Sosyal Hizmet Mesleği

Bilgiler
Yayınları
Araştırmalar
 


Sosyal Hizmet Alanları

Çocuk
Gençlik
Yaşlılık
Aile
Sosyal Sorunlar
Engeliler
Tıbbi Sosyal Hizmet


Kaynak Bilgiler

Bireysel Gelişim
Sosyoloji
Psikoloji
İnsan Hakları
İletişim Bilgisi

 

 

 

 

 
 


ANA SAYFA


DEĞİŞİM VE İNSAN

Soner KOŞAN

Sosyal Hizmet Uzmanı
Psikoterapist/Hipnoterapist
sonercan66@hotmail.com
 

 

Değişim, süreç alan bir yaşamsal olgudur. İnsanlar hep değişeceğini vaat ederek yaşama hazırlanırlar. Bu süreç, önce başkalarına sonra kendilerine söz vererek başlar.

Aslında değişimin gerekli olduğunu herkes bilir ve herkes değişimin önemli ve gerekli olduğunu karşısındaki kişilere itiraf etmese de kendilerine itiraf derler. İlk doğumdan aklınızın ermesine kadar geçen süre zarfında. Bu süre kişiden kişiye değişkenlik gösterse de yaşanan şeyler değişim açısından aynıdır. O yaş zarfı kimilerine göre beş kimilerine göre 7 yaştır. O yıllar içerisinde değişimi, sorgusuz ve sualsiz ve tartışmasız sizin yerinize ebeveynleriniz yapar ve siz değişmeye başlarsınız. Bu değişiklik önce vücutsal sonra ruhsal alanda kendini gösterir. Bu değişim önce sizi şaşırtmış sonrada ürkütmüştür. Çünkü siz büyüdükçe gelişir ama ebeveynleriniz sizin değişiminize inat sanki değişmemekte dirençli kalırlar. Önce onların o kadar radikal ve cesaretli olmadığını yada değişimin bittiğini ve değişimin kendini tamamlayıp bittiğini düşünürsünüz. Bu düşünce bilinçaltınızda yer edinir ve sizde belli yaşlara geldiğinizde değişimi önce karşınızdan sonra kendinizden beklersiniz bu o yaşlarda beynimize gizlice yazılan yazıtlar gibidir.
Ve zaman sizi zorladıkça artık değişimi istemeseniz de sizi takip eder ve bu değişimin arkasında ilk defa düşünce belirler. Bu ergenlik çağlarına denk gelir. Yaş Aralığı 7 ile 13 yaştır.
Öğrendikçe ne kadar az şey bildiğinizi sorgularsınız ama öğrendikçe zayıf ve bilgisiz olduğunuzu düşündüğünüzden önce ego İd’e baskı yapar ve karşı koyar. Öğrenme çalışma diye çünkü sen kendi kendine yetecek bir bireysin fazlası seni daha fazla bir öğrenmeye teşvik edeceği ve kendini bilgisiz hissedeceğinden karşı koyar bu yaş Aralığı 13 ile 18 yaştır.
18 yaş dünyamızda bir kırmızıçizgi olduğundan kişiler 18 yaşa gelmek için büyük çaba sarf ederler çünkü ilk düzenli okuldan düzensiz okul sistemine, ilk düzenli çalışmaya, evden ayrılmaya, evlenmeye, cinsel deneyimlere, (gerçi cinsel ilişki deneyimi Türkiye’mizde 15 yaş ve altına düşsede bu dönem aslında haz ve sorgulama dönemidir). Yeni arkadaşlar edinmeye, ehliyet almaya, ilk deneyimlerimizi daha rahat hayata geçirme fırsatlarının ele geçirilme yaşıdır. Bu yaş kaza yapma yaşıdır. Ve deneme yanılma dönemin en fazla olduğu yaştır.
Değişim bu yaşlarda daha çok kendi hâkimiyetimiz altına geçmiş ve aynı dönem içinde değişime karşı en fazla sert tepkide bu yaşlarda olur

Değişimin en büyük iki lokomotifi vardır.
Birincisi: İNANÇ, İkincisi AŞK.

