Sosyal Hizmet Mesleği

Sosyal Hizmet Alanları

Sosyal Kaynak
Bilgiler

     
   
   



 

Fatih KILIÇARSLAN

Sosyal Hizmet Uzmanı, Aile ve Evlilik Danışmanı

 
fkilicarslan34@gmail.com

   
   

İnsan Hakları Sorunu “Evsizlik ve Evsizler”
 

 

*Fatih Kılıçarslan


Yoksulluk, günümüz dünyasının en önemli sorunları arasında yer almaktadır. Gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeler için farklı boyutlarda olsa da, yoksulluk sorunu çözüm bekleyen öncelikli konular arasında yer almaktadır. Zenginin daha zengin, fakirin daha fakirleştiği küresel kapitalizm düzeni beraberinde birçok sosyal sorunlarının artışına yol açmaktadır. Yoksulluğu sadece açlık veya yetersiz beslenme olarak ele almak bizi yanlış sonuçlara götürür. Zira insan yemek ihtiyacının yanında giyim, barınma, sağlık, kültür ve diğer insani gereksinmelerini de gidermek için çalışan bir varlıktır. Dolayısıyla yoksulluk sorununun temelini, kişinin insani ihtiyaçlarının yeterince karşılanıp karşılanmadığı, karşılanıyorsa hangi oranda karşılandığı oluşturmaktadır.

Yoksulluğun sosyal bir sorun olarak ortaya çıkışı

İnsanlar topluluklar halinde yaşamaya ve üretim ilişkilerinde bulunmaya başladığından bu yana yoksul ve yoksulluk var olmuştur. İlkel kabilelerde savaşlar, üretenin elinden ürünü almak için yapılmıştır. İlk ve ortaçağ toplumlarında güçsüz, korunmaya ve bakıma muhtaç insanların sorunları geleneksel ve inanca dayalı yöntemler çerçevesinde çözülmeye çalışılmış, ancak bu sorunlar Sanayi Devrimi ile birlikte büyük boyutlara ulaşmıştır.

Sanayi devriminin yaygın düşünce sistemi olan liberalizm ve kapitalist sistem, yoksulluk sorununa sosyal darvinizm ile yaklaşmıştır. “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” diye özetlenen bu görüş kişilerin iyilik ya da kötülük hallerinden kendilerinin sorumlu olduğunu ve buna müdahalede bulunulmaması gerektiğini savunmaktadır.

Ortaçağda gerçekleştirilen üretimde esas alınan, küçük topluluklar ve üretimdir. Üretim araçları ise basit ve organik güce dayalıdır. Genel olarak “lonca sistemi” içinde yapılan üretimde usta, kalfa, çırak hiyerarşisi vardır ve dikey geçişenlik mümkündür. Hastalık, yaşlılık, sakatlık gibi durumlarda, sistem geleneksel yardımlaşmalar ve dini yaklaşımlar ile bu sorunları çözebilmektedir.

Makineleşme ile birlikte üretimdeki denge bozulmuştur. İlk olarak İngiltere de geniş yığınlar, üretim araçlarının yoğunlaştığı kentlere göç etmeğe başlamışlardır. Siyasal açıdan feodaliteden kurtulan ve özgürleştiğini düşünen yağınlar, bu defada ekonomik ve sosyal güçlüklerle ve ağır bir yoksulluk tablosuyla karşılaşmışlardır. Bundan sonra geleneksel yardımlaşma yöntemleri yetersiz kalmaya başlamış ve yoksulluk kitlesel bir sorun haline gelmiştir. (Erdoğan, 2002).

Yoksulluğun tanımı

Mutlak yoksulluk, bir kişinin veya hane halkının yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan asgari temel ihtiyaçlarının tanımlanmasının ardından, bu temel ihtiyaçları karşılamak için gerekli gelirin belirlenmesiyle ortaya çıkan yoksulluk seviyesinin altındaki ayni ve nakdi geliri olanları içerir. Göreli yoksulluk ise, ülke içindeki ortalama gelirin belli bir oranı altında geliri olanları içerir. Dünya bankası yoksulluğu, en düşük yaşama standardına ulaşamama durumu olarak tanımlar.

Yoksulluğun nedenleri

Yoksulluğu tek bir nedene dayalı olarak açıklayabilme ve çözümleme olanağı bulunmamaktadır. Bunun ötesinde karşılıklı etkileşim ve ilişkiler içinde hangi faktörlerin kişileri yoksullaştırdığını belirleyebilmek olanaksızdır. Kaba bir soyutlama ile “işsiz bir bireyin iyi ve yeterli bir eğitim almadığı için mi işsiz dolayısıyla yoksul olduğu; yoksa esasen yoksul bir aileden geldiği ve o nedenle yeterli eğitimi alamayıp işsiz mi olunduğu” sorusu örnekleri ve nedenleri çoğaltarak sorulabilir.

