SOSYAL HİZMET MESLEĞİ

 DÜNYA SOSYAL ÇALIŞMA GÜNDEMİ ÜZERİNE: NEDİR BU YEŞİL SOSYAL ÇALIŞMA ?

Umut YANARDAĞ / Sosyal Hizmet Uzmanı

umutyanardag@gmail.com

Ana Sayfa
 
Aile Sorunları
Çocuk Refahı
Engelli
Gençlik
Sosyal Sorunlar
Tıbbi Sosyal Hizmet
Yaşlılık

Mesleki Bilgiler

SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
SHU Yayınları
İnsan Hakları
Sosyal Siyaset
Sosyoloji
Söyleşiler
Psikoloji
 

 

 

 

   
Küresel gündemler, yerel ve ulusal düzeyde gündem olamamış bazı konuların ülke gündemine girmesine ve o gündemin sahiplerinin bu gündeme dair düşünmesine ve sorgulamasına neden olmaktadır. Çevre ve sosyal çalışma veya yeşil sosyal çalışma olarak kavramsallaştıracağımız çalışma alanı da sosyal hizmet uzmanlarının /sosyal çalışmacılarının gündemine, Dünya Sosyal Çalışma Gününe dair küresel kampanyayla birlikte girdi. Kuşkusuz çevre alanında hiçbir bilgi üretimi yapılmadığını, meslek elemanlarının bir birey olarak çevre ile ilgili konulara dair çalışmalarının olmadığını söyleyemeyiz. Ancak “ve” bağlacı ile bağlamayı çok sevdiğimiz çalışma alanlarımızdan biri olarak çevre konusunun, biraz da hâlihazırda karşı karşıya kalınan sosyal sorunların yönetilemez sorunlar olarak mesleğin gündemini meşgul etmesinden dolayı genellikle daha arka planlara bırakılan bir konu olarak karşımıza çıktığı da bir gerçek.
Bu hafta meslek örgütünün şubeleri ve üniversitelerin sosyal hizmet bölümleri ve bu bölümlerin öğrenci toplulukları çevre ve sosyal çalışma gündemi hakkında çeşitli paneller ve söyleşiler düzenleyecek bu konuda çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecek. Hatta bu yazıyı yazarken bir kısmı gerçekleştirilmeye de başladı. Ben de bu konu hazır gündemimize gelmişken bu senenin gündemini anlamak ve hâlihazırda yürütülen tartışmalara katkı sağlamak için bir doktora öğrencisi ve meraklı bir meslek elemanı olarak bu yazıyı yazmaya karar verdim.
Nereden Çıktı Bu Gündem?

Bilindiği üzere Birleşmiş Milletler partneri olan Uluslararası Sosyal Çalışma Federasyonu ( IFSW) , 2012’den beri, Birlemiş Milletler gündemine göre küresel gündemler belirlemekte ve iki yılda bir değişen gündemlerle küresel politika çalışmalarına katkı vermeye çalışmaktadır. 1983 yılından bu yana kutlanan Dünya Sosyal Çalışma Günü çerçevesinde de bu politika çalışmalarına dair küresel çapta kampanyalar düzenlenmekte ve “ajanda” gerçekleştirilmektedir. Sosyal Çalışma ve Sosyal Kalkınma Küresel Ajandası olarak adlandırılan bu gündem, (geçtiğimiz dönemlerde ki gündemler Dünya Sosyal Çalışma Günü afişlerinden takip edilebilir) , 2012-2014 yılları arasında sosyal ve ekonomik eşitliği teşvik etme, 2015-2016 yıllarında İnsan onuru, 2017-2018 yıllarında Topluluk ve Çevresel Sürdürebilirliği Teşvik Etme, 2019-2020 ‘de İnsan İlişkilerinin Öneminin Desteklenmesi olarak belirlenmiştir ( http://cdn.ifsw.org/assets/ifsw_85801-10.pdf  ).

