|
|
Memurluk zor iştir. Nereden mi biliyorum?
Zatıâlimde yirmi yıllık devlet memurudur. Ben, bilmeyeceğim de kim bilecek?
Devlet memuru olmak neden zormuş anlatayım da bilmeyenler de öğrensinler.
Güneş, tembel bedenin üzerine doğduktan sonra yatağından gerinerek kalkarsın.
Keyifle kahvaltını yapar, üç bardak demli çayını içersin. Ütülü pantolonunu,
gömleğini giyer; hanımının özenle bağladığı çiçekli kravatını boynuna
geçirirsin. İki dirhem bir çekirdek olup evden çıkmadan vestiyerin büyük boy
aynasından kendine sabah gülücüğü atarsın.
Büfeden aldığın gazete koltuğunun altında
evinin önünden salınarak bindiğin servis aracı ile daireye varırsın. Serviste
yolculuk eden diğer iş arkadaşlarınla sabah şakalaşmalarını yaparsın.
Çalışma gününün, haftanın hangi günü olduğu memurun ruh halini belirlemede
öncelikli etkiye sahiptir. Öyle demeyin efendim: Mesela pazartesi günü işe
geldiği için mutlu olan memur yoktur. Cuma günü daha sabahtan hafta sonu tatili
moduna girilir. Hafta ortası ise hiç sevilmez.
Daireye vardığında imza föyünü imzalar ve fiziken dairede olduğunu belirtirsin.
İlk bir saat günaydınlar, iyi sabahlar seremonisi ile geçer.
Memurlar, evde kahvaltısını edip çayını içmiş dahi olsa sabah mesaiye
geldiklerinde ilk iş çaycıyı çağırmak ve çay istemek olur. Kendi aralarında
ellerinde çay bardakları ile laklak ederken, dairelerde çaycıların ne kadar
önemli bir kadro teşkil ettiği konuşulur. Çaycı elinde çay tepsisi odaları
kurumla dolaşırken ‘bir gün işe gelmesem daire batar’ diye haklı olarak düşünür.
Memur ve çay ikilisi birbirinden ayrı düşünülemez. Çay içmeyen memur verimli
olamaz. Çay deyip geçmemek gerekiyor. Gönüllerin hoş olması, sohbetlerin
koyulaşması için çay içilir.
Çay ocağı ve çaycısı bulunmayan daire yoktur. Devlet dairelerinde bir
tanıdığınızı ziyarete gittiğinizde daha selamlaşma işi tamamlanmadan
arkadaşınıza çay söyleme telaşına düşersiniz. “Çay içeriz değil mi?”
Çaylar yudumlanırken sabah dedikoduları yapılır. Dedikodu yapılmayan daire,
yapmayan memur var mıdır? Şahsen ben tanımıyorum. Çekiştirmeye daire amirinden
başlanır, hükümetten çıkılır. Erkekler ayrı, kadınlar ayrı dedikodu yaptıktan
sonra bir araya gelip bu sefer ortak dedikodu yaparlar.
…
Öğle yemeğine kadar erkekler futbol, kadınlar pembe dizi yorumlarını bitirirler.
Falanca takımın kaçan golleri, hakemin hatalı kararları bir kere de erkek
memurlarca dillenir ve bir sonraki maç için taktikler verilir.
Hayatımızın vazgeçilmezi pembe diziler karşısında dökülen gözyaşlarını anlatır,
kadın memurlar. Birbirinin kopyası dizilerde oynayan oyuncuların özel hayatları
dâhil masaya yatırılır. Pembe dizilerin fragmanları, oyuncuların replikleri
değişik kişiler tarafından yinelenir. Bir sonraki bölümde olacaklar üzerine
senaryo teorileri üretilir. Magazin programlarına düşen yeni dedikodular da
paylaşılır. Kim, nerede, kiminle ne yapıyormuş, bilgileri karşılıklı olarak
aktarılır.
