|
|
|
 |
ENGELLİ OLMAK
Av. Arzu Besiri / Sitemiz Yazarı
İstanbul Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Hukuku Yüksek Lisans Öğrencisi
arzubesiri@yahoo.com.tr |
Hani hep deyip de inanmadığımız bir söz
vardır: “ Hepimiz potansiyel olarak engelliyiz. “ diye. İşte ben o sözün nasıl
gerçekleştiğini sizlerle paylaşmak istiyorum. Genç, güzel, sevilen, başarılı
olan benim bir anda, kazayla bile değil baş ağrısı sebebiyle değişen hayatımı
çok kısaca anlatıp, sizlere hayatın gerçeklerinden bahsedeceğim. Bahsedeceğim ki
hazırlıklı olun, bahsedeceğim ki etrafınızdaki engelli bireylerle empati kurun,
bahsedeceğim ki mücadeleci olun ve asla yılmayın, bahsedeceğim ki bulunduğunuz
durumdan şikayet etmeyin ve şükredin.
Ben birkaç gün süren baş ağrısının son gününde doktora gitmek için evden
çıktığım o andan sonrayı ve o anı müteakip iki ayı hatırlamıyorum. Yoğun
bakımdan çıktıktan sonra da dört beş ayı kah hatırlıyorum kah hatırlamıyorum ama
başımı bile çeviremediğimi ve çektiğim o ızdırapları o kadar iyi hatırlıyorum
ki. Hastanede kaldığım yirmi bir ayın sekiz ayında yatakta tedavi gördüm ama
inanamadım, rüyada olmalıydım, konuşamıyordum, yemek yiyemiyordum, ben
sapasağlamdım yok ben bu kabustan uyanacaktım. Ama uyanmadım o zaman anladım ki
bu rüya değilmiş. Daha sonra durumumu kabullendim, bu kabullenişte zor olmadı
fıtratım itibariyle. Düşünsenize o dalyan gibi, becerikli kız gitmiş yerine
hareketsiz, konuşamayan ve asimetrik biri gelmişti. Güzelliğin g sinden eser
kalmamıştı. Hiçbir zaman ne annem, ne babam, ne de etrafımdaki insanlar
durumumdan dolayı benden utanmadılar ve her yere girip çıktım. Sadece
bakışlardan rahatsız oldum, sanki uzaydan gelmiştim.
Bazen insanlar iletişimde bulunmaya çalışırken iletişime geçmek bir yana
sorularıyla o kadar rahatsızlık veriyorlar ki. Zaten konuşurlarken, soru
sorarlarken çoğunlukla ben muhatap alınmıyorum, benim yerime yanımdakine
soruyorlar. Ve ben bunu hiç anlamış değilim. Yoksa beni adamdan mı saymıyorlar?
Benim ağzım,dilim yok mu? Bazen bu duruma o kadar illet oluyordum ki anlatamam.
Zaman ah vah deyip üzülme değil, mücadele etme, kaybettiklerimi geri kazanmak
için savaşma zamanıydı. Daha yirmi iki yaşındaydım fakat gerçeklerin de
farkındaydım. İğneyle tünel kazmaya başladım ama bu yolda yalnız değildim Allah’
tan sonra iki yardımcım daha vardı annem ve babam yada babam ve annem. Annelerin
çocuklarının hep yanında olması alışılmıştır ama babalar istisnadır, işte benim
babam da o çok az olan istisnaların içindedir. Başarımda da büyük pay sahibidir.
Doktorların yaşamaz, yaşasa da yatakta kalır dedikleri iki kere öbür dünyaya
gidip gelen ben yılmadan çalışarak yürüdüm normal olmasa da konuştum ve ağzımdan
yemek yemeye başladım.
Büyük bir azimle, olumsuz bütün şartlara rağmen yarım kalan okulumu sınavdan
sınava gidip soruların cevabını o az çıkan sesimle ve sorunlu nefesimle vererek
bitirdim, avukat oldum ve yüksek lisans yapıyorum. Gerçi derslere gidebilseydim
bile sağ kulağım duymuyordu, kalabalık başımı döndürüyordu ve o koskoca anfide
hocanın anlattıklarını nasıl duyacaktım? Evet çok büyük bir mücadele verdim ve
veriyorum. Engelli olmanın vermiş olduğu bütün sıkıntıları yaşıyorum. Beni
tanımadan önce insanlar pek kaile almıyorlar çünkü ben engelliyim. Tanıdıktan
sonra da çok şaşırıp takdir ediyorlar çünkü yine ben engelliyim. Hayret! Nasıl
olmuş da başarılı olmuşum, beni tanımayan bazı aklı evvellere göre işte
öylesine.
Ben sonradan engelli olmanın vermiş olduğu sıkıntılarla boğuşuyorum,
iyileşeceğim inanıyorum ve biliyorum. Peki diğer engelliler? Neden onlara
gereken önemi vermiyoruz, başarılı olmaları için yollarını açmıyoruz ve acıyarak
vah vah diyerek bakıyoruz? Durun ben size cevabını vereyim. Çünkü bu konuda
cahiliz. Okumuş olmak, iyi üniversiteler bitirmek bu konuda bilgi sahibi olup,
empati kurmaya yetmez. Çok güzel bir atasözümüz var: “ Ağaç yaşken eğilir. “
diye. Hakikaten engelli bilincinin eğitimi çocukken verilmeli. Gerçi şu son
senelerde insanlar yapılan programlar sayesinde daha bilinçlendi. Ama tıpkı bazı
Avrupa ülkelerinde olduğu gibi ilkokulda bu eğitim verilse her şey daha güzel
olacak.
Engellilere karşı tutumlarımız insan hakları evrensel beyannamesinde “ Bütün
insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana
sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar. “
ifadesiyle vücut bulur, bize düşen de hayata geçirmektir.
Ben körlük, sağırlık yada adı başka olan bir oyun oynamadım ama ne kadar zor bir
oyun olduğunu tahmin edebiliyorum. Çünkü zihinsel engel hariç en ağırından
hafife doğru engelleri yaşadım. Kör olmadım ama görme engelini de haddinden
fazla çift görerek, dünyamı döndürecek şekilde yaşadım.
Tabi ki engellilerin sorunlarıyla ilgilenen, o sorunları kendine dert etmiş çok
değerli kişiler var ama yeterli değil. Kendime şu soruları soruyorum: “
İnsanların engellileri anlayabilmeleri ve empati kurmaları için acaba
hayatlarının bir bölümünü engelli olarak geçirmeleri mi gerekiyor? “ Yada illa
yüreği yanan kişilerin mi engellilerin sorunlarıyla uğraşması gerekiyor?
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|