Bu çerçevede bu yılın gündemini daha iyi anlamak için küresel ajandaya detaylı bir şekilde bakıldığında gündemle birlikte BM, toplum ve diğer paydaşlar ile IFSW için bazı hedefler belirlendiği görülmektedir. IFSW tarafından yayınlanan metne göre toplum ve diğer paydaşların sorumluluğu çevresel değişiklikler, insani ve doğal afetlere ( Sel, güvensiz gıda vb.) yanıt verecek bir toplum kapasitesinin inşası teşvik etmesi gerekliliği olarak tanımlanmıştır. IFSW’nin sorumluluğu ise, 2017 yılı gündemi doğrultusunda afetleri önleme, hafifletme, müdahale etmeyi içerleyen sürdürülebilir sosyal kalkınma çıktılarının sağlanması için eğitim ve uygulamaya dair standartların belirlenmesi olarak tanımlanmıştır
( http://cdn.ifsw.org/assets/globalagenda2012.pdf  )

Yukarıdaki tanımlanan hedefler ( sorumluluklar) doğrultusunda bu yıl Dünya Sosyal Çalışma Gününün konusu , toplumsal ve çevresel sürdürebilirlik kavramları üzerinden tartışılmaktadır . Her ne kadar neler hedeflendiğini yukarıda görsek de bu günün ne ifade ettiğini anlamak için toplumsal ve çevresel sürdürebilirlik kavramların ne olduğuna bakmak gerekmektedir ( Tomanbay hocaya sevgilerle  )

Kalkınmanın Bir Boyutu Olarak Çevresel Kalkınma ve Sürdürebilirlik
Bilindiği üzere toplum kalkınması, bir yerde yaşayan bireylerin yaşam kalitelerini geliştirmeye yönelik kapasiteleri olarak tanımlanabilecek, bir yerde yaşayan bireylerin fiziki, insani, sosyal, finansal, çevresel ve toplumsal kapitali gibi çeşitli biçimleri içerebilecek değerlerini artırmayı sağlayan planlı uğraşlardır(Green ve Hanes, 2002, akt: Phillips & Pittman, 2009, s. 10).
Sürdürebilir kalkınma fikri ise toplum kalkınması fikrini de ortaya çıkartan, kalkınmanın sadece ekonomik boyutla olamayacağı tartışmasının bir yansıması olarak, endüstri devrimi ile başlayan ve günümüzde de devam eden, ham maddenin işlenmiş ürüne dönüştürülmesi süreçlerinin, yalnızca ekonomik faydaya dayalı, uzun vadede çevresel ve sosyal gelişimin önünü tıkayıcı sistematiğine bir alternatif olarak ortaya çıkartmıştır(Akgül, 2013, s. 134).

Sürdürebilir kalkınma kavramıyla birlikte gündeme gelen çevresel kalkınma ile küresel ısınma, toksit atıklar, suyun tüketilmesi vb. gibi halihazırda var olan sorunlara karşı toplumun harekete geçmesini sağlamayı, savunuculuk veya sosyal aksiyon yoluyla güçlü politik ve ekonomik baskı araçlarının hareket etmesini, çevresel belirsizliklerle yerel yapıların baş etmesini daha güçlü sürdürebilir ve işbirliği içinde sağlanmasının geliştirilmesi hedeflenmektedir. Toplum kalkınmasının diğer biçimlerinde gördüğümüz üzere çevresel toplum kalkınma çalışmaları, insanların çevre konularında bir araya gelmelerini sağlayacak kimliğin ve dayanışmanın inşası ve bir araya gelebilme ile ilgili uğraşları içermektedir. (Ife,2009,s 35).

Toplum kalkınması, sürdürebilir kalkınma ve çevresel kalkınma doğrultusunda çevresel sürdürebilirlik, BM Çevre ve Kalkınma Komisyonunun 1987 yılında yaptığı tanıma göre, gelecek kuşakların gereksinimlerine cevap verme yeteneğini tehlikeye atmada, insanın günlük ihtiyaçlarının temin edilmesi, kalkınmayı sürdürebilir kılma yeteneğine sahip olması olarak tanımlanmaktadır(https://goo.gl/xMvSo4)
Sosyal çalışmacılar, yukarıdaki bağlam doğrultusunda gerçekleştirdikleri toplum çalışmaları kapsamında bir dizi uygulama gerçekleştirmeye başlamıştır. Green social work ( yeşil sosyal çalışma) olarak Dominelli tarafından tanımlanan bu uğraşlar son dönemde sosyal çalışma için yeni bir alan olarak tanımlanmaya başlamıştır.