Küreselleşme, üretim ve kitle iletişim araçlarında hızlı değişim insanlığı değiştirmeye, toplumları dönüştürmeye tüm hızıyla devam ediyor. Üretim ilişkilerinde ve teknolojide oluşan değişmeler yoksulluk sorunu her geçen gün artıyor. Büyük oranda bilgisayar teknolojisi kullanımının işsizlik sorununu arttırdığı, bunun gelir güvencesinin tehdit ettiği ve dolayısıyla yoksulluk açısından risk gruplarını çoğalttığı ileri sürülebilir. Sosyal ekonomik sistem ve yapıya ilişkin bu belirlemenin yanı sıra, bireysel bazı durumlarında yoksulluk sonucunu doğurabileceğini söyleyebiliriz. Örneğin aileyi geçindirenin ölümü, doğal afetler, hastalık vb. gibi durumlar buna örnek olarak verilebilir.

Birey ve hane halkı düzeyinde; insanlar iyi bir yaşama kavuşmak için gerekli kaynaklara, becerilere ve fırsatlara erişememek yüzünden güçsüz düşmekte ve sıkıntı çekmektedirler. Toplumsal düzeyde ise, başta gelen nedenler, kaynakların, hizmetlerin ve gücün dağılımındaki eşitsizliklerdir. Bu eşitsizlikler, toprak, sermaye, altyapı, piyasalar, kredi, eğitim, enformasyon ve danışmanlık hizmetleri biçiminde kurumsallaşmış olabilir. Aynı şey, sosyal hizmetlerin sağlanmasında da geçerlidir. Bunlar arasında eğitim, sağlık, temiz su ve çevre de bulunmaktadır. Hizmetlerdeki eşitsizlikten en çok kırsal bölgeler zarar görmektedir. Dolayısıyla da gelişmekte olan ülkelerdeki yoksulların % 77’sinin kırsal bölgelerde yaşaması şaşırtıcı değildir. (Aktan, 2002).

Zastrow ve Bowker (1984) yoksulluğun nedenleri olarak;

Yüksek işsizlik oranı,
Olumsuz fiziksel sakatlık, ruhsal hastalık, zihinsel gerilik
Alkolizm, uyuşturucu bağımlılığı, kumar bağımlılığı
Otomasyon sebebiyle işten çıkarılma, iş yapabilme becerisinden yoksun olma,
Yaşam pahalılığındaki artışa karşı halkın gelirindeki durağanlık,
Irka ilişkin suç-suçluluk,
Boşanma, terk edilme veya eşin ölümü,
Çalışmaya ilişkin olumsuz etik değerler,
İstediği koşullarda iş bulamama, düşük ücretli iş,

Yoksulluğun özellikleri

Yoksul insan için kendi işgücü en önemli kaynaktır. Gerçek geliri düşük olan yoksul hane halklarında kadınlar ve çocuklar da dâhil olmak üzere her bireyin işgücüne ihtiyaç duyulmaktadır. Yoksul hane halklarını genellikle eğitimsiz ya da eğitim düzeylerinin düşük olması, niteliksiz işgücü olarak kabul görmeleri yoksunluklarını pekiştirmektedir. Şiddetli yoksunluk koşullarına karşın hane halkları barınma da dâhil pek çok kamu hizmetinden yararlanamamaktadırlar. Yaşlılar, engelliler, kadınlar ve çocuklar gibi toplumun özel gruplarının yoksul hane halkları içinde sorunları daha da derinleşmektedir.

Yoksulluğun toplumda yıkıcı etkileri

Yoksulluk insanların bedensel ve zihinsel gelişimlerini olduğu kadar psiko-sosyal durumlarını da olumsuz yönde etkilemektedir. Bu noktada yoksulluk, onur duygusuna dayalı öz saygı, kendine güven gibi temel ihtiyaçlardan yoksunluğun yaşandığı bir süreci de içermektedir. Yoksullar gelir açısından toplumun gerisinde kaldıklarından, kendilerinin ekonomik açıdan yoksun bırakıldıklarını düşünmektedirler. Yoksullar yaşamlarını çoğunlukla diğer bireylerin ya da şanslarının etkilendiğini varsaymaktadırlar. Yoksul bir ailede doğmak çocuklar için eğitim görmek yerine erken yaşta çalışmaya başlamaları anlamına gelmektedir. Yaşamları genellikle şansa ve diğer insanların kurallarına bağlı olduğu için yoksullar özellikle yaşlandıklarında kendilerini oldukça yetersiz ve güçsüz hissedebilirler. Kendilerini toplumdan dışlanmış ve reddedilmiş olarak düşünmektedirler. Bu algılar genel olarak ele alındığında ise karşılıklı bir “sosyal dışlanma” ya işaret etmektedir. İnsanların sürekli olarak içine itildikleri, onur duygusunun kaynağı olan temel haklarından yoksun kaldıkları bir süreçtir.

