Sosyal Hizmet Mesleği

Bilgiler
Yayınları
Araştırmalar
 


Sosyal Hizmet Alanları

Çocuk
Gençlik
Yaşlılık
Aile
Sosyal Sorunlar
Engeliler
Tıbbi Sosyal Hizmet


Kaynak Bilgiler

Bireysel Gelişim
Sosyoloji
Psikoloji
İnsan Hakları
İletişim Bilgisi

 

 

 

 

 
 


ANA SAYFA


HASTA- MURACAATCI SERVIS KULLANICI HIZMET ALAN MI?
YOKSA HIZMETE HAK KAZANAN MI?

Sezer DOMAC

Sosyal Hizmet Uzmanı
 

 


Terapistlerin ve SHU larinin yasadigi ikilemlerden biri de hizmet sunulan insanlara nasil hitap edilecegi uzerinedir.

1925 li yillardan itibaren sunulan hizmet dogrudan 'patient' hasta' ya yonelikti. Hasta sözcugu latince pati- yani aci çeken demektir. Batida 1925 den 1940 lara kadar terapistler ve SHU lari hizmet alana hasta olarak hitap etmislerdir. 1960 li yillarda kullanilan terminoloji sorgulanmaya ve degistirilmeye baslatilmistir.

Gelismis ulkelerde 1970 li yillarda sosyal hizmetler, devlete bagli servisleri, instutulerden toplum içine tasimaya baslamislar ve boylelikle insanlarin toplumla iç içe yasamalarina vesile olmuslardir. SHU nin rolu de buna bagli olarak evrimlesmistir. Bu yillarda gorevinin statik olmadigini ve surekli degistigini anlayan SHU lari, topluma entegrasyon islevindeki rollerinin onemini, anlayisini, etigini ve kolaylastiriciligini tekrar gözden geçirmek durumu ile karsi karsiya kaldi. Cok yakin zamana kadar sosyal açidan bakildiginda kisinin 'client' muraçaatçi yada 'customer' kullanici olarak tanimlanmasi SHU lari arasinda evrime ugramis meslek dili-sozlugune 'jargon' olarak girmistir. 'Client' moda olarak SHU literaturune girmesine ragmen bunun tam olarak ne anlama geldigini arastiran akademisyenler batida sosyal yapilandirma modeliyle client yani muracatçi yi yeniden tanimlamaya çalismislar. SHU olarak bu kelimeyi kullanmamak için yillarca mucadele veren biri olarak 'client' in ne anlama geldigini arastirdigimda muracatçi yada hizmet edilen, pasifize edilmis, itaat eden, verilenle yetinen gibi tanimlamalarla karsilasiyorum.

1980 ve 1990 larda tuketici toplumu birey’in temel haklarina sahip çikmaya baslamis ve çikarilan yeni kanunlarla Avrupada pasifize edilen birey daha aktif bir pozisyona geçmistir. Bu nedenle birey ona sunulan servis ve hizmetlerin alicisi olma durumundan çok sunulan servisleri kendi istekleri dogrultusunda yonlendiren ve dizayn eden pozisyona geçmistir. Tuketici haklarinin ilerlemesi sadece özel sektörden degil ayni zamanda kamu hizmetlerinden faydalanan insanlari da refah, sorgulayici, arastirici seviyeye getirmistir. SHU larinin kullandigi terminoloji surekli degisiyor. Bugun ‘client’ muracatçi yerine ‘service user’ hizmet alan ifadesinin batidaki sosyal hizmetler kurumlarinda yerlestigini görebiliriz. Bu baglamda SHU larinin, sahip olduklari degerleri, kullandiklari terminolojiye yansittiklarini soyleyebiliriz.

Bir SHU nin, basarili hizmet sunmasinda olcu olan, hizmeti alan halk uzerinde olusturmus oldugu yapici etkidir. Hizmet alanin içinde bulundugu durumlari tahlil edebilecek yetenege, bilgiye, tecrubeye sahip olmak ve sosyal hizmetler alanindaki degismelerin yakin takipcisi olmak basarili bir SHU modelidir. Sosyal Hizmet modellerinin ve teorilerinin surekli evrime-degisime ugradigini göz önunde tutarsak tek bir teoriyle yada modelle herseyin açiklanamayacagi bilincine sahip oluruz. Kullanacagimiz teoriler sahip oldugumuz yetenekler (skills), bilgiler (knowledge) ve insani degerler (humanist values) meslegimizi iyi bir sekilde icra etmemizi saglayacaktir.

Sosyal hizmetlere muracat eden bir insanin ne bir musteri kadar sinirsiz seçenegi nede gozle gorulur bir rahatsizligi vardir. Bu nedenledir ki basvuruyu yapan insana Sosyal Hizmetler onun tum sosyal haklarini gözeten bir servis sunmakla yukumludur. Bu servisi yada hizmeti almaya hakki olan olan herkes 'hizmet alan' yada 'hizmeti kullanan' dir.