Öğlene doğru karınları acıkan memurlar yemek telaşına düşer. Yemek saati
sabırsızlıkla beklenir. Mönüde yer alan yemekler için burun kıvrılır. Çorbanın
tuzu, köftenin salçası yemek sohbetinin konusudur. Aceleyle yenen yemekten sonra
erkek memurlar en yakın kahvehaneye pişpirik oynamaya, kadın memurlarda çarşıda
indirimli mağazaları dolaşmaya koşarlar.
Erkek memurların fazladan bir el daha pişpirik oyunları, kadın memurların da
birkaç mağaza gezme hevesleri yüzünden öğleden sonra mesai yarım saat geç
başlar. Okul öğrencisine yetmeyen teneffüsler gibi öğle araları verilen
paydoslar da hiçbir zaman memura yetmez.
Daire de bu sefer konuşulan konu değişir. Erkek memurlar pişpirik kağıtları
içinde bir türlü gelmeyen papaza kızarken, kadın memurlar indirimini
beğenmedikleri mağazaları topa tutarlar. Çanta çanta aldıkları kıyafetleri
birbirine göstererek nispet yaparlar.
Mesai saati ilerlemektedir. Çaylar söylenir. Sabahtan kalan gazetelerin
okunmayan sayfaları okunur, bulmacaları doldurulur. Bilgisayarda fal bakılır.
İnternette sörf yapılır. Başka dairelerde çalışan memur arkadaşlar ile internet
üzerinden sohbet edilir. Karşılıklı olarak işlerin yoğunluğundan şikâyet edilir.
Öğleden sonra rehaveti çökmüştür, aynı odada karşılıklı masalarda çalışan
memurlar bile internet üzerinden birbirleriyle laflarlar. Yazışma usulü sohbet
şöyledir:
-Slm, diye başlanır,
-Nbr, diye devam edilir,
-Kib, diye sohbet sonlandırılır.
Saat üçe doğru acıkmaya başlanır. Bilmem kaçıncı defa söylenen çayın yanında
atıştıracak bir şeyler araştırılır. Kadın memurlardan bazılarının çantasında
mutlaka kurabiye veya bisküvi bulunur.
Kurabiye ve çay eşliğinde; politika konuları, memurların aldıkları maaşların az,
hükümetin verdiği maaş zammının insafsızca olduğu yorumları yapılır.
Pahalılıktan, kiraların yüksekliğinden, çocukların bitmez tükenmez
ihtiyaçlarından dem vurulur. “Aslında bu kadar paraya bu iş yapılmaz ama ne
yapalım” derler kendi aralarında. Özel sektörde çalışmanın zorluğundan,
patronların işçilerin kanını emdiğinden, gün içerisinde soluk almadan çalışan
işçiler olduğundan bahsederler ve tahtaya vurarak memur olduklarından dolayı
şükrederler.
Saatler dörde doğru ilerler. Memurun yorgun gözleri sürekli saati kontrol eder.
Kadın memur akşam yemeğinde ne pişirmesi gerektiğini planlamaya vermiştir
kendisini. Patlıcan oturtmanın yanında pirinç pilavı ve cacık mönüsü hoşuna
gider.
Mesai tamamlanmadan, amir tarafından havale edilen bir iş ya da evrakın hiçbir
zaman acelesi olmadığından sürekli olarak yarın yapılmak üzere sümen içerisinde
bekletilir.
Mesai sona erer. Daireler boşalır. Memurlar servis araçlarındaki yerlerini
alırlar. Kendi aralarında bu gün ne kadar çok çalıştıklarını ve yorulduklarını
konuşurlar. Akşam serinliğinde evlerine doğru yol alırken birçoğu servis
aracında uyuklar.
Akşama kadar çalışmamaktan pardon çalışmaktan yorgun argın eve varılır. Akşam
yemeğinden sonra erkek, futbol programlarına; kadın, pembe dizilerine dalar.
Devlet memurluğunun zor ve yorucu iş olduğunu bilen anneler çocuklar yaramazlık
yapıp gürültü ettikçe, onları azarlar:
—Sessiz olun bakıyım, babanızın dairede akşama kadar çalışmaktan canı çıkıyor
zaten!
…
İşte böyledir, memur olarak hayatımız. Devlet memuru olmak zor iş derken eminim
artık sizde bana hak verirsiniz.
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|