|
|

ETKİLİ İLETİŞİME YÖNELİK BAZI YAKLAŞIMLAR
Sosyal Hizmet Uzmanı Ramazan ALTUNÖZ
Çukurova Üniversitesi
Mediko-Sosyal merkezi
İletişim
hayatı dinamik kılan etmenlerin başında gelir. Hele etkili iletişim söz
konusu olunca bu söylem iyice pekişir. Her insan duygu, düşünce ve
isteklerini karşı tarafa aktarırken etkili olmak ister. Bunu iletişim
diliyle söylersek her kaynak hedefte kuvvetli bir etki yaratmak ister. Bu
önerme insanlar için genel bir hedeftir. Fakat hayatın telaşlı, heyecanlı
bazen de sıkıcı koşuşturmasında birçok insan karşı tarafa vermek istediği
mesajı bir türlü veremez. Arkadaş, eş, kardeş, yoldaş gibi değişik
boyutlarla birbirlerine çok yakın olan insanların bile birbirlerine duygu,
düşünce, ihtiyaç ve isteklerini aktarırken bir türlü tam istedikleri gibi
aktaramadıklarını görülmektedir. Bu yüzden her gün toplumda bir sürü
tartışma, kavga, ayrılma, boşanma, hatta bazen ölüme varan şiddet
kullanımlarını da tanık olunmaktayız.
Bir mesajı karşı tarafa istendik
biçimde aktarabilmek ve karşı tarafta istendik etkiyi yaratabilmek etkili
iletişimin ta kendisidir. Etkili iletişim hayatı daha zevkli, daha başarılı,
daha çekilir kılmanın yapı taşlarından biridir. O zaman hayatımızı bu kadar
etkileyen iletişime yönelik bazı yaklaşımları anlamaya çalışalım.
Etkin iletişime yönelik yaklaşımların başında zamanlama gelir. Her şeyin bir
zamanı ve ölçüsü vardır. Bir yemeği iki dakikada pişirmeye kalkışırsanız pişmez
çiğ kalır. Yine tam aksine gerekli zamandan fazla olarak birkaç saat pişirmeye
kalkışırsanız yanar kömür olur. Aynı durum iletişim içinde geçerlidir.
Söyleyeceğimiz sözleri gereğinden fazla uzatır veya kısaltırsak karşı taraf bizi
eksik, yanlış veya farklı anlayabilir. Mesajlar kısa öz ve anlamlı olmalıdır.
Gereksiz abartılardan ve gereksiz kısaltmalardan kaçınmakta fayda vardır.
İletişimde uygun zaman çok önemlidir. Hem kaynağın hem de alıcının bir şeyleri
paylaşmaya hazır olması gerekir. Taraflardan biri bir şey paylaşmak istediğinde
karşı taraf umarsız, ilgisiz veya daha önemli işle meşgul ise beklenen etki
gerçekleşmeyebilir.
Bir mesaj öfke, sinir, heyecan, korku ve ya aşırı sevinç gibi duyguların etkisi
altında olunan bir zamanda paylaşılmak istenirse zayıf kalır veya hiç
anlaşılmayabilir. Kavga eden iki insanın kavga anında birbirinden ne istediğini
anlaması oldukça zordur. Bu tip durumlarda birbirlerinden ne istediklerini
anlamak bir yana ancak ve ancak tehditler, hakaretler ve olumsuz duygular akılda
kalır. Bunun için her iki tarafında kendini iyi hissettiği olumlu bir zamanda
paylaşımın daha etkili olması beklenir.
Duygu düşünce ve istekler belirli bir zaman aralığında paylaşılmalıdır.
Zamanında verilmeyen tepkiler kuşku ve güvensizlik yaratabilir. Hatta bazı
durumları yaşamak ve paylaşmak için geç kalınabilir. Bu yüzdende mesaj anlamını
yitirebilir. Olumlu ve etkili bir iletişim için duygu ve düşünceleri belirli bir
zaman aralığında ifade etmek daha anlamlı olur.
Bir mesajın karşı tarafa nasıl aktarıldığı en az zamanlaması kadar önemlidir.
Hatta kimilerine göre tarz yaklaşımı zamanlamadan daha önemlidir. İnsanların
aktarmak istedikleri mesajları nasıl aktardıkları sonucu yakından ilgilendirir.