Meslegimizin kullandigi bilimsel perspektif de insanlarin içinde bulundugu kosullara göre degismelidir ve hizmet alanlari anlayabilecek dogrultuda sekillenmelidir. Hizmet alan bir bireyse ve bu bireyin surekli çevresiyle etkilenmesi,sekillenmesi yada çevresine uyum saglamasi, kognatif (psikolojik), sosyolojik ve sosya-psikolojik anlamda
degisime ugramasi söz konusu ise sosyal hizmetler de bu degisen kavramlara adapte olma yetenegini gelistirmelidir. Sosyal Hizmetlerin degisime ayak uydurmasi SHU larinin bireysel sorumluluguyla gerçeklesebilir.

Payne (2000) SHU lari sosyal hizmet servislerini sunarken, servis kullananin yasal - sosyal-dunyevi haklari oldugunu ve sunulan hizmetin merkezinde yer alan bireyin yardim aldigi için hiç bir zaman marjine olmamasi gerektigini vurgulamistir.

SHU larinin bireyin tedavisinde kullnacaklari teorik bilgiler toplumun yasadigi problemlerle dogrudan iliskilidir. Bu bilgiler "hizmet alanlari" ön plana koyan , ayrimcilik yapmayan, onlarin degerlerine onem veren, onlarin problemlerini anlayan ama profesyonelligini kullanacagi metodlarin disina tasirmiyan, diger bir deyisle SHU kendi hayat felsefesini, dini degerlerini, kisisel yorumlarini meslegin gerektirdigi etiklerle ve prensipleriyle karistirmayan bir anlayisla çalisabilmelidir. Tabiiki bu anlayis SHU nun surekli egitimi (training) ve supervizyonu (supervision) ile mumkundur.

SHU lari eger burokratik bariyerleri kaldirabilecek yetenekle kendini yenileyebilen, egitebilen ve degisen zamana ayak uydurabilen bir anlayisla "hizmet alana" yaklasabiliyorsa evrensel anlamda SHU lari meslegin humanist etigini, prensiplerini uyguluyor demektir. SHU nin bireysel sorumlulugu, ayrimciliga, adaletsizlige ve esitsizlige maruz kalmis bireylere, tecrube ve bilgiyle sekillenmis bir servis sunmak olmalidir. Kurumlari olusturan bireylerdir ve her bir bireyin gelisimi degisimide beraberinde getirecektir. Surekli ögrenen, gelisen kurumlar-kuruluslar (özel yada kamu), kazandiklari tecrubeyi pekistiren, kazanilan deneyimi kisiyle, gruplarla, ekiplerle ve kurumlarla paylasan dinamik pozisyondadirlar. Tecrube edinilmemis alanlarda gelismeye istekli ve degisimi destekleyen anlayis, SHU larini yenilige ve ögrenmeye tesvik edicidir. Bireysel gelisime kucak açan kurumlar denetleme mekanizmalarini gelistirmis, çalisanina deger veren, çalisanini tatmin eden, basariya ulasmanin yollarini kesfetmis aktif kurumlardir. Bunun disinda kalanlarin ise komuta-kontrol dongusu içinde kaldiklarini ve domine eden kati-merkeziyetçi bir yonetime sahip olduklari gorulur. Burada çalisanini guçlendiremiyen kurum "hizmet alanin" poziyonunuda guçlendiremiyecek durumdadir.

Diger önemli bir konu da terapistler ve SHU larinin arasindaki farkliligi netlestirmektir. Bu konuda yapilan arastirmalarda, zaman zaman hizmet alanin, SHU ni terapist olarak görup, kendisine ait butun problemlerin SHU tarafindan cozumlenecegi beklentisi icinde olmasi da SHU nin aydinliga kavusturmasi gereken bir sorumluluktur.

Isbirligi ortak çalisma- 'partnership' SHU larin hizmet alanlarla olusturabilecegi en çagdas çalisma seklidir.

Su anda sadece SHU larinin degil butun dunyanin isbirligi - ortak çalisma prensiplerini uygulamaya sokma umuduyla.

Sezer Domaç (Bsc, Dip / MA in Social Work, Phd ogrencisi@ Leicester Uni) s.domac@ntlworld.com

Kaynakça:

Domaç, S. (1996) community care and Disabled People: Empowerment or tokenism? Dissertation for Master in Social Work. Leicester University Library. Leicester University.

Kelly, A. & Symonds, A (1998) The Social construction of community care. The Macmillan Press. Basingstoke.

Payne, M. (1991) Modern Social Work Theory: a critical introduction. The Macmillan Press. London.

Payne, M. (2002) Social Work in the British Isles. Jessica Kingsley. London.

Turner, A. (2002) Patient? client? Service User? What's in a name? The British Journal of Occupational Therapy. August 2002, 65 (8) p-355-356

 



Editörler




Google
 

 


 


KURUMSAL VE BİREYSEL İŞ İLANLARI

 


 

SOSYAL MEDYA




 

 

Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.