Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 


Engellinin İnsan Hakları Açısından Çalışma Hakkı

Hasan KAYA/ Sitemiz Yazarı
haskaya58@yahoo.com


HASAN KAYA
Engellinin İnsan Hakları Hareketi Sözcüsü

Birleşmiş Milletler Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi giriş bölümünde “İnsanlık ailesinin tüm üyelerinin niteliğindeki onurun ve eşit ve ayrılmaz haklarını tanımanın dünyada özgürlük, adalet ve barışın temeli olduğuna” vurgu yaparak aslında farklılıkların eşitliğine dikkat çekmektedir.
“Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka bir görüş, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğuş, ya da benzeri başka bir statü gibi herhangi bir ayrım gözetilmeksizin bildirgede öne sürülen tüm hak ve özgürlüklere sahiptir” (BMEİHB Madde 2), diyerek, kimseye ayrımcılık yapılmasını yasaklamaktadır.
Engellinin insan hakları için politika geliştirmek ve ayrımcılığa karşı olmak, ilk başta engellilere yönelik kullanılan dil ile mücadele etmekten geçmektedir. Kamuoyunda geniş yer bulan; engellilerin işe yaramaz, beceriksiz, yeteneksiz, niteliksiz kişiler olarak görülmeleri, engelliliğe dayalı ayrımcılık uygulamalarının temelini ve meşruluğunu oluşturmaktadır. Engelliler bu bakışın yansıması olarak karşılaştıkları sorunlar karşısında hak arama yerine verilen ile yetinmeyi tercih etmektedirler. Engellilere verilen/sunulan imkanlar bir lütuf olarak görülmekte, sadaka kültürü ve bunun oluşturduğu minnet duygusu içselleştirilmeye çalıştırılmaktadır. Hak kavramı ve hak arayışı küçümsenerek tehlikeli kavramlar olarak gösterilmeye içi boşaltılarak sloganlaştırılmak istenmektedir.
Seçimler yaklaşırken, hemen hemen bütün siyasi partiler, Milletvekili Aday listelerinde engellilere yer vererek engellileri ne kadarda sevdiklerini gösterme yarışına girdiler. Sayısal anlamda çok olmasalar da en azından engellilere yönelik politika açısından bir paradigma değişimine de işaret etmekteydi. İktidar partisi, Anayasa değişimine yönelik 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan Referandum da. Anayasanın eşitlikle ilgili 10.maddesi ne , engelliler ile ilgili yapılacak düzenlemeler ayrımcılık sayılamaz diyerek. Engelliler acısından pozitif ayrımcılığı savunmuş, Anayasa Mahkemesi ve Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu yapısında yapılan değişiklik ile ilgili gelen eleştirilere, engelliler üzerinden yürütülen propagandayla yüzde 58 gibi bir oy oranıyla Referandumdan galip çıkmıştı.
Engelliler ile ilgili önemli yasalar çıkaran, BM Engelli İnsan Hakları Sözleşmesine ilk imzayı atan ve kabul eden iktidar partisinin, kabine üyesi de olan bir bakanın, Batmanda görme engelli bir bireye söylediği “gözlerin görmediği halde biz sana iş verdik, hala ne konuşuyorsun” demesi. Aklı selim düşünen vicdanlı herkesi yaralamıştır. Bu nu söyleyen Bakanın bulunduğu konum gereği, bireyin “sağlık hakkı”nın korunması bakımından düşünüldüğünde daha da önemli bir hal almıştır. Seçim propagandası için hazırlatılan, TV lerde her gün gösterilen TC. Sağlık Bakanlığı menşeli, evde bakım reklam filmi ile kıyaslandığında, söylenen ile yapılananın bu kadar birbirine yabancı olması da irdelenmesi gerekmektedir.
Engelli bireyin çalışıp ekonomik özgürlüğünü kazanması, eşit bireyler olarak topluma katılmasına ve bağımlılıktan da kurtulmasına neden olacaktır. Aynı zamanda çalışma sadece para kazanmanın bir aracı değil, sosyalleşmenin ve sosyalleşerek insanileşmenin de bir aracıdır. Çalışan birey toplumsal hayata dahil olur ve diğer insanlarla iletişim kurar.
Ülkemizde uygulanan, 50 kişi ve üzerinde kişi çalıştıran kamu ve özel kurumların yüzde 3 engelli istihdam etme zorunluluğu, uygulama açısından bir dolaylı ayrımcılığa dönüşmektedir. Mesela engelli bir bireyin yalnızca engelli iş taleplerine başvurmak zorunda olmaları, yüzde 97'lik istihdamın dışında kalmalarına neden olmaktadır. Engelliler ile ilgili yapılan çağrıların, genellikle temizlik, paketleme, yapıştırma, yük taşıma gibi vasıfsız, beden işine dayalı olması, terfi etmeye kapalı olması sıkça karşılaşılan sorunlardandır. Bunun sonucunda engelliler düşük ücret ile çalışmak ve emekli olana kadar aynı pozisyonlarda çalışmak zorunda kalmaktadırlar.
Çalışmak, engellilere yönelik bir ayrıcalık değil, bir insan hakkıdır. Türkiye’nin de imza koyduğu, İLO sözleşmesinin ana gövdesini oluşturan çalışanlar arasında ayrımcılık yapılmaması ve “eşit işe, eşit ücret” ilkesinin dile getirilmesinden ve talep edilmesinden başka bir anlam yüklemek, engellinin kaderine razı olmasını beklemek, ileri demokrasi bağlamında kabul edilir olsada, liberal demokrasi açısından kabul edilir bir durum değildir.
Engelliyi birey olarak görmeyen anlayışın, ayrımcılıkla ilgili konularda söz söylemesi ve tavır alması beklenemez. Ayrımcılığa karşı olma aynı zamanda bir duruşu da beraberinde getirmektedir. Ayrımcı bakış açısı aslında bedenler üzerinden yürütülen bir iktidar savaşıdır. Diğerinin ötekileştirilmesi ırkçılık anlayışının farklı bir yansımasıdır. “İnsan hakları hareketinin belki de başlangıcı, insanın insanileştirilmesi, insanlaştırılmasıdır”. İnsan hakları için mücadele “herkesin farklı ve herkesin eşit olduğuna inanmaktan geçer.

