Sosyal Hizmet Mesleği

Sosyal Hizmet Alanları

Sosyal Kaynak
Bilgiler

     
   
   



 Mehmet Emin ASLAN

Uzman Psikolog 

alanemin@hotmail.com

 

   

 
 
 
 


DOĞUM SONRASI DEPRESYONUN ANNE ÜZERÎNDEKÎ ETKÎLERÎ
 

Konu ile ilgili Bazı tümceler :

Depresyon - Kaygı ve panik bozukluğu - Obsesif kompulsif  bzk. – Öfke, - Anksiyete - konsantrasyon bzk. - Travma Sonrası Stres…

Avertismen

Postpartum  ilk defa Psikiyatri Birliği APA tarafından yayınlanan DSM (Demence Semiologie Mental ) - (Zihinsel Bozukluklar için Tanı ve İstatistik) Kılavuzunda tanımlanmıştır.

Plesentanın doğumundan başlayarak, gebelikte anne vücudunda meydana
gelen anatomik ve fizyolojik değişikliklerin ortadan kalkması ve jenital organların gebelikten önceki şekillerine dönmesi ile son bulan döneme postpartum dönem (doğum sonu dönem) denilmektedir. Bu dönemde, kadının vücudunda hızlı fizyolojik ve hormonal değişimler meydana gelmektedir. Postpartum dönemde meydana gelen hormonal değişimler annenin kolaylıkla baş edebileceği faktörlere karşı bile duyarlı hale gelmesine neden olabilmektedir. Özellikle estrojen hormonunun yokluğu, depresyona olan eğilimi artırabilmektedir.

Kadının vücudunda yaşanan hızlı değişimlerin yanısıra, postpartum dönem
ebeveynlerin; bebeğin bakımı, bebekle iletişim kurma ve ona güvenli bir çevre
oluşturma, yeni rolleri kabullenme, aile duyarlılığını geliştirme ve sorunlarla baş
etme gibi sorumluluklarının olduğu bir süreçtir. Annenin enerji düzeyi, konforu,
bebeğin sağlığı, aldığı sağlık bakımının niteliği gibi pek çok faktör bu sürece
fizyolojik ve özellikle psikolojik uyumu ve anne bebek bağının kurulmasını, iletișimini  etkileyebilmektedir.

Dolayısıyla Bu hızlı değişimlere uyum sağlamaya çalışan Annede bazı psikolojik ve davranışsal değişiklikler ortaya çıkabilmektedir. Postpartum dönemde  meydana gelen psikolojik değişikliklerin bașında : Ağlama nöbetleri, baş ağrısı, huzursuzluk, sinirlilik, öfke, anksiyete, konsantrasyon güçlüğü, hızlı duygulanım değişikliği, kayıp ve keder duygusu, hayal kırıklığı, uykusuzluk ve yorgunluk semptomlar eğilimini artırmaktadır.

Doğum sonrası depresyonu nedir?

Doğum sonrası depresyonu doğum yaptıktan sonra oluşan bir depresyondur. Depresyon bazen hamilelik sırasında başlar, ancak doğum sonrası depresyonu olarak adlandırılabilmesi için, doğumdan sonra da devam etme konumunu yașamakta’dır. Depresyondaki hastaların beyinlerinde gerekli olan biyokimyasal maddelerin azaldığı tespit edilmiştir. Azalan biyokimyasal maddelerden en önemlisi serotonindir. Serotoninin ruhsal durumu iyileştirici ve sakinleştirici özelliği vardır.

Yaş grubu

Erken yaşta gebe kalan (bluğ çağının hemen sonrasında) kadınlarda postpartum riski ortalama %35 dolayında’dır. Geçmişte depresyon öyküsü olan kadınlarda doğum sonrası depresyon riski ortalama %30 ve daha önceki gebeliğinde doğum sonrası depresyon yaşayan ve sonrasında hüzün bulguları mevcut olan kadınlarda major depresyon gelişme riski %80'dir.