Bu haklar, toplumun tüm üyelerine aittir, ama yetersiz bir yaşam kalitesinin çeşitli yönleri, yoksulluk nedenleriyle örtüştüğünde, insanlar kendileri ve çocukları açısından içinden çıkılmaz bir döngüye kilitlenip kalmaktadır. Genel olarak yoksulluğun ortaya çıkmasında işsizlik, yoksul kişilerin eğitim düzeyleri, mesleksiz olmaları, kişiler arasında arası gelir dağılımındaki dengesizlikler, sosyal güvenceye sahip olamama, gibi nedenlerin etkili olduğu söylenebilir. (Aktan,2002)

“Evsizlik ve Evsizler”

Evsizlik tanımı

Evsizlik, sosyo-ekonomik bir sorun olarak düzenli bir barınma mekânına sahip olamama halidir. Sokaklar, terk edilmiş mekânlar, gece kullanım sıklığı az olan kent içi çöküntü alanları evsizlerin barınma alanlarıdır. Bu sorun, bireyin ödeme gücünün yetersizliği, zihinsel ya da ruhsal sorunları, toplumsal dışlanma, savaşlar, devletlerin parçalanması ve ülkenin ya da bireyin yaşadığı ani ekonomik krizler gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Evsizlik olgusunu yaşayan bireye “evsiz” denilmektedir. (wikipedia).

Evsizlik, özellikle gelişmiş ülkelerde kapitalizmin tüm kurumlarıyla islediği ve bireyselciliğin ön plana çıktığı, 1980’ li yıllarda önemli bir sosyal sorun olarak ortaya çıkmıştır. Ülkemizde ise yoksulluk, yetersiz gelir, ruh hastalığı, kendini gerçekleştirememe, işsizlik ve normal yaşam standardı altında yaşayan birey ve ailelerin hızlı bir şekilde artmasıyla gündemimize girmiştir. Evsizlik olgusunu, özellikle ruh hastası ve madde bağımlısı çocuk ve kadınlar yoğun bir şekilde yaşamaktadır. Sosyal güvenliliğin aşınması, iş fırsatlarının tabana yayılamaması ve mevcut iş imkânlarının yoksulluk sorununa bir çözüm getirememesi ile beraber evsizlerin sistem tarafından bir korku unsuru olarak kullanılması da problemin büyümesine yol açmaktadır. Çağdaş evsizlik sorununun ortaya çıkmasında, geniş ve büyüyen bir sosyal soruna dönüşmesinde özellikle kentleşmenin beraber getirdiği sorunlar ve teknolojinin inanılmaz gelişiminin önemli bir etkisi bulunmaktadır. (Işıkhan, 2006).

Evsizlerin Özellikleri

Ev dışında geçirilen süreye göre yapılan sınıflandırmada evsizler üç başlık altında incelenebilir. (Mossman & Perlin, 1992:951-957);

a) Epizodik evsizler: Bu evsizliğe konu olan yoksulluk sınırının altında yaşayan ve düzenli bir geliri olmayan ve sürekli evsiz kalma riskinde olan kişilerdir.

b) Geçici Evsizler: Bu evsizlik hali, süreli zamanda evsizlik riskiyle karşı karşıya gelen bireyleri tanımlamak için kullanılmaktadır. Özellikle aile ortamında ortaya çıkan sorunlar nedeniyle kaygı, depresyon belirtilerinin yanı sıra, alkol ve madde bağımlılığı olan bireyleri tanımlamak için kullanılmaktadır.

c) Kronik Evsizler: Bu evsizliğe konu olanlar sürekli olarak yani uzun süreli olarak sığınacak yeri olmadan yaşayan kişileri anlatır. Yaşam şekli olarak sokağı içselleştirmiş ve mevcut durumu değiştirmek için çaba göstermeyen bireyler için kullanılmaktadır. Kronik evsiz durumda olan bireylerde sıklıkla davranış bozuklukları görülür ve diğer bireylere karşı güven davranışı sergileyemezler. ( Akyıldız,2017).

Evsizliğin Nedenleri

Evsizliğin nedenini açıklamaya çalışan iki teori mevcuttur. Bunlardan ilki, sistematik nedenler teorisidir. Bu teoriye göre başarısız ruh sağlığı politikaları, yüksek işsizlik oranı ve yetersi konut gibi imkânların azlığı öne sürülmektedir. Kişisel yetersizlik teorisine göre ise alkolizm, madde bağımlılığı, akıl hastalığı, sosyal ilişkilerinin olmaması, sorumluluk almama, tembellik, veya serbest yaşam biçimi evsizlik nedenleri arasındadır. (Özdemir, 2010).

Evsizlik dünyanın birçok ülkesi gibi, ülkemiz için önemli bir sorundur. Hızlı nüfus artışı, göç, çarpık kentleşme, konut sorunu, işsizlik, sosyal güvenceden yoksunluk, gelir düşüklüğü, sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanamama yetersiz ve dengesiz beslenme, madde bağımlılığı gibi nedenlerle evsiz insanların sayısında ülkemizde ve dünyada belirgin bir artış olmuştur. (Altun, 1997).

Bireylerin kontrolü dışında birçok faktör evsizliğe neden olmaktadır. Yoksulluk, ucuz konut bulma zorluğu, iş piyasasındaki değişiklikler, satın alma gücünün giderek düşmesi, sağlık bakımını karşılamadaki eksiklik, sosyal güvenlikten yoksun olmak, destekleyici yardım hizmetlerinin fonlarının ortadan kalkması ya da azaltılması, aile içi şiddet, zihinsel engelli sayısının artması, ruhsal hastalıklar ve madde bağımlılığı evsizliğe neden olan faktörler olarak sayılabilir.