Engellilerin sorunları salt, ekonomik yaklaşımlarla, maaş bağlamak vb. açılımlarla çözülemez, sosyal, kültürel, siyasal hakları verilmeden, engelliyi birey olarak kabul etmeden, ne yoksulluktan ne de yoksunluktan kurtarabiliriz. Tek başına yasal düzenlemeler, sorunları çözmez, tam tersine sorunların çözümsüzlüğünü de içinde barındırır. Önemli olan, başta yasalar altına imza atanların attıkları imzalara sahip çıkmasından geçmektedir.
“İnsan hakları” evrenseldir ve engellilerde, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakan kadar bu evrenin saygın, vazgeçilmez ve asli bir parçasıdır. Politika oluşturma, karar alma ve uygulama süreçlerinde amaçlanan hedeflere ulaşılması, ancak Yasaların çıkarılması kadar,. çıkaranlarında bilinçlendirilmesinden geçmektedir.
Engelli bireyin, kendi gereksinimlerini ifade etme, seslerini duyurma, karar alma süreçlerine aktif ve eşit derecede katılma, yani kendi kaderlerini belirleme hakkını kullanma mücadelesinde, onları destekleyecek ve güçlendirecek her alanda sosyal politika ve düzenlemelere gereksinim vardır. Diğerini ötekileştirmeden “ya bu, ya şu” yerine “hem o, hem bu” diyebilmeliyiz, Bireyi bireyin, bireyi toplumun, bireyi devletin, karşısında güçlendirmeden, kültürler arasında iletişimi sağlamadan, engellilerin kendi daracık kapalı alanlarından, açık toplumsal alanlara çıkmalarına öncülük etmeden, özgürlüğü savunmadan eşitliği sağlayamayız. “İleri demokrasi”den bahsedemeyiz. Unutulmamalı ki, “Herkes Farklı, Herkes Eşit”.

 

 


               Bize Ulaşın

Google
 

 

 

UYARI! ©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.