Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

DİJİTAL MESLEK ELEMANI: TELEVİZYON

İlyas Ali DAŞTAN /  Sitemiz yazarı
Yazarımızın yayınları hakkında görüşlerinizi ve yorumlarınızı
 dastanilyas@gmail.com  ulaştırabilirsiniz


       Televizyon, hayatımızın olmazsa olmaz teknolojik aygıtlarının başında gelmektedir. Bu yazıda televizyonun bireyleri yönlendirme ve etkileme gücüne sahip olduğu düşüncesi sosyal hizmet kuruluşları –özellikle çocuk yuvası, yetiştirme yurdu- ve buralardan hizmet alan müracaatçı grupları ile ilişkilendirilerek anlatılmaya çalışılacaktır.



          Sosyal hizmet mesleği, insana dair bir meslek olduğundan insanı etkileyen her türlü olay ve nesne de ilgi alanına girmelidir. Örneğin, kırdan kente göç ile insanlar ekonomik, sosyolojik ve kültürel değişimler yaşamakta, bunun sonucunda çeşitli sorunlar ortaya çıkmaktadır. Suç türleri ve suçluluğun artması, ailede yaşanan parçalanma, gençlik bunalımı, madde kullanımının artması vs. gibi sorunlar göç olgusu ile mesleğin odağına oturmuştur. Diğer taraftan televizyon ve internet kullanımı da üzerinde durulması gereken konulardan birisidir.

Televizyon, korunmaya muhtaç çocuk, genç, yaşlı ve özürlülerin bakıldığı sosyal hizmet kuruluşlarının da vazgeçilmez eğlence ve zaman öldürme aygıtlarından biridir. Bu haliyle, kurumda ücretsiz ve mesai mevhumsuz çalışan tek dijital meslek elemanıdır!

Televizyon için kullanacağım “meslek elemanı” tanımı belki abartı gelecek ve tepki çekecektir. Öncelikle, tanımlamadan yola çıkarak düşüncemizi anlatmaya çalışalım. Meslek elemanı, sosyal hizmet kurumlarında; hizmet verilen müracaatçının özelliğine göre (yaş, muhtaçlık, cinsiyet, özür durumu vs) yönlendirme, sorun tanımlama/çözme, araştırma faaliyetlerinde bulunan başta sosyal hizmet uzmanı, psikolog, çocuk gelişimci, öğretmenden oluşmaktadır. Meslek elemanı tanımı içerisinde yer alan kişiler mesleki eğitim ve formasyonları dâhilinde müracaatçılara hizmet sunmaktadır.

Yukarıda bizim yaptığımız ironik tanımlamada televizyona (bilgisayar ve internet de kastedilmektedir) dijital meslek elemanı denmesini basitçe şöyle temellendiriyoruz: Meslek elemanı, müracaatçıya bilgi verir. Televizyon da bilgi verir. Meslek elemanı, müracaatçısını olumlu/olumsuz yönde yönlendirir. Televizyon da karşısındakini olumlu/olumsuz yönlendirir. Meslek elemanı, müracaatçılarının boş zamanlarını planlama konusunda rol alır. Televizyon, başlı başına boş zaman değerlendirme aracıdır…

Kurumlarda, boş zaman etkinliklerinin başında televizyon izleme gelmektedir. Okul, uyku ve meslek elemanlarının hazırladığı az sayıda etkinliğin dışında kalan tüm zamanlarda televizyon izlenmektedir. Özellikle çocuk yuvaları ve yurtlarda bu yaygındır. Televizyon, çocukların yaşamında önemli bir boşluğu doldurmaktadır ya da boşluk oluşturmaktadır.

Çocuk/gençlerin psiko-sosyal gelişimlerinde en etkin yöntemlerden birisi model almadır. Kurumda, aile bireylerini simgeleyen meslek elemanları ve diğer kurum çalışanları çocuklara model olmaktadır. Karakterin oluşmasında model alma esastır. Çalıştığımız kurumlarda kalan çocuk/gençlere dikkatli bakalım. Özellikle gençlerin yürüyüşleri, konuşmaları, davranışları televizyonda gördükleri Polatlar, Nematiler, Deli Yürekler gibi karakterlere öykünme şeklindedir. Bu karakterlerde gangsterler, cebinde parası, etrafında adamları, garibanların gözünde saygınlığı olan, kötü adam imajının yumuşatılıp delikanlı ağabeyler olarak servis edilmektedir.

Gazetelerde, kendisini mafya liderinin yerine koyarak cinayet işleyen çocuk/gençlerle ilgili haberlere sıkça rastlanmaktadır. Çocuk/genç öykündüğü bu karakterler gibi kavgacı, şiddete meyilli olabilmektedir.

