Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

DEVLET MEMURU OLMAK ZOR İŞ

İlyas Ali DAŞTAN /  Sitemiz yazarı
Yazarımızın yayınları hakkında görüşlerinizi ve yorumlarınızı
 dastanilyas@gmail.com  ulaştırabilirsiniz


      Memurluk zor iştir. Nereden mi biliyorum? Zatıâlimde yirmi yıllık devlet memurudur. Ben, bilmeyeceğim de kim bilecek? Devlet memuru olmak neden zormuş anlatayım da bilmeyenler de öğrensinler.
Güneş, tembel bedenin üzerine doğduktan sonra yatağından gerinerek kalkarsın. Keyifle kahvaltını yapar, üç bardak demli çayını içersin. Ütülü pantolonunu, gömleğini giyer; hanımının özenle bağladığı çiçekli kravatını boynuna geçirirsin. İki dirhem bir çekirdek olup evden çıkmadan vestiyerin büyük boy aynasından kendine sabah gülücüğü atarsın.
       Büfeden aldığın gazete koltuğunun altında evinin önünden salınarak bindiğin servis aracı ile daireye varırsın. Serviste yolculuk eden diğer iş arkadaşlarınla sabah şakalaşmalarını yaparsın.



 Çalışma gününün, haftanın hangi günü olduğu memurun ruh halini belirlemede öncelikli etkiye sahiptir. Öyle demeyin efendim: Mesela pazartesi günü işe geldiği için mutlu olan memur yoktur. Cuma günü daha sabahtan hafta sonu tatili moduna girilir. Hafta ortası ise hiç sevilmez.
Daireye vardığında imza föyünü imzalar ve fiziken dairede olduğunu belirtirsin. İlk bir saat günaydınlar, iyi sabahlar seremonisi ile geçer.
Memurlar, evde kahvaltısını edip çayını içmiş dahi olsa sabah mesaiye geldiklerinde ilk iş çaycıyı çağırmak ve çay istemek olur. Kendi aralarında ellerinde çay bardakları ile laklak ederken, dairelerde çaycıların ne kadar önemli bir kadro teşkil ettiği konuşulur. Çaycı elinde çay tepsisi odaları kurumla dolaşırken ‘bir gün işe gelmesem daire batar’ diye haklı olarak düşünür.
Memur ve çay ikilisi birbirinden ayrı düşünülemez. Çay içmeyen memur verimli olamaz. Çay deyip geçmemek gerekiyor. Gönüllerin hoş olması, sohbetlerin koyulaşması için çay içilir.
Çay ocağı ve çaycısı bulunmayan daire yoktur. Devlet dairelerinde bir tanıdığınızı ziyarete gittiğinizde daha selamlaşma işi tamamlanmadan arkadaşınıza çay söyleme telaşına düşersiniz. “Çay içeriz değil mi?”
Çaylar yudumlanırken sabah dedikoduları yapılır. Dedikodu yapılmayan daire, yapmayan memur var mıdır? Şahsen ben tanımıyorum. Çekiştirmeye daire amirinden başlanır, hükümetten çıkılır. Erkekler ayrı, kadınlar ayrı dedikodu yaptıktan sonra bir araya gelip bu sefer ortak dedikodu yaparlar.