Yeşil Sosyal Çalışma
Yeşil sosyal çalışma sürdürebilir kalkınma ve çevresel kalkınma bağlamları doğrultusunda, küresel düzeyde yürütülen ekonomik politikalarla ortaya çıkan küresel çevre sorunları ve küresel çapta bir adalet sorununu da ortaya çıkartan sorunlara karşı gelişen çevresel adalet ( Şahin, 2012, 51, Akt : Kılıç ve Tok, 2014,230) fikrinin sağlanması ile ilgili mesleki uğraşlardır.
Bu bağlamda yeşil sosyal çalışma, holistik profesyonel sosyal çalışma uygulamasının bir formu olarak insanlar arasındaki karşılıklı bağımlılığa, fiziksel yaşam alanı içindeki flora ve fauna ve insanlar arasındaki ilişkiye dair sosyal örgütler ve insanoğlu ve gezegenin iyilik halini azaltan kişilerarasındaki davranışlar ve sosyoekonomik ve fiziksel çevresel krizler arasındaki etkileşime odaklanır. İnsanların toplumlarının sosyal temellerinin, canlı veya cansız dünya ile kurdukları ilişkiye dair köklü bir değişimin sağlanabileceğini savunarak bu konuların gündeme gelmesini önerir ( Dominelli, 2012, s. 12)

Yeşil Sosyal Çalışma ve Sosyal Çalışma Profesyonelleri
Yeşil sosyal çalışma fikri doğrultusunda mesleğin uygulayıcılarının sorumlulukları bulunmaktadır. Bunlar aşağıdaki gibidir:

• Eşit şekilde dağıtılmayan kaynakları ve gücüde içeren yapısal eşitsizliklerle mücadele
• Çeşitli ideolojik eşitsizlikleri ve yoksulluğu elimine etmek
• Küresel bağımlılıkları, dayanışmayı ve eşitsizliği ortadan kaldırmak
• Toprak, hava, su, enerji kaynakları gibi kısıtlı kaynaklardan küçük bir azınlık yerine herkesin kullanması için sağlama
• Dünyanın florasını ve faunasını korumak ( Dominelli, 2012, s. 25)
Sosyal çalışmacılar yukarıda başlıklarla tanımlanan sorumlulukları mesleki uygulamalarına katma zorunluluğundadır. Peki bu sorumlulukları nasıl yerine getireceğiz? Bir başka deyişle üzerimize tüm dünyanın yükünü yükleyen bu ve bu gibi sorumlulukları nasıl gerçek hayatın bir parçası yapabileceğiz? Bu sorunun yanıtı üzerine çokta düşünülmeden genellikle sosyal politika taleplerini gündeme getirerek veriliyor. Jenerik bir yanıt olan bu çaba aslında üzerimizde bir yük olarak bulunan sorumluluklardan “kurtulmamıza” ve mesleki hayatımıza indirgemememize neden oluyor. En sonunda yapmış gibi yaptığımız ancak üzerimizde yük olmaya devam eden mesleki sorumluluklarla karşı karşıya kalıyoruz . Bu nedenle bu sorunun yanıtını bu şekilde vermemeliyiz. Nasıl yanıt vermeliyiz diye sorarsanız, bence bu sorunun yanıtını meslek elemanları için dört başlık üzerinden açıklayabiliriz.

Bence ilk olarak çevresel duyarlılığımızın ne olduğunu anlamalı, yaşamımızda çevre ile olan ilişkimizi tanımalıyız. Bu bağlamda, bizim fiziksel yaşam alanımız içindeki flora ve fauna ile olan ilişkimiz ne olduğunu, yaşadığımız alanda çevre ile ilgili yaşananlara nasıl baktığımızı sorgulamamız ve bu sorgulamayla , ihlal olarak kabul edilen veya ihlale yol açabilecek davranışları yapmayan ve yaptırmayan ve böylece çevresel adaleti sağlamak için mücadele eden bir birey haline nasıl gelebiliriz in ( Daha detaylı bir tartışma için Kuçuradi hocanın insan hakları fikrine dair yazdıkları okunabilir ) yanıtını bulmamız gerekiyor.