Etkileyici Etmenleri :

Bazı risk etmenlerini taşıyan kadınlarda doğum sonrası depresyonun daha sık görüldüğü bilinmektedir.  Depresif belirtiler yanında intihar düşünceleri ya da girişimleri görülebilir. Doğum sonrasında ortaya çıkan ağır bir depresyon, kadının ileriki yaşamını da etkileyecek Bipolar Bozukluk-Manik Depresif Hastalığın ilk atağı da olabilir.

Bu olguya özgü olan Duygu ve düşünceler, kendini Üzgün hissetme, mutsuzluk, çaresizlik,  Fazla ağlamak,  Kendini değersiz hissetme,  Ruh halinin sıkça değişmesi, İlginin azalması, Gergin veya panik olmak ve endişelenmek, yanlıș hissetmek,  Bebekte duymak istenilen duyguları hissetmekte zorlanma, Vücutta oluşan ve fiziksel olan belirtiler, Enerjinin azalması, Uyku bozukluğu, Genel yavaşlama veya, rahatlayamama,  İştah ve cinsel iliksilerinde değişiklikler etkileyici etmenleri arasında sayılabilir.

 Hamilelik Sonrasi ve doğum Süreci :

Hamilelik sonrası doğum süreci kadın için ciddi sorumlulukları da beraberinde getirir. Doğum sonrasında ailenin ve özellikle annenin hayatı artık eskisi gibi olmayacaktır. Anne hormonal - biyolojik değişimlerin yanı sıra, bir bebeğe bakmanın sorumluluğu ve endişesi ile de başa çıkmak zorundadır. Postpartum dönem diye adlandırdığımız bu dönem doğum eylemi sona erdikten sonra başlayan ve Altı hafta süren bir dönemdir. Bu dönem ebeveynliğe geçişin yaşandığı, yeni rollerin ve görevlerin üstlenildiği zorlu bir süreçtir. Bu yeni rol ve sorumluluklarla birlikte fiziksel ve psikolojik değişikliklerle karşı karşıya kalınır ve bu değişiklikler davranışsal, duygusal ve bilişsel alanlarda stres yaratabilir.Bu dönemde birçok kadın hafif hüzün ve kaygı yanında duygulanımda da dalgalanma hisseder. Bu belirtiler normalde 7-10 gün içinde kendiliğinden düzelir ve normal olarak kabul edilir, fakat ilerleyen dönemlerde bu semptomların azalmaması ve hatta artması durumunda doğum sonrası (post partum) depresyon gelişir.

Doğum sonrasi depresyon Postpartumun Olușması ve Psikolojik konumu :

Plesentanın doğumundan başlayarak, gebelikte anne vücudunda meydana
gelen anatomik ve fizyolojik değişikliklerin ortadan kalkması ve genital organların gebelikten önceki şekillerine dönmesi ile olușan döneme doğum sonrası postpartum dönem denilmektedir.

Bu dönemde, Anne vücudunda hızlı fizyolojik ve hormonal değişimler meydana gelmektedir. Postpartum dönemde meydana gelen hormonal değişimler, annenin kolaylıkla baş edebileceği faktörlere karşı bile duyarlı hale gelmesine neden olabilmektedir. Özellikle estrojen hormonunun yokluğu, depresyona olan eğilimi artırabilmektedir.

Kadının vücudunda yaşanan hızlı değişimlerin yanısıra, postpartum dönem
ebeveynlerin; bebeğin bakımı, bebekle iletişim kurma ve ona güvenli bir çevre
oluşturma, yeni rolleri kabullenme, aile duyarlılığını geliştirme ve sorunlarla baş
etme gibi sorumluluklarının olduğu bir süreçtir. Annenin enerji düzeyi, konforu,
bebeğin sağlığı, aldığı sağlık bakımının niteliği gibi pek çok faktör, bu sürece
fizyolojik ve özellikle psikolojik uyumu ve anne bebek bağının kurulmasını
etkileyebilmektedir.