Çocukluğumuzda, karate filmlerine bayılırdık. Karate filmleri izlendikten sonra televizyon salonunda bir hareketlenme başlardı. Film yıldızından öğrendiğimiz uçan tekme, yumruk atma yöntemleri ile önce şaka yollu daha sonra da gerçek kavgaya tutuşur yoktan yere canımızı acıtırdık. Arkadaşım Altun ile gözümdeki gözlüğü sakınmadan canlandırdığımız bir kavga sahnesinde, kafa kafaya tokuştuk ve kaşımda patlayan gözlük camı kaşımı kesti. Kaşımın üzerinde duran kesik izi o günlerden bana hatıra kaldı. Şimdilerde çocuk/gençler belinde silah taşıyan, ağır adam pozları takınan, mafya liderlerine özenmekte ve onları model almaktadır.

Yuva ve yurtlarda izlenen televizyon programları fiziken güçlü çocuk/genç tarafından belirlenmektedir. Güçlü olanın hâkimiyeti, diğerlerini de etkilemektedir. Zayıf ve küçük çocuk tek eğlencesi olan televizyondan istediği şekilde yararlanamamaktadır. Özellikle çocuk yuvalarında çocuklar arasında yapılacak oylama ile demokratik bir şekilde program seçiminin sağlanması çoğunluğun kararına saygı gösterilmesini de göstermesi bakımından önemlidir.

Demokratik bir oylamanın yapılmadığı günlerde Osman ağabeyin tercihi olan filmleri izlemek zorunda kalırdık. Oysa yaşça ve fizikçe kendisinden küçük olan bizler çizgi film izlemek istiyorduk. Osman ağabeylerin televizyon hâkimiyetine dur diyecek meslek elemanları o zaman yoktu!

Bu noktadan hareketle, özellikle gelişim dönemindeki çocuk ve gençlerin televizyon izleme alışkanlığı ve program seçimleri konusunda dikkat edilmesi ve kendimize bu konuda da görevler çıkarmamız gerekmektedir.

Sosyal hizmet uzmanının, çocuk ve gençlere televizyonun zararları konusunda bilgi vermesi ve bilinçli program seçimi konusunda dikkatlerini çekmesi önemlidir. Grup öğretmenlerinin özellikle televizyon izleme saatlerinde çocuklarla birlikte olması eğitici ve geliştirici program seçiminde çocuk/gençleri yönlendirmesi yerinde olacaktır.

Çocuk yuvalarındaki çocukların zamanlarının önemli bir bölümün televizyon başında geçirmeleri yerine arkadaşları ile oyun oynamaları ve kitap, dergi, gazete okumalarının sağlanması faydalı olacaktır. Kuruluşlara günlük gazete alınması ve çocuk dergilerine abone olunması önemlidir. Kütüphaneler yuva ve yurtlarda çocuklar tarafından en az ziyaret edilen birimlerdir. Birçok kurumun kütüphanesi gönüllülerin evlerinde yaptıkları temizlik sonucu atılmak yerine kuruma bağışlanan ve kapakları hiçbir zaman açılmayan ansiklopedilerle doludur. Çocukların yaşına ve ilgilerine hitap edecek kitapların olmayışı ve yeterli yönlendirme yapılmayışı da bir eksikliktir.

Okuma alışkanlığı çocuk henüz yuvada iken başlatılmalı ve bu konuda yönlendirme ve teşvik çalışmaları yapılmalıdır. Grup sorumlusunun önderliğinde televizyon kapatılarak gün içersinde bir-iki saat sesli-sessiz kitap okuma seanslarının düzenlenmesi hem grup sorumlusunun olumlu model olmasını hem de küçük yaşta okuma alışkanlığı kazandırılmasını sağlayacaktır.

Sosyal hizmet uzmanının, korunmaya muhtaç çocuk ve gençlerin şiddet içerikli ve sahte bir dünya sunan magazin programlarının izlettirilmemesi konusunda duyarlı davranmasının önemini anlatmaya gerek yoktur.

Kurumlarda sinema günleri tertip edilerek, eğlenceli ve eğitici filmlerin izlettirilmesi hem etkili bir boş zaman değerlendirme faaliyetidir hem de çocuklar için faydalıdır.

Hizmet verdiğimiz müracaatçı grubunu betimleyen en önemli ibare “korunmaya muhtaçlık” özelliğidir. Bu nedenle korunmaya muhtaç çocuk/gençleri her türlü olumsuz yönlendirme, gelişimini ve geleceğine etki etme gücüne sahip dijital meslek elemanı olan televizyonun zararlı etkilerinden uzak tutmak kurumdaki asıl meslek elemanlarının işi olmalıdır.

 

 


               Bize Ulaşın

Google
 

 

 

UYARI! ©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.