İkinci olarak, bir profesyonel olarak sosyal çalışmacı rollerinin yanında, aynı sorunu yaşayan ve o sorunu çözmek için bir araya gelen insanların içinde bir birey olarak oluşturduğumuz sosyal sistemler içerisinde çevre sorunlarına dair duyarlılığı geliştirmeliyiz.
Üçüncü olarak, yapmış olduğumuz çalışmaların ana aktörü olan müracaatçılarla kurulan ilişkide çevre duyarlılığını ( insan hakları ve sosyal hizmet gibi değil, sosyal hizmette insan hakları gibi) sağlamalıyız.

Dördüncü olarak çevre politikası uygulamasının gerçekleştirilmesine yaşanan eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasına yönelik mesleki rollerin harekete geçirilmesini sağlamalıyız. Bu bağlamda toplumla sosyal çalışma becerileriyle mesleki uygulamalar gerçekleştirilmeliyiz. Hidroelektrik Santraller ( HES) başta olmak üzere insanların yaşadığı yerlerde gerçekleştirilen ve gerçekleştirilmesi planlanan ekonomik faaliyetler doğrultusunda oluşan ve oluşabilecek zararlara karşı, kişilerin bakış açılarını geliştirmek için toplum kalkınması, toplum eğitimi, toplum örgütlenmesi ve savunuculuk çalışmalarını, tüm toplum çalışmalarının başlangıcının yerelde yürütülecek çalışmalar olduğunu unutmadan gerçekleştirmeliyiz ( Nasıl sorusunun yanıtının yeri burası olmadığı için yazmıyorum, mesleki yöntem tartışması ayrı bir yerde gerçekleştirilmelidir) .
Meslek elemanı olarak bizler yukarıda belirtildiği gibi sorumluluklarını yerine getirirken, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği ve sosyal çalışma akademisi tarafından “afetleri önleme, hafifletme, müdahale etmeyi içerleyen sürdürülebilir sosyal kalkınma çıktılarının sağlanması için eğitim ve uygulamaya dair yerel standartlar belirlenmesinin ve bu standartlar çerçevesinde ulusal düzeyde meslek politikaları yürütülmesinin gerektiğini de belirtmek isterim.

Son söz
Bu yazıda bu yılki Dünya Sosyal Çalışma Gününün gündemini, yeşil sosyal çalışmanın bağlamını ve meslek elemanı olarak nasıl hareket edebileceğimizi tartışmak istedim. Eğer yazının bu aşamasına gelmişseniz, “arkadaşım başka bir işimiz mi yok” diyebilir, masanızdaki evraklara, biriken işlere bakarak bu gündemi gündeminiz haline getirmeyebilir, çayınızı içmeye devam edebilirsiniz ( içmiyorsanız da koyun) ancak gündemi çevre yapmak, müracaatçı sosyal çalışmacı ilişkisinde, o hiyerarşik ilişkide göremediğimiz aynı gemide olma halini ve o gemiyle yaptığımız yolculuğumuzu bize hatırlatıyor. Eğer nasıl “yaparız” a kafa yormak isterseniz birlikte düşünmek için eposta adresim aracılığıyla benle bağlantı kurabilirsiniz.
Dünya Sosyal Çalışma Gününüz Kutlu Olsun !

Referanslar
1. Ife, J. (2009). Human Rights from Below:Achieving right throug community development. BK: Cambridge University Press
2. Dominelli, L (2012) Green Social Work. Cambridge: Polity Press.
3. Kılıç S, Tok N (2014). Geleneksel Adalet Anlayışlarından Çevresel Adalet. Ulusrarası Alanya İşletme Fakültesi Dergisi (6)3
4. Phillips, R.vePittman, R. H. (2009). A Framework for Community and Economic Development. In R. P. a. R. H. Pittma (Ed.), An Introduction to Cummnity Development. New York: Routledge.
5. http://www.shy.hacettepe.edu.tr/tr/menu/genel_tanitim-10
6. https://goo.gl/xMvSo4
7. ( http://cdn.ifsw.org/assets/globalagenda2012.pdf  )
8. http://cdn.ifsw.org/assets/ifsw_85801-10.pdf )

 

 

 BİZE YAZIN
     Sosyal Hizmet Uzmanı Web Sitesi
     E-Posta : sosyalhizmetuzmanlari@gmail.com

   

© Copyright 2011
www.sosyalhizmetuzmani.org