Ciddi hastalık ve sakatlıklar evsizliğe neden olmakta, bunun sonucunda iş kaybı, bakımı karşılayamama ve ev kirasını ödeyememe gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır. Evlilik sorunları, aile içi uyumsuzluklar ve şiddet evsizlik için diğer önemli nedenler olarak düşünülmektedir. Aile içi şiddet nedeniyle, sığınma evleri dışında hiçbir alternatif olmayan kadınlar olabildiği gibi, erkeklerde aile içi şiddet nedeniyle evsiz kalabilmektedir. (Nies 2001, Smith 2000, Türkcan 1996, Işıkhan, 2002).

Çok sayıda evsiz insanın ruhsal bir hastalığı vardır. Hastalıkları nedeniyle çalışma becerilerinin sınırlı oluşu ve sürekli işsizlik ile karşılaşmaları nedeniyle barınma ihtiyaçlarını karşılamada güçlük yaşamada ve evsiz kalabilmektedirler. (İlhan, Ergün, 2010).

Dünyada “Evsizlik Olgusu”

Birleşmiş Milletler verilerine göre yeryüzünde 100 milyonu aşkın evsiz olduğu varsayılıyor.
Birleşmiş Milletler’in bildirdiği bu veri doğruysa, hemen hemen her 60 kişiden birinin başını sokacak bir yeri yok demektir! Yine de bu sorunun gerçek boyutunu saptamak çok zor. Neden mi? Evsizlikle tam olarak ne kastedildiği ülkeden ülkeye değişiyor. Bu sorunla ilgili araştırma yapanların yöntemleri ve amaçları, evsizlik kavramını tanımlama şekillerini, tanımlar da istatistikleri etkiliyor. Dolayısıyla evsizlik sorunu hakkında genel bir fikir edinmek zordur, hatta neredeyse imkânsızdır. Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Merkezi’nin (Habitat) yayımladığı bir kitap evsizliği “kabul edilir düzeyde kalacak bir yere sahip olmama” durumu olarak tanımlanıyor. (Strategies to Combat Homelessness). Bu durum, evsizlerin bulunduğu yerdeki “yeterli olarak görülebilen standardın altındaki tüm durumları içerir. Kimileri sokaklarda ya da harap durumdaki veya terk edilmiş binalarda yaşarken, kimileri yardım kuruluşlarının sağladığı barınaklara sığınıyor. Başkaları da arkadaşlarıyla kalacakları geçici yerler buluyorlar. Durum ne olursa olsun, aynı kaynakta şöyle yazıyor: “Birini evsiz sınıfına sokmak, bu şartlardaki kişi için ‘bir şeyler yapılması gerektiğini’ ortaya koyar.”

“Dünyada Evsizler”

Yaklaşık 40 milyon nüfuslu bir ülke olan Polonya’da evsizlerin sayısının 300.000’i bulduğu tahmin ediliyor. Ancak hiç kimse tam sayıyı bilmiyor, çünkü evsiz kişiler sabit bir yere kayıtlı değiller ve sürekli yer değiştiriyorlar. Bazıları asıl sayının yarım milyona yakın olduğunu düşünüyor.

Sosyoekonomi uzmanı Stanislawa Golinowska şöyle diyor: “Polonya’da kimse kendi tercihiyle evsiz kalmıyor. Daha ziyade, ruhsal çöküntüye ya da yaşama isteğini kaybetmeye yol açan çeşitli başarısızlıkların sonucunda evsiz kalıyorlar.” Görünüşe göre evsizlik, çeşitli nedenlerden dolayı sorunlarının üstesinden gelemeyeceğini düşünen kişilerin yaşadığı bir sorun. Örneğin hapishaneden çıkan bazı kişiler evlerini vandallar tarafından harap edilmiş bir halde buluyor. Başkaları evlerinden çıkarılıyor. Birçoğu da doğal afetler sonucunda yuvalarını kaybediyor.
Polonya’da yapılan bir araştırmada, ankete katılan evsizlerin yaklaşık yüzde 50’sinin eskiden bir ailesi olduğu ve eşiyle yaşadığı ortaya çıktı, ancak sık sık ailevi sorunlar yaşıyorlardı. Onların çoğu evden atılmış ya da yaşadığı büyük zorluklar yüzünden evden ayrılmak zorunda kalmış. Sadece yüzde 14’ü evden kendi kararıyla ayrılmış.

Bazıları barınakta bir süre yaşadıktan sonra yeniden kendi kendilerine yetecek hale gelebiliyor ve kendilerine kalacak yer bulabiliyorlar. Başkaları için durum daha zor olabiliyor. Ruhsal ya da fiziksel rahatsızlıklar, madde bağımlılığı, çalışmak için yeterince nedene sahip olmama, kötü çalışma alışkanlıkları, yetersiz eğitim yüzünden veya bu etkenlerin birkaçının bir araya gelmesiyle kronik olarak evsiz kalıyorlar.

