Sosyal Hizmet Mesleği

Sosyal Hizmet Alanları

Sosyal Kaynak
Bilgiler

İnsan Kaynakları

       




 

Prof. Dr. İlhan TOMANBAY

İstinye Üniversitesi
Sosyal Hizmet Bölümü
itomanbay@istinye.edu.tr



DÜNYA SOSYAL ÇALIŞMA GÜNÜ 2018: İNSAN İLİŞKİLERİ SOSYAL İLİŞKİLERDİR
 

 

2019 yılında Dünya Sosyal Çalışma Günü nedeniyle üç yazı yazdım.

Üçünün de ağırlıklı konuları birbirinden farklıdır.

Yazılardan kuşkusuz istediğinizi seçip okuyabilirsiniz; birbirlerinden bağımsızdırlar.

Ancak sıraya koymak isterseniz bir numaraya

“Dünya Sosyal Çalışma Günü: Mesleğin Kendini Anlatma Günü”nü,

 

iki numaraya “Dünya Sosyal Çalışma Günü 2018: İnsan İlişkileri  Sosyal İlişkilerdir”

yazısını, üç numara da

“Dünya  Sosyal Çalışma Günlerinin Türkiye’de Gelişim Çizgisi”  adlı yazıyı koyabilirsiniz.

 

Bugün Dünya Sosyal Çalışma Günü. 19 Mart 2019. Önce kısa bir giriş bilgileri. Her sosyal çalışmacının bu tarihi bilmesi gerek.

Dünya Sosyal Çalışma Günü (DSÇG) (World Social Work Day; WSWD), Sosyal Çalışmacılar Uluslararası Federasyonu (SÇUF) (Internationale Federation of Social Workers; IFSW) (1932) tarafından başlatıldı. Belirlenen resmi tarih her yılın Mart ayının üçüncü Salı günüdür. 1983 yılından başlayarak Sosyal Çalışma Okullarının Uluslararası Birliği (SÇOUB) (International Association of Schools of Social Work; IASSW) (1928) SÇUF (IFSW) ile birlikte Birleşmiş Milletler’in New York’taki Birleşmiş Milletler Dünya Gününde kutladılar. 2012’denberi de Cenevre’de kutlamayı sürdürüyorlar. Kutlamalar yıllar içinde Viyana, Nairobi ve Santiago de Chile'de ve 2017'de ilk kez BM'de Bangkok'ta kutlandı. BM dışındaki diğer sosyal çalışma örgütleri de zaman içine kutlamalara katılmaya başladılar.

SÇOUB (IASSW) 1947 yılından, SÇUF (IFSW) 1959 yılındanberi Birleşmiş Milletlerin özel danışmanlık statüsünde olan kuruluşlardır.

Sosyal Çalışmacılar Uluslararası Federasyonu her yıl bu gün bir bildiri yayınlayarak günün önemine dikkat çeker ve o yıl tüm dünyada eksikliği duyumsanan sosyal çalışmayı ilgilendiren konularda belgiler (mottolar) ve öneriler getirir. Bunların tüm dünyada tartışılmasını ister ve sağlar.

DSÇG bildirgesinde IFSW şunu söylüyor: DSÇG dünyanın her yerinde sosyal çalışma takviminde sosyal çalışmacıların mesleğin bireylere, ailelere, topluluklara ve daha geniş bir topluma yaptığı katkılarının kutlaması ve geliştirilmesi için kullanabileceği en yüksek nokta olmaktadır.

Bildiriden: DSÇG’lerde sosyal çalışma örgütleri (ve sosyal çalışmacılar) bireylere, gruplara, ailelere ve topluluklara ve tabii tüm bunların bütünselliğinde tüm topluma sosyal çalışma mesleğinin “eşsiz ve önemli katkıları hakkında hükümetlerine, topluluklarına ve diğer sosyal meslek gruplarına mesajlar veriyor. “Bu tür eylemler sosyal çalışmanın, gelişimsel ve kapasite geliştirme yaklaşımı uygulayarak sürdürülebilir toplum çıktılarını kolaylaştırma yaklaşımını vurgulamaktadır.” Günün anlam ve önemi bu kadar kompakt anlatılabilir.

Ayrıca IFSW bildirisi her yıl hem günün anlamını ve önemini anlatıyor ve hem de her yıl yapıldığı gibi o gün sosyal çalışmanın güncel önemi olan belirli bir değerine ağırlık veriliyor ve o konuda dikkatle çekiliyor.

