Sosyal Hizmet Mesleği

Sosyal Hizmet Alanları

Sosyal Kaynak
Bilgiler

     
   
   





Kemal GÖKCAN  / Sosyal Hizmet Uzmanı Site Editörü

 
 


ENGELLİLİĞE TOPLUMSAL  BAKIŞ


Engellilik,tanım aşamasından başlayarak sorunlar içeren bir konudur. Bu tanım sorunları yanında,terimlerin Türkçe çevirilerine ilişkin sorunlar bulunmaktadır. 

Bu tanımları ele aldığımızda Özürlülük terimi bozukluğa bağlı olarak kişinin normal kabul edilen işlev ve davranışlarındaki geçici ya da kalıcı kayıp olarak belirtilir.

Kişi için normal kabul edilen sosyal rolü engelleyen olumsuz durumların varlığını dile getirmek içinde engellik terimi kullanılmaktadır. Yani engellik terimi,bireyin toplum yaşamında öteki bireylerle eşit olarak yer alma olanağının kaybolduğunu ya da kısıtlandığını vurgulamaktadır. Özürlülük teriminin kullanmasında temel amacın,bireyin içinde bulunduğu durumu dile getirmektir.

Sakat sözcüğü ile engellilik –özürlülük terim çifti arasında seçim dilsel açıdan doğru olanla toplum psikolojisi ve bireysel psikoloji açısından seçim yapmak gerekir. 
Son zamanlarda engellilik terimi özürlülük ve sakat teriminde kapsayarak kullanılmaktadır. Bu terimi bu şekilde kullanmak oldukça yanlış olup,farklı terimlere aynı anlamları yüklemektedir. Her üç terimde farklı anlamları ve vurguları vardır. 

Bu durumu örneklersek bir kişinin sağ kolunun olmaması o kişinin kolundan dolayı sakat olduğu anlamına gelir,sağ kolunu kullanamaması o kişinin özrüdür. Bu özründen dolayı kalem tutarak yazı yazamaması,yazı yazmada engellemiştir. Yazı yazamaması onu bu işlevinde engelli yapmıştır. Görüldüğü gibi her üç terimin yüklediği anlamlar farklıdır. Beraberinde tanımları da farklıdır. Bizlerin bu üç terimi kullanmada engelli terimini seçmemizin temel nedeni toplumsal bakış açımızdır. Sakat teriminden oldukça uzak durmaktayız,çünkü bu terim ile kırıcı olacağımız düşünürüz. 

Engelliliğe toplumsal bakışımızda “empati”nin önemini vurgulayan pek çok bilimsel çalışma olmasına karşın,önemli anlam sorunları bulunmaktadır.

Öncelikle “empati”nin tanımına bakacak olursak,karşımızdakinin yaşamına ve sorunlarına ilişkin yaşantılarını anlamak ve kavramak için kendimizi onun yerine koymak,bir süre bu durumda kalıp gereken bilgi ve kavrayışa ulaştıktan sonra kendi konumuza geri dönerek elde ettiğimiz verileri kullanarak davranmak empati yapmaktır. Engellilik yaşantısı bu anlamda oldukça özellikli bir yaşantıdır ve toplumsal süreçlerle sıkı sıkıya ilintilidir. 

Engellilik de toplumsal alanda etiketlenmeyle karşı karşıya olan gruplardan biridir. Etiketlenmeyle ilgili pek çok sosyal psikolojik olumsuzluk söylenebilinir. Burada engelli bireyin algılanması ve değerlendirilmesinde empatiyi gerçekleştirememe durumunda; acıma duygusu ve daha sonra ise uzaklaşma söz konusudur. Temel açıma duygusu olmamalı, engelli bireyi olduğu gibi kabul etme olmalıdır.

Engellilik yaşantısı bireyin özel yaşamında ve toplum yaşamında farklılık yaratarak belirleyici olur. Engellilere yönelik destekleyici uygulamalar ve pozitif ayrımcılık bu yaşantının zorluklarını bir ölçüde giderirken,bir başka açıdan bu farklılığın ve dezavantajın oluşturduğu sorunları gidermesinde yardımcı olur. 

Engellilerin gereksinimlerine yönelik uygulamaların hedefi ,onların toplum içerisindeki yaşamlarında fırsat eşitliğini yaratmak ve sürdürmek olmalıdır. Fırsat eşitliği yönünde etkin adımlar atılıp ilerleme sağlandıkça,pozitif ayrımcılığa gerek kalmayacak ve giderek engellilik üzerindeki bu etiketlendirme ortadan kalkacaktır. 

         Engelliliğe Toplumsal bakışımızda;

-Engellinin tam bir insan oluşunu kabul etmeliyiz.

-Vatandaşlık haklarını gözetmeliyiz.

-Farklılıklarına saygı göstermeliyiz.

-Yaşamına saygı göstermeliyiz.

-Bireysel onuruna saygı duymalıyız.

-Temsil edilmesini sağlamalıyız.

-Engellinin hakları ile mücadelesinde dayanışma içinde olmalıyız. 

-Fırsat eşitliği sağlamalıyız.

        Sonuç olarak,engellilik kavramı etiketlenmelerle,önyargılarla ayrımcılıklarla,aşağılanmalarla toplumsal dışlanmaları en aza indirgemeli ve fırsat eşitliği yaratılmalı,engellilerle dayanışma duygusu geliştirmeliyiz. Toplum olarak bunu başardığımızda engelli yurttaşlarımızın sorunlarını çözmede ve onları anlamada başarılı oluruz . 


 En genel tanımı ile Empati ,bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bu durumu ona iletmesi olarak tanımlanmaktadır.

