Sosyal Hizmet Uzmanları Web Sitesi
  

Engelli Refahı

KALKINMADA KADIN ve ENGEL(Lİ)LER   

 Hasan KAYA/ Sitemiz Yazarı
haskaya58@yahoo.com
Yazar/İnsan Hakları Uzmanı

Ana Sayfa
 
Aile Sorunları
Çocuk Refahı
Engelli
Gençlik
Sosyal Sorunlar
Tıbbi Sosyal Hizmet
Yaşlılık

Mesleki Bilgiler

SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
SHU Yayınları
İnsan Hakları
Kültür/Sanat
Sosyal Siyaset
Sosyoloji
Söyleşiler
Psikoloji

Meslek Elamanı Arayan Kurumlar ve İş Arayan Meslek Elamanları


Sitemiz Yazarları

   

Kalkınma sadece ekonomik değil, sosyal-kültürel eşitsizliklerinden giderildiği toplumsal değişim sürecidir. Kalkınma üzerine yapılan tartışmalar kadın ve erkek üzerinde farklı etkilerinin olduğunu ortaya koymaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde kadınların ekonomik ve sosyal konumlarının nasıl değiştiği ve dönüştüğü üzerinde durulmaktadır.

Kalkınma ve Modelleri
Klasik modernleşme yaklaşımı kalkınmanın kadın ve erkek ayrımı yapmadan bütün toplumu eşit etkilediğini varsayarak, kadınların toplum içindeki ezilmişliklerini ortadan kaldırmak için ekonomik ve toplumsal yaşama katılmalarını öngörmektedir.
Kadın ve Kalkınma yaklaşımı; gelişmiş ülkelerin az gelişmiş ülkeleri sömürdükleri ve bu ülkelerde yaratılan değere el koydukları için gelişmiş olduklarını küresel kapitalist sistem içerisinde kadınların özgürleşemeyeçeğini varsayarak toplumsal sınıf yapısı ve sömürü ilişkilerini önceliklemektedir.
Toplumsal cinsiyet ve kalkınma yaklaşımı; kadın yaşamını bütüncül bir yapı içerisinde ele almakta ve kadın ve erkeğin toplum içindeki rollerinin inşasının şekliyle ilgilenmektedir.
Kalkınmada Kadına Yönelik Yaklaşımlar
Kadınlar erkeklere göre toplum içinde eşitsiz ve ikincil bir konumda yer almaktadırlar. Kadınlar erkeklerle karşılaştırıldığında bir çok kaynağa erişim konusunda dezavantajlı durumdadırlar. Kredi kaynakalrına erişimde, ev içinde ve ev dışındaki çalışma yaşamında daha çok emek harcamalarına rağmen daha az gelir ve statü elde etmektedirler. Kadınların yaşamları erkekler tarafından kontrol altında tutulmakta, her alanda etkin ve karar mekanizmalarını etki altında tutan “erkek”ler tarafından yönlendrilmektedirler.
Kadının insan hakları sözleşmleri kapsamında kadının güçlendirilmesi en öncelikli konudur. Güçlendirme yaklaşımının temel amacı kadınların kendilerine olan güvenlerini artırmak ve güçlendirmektir. Bu yaklaşıma göre kadının geri kalmışlığının temel nedeni ataerkil ilişkilerdir. Kadının kendi bedeni üzerinde söz sahibi olması kaderini tayin hakkı en temel yaklaşımlardan biridir.

Kadının toplumsal konumunu; yaşı, bulunduğu toplumsal sınıf, kentte yada kırda yaşıyor olması gibi nedenler belirleyici olmaktadır. Kadının mensup olduğu etnik, dinsel, mezhepsel, sosyal-ekonomik, kültürel yapı, engelli olup olmaması kadının yaşadığı eşitsiz durumu, uğradığı ayrımcılığı ve mağduriyetin şiddetinide belirler.
Kadınlara yönelik güçlendirilme çalışmaları sadece yasal değişikliklerin yapılmasına yönelik değil aynı zamanda kadınların planlama aşamalarına katılması, kadınlara yönelik projelerde aktif yer alması, politik hareketliliğin sağlanması, kadın STK larının güçlendirilmesine de yönelik olmalıdır.
Kırsal Kalkınma ve Kadın
Kırsal kalkınma, kırsalda yaşayan bireylerin sosyal, ekonomik ve kültürel olarak dönüştürlmesini hedeflemektedir. Kırsal kalkınma politikaları bireylerin kendi yaşamaları üzerinde söz sahibi olmalarını ve yerinde refahın artmasını teşvik etmeye çalışarak göçü durdurmaya yönelik çalışmaları da kapsar. Kırsal yoksulluk ve yoksunlukla mücadele, vatandaşlık hakları, doğal kaynakların sürdürlebilir yönetimi, tarım ve tarım dışı istihdam, sağlık, eğitim gibi temel hizmetlere eşit erişimi sağlamayı destekler.
Kırsalda yaşayan kadını güçlendirmeye yönelik çok ciddi çalışmalar ve projeler vardır. Bunlardan biride Hüsnü Özyeğin Vakfının Gaziantep ve Bitlis'de uygulamış olduğu (HMÖV) "Kırsalda Umut Var" projesidir. "Kırsalda Umut Var" projesi "Fiba Gönüllüleri"nin etkin katılımı çercevesinde yürütülen bir projedir. Proje aynı zamanda "Özel Sektör Gönüllüler Derneği’nin 2012 yılı “En Başarılı Gönüllülük Projesi” ödülünüde almıştır. Bitlis ili Tatvan ilçesine bağlı Kolbaşı, Yassıca, Düzcealan, Tokaçlı, Dibekli, Bolalan köylerini ve bu köylere bağlı 5 mezrayı kapsamaktadır. Toplam nüfusu yaklaşık 1.800 olan Kavar Havza’sında, HMÖV'ün çalışma için yaptırdığı hane bazlı anket çalışmasına göre ortalama hane sayısı 8.3; kişi başı aylık medyan gelir 82 TL.dir. Ülke genelinde açlık sınırı 2013 yılı TÜIK verilerine göre 100 TL.dir. yani günlük 3,3TL ile bireyler yaşamlarını sürdürmek zorunda kalmaktadırlar. Proje kapsamında kadının güçlendrilmesine yönelik kadınlara; “çocukla iletişim”, “çevre”, “kadın sağlığı”, “çocuk sağlığı”, “beslenme”, “haklarımız” gibi konu başlıkları altında eğitimler verilmekte, süs bitki yetiştiriciliği, arıcılık, sabun yapımı, el işlemeciliği gibi gelir getirici konularda eğitimler verilmekte ve paratiğe geçirilmektedir. Proje kapsamında ekonomik gelişmenin yanı sıra sosyal gelişime yönelik çalışmalar da yapılmaktadır. Çocuklara yönelik resim yapma , ebru, halkoyunları, fotoğrafçılık gibi eğitimler ve atölye çalışmaları yapılmakta. Engellilere yönelik “girişimcilik” seminerleri düzenlemekte engelli bireylerin toplum ile birlikte eşit bireyler olarak yaşam alanları yaratılmaya katkı sunulmaktadır.

