Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları
İnsan hakları Bilgileri

 

  Hızlı Erişim
 


Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

Erotik, Pornografik ve Uylaşımsal Filmler Üzerine

Prof. Dr. Hayrettin Kara

Ünlü analitik psikolog Otto Kernberg cinselliği ele alış biçimleri açısından filmleri üç ana kategoriye ayırır; Uylaşımsal, erotik ve pornografik. Uylaşımsal filmlerden kastı cinselliği işlerken toplumun ortak kabül gören ahlaki normlarını esas alan filmlerdir. Uylaşımsal filmlerde aleni cinsellik yoktur. Varsa da bunlar değersiz ya da lanetlenesi ilişkiler şeklinde tasvir edilir. Mutlu eşler arasında da tutkulu cinsellik asla öne çıkmaz. Kernberg Uylaşımsal filmlere tipik bir örnek olarak The Breakfast Club (Kahvaltı Klubü) (Hughes 1985) filmini verir.



Bizde de Öldüren Cazibe ismiyle gösterime giren ve epey gürültü koparan Fatal Attraction (Lyne 1987) filmi de Kernberg'e göre tümüyle bir uylaşımsal filmdir. Zira erkeğin cazibeli bir kadınla girdiği evlilik dışı ilişki ortak ahlaki değerleri çiğnediği için sonucu itibariyle yıkıcı ve tehlikeli bir ilişkidir. Hernekadar filmde aşıkların erotik ilişkisi öne çıkıyor gibi görünse de sonunda aile kurumu kutsanır ve erkekler sakın ha!! uyarısıyla koltuklarından kalkarlar. Diğer bütün uylaşımsal filmlerde olduğu gibi bu filmde de karı koca arasında erotik bir cinsellikten eser yoktur.

Pornografik filmlerde ise ortak ahlaki ölçülerden hiçbirisi yoktur. Psikoloji terminolojisiyle süperegonun canına okunmuştur. Utanmaz ve arsız filmlerdir bunlar. Pornografik filmlerde cinsel ilişkinin insani olmaktan çıkarılması cinselliğin tümüyle mekanikleştirilmesine yol açar. Ortada insanlar değil genital organlar vardır.

Seyirciler de filmdeki kişiliklerle ya da insani ilişkilerle değil cinsel eylemin kendisiyle özdeşleşirler. Cinsel organların fetişleştirildiği bu filmlerde cinsellikle başta sevgi olmak üzere duygular arasındaki bağ bilinçli olarak koparılmıştır. Cinselliği mekanikleştiren bu filmler sonunda tatsızlaşır ve sıkıcılaşır. Pornografik filmlerin oyuncuları, yönetmenleri ve yapımcılarının psikolojisi üzerine yapılan bir araştırmanın sonuçları da gerçekten ilginç. Bunlar genellikle cinsel travmalara maruz kalmış, kendilerini örselenmiş ve aşağılanmış hisseden insanlar.

Peki erotik filmler üzerine ne diyor Kernberg. Ayrı bir yazıyı hak edecek kadar önemli olan erotik filmler ve erotik sanat bir sonraya.

 

 

 

 


 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.