Doğum Sonrası Depresyonu

Doğum sonrası depresyonu, yapılan tahminlerde doğumdan sonra her on kadından biri tarafından tecrübe edilen stresli bir durumdur. Bu Sorun genelde doğumdan sonraki iki hafta içinde, ciddi ruh hali ve davranış bozuklukları şeklinde, aniden ortaya çıkar.

Bilindigi gibi Doğum beraberinde hormonal değişiklikleri de getirir. Doğum sonrası depresyonu bu olayın bir parçası olabilir ancak, araștırmalar sadece hormonal değişikliklerin doğum sonrası depresyonuna sebep olmadığını göstermiştir.

Doğum travmasını ağır yaşayan kadınlar travma esnasında korku ve çaresizlik hisleri karşısında panik, endişe ve üzüntüye kapılma risklerini yașayabilirler.

Postpartum sendromu eş ve aile ilişkilerini de bu durumdan olumsuz etkilemektedir, özellikle  Anne ile diğer çocukları arasındaki bağ üzerinde ciddi etkilerde bulunabiliyor.

Sebepleri :

Psikolojik ve sosyal sorunların ortaya çıkmasında rol oynayan sebepleri arasında Annenin eğitim düzeyinin düşük olması, sosyoekonomik düzey, aile içi ilişkilerdeki sorunu, olumsuz davranış ve tutumlar, bebeğinin bakımında sosyal destek alamama gibi faktörler kriz oluşumunu tetikleyebilmektedir.

Yeni anneler, biyolojik, fiziksel, duygusal ve toplumsal değişiklikler yaşarlar.

Bu olușumdan kaynaklanan etmenler beraberinde ağlama nöbetleri, baş ağrısı, huzursuzluk, sinirlilik, öfke, anksiyete, konsantrasyon güçlüğü, hızlı duygulanım değişikliği, kayıp ve keder duygusu, hayal kırıklığı, uykusuzluk ve yorgunluk semptomlarını tetikleyebilmektedir. Bu semptomların olușmasında etken olan sebepler arasında  Etiyolojik, kortizol, estrojen, progesteron, tiroksin, prolaktin, elektrolit ve endorfin seviyelerindeki hızlı değişimlerin etkisi olduğu bilinmektedir.

 Doğum sonrası Depresyonun olușmasındaki sebepleri özetlenecek olunursa:

Şiddetli hüzün ya da boşluk duygusu - Aşırı yorgunluk ve enerji eksikliği – Iletișim yoksunluğu -  Cinsel isteksizlik – endişeler - bebeğe zarar verme korkusu - Konsantrasyon güçlüğü - Bellek zayıflığı - Endişe, sinirlilik, sıkıntı, bunaltı, kendiliğinden ağlamalar ve panik atak halleri - İştahsızlık, kilo kaybı ve uykusuzluk - Bebekle ilgilenmek istememe ve bebeği öldürmek istemeyle ilgili düşünceler - çökkünlük duyguları ilgi ve istek kaybı, v.s…

Risklerin tetiklenmesindeki sebepler :

Ekonomik sorunlar, sosyal dejenerasyon, yaşam kaygıları, deneyimsizlikler, riski arttıran etmenlerdir. Biyolojik faktörler arasinda Hormonal ve östrojen hormonunun rolü etkendir. Ayrica tiroid disfonksiyonunu etkisi oldugu varsayilmakta’dir.

. Bebek stresi

Doğum sırasında hormon seviyesindeki ani değişikliklerin ”bebek stresine” sebep olduğunu düşünmektedir, ancak, buna sebep, doğum travması ve yeni bir bebeğin getirdiği zorluklar gibi, daha farklı sebepler de olabilir. Bu stres bir iki gün sürer ve geldiği kadar da çabuk yok olur.

