Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 


 

Dokunsan Kırılan,Dokunmasan Kuruyan İnsanlar

Şadiye DÖNÜMCÜ
                  dosadoster@gmail.com 


Bu kitap vesiledir; tanıdığım rengahenk güzellikteki insanlara teşekkür etmem için Hüznün kadrolu, coşkunun geçici olduğu, bazen hüzne coşkunun bazen coşkuya hüznün karıştığı huzurevi iklimine orada görev yapan biri olarak uyum sağladığınızda, onların geçmişte kalan yaşantılarından kazanç hanenize artılar, öğretiler kaydettiğinizde yaşamınızdaki her şeyin renginin değişiverdiğini –çoğu kez yıllar sonra- fark edersiniz.

Yaşlılığımın uzakta olduğu yaşlarda görev yaptığım huzurevinde tanıdığım her bir yaşlı sayesinde değişik renkler edindim. Tanıdığım yaşlıların sadece renkleri değil, öyküleri de, yaşlılığı taşıma şekilleri de farklıydı.

Beli bükülmeden, gücü sıfırlanmadan, yüzü buruşmadan, bütün bunlara bir yığın da hastalık eklenmeden dünya değiştirmek isteyen Mehmet Amca’yı tuttuğu futbol takımını şampiyonluğa götüren maç sonrası kaybettiğimizde, yıllar önce terk ettiği evinin bahçesindeki ot, ağaç ve çiçeklerini anlatan Remzi Baba’nın gözlerindeki kırağılaşmış yaşları gördüğümde, odasına her geleni

“Yaşasın, tavuklu jambonlu özgürlük sandviçim geldi! Hadi verin” diye karşılayan, verdiğimiz bisküvileri sandviç niyetine yiyen Nuriye Teyze’yi izlerken, köy kökenli kadın yaşlının, kent kökenli kadın arkadaşına “Ne kadar güzelsin! Yorgan gülü gibi” dediğini duyduğum anlarda içinde bulunduğum renk değişti.

Gazete okuyan Hasan Amca’ya “Ne var, ne yokmuş dünyada?” diye sorduğumda

“Bilmem ki… Okuyorum güya. Ancak bir alt satıra indiğimde, üst satırda ne yazıldığını unutuyorum, evlat” yanıtını aldığımda, erkek olmadığım ve genç olduğum için huzurevini yönetemeyeceğime inanan Mehmet Amca’nın ilettiği sorunları çözdüğümde

“Başarıyorsun ama, yine de erkek olsaydın, daha iyiydi” dediğini duyduğumda, Remington marka daktilosuyla idareden arzuhali olan herkese ağdalı ve usturuplu ifadesiyle ‘istida’lar yazan fahri huzurevi arzuhalcisi Zübeyr Bey’i tanıdıkça renk değiştirdim.

Hayatında ilk kez gittiği bale gösterisinde kostümleri açık-saçık bulan yaşlı tarafından “bizi günaha soktunuz” diye suçlandığımda,

bir uygulamamızdan hoşnut kalmadığından personele ‘Huzurevi Gestapoları’ adını takan Yunus Bey beni de ‘Hayl müdür’ diye selamladığında, her sabah odasındaki dahili telefonla ‘sevdim bir genç kadını’ ya da ‘günaydınım, nar çiçeğim, sevdiğim’ melodileriyle seranat yapan, geceleri yine telefonla ‘Saatli Maarif Takviminde bugün’ adlı fıkra-şarkı-şiir programı yapan sevgilisi Doğaner Bey aniden dünya değiştiriverince toparlanmakta güçlük çeken Efsun Hanım omzuma yaslanıp ağladığında renk değiştirdim.

Kireçlenmiş kolları izin vermediğinden yerdeki taşları dizmeyip, dağınık bırakarak okey oynayanları izlediğimde, odasına henüz yerleştirdiğimiz gardrobun dış yan yüzeyine kocaman çivi çaktığını görünce “insaf, yani” diye tepki verdiğim İsa Amca’dan “Ne var! Paltomu asacam” yanıtını aldığımda, “Ben çobandım. Her yerde yatmağa alışkınım ama, bu yaylı yatak çok rahatsız” diyen Ali Amca’yla göz göze geldiğimde, yattığı odanın penceresinde kuşlara ekmek ikram eden Vedat Amca “Bu dünyada hiç değilse bir sürü kuşun açlıktan ölmesini engellemeye yarıyorum” dediğinde renk değiştirdim.

Tuvalete yakın bir odaya taşınacağını öğrenen Sultan Teyze’nin sevinçten ağladığını gördüğümde, ‘Hisseli Huzurevi Kumpanyası’nda hayatlarının tüm dertlerini, kasevetlerini savmak için şarkı söyleyenlere eşlik ettiğimde, demans hastası Münire Hanım tarafından “Bizi aç bırakıyor, burada. Su vermiyor” diye şikayet edildiğimde, akşam gülüşerek ayrıldığım yaşlının vefatını ertesi sabah öğrendiğimde,

hasbelkader ziyaretine gelen oğluyla bizi tanıştırırken Döne Teyze’nin böbürlendiğini fark ettiğimde renk değiştirdim.

Huzurevinde görev yaptığım süre içerisinde öyle çok renk değiştirdim ki... Ve her renk değiştirişimde “Huzurevinde yaşlı olmak da, çalışan olmak da zor” dedim içimden.

Ancak her bir yaşlının farklığını görebilen ve okuyabilen bir huzurevi çalışanının; yaşama bakışının değiştiği, sağlıklı / kaliteli / anlamlı bir yaşlılık dönemi için yapılma(ma)sı gerekenleri içselleştirerek öğrendiği, daha çabuk büyüyüp olgunlaştığı, iç görü kazandığı, hüsrana uğrama hakkını saklı tutarak insan tanıma yetisini geliştirdiği de bir gerçek.
 
Ozan Hasan Hüseyin "İncecikti / gül dalıydı / dokunsan kırılacaktı / dokunmadım kurudu" der bir şiirinde. Evet hayat –özellikle yaşlılık döneminde- kırılmama ve kurumama mücadelesine dayalı.

Bu yüzden evimizdeki ya da huzurevlerindeki yaşlıların kırılmasına da, kurumasına da izin vermemek gerek. Nasıl mı? Bu sorunun yanıtı bu kitabın amacını aşar.

Ancak hayatın içinde –özellikle huzurevinde çalışırken- tanıdığım kırılmama ve kurumama mücadelesi veren -ve bu kitap sayesinde sizin de tanışacağınız- rengahenk insanlar sayesinde değiştirdiğim her renk; kazanç haneme yeni artılar ve öğretiler kaydetmemi sağladı.

Bu kitap; hayatın içinde tanıdığım ve artık rengahenk ışıklarını gökyüzünden bizlere gönderen o güzel insanlar için yazıldı.

Bu kitap; sevgili annem(iz)e ve babam(ız)a ithafen yazıldı.

Bu kitap; hayatın içinde kırılmama ve kurumama mücadelesi veren / verecek olan herkes için yazıldı.

Bu kitap; beni yazmaya yönlendirenler, yazmam için yüreklendirenler, bana zaman hediye edenler sayesinde yazıldı.

Bu kitap; yayımlanmaya uygun görenler ve yayımı için emek harcayanlar sayesinde elinize ulaştı.

Bu kitap vesiledir; yukarıda saydığım ancak isimlerini zikredemediğim güzel insanlara teşekkür etmem için.

Şadiye Dönümcü

 


               Bize Ulaşın

Google
 

 

 

UYARI! ©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.