Bir mesajın karmaşık veya anlaşılır olması, yumuşak veya sert olması, uzun veya
kısa olması, duygusal veya düşünsel olması, akıcı veya sıkıcı olması etkisinin
yönünü çizer. Bunun için karşı tarafı da düşünerek olumsuz durumlar
doğurabilecek üsluplardan kaçınmakta olabildiğince fayda vardır.
Emir verir gibi, önemsemez gibi, aşırı önemser gibi, küçümser gibi, suçlar gibi,
kavga eder gibi karşı tarafa davranmak istenen etkiyi farklı bir yöne çekebilir.
Etki tepkiyi doğurur. Nasıl bir tarzla yaklaşırsanız ona göre bir tepkiyle
karşılaşabilirsiniz. Karşı tarafta savunma, kaçış, saldırı, belirsizlik vb
olumsuz durum yaratabilecek mesajlardan kaçınmak gerekir. Hassas olmak, gerekçe
bildirmek ve olumlu bir dil kullanmak, anlaşılır ve yalın olmak bir tarz olarak
etkili iletişim için vazgeçilmez unsurlardır.
Kimi insanlar amaçlarını gerçekleştirebilecekleri her yolu bir iletişim biçimi
olarak görürler. Bu yaklaşım belli durumlara göre olumlu belli durumlarda da
olumsuz bir hal alabilir. Şekilden şekle girebilen sık ve zıt değişim süreçleri
olabildiği gibi tutarlı düzenli değişimlerde söz konusu olabilir. Kişi
Makyevelist bir tarz içinde amaca götüren her yol mubahtır felsefesinde olursa
ilişkiler zedelenebilir. Burada kişi en azından bir defa amaca ulaşma
potansiyeline sahiptir. Fakat amaca ulaşma yolunda kullanılan kişiler
manipülasyonu fark ederse aradaki güven kaybolur ve bundan sonra süreç etkisiz
bir iletişime doğru kayar. Tam tersine kişi gerçekten amaca uygun, tutarlı ve
sahici bir değişim içinde olursa iletişimin etkinlik süresi ve niteliği de
olumlu yönde gelişir. İlişkilerde bilinçli bir esneklik çoğu zaman etkili bir
iletişimi güçlü kılar.
İnsanlar bazen belli durumlar karşısında kendi alışılagelmiş davranış
kalıplarının dışına çıkarak farklı davranışlar sergileyebilirler. Genelde çok
sakin olan bir insanı çok sinirli veya genelde öfkeli olan bir insanı gayet
soğukkanlı görebilmemiz mümkündür. Biz şaşırıpta neden böyle davrandıklarını
soracak olursak; durumun öyle gerektiğini söyleyebilirler. Çıkarlarını
koruyabilmek veya fırsatları değerlendirebilmek adına insanlar duruma göre bir
davranış ve iletişim şekli geliştirebilirler.
Karşıdaki kişinin özelliklerine göre, zamana göre, ekonomik, sosyal ve
psikolojik durumlara göre o ana özgün davranışlar geliştirilebilirse iletişim
daha etkili olabilir. Kişiler sürekli standart bir davranış kalıbı içinde
olurlarsa bazı durumlarda zorlanabilirler. İlişkiler tekdüze olabilir ve
tıkanabilir. Bu yaklaşımda da empati kurma ve duruma göre bilinçli bir esneklik
iletişimi daha güçlü yapabilir.
Sonuç olarak insanlar bütün bu yaklaşımları bir birbiriyle ilişkili dinamik bir
süreç şeklinde de görebilirler. İnsan duygu, düşünce, ihtiyaç ve isteklerini
karşı tarafa doğru zamanda, doğru yerde, amaca uygun bir tarzda ve uygun bir
durumda aktarabilmesi mümkündür. Bunun için esneklik, empati, aktiflik, saygı,
paylaşım, sabır, dinleme, güven, girişim gibi ilkeler yardımcı olur. Etkin
iletişim sadece bir yaklaşımı benimseme yoluyla değil bütün bu yaklaşımları
bütünsel bir sistem dahilinde kullanabilme yeteneğine göre değişiklik gösterir
ve şekil kazanır.
|
|