Öğle yemeğine kadar erkekler futbol, kadınlar pembe dizi yorumlarını bitirirler. Falanca takımın kaçan golleri, hakemin hatalı kararları bir kere de erkek memurlarca dillenir ve bir sonraki maç için taktikler verilir.
Hayatımızın vazgeçilmezi pembe diziler karşısında dökülen gözyaşlarını anlatır, kadın memurlar. Birbirinin kopyası dizilerde oynayan oyuncuların özel hayatları dâhil masaya yatırılır. Pembe dizilerin fragmanları, oyuncuların replikleri değişik kişiler tarafından yinelenir. Bir sonraki bölümde olacaklar üzerine senaryo teorileri üretilir. Magazin programlarına düşen yeni dedikodular da paylaşılır. Kim, nerede, kiminle ne yapıyormuş, bilgileri karşılıklı olarak aktarılır.
Öğlene doğru karınları acıkan memurlar yemek telaşına düşer. Yemek saati sabırsızlıkla beklenir. Mönüde yer alan yemekler için burun kıvrılır. Çorbanın tuzu, köftenin salçası yemek sohbetinin konusudur. Aceleyle yenen yemekten sonra erkek memurlar en yakın kahvehaneye pişpirik oynamaya, kadın memurlarda çarşıda indirimli mağazaları dolaşmaya koşarlar.
Erkek memurların fazladan bir el daha pişpirik oyunları, kadın memurların da birkaç mağaza gezme hevesleri yüzünden öğleden sonra mesai yarım saat geç başlar. Okul öğrencisine yetmeyen teneffüsler gibi öğle araları verilen paydoslar da hiçbir zaman memura yetmez.
Daire de bu sefer konuşulan konu değişir. Erkek memurlar pişpirik kağıtları içinde bir türlü gelmeyen papaza kızarken, kadın memurlar indirimini beğenmedikleri mağazaları topa tutarlar. Çanta çanta aldıkları kıyafetleri birbirine göstererek nispet yaparlar.
Mesai saati ilerlemektedir. Çaylar söylenir. Sabahtan kalan gazetelerin okunmayan sayfaları okunur, bulmacaları doldurulur. Bilgisayarda fal bakılır. İnternette sörf yapılır. Başka dairelerde çalışan memur arkadaşlar ile internet üzerinden sohbet edilir. Karşılıklı olarak işlerin yoğunluğundan şikâyet edilir. Öğleden sonra rehaveti çökmüştür, aynı odada karşılıklı masalarda çalışan memurlar bile internet üzerinden birbirleriyle laflarlar. Yazışma usulü sohbet şöyledir:
-Slm, diye başlanır,
-Nbr, diye devam edilir,
-Kib, diye sohbet sonlandırılır.
Saat üçe doğru acıkmaya başlanır. Bilmem kaçıncı defa söylenen çayın yanında atıştıracak bir şeyler araştırılır. Kadın memurlardan bazılarının çantasında mutlaka kurabiye veya bisküvi bulunur.
Kurabiye ve çay eşliğinde; politika konuları, memurların aldıkları maaşların az, hükümetin verdiği maaş zammının insafsızca olduğu yorumları yapılır. Pahalılıktan, kiraların yüksekliğinden, çocukların bitmez tükenmez ihtiyaçlarından dem vurulur. “Aslında bu kadar paraya bu iş yapılmaz ama ne yapalım” derler kendi aralarında. Özel sektörde çalışmanın zorluğundan, patronların işçilerin kanını emdiğinden, gün içerisinde soluk almadan çalışan işçiler olduğundan bahsederler ve tahtaya vurarak memur olduklarından dolayı şükrederler.
Saatler dörde doğru ilerler. Memurun yorgun gözleri sürekli saati kontrol eder. Kadın memur akşam yemeğinde ne pişirmesi gerektiğini planlamaya vermiştir kendisini. Patlıcan oturtmanın yanında pirinç pilavı ve cacık mönüsü hoşuna gider.
Mesai tamamlanmadan, amir tarafından havale edilen bir iş ya da evrakın hiçbir zaman acelesi olmadığından sürekli olarak yarın yapılmak üzere sümen içerisinde bekletilir.
Mesai sona erer. Daireler boşalır. Memurlar servis araçlarındaki yerlerini alırlar. Kendi aralarında bu gün ne kadar çok çalıştıklarını ve yorulduklarını konuşurlar. Akşam serinliğinde evlerine doğru yol alırken birçoğu servis aracında uyuklar.
Akşama kadar çalışmamaktan pardon çalışmaktan yorgun argın eve varılır. Akşam yemeğinden sonra erkek, futbol programlarına; kadın, pembe dizilerine dalar.
Devlet memurluğunun zor ve yorucu iş olduğunu bilen anneler çocuklar yaramazlık yapıp gürültü ettikçe, onları azarlar:
—Sessiz olun bakıyım, babanızın dairede akşama kadar çalışmaktan canı çıkıyor zaten!

İşte böyledir, memur olarak hayatımız. Devlet memuru olmak zor iş derken eminim artık sizde bana hak verirsiniz.
 

 


               Bize Ulaşın

Google
 

 

 

UYARI! ©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.