Bu iki önemli faktör birleşince zaten önünde durmak imkânsız gibi bir şeydir. Bunların yakıtı da sevgi ve teslimiyettir. Bunları yeterince kendi ruhunuzda yoğurursanız o zaman ruhani huzura yani aşka giden yolu girmiş olursunuz.

İnanç çok karmaşık ve yelpazesi bir o kadarda geniş bir olgudur.
İnanç. Kendi içinde önce üçe ayrılır.
1. Fiziksel bir (şeye) inanmak,
2. Ruhani bir (şeye) inanmak
3. Düşünsel bir (şeye) inanmak

Fiziksel bir şey, Bu görünür elle tutulur hissedilir veya duyulur bir şeye inanmak
Ruhani bir şey, Olmayan ama olduğuna inanılan bu çoğunluk ile din anlayışıdır, Yaratan ve yaratılan ikilemesidir.
Düşünsel bir şey, ise İdeolojiktir. Ruhani boyutta inanılan bir şeyin yoludur. Bu yola giden gurup, otorite, ideoloji, mantalite, ve tarikattır.

Aslında yukarıda okuduğumuz yazılara baktığımızda; bunların hepsi bir değişim için var olduklarını görürüz. Yani seni, sen olduğun gibi değil de, seni değiştirmenin yollarını göstermek için var olmuşlardır. O zaman değişim şart koşullanmıştır. Peki değişim bu kadar önemliyse ve değişmek zorunda isek neden bir değişimin parçası olduktan sonra bir yerde bize dur diyorlar. Yada biz kendimizi durduruyoruz.!! Yani neden değişimi yaşadıktan sonra durup veya değişmekte olan yönün aksine bir değişimde bulunulduğunda, çevrenizde kişiler veya sizinle beraber aynı yolda yürüdüğünüz ve değişerek bir biçim aldığınız arkadaşlarınız, eşiniz, dostunuz, yoldaşınız tarafından oportünist, inkarcı veya gerici olarak adalandırılıyor.

Değişimin bir başı ve sonumu var eğer öyleyse neden baştan bize değişimin aslında varılacak olan bir yol olduğunu kimse söylemiyor.

Örneğin bir kişinin futbol takımı tutmasını, önce babası veya annesi ve arkadaşları teşvik eder ve desteklerler. Kişi değişmiş futbol takımını seçmiştir. Daha sonraki süreç benimsetilmedir. Empoze edilmeye başlanır. Sonra inandırılma süreci başlatılır en sonda o seçtiğin neyse ona teslimiyettir. Yani onun her yaptığı tasdiklenir ve onaylanır. Ve o senin bir parçan olur. Buraya kadar bir sorun yok çünkü sende istiyorsundur. İş nerde kopuyor biliyor musunuz? Sorgulamalar başlayınca Seçtiğiniz şey sizin düşüncelerinize aykırı iş yapınca. Ama öyle çabuk kurtulma yok çünkü çoklu süreçten geçtiniz. Önce aykırı gelen şeylere bile bahane bulma ve hak verme süreci başlar. Ve süreç sizin düşündüklerinize aykırı olarak devam ederse önce içinizden sorgulama başlar ama ayrılma süreci yoktur çünkü acaba arkadaşlarınız ne der veya aynı arkadaşlar ile görüşmeme ihtimalini de düşünerek bocalama dönemi başlar. Burada ego devreye girer. Eğer güçlü bir kimliğiniz varsa bu süreci hayli bir sorunlu atlatarak farklı bir seçime doğru yol alırsınız. Eğer kişiliğiniz güçlü değilse aman ne olacak deyip yaşamaya devam ettiğinizi sanırsınız ama bir yerden o bastırılmış duygular agresyon, depresyon, manik, ve kişilik bozukluğu olarak meyvesini yersiniz.

Bu verdiğim Futbol takımı örneğine, siyasi parti, inanç ve sevgiliniz koyabilirsiniz. Burada ayırıcı özellik, İnanç bağlamı doğuştan aldığınız ve katı kuralları olan bir olgudur. Bunun bağlamı daha hızlı ama daha uzun sürer. Aşk örneğinde, ihtiyaçların giderilmesi bağlamında hareket eder.

Yani süreç şu şekilde devam ediyor: Benimseme, inanma, teslimiyettir.