. Doğum Psikozu

Doğum sonrasında kadınların karşılaştıkları sorunlardan biride doğum veya doğum sonrası psikozu denir. Bu olay her bin anneden birinde görülen doğum sonrası depresyonundan daha ciddi bir durumdur. Doğum sonrası psikozu geçiren kadınlar ciddi oranda Üzgün hissetme, mutsuzluk, İlginin azalması, endişelenmek, yogunluk, Uyku bozukluğu,  İştahsizlik, v.s…

Nedenleri :

. Biyolojik nedenler :

Gebelik döneminde yükselen östrojen ve progesteron düzeylerinin doğumla birlikte aniden düşmesi ve beyindeki seretonin hormonu miktarının ciddi boyutlarda azalması anneyi depresyona çok daha yatkın hale getirir. Aynı zamanda annede depresyon geçmişi ve genetik yatkınlık ta mevcutsa bu durum doğum sonrası depresyonu tetikler. Geç başlangıçlı doğum sonrası depresyonda tiroit bozuklukları da rol oynayabilir. Ayrıca folat eksikliğinin de doğum sonrası depresyonda etkili olabileceği düşünülüyor.

. Psikososyal nedenler :

Doğum yapan tüm kadınlarda hormonal değişiklikler olmasına rağmen psikiatrik bozuklukların ancak kadınların %10-15'inde gelişmesi sosyal stres, kişiler arası ilişkiler, sosyal destekle ilgili olduğunu göstermektedir. Hayatlarını kendilerinden çok dış faktörlerin yönettiğini düşünen anneler doğum sonrası depresyon açısından yüksek risk grubundadır. Eşler arasındaki güvensizlik, iletişimsizlik, cinsellikle ilgili sorunlar gibi evlilikte yaşanan sıkıntılar doğum sonrası depresyona zemin hazırlayabilir. Planlanmamış ve ilk gebeliklerde meydana gelebilecek doğum ve sonrası korkuları; anneliğe hazır olmadığını düşünerek bu rolü benimseyememe genellikle anne de endişe ve korkunun artmasına sebep olarak depresyonu tetikleyebilir. Maddi kaynakların ve sosyal desteğin yetersiz olması kaygıların ve korkuların artmasına sebep olarak, annenin çaresizlik ve başarızılık duygularını yaşamasına olanak sağlar ve doğum sonrası depresyon gelişebilir.

Annenin kendi çocukluğunda duygusal/fiziksel/cinsel tacize maruz kalması, ailesi tarafından duygusal ihmal ve kayıplar yaşamış olması gibi ciddi travmatik deneyimler de ayrıca doğum sonrası depresyonu tetikleyen durumlardır. Bazı durumlarda ise gebeliğin bitmesi anne karnında gelişimini tamamlayan fetusun kaybı olarak hissedilmekte ve bu durum annenin sevdiği birini kaybetmesini hatırlatabilmekte ve doğum sonrası depresyon riskini arttırmaktadır.

Duygusal değişiklikler :

Kadınlar, bebekleri doğduğu zaman, genelde hissetmeyi umdukları şeyleri hissetmezler. Bebeklerini ilk kucaklarına aldıkları zaman, kadınların büyük bir kısmı, büyük bir ”annelik sevgisi” hissetmezler. Burada en önemli nokta, eğer doğum beklentilerinizi karşılamıyorsa çok hayal kırıklığına uğramamaktır. Ve doğrudur, birçok kadın doğumdan sonra daha da duygusallaşır, bu yüzden de olaylar ters gittiğinde normalde gösterecekleri duygusallık da fazla olacaktır.

Terapiye yönelik yapılması gerekenler :

Duygularınızla ilgili konuşmak, kaynaşmak, Mümkün olduğunca çok dinlenmek ve Doğum sonrası depresyonda annenin yapabileceği en iyi şey kendisine zaman ayırmaktır. Fiziksel sağlığa ne kadar dikkat edilirse depresyon oluşma riski de o kadar azalır. Belirli yaşam tarzı değişiklikleri iyi hissetmemize yardımcı olur. Anneler kendilerine kaliteli zaman ayırmalı; bol-bol istirahat edip dinlenmeli, her gün düzenli olarak sıcak duş almalı ve mümkün olduğunca yalnız kalmadan arkadaş veya aile bireyleri ile yapmaktan hoşlandıkları aktiviteleri yaparak vakit geçirmelidir.