Yoksulluk ve Hayırseverlik
Yeni yoksulluk anlayışının yanı sıra yeni hayırseverlik anlayışları da gelişmektedir. FİBA Faktoring Genel Müdürü Sayın Oya Yüksel bu değişimi "Akıllı Hayırseverlik" olarak adlandırmaktadır. Toplumun gıda, beslenme ve sağlıklı yaşam bilincinin geliştirilmesi için çalışmalar yapan Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı. Yoksulluğun kader olmadığından hareketle kalkınma hakkını temel bir insan hakkı olarak gören “Kırsalda Umut Var” anlayışıyla projeler üreten Hüsnü Özyeğin Vakfı (HMÖV). “Bu topraklarda kazandıklarımızı bu toprakların insanları ile paylaşmak..”ilkesiyle toplumsal gelişim projelerini destekleyen Sabancı Vakfı, Türkiye'nin kalkınmasına ve kadınların iş gücü piyasasına dahil olmalarına destek vermek üzere başlatılan "Nar Taneleri Projesi"yle Boyner Gurubu gibi, ülkenin önde gelen sermaye gruplarının yapmış oldukları sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında yoksulluğun azaltılması için dezavantajlı gruplara yönelik kalkınma çalışmalarına maddi ve manevi destek vermektedirler. Böylece kazandıkları paraları çelik kasalarda saklamak yerine toplumun refahı ve kalkınması için yeniden dolaşıma sokmaktadırlar.

Kadın hakları acısından bir çağrıyı da yeri gelmişken yapmak isterim. Ülkenin önde gelen işveren Gruplarını temsil eden iki büyük kuruluşu olan Müstakil Sanayici ve 'İşadamları' Derneği -MÜSİAD ve Türk Sanayicileri ve 'İşadamlar'ı Derneği - TÜSİAD'a yapmak isterim. Bir çok kadın üyeleri ve hatta TÜSİAD'ın başkanlık makamına yükselen “Kadınlar”ın varlığına rağmen bu iki kuruluşun isimleri ne yazık ki "İşadamları" derneği olarak geçmektedir. Bir an önce cinsiyet ayrımcılığını çağrıştıran bu isimlerini değiştirmeleri "erkek" egemen anlayışın, kadın haklarına yaklaşımının da bir samimiyet göstergesi olacak gibi görünmektedir.

Engelliler İçin Değil, Engelliler İle Birlikte
Hiç şüphesiz en dezavantajlı durumda olan kırsalda yaşayan engelli kadınlardır. Ve engelli kadınlar ayrımcılığa en fazla uğrayan kesimdir. Kırsal kalkınma ve kadının güçlendirlmesine yönelik çalışmaların odaklanması ve öncelemesi gereken kesim engelli kadınlar olmalıdır. Kadının güçlendirilmesi ve onuruna saygı için her ne yapılıyor veya yapılacaksa engelli kadın için en az iki katı yada daha fazlasını yapmak gerekmektedir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı özelikle kırsalda yaşayan kadın ve engelli kadınlara yönelik daha kapsayıcı projeler üretmeli. Engelli kadını önceleyen yaklaşımları ve uygulamaları teşvik ederek öncülük etmelidir. Kadınların ekonomik, sosyal, kültürel güçlenmelerinin önündeki engellerin kaldırılması için ulusal ve yerel örgütlerin birbiriyle işbirliği yapmaları gerkmektedir.

Kadının ve de engelli kadının toplumda hak ettiği yeri ve değeri alması yada almaması aynı zamanda demokrasinin de turnusol kağıdıdır. Genelde engellilerin özelde ise engelli kadınların insani koşullarda insanca yaşama hakkı vardır. Engelli insanın hayatına dokunacak her ne çalışma var ise; "Engelliler için değil engelliler ile birlikte" ilkesiyle “lütuf” anlayışıyla değil, “hak” temelli yapılmalıdır. Engelli ve diğer dezavantajlı bireylerin önündeki ekonomik, sosyal, kültürel engellerin kalkması özgür, demokratik açık toplum olmakla mümkündür.

 

 BİZE YAZIN
     Sosyal Hizmet Uzmanı Web Sitesi
     E-Posta : sosyalhizmetuzmanlari@gmail.com

   

© Copyright 2011
www.sosyalhizmetuzmani.org