Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap - Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları
İnsan hakları Bilgileri

 

  Hızlı Erişim
 

Sitemizin Yazarları

Google
Web sosyalhizmetuzmani.org

AVRUPA BİRLİĞİ YOLUNDA SOSYAL HİZMET ÜTOPYASI

Sosyal Hizmet Uzmanı. Aziz ŞEKER
Sitemiz Yazarı

 Sosyal hizmetin aktörleri alanlarıyla ilgili konularda çözümsüzlüğün altına imza atma yarışında değil çözüm yolları ve sosyal refah toplumuna ulaşmanın kavgasında birleşmeli… Sosyal hizmetin 21. yüzyıldaki tutunuşunu da bu sosyolojik tavır işlevsel kılabilir. Yoksa küresel kurtlar sofrasında mürekkebi biten bir sosyal hizmet idealine ancak bir “ durgunluk”  yol arkadaşlığı yapabilir…        

            Sosyal hizmeti yerelde özgün bir çabayla somutlamak için disiplin ve meslek olarak evrensel hukuk değerlerini içselleştirmek zorundayız. Bu tür bir kabul ertesinde gelişecek olan sosyal hizmet tutumu, sosyal hizmeti hakkıyla uygulamanın koşullarını da beraberinde getirecektir…

         Sosyal hizmetin varlık nedeni ekonomi politiktir. Yoksulluk dinamiklerini toplumsal yapısında taşıyan Türkiye’de, sosyal hizmetin, demokratikleşme ekseninde gelişmesi için evrensel insanlık değerlerini özümsemesi şart. Bu ise bizi Avrupa Birliğine itekliyor. Sosyal ekonomik refah yönünden Avrupa Birliği standartlarına ulaşmak Türkiye için önemli toplumsal gelişme aşaması olarak kabul edilmektedir. Bu siyasi bir karardan öte Türkiye’de yurttaşın beklentisini karşılamasıyla da ilişkilendirilebilir…

         Sosyal hizmet, Türkiye toplumsal yaşantısını Avrupa’nın eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, konut, bilim, beslenme, sanat vb. “değerlerine” ulaşma konusunda zorlamalıdır. Gerekirse sosyal siyaset temelinde baskı unsuru olması gerektiğini de kanıksamak gerekiyor. Bu altı çizilen noktada sosyal hizmetin pozisyonu tartışılmalıdır.

         Ben sosyal hizmetin; sosyal siyaset temelinden hareket ederek evrensel insanlık değerleri sorunsalında uğraşı vermesi gerektiğini düşünüyorum.

         Ulusal parametreler tartışmak istediğim olgular değil. Evrensel sözleşme, insanın yaşam niteliğini, onurunu, özgürlüğünü, hukuksal bir dayanağa oturtur ve kolay kolay elit bir azınlığa yaşam olanaklarını elde etme şansı tanımaz. Farklı toplum kesimlerini eşit koşullarda bir araya getirir. Sosyal hizmetin 21. yüzyıldaki iddianamesi de sosyal ekonomik sağlık ekseninde böyle gelişebilir.

         Sosyal hizmet, Avrupa Birliği yolunda aydınların çoğunun cesaret edemediği bir sürecin sosyal mevzuat dolayımında tetikleyicisi olabilir. Bu nedenle öncelikle sosyal hizmet düşün dünyası bu konuyla ilgili olarak ne istediğini bilmeli ve kararını o yönde vermelidir.

         Çoğu sosyal hizmet kuramcısı gibi ben de sosyal hizmetin, temel öznesinin insan gerçeği olduğuna inanıyorum. Bu gerçeklik “evrensel” insan değerinde varlık buluyor ancak. Dolayısıyla insanın insanca yaşamasında düğüm çözülüyor. Özgür ve mutlu, iyi yaşama koşullarına sahip olma sözü edilen bu doğrultuda ancak geçerlilik bulabilir.

         Sosyal hizmet; Türkiye insanının çıkarının sözcüsü olmalıdır. Herhangi bir güç odağının değil. Türkiye insanı ise 21. yüzyılın  ütopyasını ancak AB olanaklarıyla sınayabilir. Ama bunu da gerçekten istiyorsa; Gazi’nin dediği muasır medeniyet seviyesine ulaşma ufkuyla özlemlerini doğrulayabilir… Sosyal hizmet için bu diyalektik çatı kimi eleştirilere açık olmak koşuluyla ileri sürülebilir.

         Sosyal hizmetin aktörleri alanlarıyla ilgili konularda çözümsüzlüğün altına imza atma yarışında değil çözüm yolları ve sosyal refah toplumuna ulaşmanın kavgasında birleşmeli. Sosyal hizmetin 21. yüzyıldaki tutunuşunu da bu sosyolojik tavır işlevsel kılabilir. Yoksa küresel kurtlar sofrasında mürekkebi biten bir sosyal hizmet idealine ancak bir “durgunluk” yol arkadaşlığı yapabilir…