ABD’de kâr amacı gütmeyen bir kuruluş “evsizler yöntemi”nden bahsediyor. Evsizlerin yaklaşık yüzde 30’u, barınaklara, hastanelere ve ne yazık ki hapishanelere girip çıkarak bu yönteme başvuruyor. Sürekli bu yönteme başvuranların, evsizlik sorununa ayrılmış ulusal kaynakların yüzde 90 kadarını kullandığı söyleniyor.

Ancak barınaklar evsizlere en çok ihtiyaç duydukları yardımı her zaman sağlamıyorlar. Varşova’da yaşayan bir evsiz olan Jacek, barınaklardaki yaşamın, orada oturanları dış dünyaya hazırlamadığını söylüyor. O, barınaklarda yaşayanların genelde sadece birbirleriyle arkadaşlık edip konuştuklarını, böylece “çarpık bir düşünce tarzı” geliştirmeye başladıklarını düşünüyor. “Bizi dış dünyadan ayıran barınak, yetişkinlerin kaldığı bir çocuk yuvası haline geliyor” diyor. Ona göre barınakta yaşayan birçok kişinin “zihinsel işlevlerinde bozukluk var.”
Polonya’da yapılan bir araştırmaya göre evsizlere en çok acı veren duygu yalnızlık. Evsizler, maddi sorunlar yüzünden ve sosyal konumları düşük olduğundan genellikle kendilerini değersiz görüyorlar. Bazıları çözüm olarak alkole başvuruyor. Jacek şöyle diyor: “Durumun değişeceğine dair ümidimiz kalmadığından, çoğumuz içinde bulunduğumuz zor durumu düzeltmek için bir şeyler yapabileceğimize dair inancımızı da yavaş yavaş kaybediyoruz.” Bu kişiler görünüşlerinden, yoksulluklarından, aciz durumlarından ve evsiz oldukları gerçeğinden utanıyorlar.

Nüfus uzmanı Francis Jegede şöyle diyor: “İster Mumbai [Bombay] ve Kalküta’da kaldırımlarda yaşayanlardan, ister Londra’nın sokaklarında uyuyan kaba saba insanlardan, isterse de Brezilya’daki sokak çocuklarından bahsediyor olalım, evsizlerin içinde bulunduğu koşullar hayal bile edilemeyecek kadar vahim ve yürek parçalayıcı. Bu koşullarda yaşamak ise çok daha içler acısı.” Devamen şöyle söylüyor: “Bu sorunun nedeni veya nedenleri ne olursa olsun, şu soru zihinleri kurcalamaya devam ediyor: Bu kadar paraya, bilgiye ve teknolojiye sahip bir dünya nasıl oluyor da evsizlik sorunuyla baş edemiyor?”

Tüm evsizlerin yardıma ihtiyaç duyduğu açıktır. Onların sadece fiziksel yardıma değil, yüreklerine su serpecek ve morallerini düzeltecek türden bir yardıma da ihtiyaçları var. Böyle bir yardım insanlara, evsizliğe yol açan birçok soruna dayanma ve üstesinden gelme gücü verebilir. Peki evsizler böyle bir yardımı nereden bulabilirler? Acaba evsizlik sorununun tamamen ortadan kalkacağına dair bir ümit var mı?

Hindistan’da yüz binlerce insan sokakta yaşıyor. Tahminlere göre, sadece Bombay’da 250.000 kişi kaldırımlarda yaşıyor. Sığınakları, sadece direklerle çevredeki yapılara bağlanan bir branda bezi olabiliyor. Peki şehrin dış mahallelerinin yakınındaki nispeten ucuz evlerde konaklamaktansa neden böyle yerlerde yaşıyorlar? Çünkü seyyar satıcı, eskici, çöp toplayan ya da ufak tefek şeyler alıp satan kişiler olarak şehir merkezine yakın yerlerde çalışıyorlar. Evsizlikle ilgili bir broşür “Başka seçenekleri yok” diyor. “Yoksulluk onları öyle bir duruma soktu ki, yemek için harcanabilecek parayı kiraya veremiyorlar”

Johannesburg’daki (Güney Afrika) bir tren istasyonunda ise yaklaşık 2.300 erkek, kadın ve çocuk yaşıyor. Demiryolundaki açık peronlarda battaniye parçalarını yatak olarak kullanarak ya da karton kolilerin içinde uyuyorlar. Çoğu işsiz ve iş bulma ümidini de kaybetmiş. Başka binlerce kişi, şehrin değişik yerlerinde benzer şartlarda yaşıyor. Su, tuvalet ve elektrikten yoksunlar. Hal böyleyken de hastalıklar hızla yayılıyor.

Dünyada evsizliğin nedenleri

Bu iki grubun ve başka birçok kişinin evsizlik sorununun nedeni çok basit: Aşırı yoksulluk.
Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Merkezi (Habitat) tarafından yayımlanan bir kitap şu anki sosyal, siyasi ve ekonomik sistemin insanlara konut sağlama konusundaki eksiklerini sıralıyor (Strategies to Combat Homelessness). Bu eksikler arasında şunlar bulunuyor:
Evsizlikle ilgili asıl sorun, hükümetlerin, önemli kaynaklarını, insanların hakkı olan oturulabilir konutlar için kullanmayı hâlâ başaramamasıdır.