Ayrıca Annenin her gün düzenli olarak en az 60 dk. olmak üzere güneş ışığı alabileceği yerlerde yürüyüş yapması son derece önemlidir. Güneş ışığı en önemli D vitamini kaynağı olup depresyon riskini önemli ölçüde azaltmaktadır.

İyi bir sosyal destek doğum sonrası dönemdeki annelik rolüne adaptasyon sürecini olumlu yönde etkilemekte, bebeğine olan duyarlılığını arttırmakta ve yakınları ile olan ilişkilerini kolaylaştırmaktadır. Doğum sonrası anne, yaşadığı fiziksel ve hormonların yarattığı ruhsal değişimler dolayısıyla özellikle eşinden ve yakın çevresinden yoğun bir şefkat ve anlayış bekler. Eşler her konuda çok daha duyarlı, anlayışlı, sabırlı olmalı ve bebeğin bakımında aktif olarak rol almalıdırlar.

Kültürümüzde doğum sonrası ilk Kırk günün önemi büyüktür. Bu dönemde annenin bebek uyurken uyuması, düzenli ve sağlıklı beslenerek fiziken ve ruhen toparlanması çok önemlidir. Bu süreçte annenin aile büyükleri tarafından yemek, rutin ev işleri ve bebek bakımı konusunda desteklenmesi gerekir. Böylelikle anne bu yeni döneme çok daha kolay ve sağlıklı bir biçimde uyum sağlayacaktır.

Tedavi yöntemi :

PTSB’nin tedavisinde ilaç tedavisi ve psikoterapötik yaklaşımlar
uygulanmaktadır. Postpartumdaki ilaç tedavisinin ana hedefi, bozukluğun temel belirtileri olan duygusal küntleşme ve aşırı uyarılmayı kontrol etmek, bozuklukla ilgili yeti kaybı, stres duyarlılığını azaltmak ve birlikte görülen psikolojik rahatsızlıkları tedavi etmektir.

Psikoterapötik tedavide ise; psiko-eğitim, stres aşılama eğitimi ve bilişsel terapiler uygulanmaktadır. Psiko-eğitimde bireylere özgül tedavi önerileriyle ilgili bilgi verilmektedir. Stres aşılama eğitiminde; kas gevşemesi, solunum egzersizleri, rol yapma, düşünce durdurma gibi yöntemler kişiye anlatılır ve uygulatılır.

Bilişsel terapide, bireylere bilişsel hataların farkına varmaları için yardım edilmektedir.

 Doğum psikozu ile lohusa sendromu arasındaki fark nedir?

Doğum sonrası psikoz  postpartum depresyonun en ciddi formudur ve çok nadir görülür. Bu olușum beraberinde Halüsinasyonların yanısıra bebeğe zarar verme düşünceleri ve davranış bozukluklarına dönüșür; Bu olușumda pasiyanın ciddi bir tedavi sürecinden geçmesi gereklidir. Doğum sonrası depresyon tedavi edilmediği durumda psikoza da dönüşebilir.

Doğum sonrasi Depresyona maruz kalan Anne adaylarına öneriler :

. Gebeliğin normal Psiko-fizyolojik bir olay olduğunu akıllarından çıkarmamaları gereklidir ;

. Anne adayı hamile olduğunu öğrendikten sonra kendini daha iyi tanımaya çalışarak annelik ile ilgili endişe ve korkularıyla yüzleşmeli ve kendisini psikolojik olarak hazırlama sürecine girmelidir ;

. Günlük Hafif fiziyolojik egzersizler dahil, psikolojik moral bazında kendisine zaman ayırmalıdır ;

. Bunun için daha önce bu önemli süreci başarıyla atlatmış olan aileler ve anne olmuș arkadaşlarıyla konuşabilir, eğitimlere katılabilir ve gerekirse bir uzman psikolog sayesinde psikolojik desteği alarak kendini bu döneme en iyi şekilde adapta olmaya hazırlamasi hayati öneme sahiptir.

 

 
 
 

 




Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye  

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.