetler Akademisi, bugünkü adıyla Sosyal Hizmetler Vuksek Okulu açılmıştır Bu, son derece önemli bir gelişmedir Bu günkü Tilkiye, kendisini bu düzeye getiren birikimi elbette ki, Osmanlı İmparatorluğunda "İttihat ve Terakki" hareketi de dahil olmak üzere, pek çok Oncu çalışmalardan, eylemlerden almıştır Mutlak monarşinin meşruti monarşi haline getirilmesi ve mutlakıyetin sınırlandırılması konularında, 19ÜS meşrutiyet deneyiminden kaynaklanan çok önemli bir bınkım bulunmaktadır Bu birikimde, birkaç temel önemli kurumun önemli etkisi vardır Bunların siyasal tarih uzmanı Prof. Dr Sına AKŞIN'den aktararak vurguluyacak olursak. 1527 yılında Tıbbiye'nın. 1B34 yılında Harbiye'nın ve 1059da Mülkiye nın kurulması belirgin kilometre taşlandır Bu uç kurum (okul), Türkiye'nin ilerletilmesi yönünde başı çekmişler. Türkiye'nin çağdaş bir devlet olarak Örgütlendirilmesi yönünde bilimsel rehberlik, danışmanlık ve belli ölçülerde de olsa aksiyonerlık yapmışlardır Bu okulların bit .işlev yüklenebilmelerinin sebebi, eğitilmiş, uygar akla-mantıga-bılıme dayalı bir kultur birikimi oluşturulabiliri iş ve evrensel gerçeği görebilmiş olmalarındandır Türkiye, sosyal hizmetler alanında, bu gerçeği 1961 yılında yakalıyabılmış ve T 965 yılında da ilk mezunları vermek sureliyle. eğitilmiş iş gucu gerçeğini görebilen, dünya uygulamalarını degerlenüıre bilen ve bunun sadece hayırseverlik ya da toplumda saygınlık ekle etme duygularından kaynaklan m lyan bir düşünce yapısıyla yürütülebilecek bir iş, bir meslek olduğunu belirlıyebılen bir anlayışa ulaştığını kanıtlamıştır Bu da son derece Önemli ıkı noktadır Üçüncü önemli gelişme ise elbette ki Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'njn kuruluşudur SHÇEK'ın gerek kamusal gerek Çocuk Esirgeme Kurumu gibi gönüllü kuruluşları bünyesinde bütünleştirmesi. Çocuk Esirgeme Kurumu'nun Türk ve Dünya tarihinin kaybettiği en buyuk devrimcilerden ve devlet adamlarından biri olan Mustafa Kemal ATATÜRK'ün hatırası olması bakımından taşıdığı Gnem sebebiyle, eleştirilebilecek bir durumdur Ancak, Türkiye'de bir SOSYAL HİZMETLER KURUMU kurulması konusunda hiç bir endişe, eleştiri, tanışma ve karşı yorum yoktur Sosyal Hizmetler Kurumu'nun kurulması hedefi, Türkiye'nin Devlet tercihi durumuna gelmiş bir konudur. Türkiye, Sosyal Hizmetler Kurumuna 1983 yılrnda kavuşmuştur 2828 sayılı Kanun, getirdiği pek çok yeni ve ilen hu kum, çocuk hakJarı bakımından kaydedilen ilerlemeler, yurt düzeyinde örgütlenebilme gücü ve çeşitli ûzeflıklerı açısından "sosyal reform" nrîelığı taşıyan bir hukuk belgesi olmuştur.

Dolayısıyla, Türkiye'de Cumhuriyet

döneminde, Cumhuriyet öncesi birikimi de değerlendiren üzunde insana saygıya dayanan, halkın kendi sorunlarını yönetime katılarak bizzat çözmesi ilkesine dayalı bir felsefe; anayasal güvence, yasal güvence, eğitilmiş iş gücü ve kurumsal düzenlemelerde bir bütün olarak yeri r yerin e otu rmu ş d u rumdad ı r

Bütün bunlara rağmen. Türkiye'de acaba Cumhuriyet döneminde sosyal hizmetlerin gelişmesi yeterli olmuş mudur'? Kuşkusuz ki, mutlak bir yeterlilikten ve basandan söz etmek mümkün değildir. Ancak, bu durumu. Türkiye'nin Cumhuriyet/Demokrasi felsefesi ile birlikte tarih sahnesine çıktığı dönemden başlıyarak çok yönlü ve karşılaştırmalı olarak jncelemek gerekmektedir Bilindiği gibi, Türkiye, evrensel bilgiye (aydınlanma sürecine) yaklaşık 300 yıl geç başlamışlır İngiltere 1215 Özgürlük Fermanı, Amerika Birleşik Devletleri 1776 bağımsızlık hareketi ve Fransa 1789 Burjuva devrimi ile yeni ulus/devlel surecine girerken Türkiye bu gelişmelerin çok dışında kalmıştır Ancak, Sevr Antlaşması ile tarihten silinmek üzere bir halkın canını dişine takarak gerçekleştiği ilk ve antı emperyalist Ulusal Kurtuluş Savaşı ile kendini kurtarmayı basarabıidıkten sonra, Cumhuriyet anlayışına ve cumhuriyeti de demokratik cumhuriyet aşamasına getirme devrimini başlayabilmiştir

Konuya "sosyal hizmetler" açısından bakıldığında, eğitilmiş insan gücünün ancak 1965 den bu yana gündemde olduğu ortadır

Kurumsal düzenleme, ancak 1983 yılında gereğince yapılabilmiştir. Dolayısıyla en azından

NOTLAR/KAYNAKLAR

(1) hber Ortaylı'nın R.Guerdan'dan aktardığı bilgilere göre Bizans toplumu, zengin ve iktidar sahibinin gerek dmı hisler, gerekse toplumda saygınlığını kazanmak için hayırseverlikten kaçınmadığı ve bir takım kurumlara bağışta bulunduğu bir sosyo-kültürel çevreydi, Hastahane ve yetimhaneler yapıldığı hatta imparator Alexius Comnenos'un Haliç kıyılarında hastahane, yetimhane ve aş evlerim içeren büyük bir külliye yaptırdığı biliniyor {7Q00 kişiye hizmet verebiliyordu) bu gibi kurumların görev ve gelirlerini içeren kontratlarda vardı "Bknzjlber Ortaylı, Türkiye İdare Tarihine Giriş. Turhan Kıtabevı Yayınlan,Ankara, 1996S.40

Anna W$11es Brown, "istanbul'da Yetimhaneler", istanbul 1920. Editör Clarence Rıchard Johnson. Çeviren SOnmez Taner, Tarih Vgkfı Yurt Yayınlan, İstanbul 1995, ss. 197-221 ve Osman K . örnek Matbaası, Işık Han. Ankara. 1950, s 51-52

(3) Sına Aksin. Ana Çizgileriyle Türkiye'n in Yakın Tarihi. İmaj Yayıncılık, Ankara, 1996, s 21

(4) Bu konulardasonderceyararh bilgiler için Bknz Ekrem AKURGAL Türkiye'nin KultUrSorunları. Bilgi Yayınevi, Ankara, 1998


 



Bize Ulaşın