Yetersiz önlemler ve yararsız planlama sistemleri çoğunluğu oluşturan yoksul kesime konut sağlanmasını tamamen engelleyebilir.

Evsizlik, hükümetlerin konut yardımına ayırdığı paranın haksız şekilde dağıtıldığının bir göstergesidir.

Evsizlik krizi, şu faktörlerin olumsuz etkilerini göz ardı eden ya da hafife alan politikaların sonucudur: Ekonomideki değişiklikler, ucuz konutlardaki yetersizlik, artan uyuşturucu bağımlılığı ve . . . . toplumun en savunmasız kesiminin fiziksel ve ruhsal yönden yaşadığı diğer sağlık sorunları.

Savunmasız kişilerle ilgilenen uzmanlara verilen eğitimde değişiklikler yapılmasına çok ihtiyaç var. Evsizler, özellikle de sokak çocukları bir yük olarak değil, topluma yararı dokunabilecek kişiler olarak görülmelidir. ( https://w.org/t  ).

Milyonlarca insan evsiz

İşsiz kaldıkları ve kiralarını ödeyemedikleri için sokaklarda yaşamak zorunda kalanlara her geçen gün yenileri ekleniyor. ABD, İngiltere, Avustralya gibi dünyanın en gelişmiş ülkelerindeki rakamlar çarpıcı boyutta. Shelter Derneği verilerine göre İngiltere’de 320 binin üzerinde evsiz var. Evsizlik üzerine çalışan Shelter Derneği, İngiltere’de evsiz sayısının geçen yıla göre yüzde 4 artarak 320 binin üzerine çıktığını açıkladı. Bu, İngiltere’de yaşayan her 200 kişiden 1’inin evsiz olduğu anlamına geliyor. Yine derneğin verilerine göre, evsizlerden 128 bini çocuk. Araştırmalar son bir yıl içinde evsizlerin sayısında yüzde 12’lik bir artış olduğunu gösteriyor. Kanada’da bir yıl içinde 235.000’den fazla insanın evsiz kaldığı, bir gecede ortalama 35 binden fazla Kanadalının sokaklarda kaldığı tahmin ediliyor. Evsizlerin çoğunluğu ya acil barınaklarda ya da bir tür geçici barınakta kalırken, barınaklarda yaşamayan 5 bin evsiz insan var. 2017 rakamlarına göre Avustralya’da 116.427 evsiz bulunuyor. Dikkat çekici bir nokta ise Avustralya’da ise evsizliğin yüzü de değişiyor. Her geçen gün Avustralyalı aileler de, çocukları ile birlikte şiddet görüp evinden ayrılmak zorunda kalan kadınlar da sosyal olanakların yetersizliği nedeniyle evsizler kervanına katılıyor. Fransa’da insanların kalacak bir yer bulmalarına yardımcı olan bir kuruluş olan Fondation Abbé Pierre tarafından yürütülen çalışmaya göre, yetersiz konutta yaşatan 3, 8 milyon insanın yaşıyor. Aynı çalışmada, Fransız evsizlerin ise % 14’ünün bir üniversite eğitimine sahip olduğunu ve tespit ediliyor. Başkent Paris’te ise veriler 30 bin evsizsin bulunduğunu gösteriyor. Bu artışlardaki en büyük neden ekonomik kriz. Uluslararası Evsizler Konferansı’nın raporuna göre, 2008’den beri pek çok kişi ev ödemelerini yapmakta güçlük çekiyor. Göç nedeniyle artan nüfus da, sokakta yaşayan insanların sayısında artışta etkili. Özellikle konut fiyatlarındaki artış, yaşam pahalılığı, sosyal yardımların azalması gibi etkenler pek çok kişinin evsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına sebep oluyor. ( Birgün, 2018)

İngiltere’de evsizlik ulusal sorun.

Londra'da 3 gün önce parlamento binası önünde yaşayan bir kişi fenalaşarak hastaneye kaldırılmıştı. Hastanede kurtarılamayan bu kişinin ölümü, hükümetin, "gözleri önünde yaşanan bir trajediyi önlemekte yetersiz kaldığı" eleştirilerine neden olmuştu.
Şubat'ta da aynı noktada evsiz bir kişi donarak ölmüştü.

Sokakta yaşayan erkeklerin ortalama ömrü 44 yıl
Ulusal İstatistik Dairesi'ne göre 2017'deki evsiz ölümlerinin yarısından fazlası; uyuşturucu, karaciğer hastalıkları ve intiharlardan kaynaklandı.
Ölenlerin yüzde 84'ü erkek. Sokaklarda yaşayanların ortalama ömrü erkeklerde 44, kadınlarda 42 yıl.
İngiltere ve Galler'de normalde erkekler için ortalama yaşam beklentisi 76, kadınlarda ise 81 yıl.
Ülkede 24 bin evsiz var.

Evsizlere yardım eden Crisis adlı kuruluşun geçen hafta açıkladığı verilere göre ülkedeki evsizlerin sayısı son beş yılda ikiye katlanarak 24 bine çıktı.
Son bir yıl içindeki artış yüzde 20 civarında.