 İletişim ise Toplum içinde yaşayan insanın kendisini ve çevresini daha iyi tanımasını ve başkaları ile uyumlu ilişkiler gerçekleştirmek için etkileşim kurabilme ve bu etkileşimi geliştirme becerisidir. 

İnsan topluluğu ve davranışları ile ilgili her dalın iletişimle ilgilenmesi gerekmektedir. İletişimin gerçekleşmesinde Empati en temel eylem olmalıdır.   
Bu bağlamda Empatik iletişimin gerçekleşmesinde ,karşımızdaki kişiyi işitmek yeterli olmaz. Onun söylediklerini anlamak,düşünmek,etkin bir dinleyici olmak gerekir. Onun duygularını yansıtma fırsatı vermek,kendini ifade etme ortamı oluşturulmasında Empatik iletişim gereklidir.

Empati kurmak için öncelikle karşımızdaki kişinin bizim gibi bir varlığı, bizden farklı değer yargıları ve inançları olduğunu bilmek ve bunu kabul etmek gerekir. Bu kabulden hareketle, etkileşimde bulunduğumuz kişinin haklı/haksız, iyi/kötü biçiminde yargılanmaması, sadece onun durumunun anlaşılabilmesi için çaba gösterilmesi gerekir (Harrow, 1999) 

Modern hayatın içerisinde yaşadığımız bir çok sorun alanın empatik kavramıyla ilişkilidir. Günlük hayatın içinde unuttuğumuz değerler ve dayanışma açısından empati son derece önemlidir. Yine bir çok kaygı ve sorun arasında kendimiz karşımızdakinin yerine kayabilmemiz son derece güçtür. 

İletişimde empatinin kurulabilmesi için,kişinin karşısındaki kişinin hem duygu hem de düşüncelerini doğru olarak anlaması büyük önem taşır. Ayrıca empati kuran kişinin zihninde oluşan empatik anlayışı karşısındaki kişiye iletmesi de empatinin gerçekleşmesinde son derece önemlidir. Bir başka deyişle karşımızdaki kişinin duygu ve düşüncelerini anlamak yeterli değildir. Bunun iletilmesi de gerekmektedir.

Emaptik anlayışımızın gelişmesi için Ben-Merkezcilikten uzaklaşmamız gereklidir. Hatta zorunludur. Ben – Merkezcilik iletişimi engelleyen faktördür. Bu durumda insanların duygularını ve ne hissettiklerini anlamakta zorluk çekilir. 
Empatik iletişim becerimizin gelişmesi için iş birliği,yardımlaşma ve dayanışmaya acık ,savunucu iletişimden uzak,farklılıklar arasında benzerliği aramaya çalışan birey olunmalıdır.

Bireylerin gelişime açık,kendini yenileyen,önyargılardan uzak,iletişim kurduğu kişinin bulunduğu yeri değerlendiren demokratik tutumu davranış edinmiş kişiler bu kazanımlarını empatik iletişimi gerçekleştirerek yapmışlardır.
Bir başka deyişle empatik iletişim içinde olan birey demokratik tutum ve davranış sergileyen bireydir. Bu bağlamda empatik iletişim,bireylerin birbirini anlama ve iletişim den kaynaklanan sorunların çözümünde en temel etkidir. 
Bir çok sorunun anlaşılamamaktan kaynaklandığı,karşısındaki kişiyi kabul etmeme veya dinleme gibi iletişimi engelleyen tutumlar içinde olmanın temeli empatiyi geliştirememektir.

Emapatik iletişimi gerçekleştiremeyen Ebeveynler eğer çocuklarını anlayamıyor,onların tutum ve davranışlarını değerlendirmede zorluk çekiyorlarsa,çocukların sorunlarına yardımcı olmak istiyor,fakat bunu başaramıyorlarsa,çocukları ile olan sorunlarının çözümünde hemen empatik iletişim kurmayı başarmalıdırlar.
           
Empatik iletişimi gerçekleştiren Ebeveynler,çocuklarına güven duygusunu kazanmış,onların duygu ve düşüncelerini anlatmasında dinleme becerisini geliştirmiş,çocuklarının yaşının getirdiği psiko-sosyal sorunlara çözüm bulmuş ailelerdir. Bu ailelerde demokratik tutum ve davranış kazanılmış olup,sağlıklı ve başarılı çocuklar yetiştirmektedirler.

Çağımızın getirdiği bir çok farklı sorunla karşı karşıyayız bir çok sorun tartışılmadan ketlenmektedir. Çocuklar anne ve babasından uzaklaşmakta,çevresindeki kötü niyetli kişilerle iletişim kurmaktadırlar. Okullarda şiddetin artması,uyuşturucuya yönelim tüm bu tutum ve davranışların temelinde empatik iletişimin geliştirilmemesi nedendir.

Mutsuz evlilikler ve bunun sonucu artan boşanmalar,eşler arasında sorunlarına yaklaşımda empatik iletişim geliştirememek belirleyici önemli nedenlerdir.

Empatik iletişimin yetersizliğinden dolayı yukarıdaki örnekleri artırabiliriz. Amacımız olumsuzlukları vurgularken bunların tartışılarak bir sonuca gitmesidir. 

Bu bağlamda birey olarak empatik tutum ve davranışı geliştirmeli bu konuda Psikiyatrisler,Psikologlar,Sosyal Hizmet Uzmanları,Sosyologlar,Akademisyenler,Öğretmenler ,İletişim Uzmanlarına görev düşmektedir.

Yurttaşlarımızın, sorunlarının tartışılması, çözümü,kendisini ifade etmede , demokratik bir toplum için empatik iletişim geliştirilmelidir.  
 
 

 




Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye  

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.