Bu üç süreci geçmemişseniz yani ilk bir veya ikinci durumda kalmışsanız zaten burada İnanç yoktur. Onun için ondan ayrılmak zaten daha kolaydır.
Kişi belli bir süre sonra tekrar değişime başladığında çevresinde bir tepki ile karşılaşır. Demek ki bu değişim kendi içinde aslında daha önceden bilinen ve gözlenen şeye kişileri hile cebren motive etmek de denilebilir mi?.

Bir kişiyi sevdiğinizde veya farklı yönlerini gördüğünüzde yada karşınızdaki kişi sizin bazı yönlerinizi gördüğünde. Eğer arzu duyup istiyorsanız o kişiyi, Şu kelime çıkar ağzınızdan. “Ben değişebilirim ve seni anlayabilirim ve senin tasvir ettiğin bir kişi olabilirim” diye ve siz onun için kendinizi değiştirirsiniz Bu olgunun lokomotifi SEVGİ dir. Ve değişirsiniz, karşınızdaki kişinin olması istediği kişi olursunuz ve mutlusunuzdur. Taakki değişim devam edip sizi değişmeye zorlayana kadar veya değişimin nimetlerini görmeyip vucütsal ve ruhani boyutta tatmin olamayana kadar.
Karşınızdaki kişi çünkü değişimi durdurmuş sizin değişiminiz üzerinden nemalanmaya başlamıştır. Rahatsızlık aslında lokomotifin durduğu yerde yani SEVGİ’nin durduğu yerde başlar. Aslında yol bellidir. Ya sizde duracaksınız yani durduğunuzu zannedip geriye doğru bir değişime gideceksiniz, yada değişime devam edip onu da sürükleyebilirseniz sürükleyeceksiniz peşinizden. En son çare de onsuz yola devam edeceksiniz.

Aslında değişimde hedefler vardır. Bu hedefler, sizin koyduğunuz, toplumun, kültürün koyduğu hedeflerdir. Ve o hedeflere ulaştığınızda bir tatminlik yaşıyorsanız orada kalır ve o basamağı zengileştirirsiniz. Veya o hedefin sizin için küçük olduğunu görür hedef değiştirir büyütürsünüz. Her ikisi de değişimdir ama artık değişim farklılaşmıştır. İşte burada hedef büyütmek iki güce dayanır. Birincisi bedensel hazlar ve Manevi hazlar. İkisini bir arada tutamazsınız.

Şimdi siz nerdesiniz değişimin içinde mi yoksa içinde mi. Dışında kimse yoktur unutmayın. Dünyada yaşayan her şey değişir ama her şey. Çevrenize baktığınızda, en marjinal radikal bir düşünceye bakın. O düşünce neye tepki olarak gelişmekte? O gelişim çevrenizin size empoze ettiklerinden olmasın!!

Yani Bir kediyi köşe sıkıştırdığınızda ne olur?! Kedi ya tırmalar yâda köşeye siner.
İkisi de bir tepkidir. Ve değişim başlar. İnsanlarda daha çok intikam alma veya kabullenme olarak gelişir. Daha sonra yaşananlar intikamın yolları veya kabullenmenin yollarıdır. Aslında düşünmek ve değişimi zorlamak nereye kadar sürecek? Onun belirleyicisi olmak için çalışın maksimum derece % 10 dur tıpkı beynimiz gibi en fazla %10 nu kullanacağımız gibi.

Kendi başına değişim var mı? Bu soru yüzyıllardan beri sorgulanan bir bilmece, neyi nerde ve nasıl bir değişim? Ama aslında bu sorunun cevabını da ancak ve ancak son nefesine kadar değişimi zorlamış ve değişim için kendini olabildiğince yelpazenin birçok yerinde olmasını bilen kişiler verecektir.

Bir dine inanmak, bir ideolojiye inanmak, bir kişiye İnanmak. Sonu inanmak ile biten her şey değişimin karşısında dikilen bir duvardır. İnanmak eşittir teslimiyettir çünkü.

Değişim ise sorgulamaktır.
Sorgulamaktan kaçınmayın. Çünkü kendinizden kaçamazsınız bunu sakın unutmayın.
 

 



Editörler




Google
 

 


 


KURUMSAL VE BİREYSEL İŞ İLANLARI

 


 

SOSYAL MEDYA




 

 

Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.