'Dünyanın en zengin ülkelerinden biriyiz, kapımızın önünde insanlar ölüyor'
Salı gecesi, bir metro istasyonunun önünde baygın halde bulunan Gyula Remes adlı 43 yaşındaki bir Macar vatandaşı kurtarılamamıştı.

Kız arkadaşı tarafından, siyasetçilerin ve Avam Kamarası personelinin kullandığı kapının önünde morarmış halde bulunan Remes'e, içinde sentetik uyuşturucu olduğundan şüphelenilen bir sigaranın verildiği söyleniyor.

Arkadaşına göre, yakın bir zaman önce aşçı yardımcısı olarak iş bulan Remes, ilk maaşını aldıktan sonra bir ev tutmayı planlıyordu.

Remes'in parlamento binası önündeki ölümü Meclis'te tartışma yarattı. Ana muhalefetteki İşçi Partisi'nin milletvekillerinden Neil Coyle, "Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan Westminster'ın aynı zamanda evsizlerin donmamak için sığınmak zorunda kaldıkları bir yer haline gelmesinden hepimiz utanç duymalıyız" dedi.

İşçi Partisi, evsiz sayısının 2010'dan bu yana hızla artmasının iktidardaki Muhafazakar Parti'nin politikalarının bir sonucu olduğunu vurguluyor.

Evsizlik üzerine çalışan Shelter Derneği, İngiltere'de evsiz sayısının geçen yıla göre yüzde 4 artarak 320 binin üzerine çıktığını açıkladı.

22 Kasım 2018

Bu, İngiltere'de yaşayan her 200 kişiden 1'inin evsiz olduğu anlamına geliyor.
En çok evsizin yaşadığı kent ise Londra. Ancak artış hızı Midlands, Yorkshire ve kuzeybatı İngiltere'de daha yüksek.

Bu sayı sadece yerel yönetimlerle iletişime geçen ve evsizler için kurulmuş olan hostellerde kalan evsizleri kapsıyor.

İngiltere hükümeti evsizlikle mücadeleye 1.2 milyar sterlinlik bütçe ayırdı.
"Kırılma noktasında bir aile"
Sokakta ya da hostellerde yaşamak zorunda olanlar arasında aileler de var.
Telli Afrik, eşi ve iki küçük çocuğunun kalacak bir yeri yok. Çalışmalarına rağmen kirayı ödeyemedikleri için evsiz kalmışlar.

4 kişilik aile, bir hostel odasında yaşıyor. Bu onların kaldığı 6. hostel. Yemek yiyecek bir masaları bile olmadığından yerde yemek yiyorlar.
Telli mesaisini uygun bir ev bulmaya ayırdığı için süpermarketteki işini de kaybettiğini söylüyor.

Ekonomik olarak çökmüş olduklarını belirten Telli "Kendime güvenim de kalmadı. Ailem kırılma noktasında" diyor.

Shelter, sokakta yaşayanların sayısının belirlenmesinin ise çok zor olduğunu ve yetkililerden kaçan ya da saklanan birçok evsiz bulunduğunu belirtiyor.
Çalışmanın ilk yapıldığı yıl olan 2016'da ise ulaşılan sayı şu ankindan 25 bin daha azdı.
Yeni verilere göre her gün 36 kişi evsiz kalıyor.

Shelter Başkanı Polly Neate'e göre evsizliğin başlıca nedenleri arasında hızla artan kiralar, sosyal yardımların kesilmesi ve sosyal konut yetersizliği geliyor.
Yetkililer havanın soğumasıyla birlikte evsizlerin daha da zor şartlarda yaşamlarını sürdürmeye çalışacağına dikkat çekerek, bir an önce harekete geçilmesi gerektiğini belirtiyor. (BBC Türkçe Haber,2018)

İstanbul’da evsizlik hikâyeleri

Hürriyet Gazetesi muhabiri Savaş Özbey, 20.05. 2017 tarihinde, İstanbul'a 3 gün 3 gece evsizlerin dünyasından bakarak neler yaşadığını kamuoyu ile paylaştı.
Bir toplumun fakirlerine nasıl davrandığı, o toplumda yaşanabilirliğin önemli göstergesi olduğunu belirten Özbey, “koca koca şehirlerde evsiz olmaktan zor ne var? Karda kışta, yağmurda çamurda, sıfır güvenceyle ayakta kalmaya çalışmaktan daha yıpratıcı ne olabilir? Belki duymak, görmek, hatırlamak istemiyoruz ama Türkiye’de, çoğunluğu İstanbul’da on binlerce evsiz insan yaşıyor... Dertlerini daha iyi anlayabilmek, seslerini size ulaştırabilmek için üç gün onlar gibi yaşadık. Sokaklarda, parklarda, yağmur altında yattık. Onlarla beraber aşevlerinde karavanadan yemek yedik, tanışıp hikâyelerini dinlediğini yazıyor.