Bildiride dikkat çekilen önemli bir nokta da sosyal çalışmacılar tarafından sosyal adalet ve insan haklarının savunulmasıdır. Çünkü bu iki değer insana her düzeyde (birey, aile, grup ve topluluk düzeyinde) verilecek sosyal hizmetlerin ve diğer mesleki çabaların temelini oluşturmaktadır. İnsan haklarına ve adaleti temel almayan bir sosyal çalışma varolamaz.

Birleşmiş Milletler DSÇG’lerle ulaşmak istediği amaçları şöyle sıralamıştır:

- BM bu yolla uluslararası ST֒lerle bağlantılar kurmak, ilişkileri güçlendirmek işbirliği kurmak,

- BM kurumlarıyla ST֒ler arasında sosyal çalışmanın kuramsal ve uygulamasal değerleri, ilkeleri ve yöntemleri hakkında bilgi yaymak,

- Sosyal çalışma etkinliklerini, politikalarını ve birlikte yapılan çalışmalarla sağlanan başarıları vurgulamak,

- Birleşmiş Milletlerin amaç, etkinlik, program ve kampanyalarıyla ilgili bilgileri sosyal çalışmacılar ve sosyal hizmet kuruluşları ve okulları arasında yaygınlaştırmak.

Görüldüğü gibi önce işbirliği kurmak, ama son amacında görüldüğü gibi öncelikle sosyal çalışma dünyasına kendini tanıtmak istemektedir. Diğer iki maddesiyle de sosyal çalışmanın evrensel gelişimi için kendi yapacağı katkıları sıralamakta ve amaçlamaktadır.

Böyle bir işbirliği kuşkusuz BM için de düğnya sosyal çalışma ailesi için de yarar sağlayacaktır.

Şu da Türkiye’de kayıtta olması gereken önemli bir bilgidir. DSÇG için bir süredir her yıl bir temel kavram öne çıkartılmaktadır ve sosyal çalışmacıların tartışmasına açılmaktadır. Bunun için DSÇG’nin ana konuları “küresel sosyal çalışma ve sosyal gelişme gündeminin hedeflerine göre” belirlenmektedir. Bunlar aşağıdaki yıllar için;

2012 – 2014’te: Sosyal ve Ekonomik Eşitlik,

2015 – 2016’da: Halkların Saygınlığı ve Değeri,

2017 – 2018’de: Topluluğu ve Çevresel Sürdürülebilirlik ve

2019 – 2020’de: İnsan İlişkilerinin Önemidir.

Bu yıllarda bu değerlerin öne çıkarılması istenmektedir. (Promoting Türkçe için zor bir İngilizce terimdir. Geliştirmek, öne çıkarmak, arttırmak, özendirmek (teşvik etmek) gibi bizim için birbirine yakın ama farklı anlamlar taşımaktadır. Bu nedenle bu yazıları çevirenler haklı olarak kendi anlayışlarına göre birini kullanmaktadır. Ben be burada SÇUF’nin o yıllarda Dünya Sosyal Çalışma Günlerinde bu kavramaların altını çizilmesini istediğinden öne çıkarmak terimini kullanıyorum. Çünkü sosyal çalışmacılar için SÇUF, dünyanın her tarafındaki sosyal çalışma örgütleriyle sosyal çalışmacıların bu değerleri öne çıkarmalarını, tartışmalarını, güncelleştirmeleri ve hem meslek elemanları hem topluluklar için bu değerlerin içselleştirilmesini istemektedir.

Bakınız şimdi: Sosyal ve Ekonomik Eşitlik İkinci Dünya Savaşının bitimindenberi somut olarak gündemde olan bir konudur. 18. Ve 19. yüzyıllarda kapitalizmin vahşi aşamasıyla iyice ölçüsüzleşen ekonomik ve buna bağlı sosyal eşitsizlik ABD’de ortaya çıkan ve tüm Avrupa’yı da etkisi altına alan 1929 ekonomik bunalımıyla dünyayı faşizme ve buna bağlı olarak İkinci Dünya Savaşına götürdü. İkinci Dünya Savaşından sonra 1930’danberi tartışılan ve geliştirilmeye çalışılan Keynesyen politikalar ve diğer sosyal politikaların yaşama aktarılmasıyla, bunların yetmediği yerlerde sosyal güvenlik yoluyla sağlanan transfer harcamalarıyla ekonomik ve sosyal eşitliği bir ölçüde de olsa yakalamaya çalıştılar. Dünya bu sancıları birkaç yüzyıl yaşadı.