Özbey, sokakta geçirdiği ilk gece arkadaşları, Sevgi Abla ve Ayhan olduğunu belirtiyor.
“Sevgi Abla’nın kırmızı ayakkabıları var. Kadın da olunca cesaretlenip yanlarına gidiyorum. Nerede yatacaklarını soruyorum. Ceylan Intercontinental Oteli’nin personel çıkışında yatıyorlarmış. Önünde taksi durağı olduğu için güvenliymiş. Üstü kapalı ve kuytuda olduğu için de soğuk değil. Parkın görevlisi gelip bizi banklardan kaldırıyor. Fıskiyeleri açıp çimleri sulayacak. “Islanırsınız” diyor. Bu sırada fotoğrafçı arkadaşım Murat, uzaktan çata çata çata fotoğraflarımızı çekiyor. Sevgi Abla’yla Ayhan huzursuz oluyor, “Hava çok soğudu, biz hostelde kalmaya karar verdik” diye uzaklaşıyorlar. Biz ‘evsiz’ diye sadece mukavvaların üstünde uyuyan, üstü başı pis insanları biliyoruz. Hâlbuki çeşit çeşit evsiz var ve sayıları sandığımızdan çok daha fazla. Kiminin arada sırada gittiği bir evi var. Bunlar genellikle sorunlu ailelerin çocukları. Kimi iş bulmak için büyük şehre gelmiş ama iş bulamadığını anlatıyor.
Özbey Sokakta geçirdiği ilk günü, “gece alamadığım uykumu, Gezi Parkı’nın banklarında tamamlamaya çalışıyorum ve karnımı nasıl doyuracağımı düşünüyorum. Yanıma yaklaşan bir genç, “Abi donarsın orada, öyle yatma” diyor. Adı Fethi. 23 yaşında. Elazığlı. Babası engelli. İstanbul’a çalışıp ailesine yardımcı olmak için gelmiş ama iş bulamamış. Belki bulacak ama üstü başı pis olunca görüşmeye gittiği kimse iş vermiyormuş. “Keşke bir temiz pantolon ve tişörtüm olsa” diyor. Beş aydır sokakta yatıp kalkıyor. Şişli Camii’nin avlusunda.
Soğuktan korunmak için, cemaatin üzerinde namaz kıldığı halılara dolanıyormuş. Neden caminin avlusu? Neden içi değil? Bu kadar evsiz üşürken, ibadethanelerimiz gece niye kapalı? Dışarıda yatmaktan yüzünü gözünü sivilce basmış. Mikrop kaptı herhalde. Fotoğraf vermek istemediği için siz göremiyorsunuz ama yüzü gerçekten kötü halde. “Karnın aç mı abi?” diye soruyor. Hafta içi her gün saat 12.00’de Dolapdere Yenişehir Camii’nin yanında ‘beleş’ yemek dağıtıldığını söylüyor. Ne tuhaf... Fethi de, evsizler lokantası kuran Ayşe Tükrükçü de hayatın sillesini yemiş insanlar. Ama hâlâ zor durumdaki başka insanlara yardım etmeye çalışıyorlar. İyi insan olmak böyle bir şey. Hani en başta bahsettiğim, n’olur n’olmaz diye yanımda bulundurduğum, kendime değil de gerekirse başka insanlar için ayırdığım 100 lira var ya. Onu Fethi’den çok kimsenin hak etmediğini düşünüyorum. Alsın kendine bir temiz tişört ve pantolon. Paranın kalanı mı? Adım gibi eminim diğerleriyle paylaştığına. Söz verdim, ona iş de bulacağım.” Diye yazıyor.

KAYNAKÇA

Akyıldız, Y. (2017). Dünyada ve Türkiye’de Evsizlik Sorunu ve Çeşitli Uygulamalar. LAÜ Sosyal Bilimler Dergisi, (VII-I): 67-91.

Alptekin, K., Duyan, V. (2009). İntihar ve İntiharı Önleme. İstanbul: Yeni İnsan Yayınevi.

Altun, G. (1997). 1995- 1997 Yılları Arasında İstanbul’da İnsan Ölümleri. Uzmanlık Tezi. Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi adli Tıp Anabilim Dalı Edirne.

Işıkhan, V. (2006). Türkiye’de Evsizler Sorunu ve Sosyal Hizmet. Küreselleşen Dünya’da Sosyal Hizmetlerin Konumu, Hedefleri ve Geleceği Sempozyum Sunum Kitabı. Antalya.

İlhan, N., Ergün, A. (2010). Evsizler ve Toplum Sağlığı. Aile ve Toplum Dergisi, 11(5):79-90.
Mossman, D., Perlin, M. (1992). The Role of the Emergency Department in the Care of Homalles and Disadvantaged Populations” Emergency medicine Ciinics of Nort America, 24: 839-848.

Nies, M.A. McEwen, M. (20011). Community Health Nursing: Promoting The Health of Populations (3rded.) W.B. Saunders Company. P526-542.

Özdemir, U. (2010). Evsizlik ve Evsizlere Genel Bir Bakış. Toplum ve Sosyal Hizmet, 21(2): 77-88.

www.wikipedia.com

 https://j.org/t
 

 
 
 
 



Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye  

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.