Arkasından gelen kavram, Halkların Saygınlığı ve Değeri, büyük emperyal güçlerin silah satma ve aynı zamanda o coğrafyaları boyundurukları altına alma amacıyla halkları, hatta yerel toplulukları birbirine düşürme ve kırdırma hareketlerine karşı sosyal çalışmanın çıkardığı güçlü bir ses olması için öne çıkarılmalıydı. Afganistan, Irak, Suudi Arabistan, Yemen, Suriye ve daha birçok ülkelerde oynanan evrensel oyunlar bu değerin tüm dünyaca içselleştirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Topluluk ve Çevresel Sürdürülebilirlik de uzun yıllardanberi önemini koruyan bir belgidir. Sürüdürülebilirlik kavramı 1950'li yıllarda kendini göstermeye başlayan ve evrensel önem kazanan çevre sorunları nedeniyle Birleşmiş Milletlerin önderliğinde 1972'de Stokholm'de düzenlenen İnsan ve Çevre, 1992'de Rio'da düzenlenen Çevre ve Kalkınma, 2002'de Johannesburg'da düzenlenen Dünya Sürdürülebilir Kalkınma konferanslarında işlenerek geliştirilmiş bir kavramdır. Bu süreçte 1987 yılında yayımlanan Brundlant Raporu’yla "Sürdürülebilir Kalkınma" kavramı teknik olarak tanımlanmış ve günelik politikaların içselleştirdiği bir kavram olması için her boyutta öne çıkarılmaya çalışılmaktadır.

Sosyal refahı doğrudan önceleyen bir kavram olarak sürdürülebilirlik belirtilen tarihlerde sosyal çalışmacılarında gündeminde yeralmaya başlamıştır. Sosyal çalışmacılar en çok ilgilendiren çevresel sürdürülebilirlik ve ekonomik sürdürülebilirlikle bağı hiç kopmayan toplumsal sürdürülebilirliktir. Böyle bakıldığında dünyanın uzun evreli en güncel sorunlarından birini uluslararası sosyal çalışmanın öne çıkardığını görmekteyiz.

Bu yıl ve 2020 yılında da uluslararası sosyal çalışmanın içselleştirmesi istenen değer insan ilişkilerinin önemidir. Bu da anlamlıdır. Çünkü günümüzün tüm toplumsal yaşamı tablet ve telefon ekranlarına kilitlediği bilişim çağında en hızla çözülen değerlerden biridir insan ilişkileri. İnsan ilişkileri sosyal ilişkilerdir. Sosyal ilişkilerin tahribi sosyal çalışmanın işini güçleştirecek, yükünü arttıracaktır. Çünkü sosyal çalışma insan ilişkilerini geliştirme, dengeleme, sosyal ilişkileri sağlıklılaştırma mesleğidir. Bozulan, daralan, kısılan insan ilişkilerinin öne çıkarılması elbette sosyal çalışmacılar için mesleki bir sorumluluk olmalıdır.

Görüldüğü gibi SÇUF’un iki yılda bir önesürdüğü değerler dünya insanlığının yüzyıllarca yokluğunu duyumsadığı temel değerlerdir. Sosyal çalışmanın her bireyde, grupta, ailede ve her toplulukta sürekli geliştirilmesi, özendirilmesi, arttırılması, çoğaltılması için öne çıkarılması kaçınılmaz bir kavramlardır. SÇUF bunları iki yılda bir güncellemekte ve sosyal çalışma algısının içine sokmaktadır. Bunlar zaten sosyal çalışmada olmazsa olmaz değerlerdir. Ancak eşitsiliklerin kol gezdiği bir dünyada tüm sosyal çalışma örgütlerinin ve uygulayıcıların bu temel değerleri içselleştirilmeleri önemlidir.

Hele bu yıl sosyal ilişkilerin öne çıkarılması, bugünün bilişim dünyasının kalabalıklar içinde yalnızlaştırdığı insanların tekrar sosyal olmaları, birbirlerini keşfetmeleri için üzerinde modeller ve yöntemler geliştirmek için ivedilikle, ısrarla ve mutlaka çalışması gereken bir kavramdır. Türkiye’de de….

(18 Mart 2019, İstanbul)

 
 
 
 



Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye  

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.