SOSYAL

 HİZMET

MESLEĞİ

 

HAYIRSEVERLİK’TEN SOSYAL HİZMET’E (?),
DEMOKRASİ VE YURTTAŞ OLMAK İÇİN YENİ BİR BAKIŞ......

Nihat Tarımeri
Sosyal Hizmet Uzmanı

  ntarimeri@gmail.com 

Ana Sayfa
 
Aile Sorunları
Çocuk Refahı
Engelli
Gençlik
Sosyal Sorunlar
Tıbbi Sosyal Hizmet
Yaşlılık

Mesleki Bilgiler

SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
SHU Yayınları
İnsan Hakları
Sosyal Siyaset
Sosyoloji
Söyleşiler
Psikoloji
 

 

  
DURUM

2016 yılı itibari ile 26 Milyar TL üzerinde bir bütçeye dayalı sosyal yardım ve sosyal hizmet uygulamaları görüldüğü gibi önemli bir boyuta ulaşmıştır. Aile ve Sosyal Politikalar (?) Bakanlığı ile de hem “özgür yurttaş” olabilmek hemde verimli bir kamu hizmetinin verilmesi bu önem ve gerekliliği de daha arttırmıştır. Özellikle yoksulluk /yoksunluluk ile çocuk istismarı ve kadın cinayetleri gibi güncel sorunların çözümü için de gerekli olan sosyal hizmet ve yöntemler bu özellik ve niteliği daha da aranır kılmıştır.Ancak büyük bir bütçe ve harcama ile söz konusu olan bu uygulamaların bilim ve teknik uygulamalardan gittikçe uzaklaştırıldığı da diğer bir gerçektir.Sosyal hizmet açısından aranılan böyle bir durum aynı zamanda laik, sosyal ve hukuk Devlet niteliğine rağmen de mümkün kılınmıştır.T.C.Anayasa’sına rağmen oluşan hukuka ayrılıklar ise şimdiye kadar gündeme bile taşın(a)mamıştır.

15 TEMMUZ 2016

Böyle bir süreçte bilindiği gibi 15 Temmuz 2016 da Fetullah Gülen tarafınca İslam dinine dayalı bir öğreti ile oluşan müritlerce/üyelerce oluşan bu dinsel bir topluluk/”cemaat”; başta eğitim dahil uzun bir süredir Devletin kurumsal yapılarına sızmıştırtır.Yogun bir şekilde de desteklenmiştir. Yönetim açısından da belli bir etkinlik öne çıkmıştır.Buna ek olarak askeri bir müdahale/darbe teşebbüsü/kalkışma gibi böyle bir etkinlikte ayrıca söz konusu olmuştur.Yaşanılan bu acı/ üzüntücü/ düşündürücü durum, bir çok açıdan gelinen bu noktanın Türkiye açısından en üst bir noktası olmuştur.. Siyasi yönetim dahil oluşan bu sonuç ve yaşananlar bu açıdan sorgulanma ve değerlendirmeyi bu açıdan ayrıca gerekli kılmıştır.Özellikle sosyal hizmet ve sosyal yardım gibi uygulamalar açısından aranılması gereken bilim , teknik ve hukuksal uzaklaşmaların da bu açıdan ayrı bir şekilde ele alınmasını mutlaka gerektirmiştir.Bilimden ayrılmanın kurta kapıldığı gibi oluşan/oluşturulan böyle bir durumun engellenmesi için ise ayrı ayrı düşünmek bu açıdan ayrı bir öncelikte olmuştur.

DEMOKRASİ VE YURTTAŞ

Yönetim sisteminde söz konusu olunan böyle bir etkinlik ve müdahale ile oluşan bu sonuçlar ise aynı zamanda demokrasinin ve özgür bir “yurttaş” olmanın önemini ayrıca açıkça arttırmıştır. Oy kullanmanın sadece yeterli olmadığı gibi kurumsal yapıların önemi daha da açığa çıkmıştr..”Hükümet” gibi bir “yönetim” dahil DEVLET çatısı altında yer alan Parlamento,Yargı,NGO/STK gibi diğer kurumsal yapılar için gerekli olan liyakat ve kalitenin araması ise ayrı bir zorunluktur.Bu zorunluluk, demokrasinin kalitesi ve olgunlaşma içinde önceliklidir. Ama zordur..Aksi ise kurumsal yapıların birlikte çökmesine nedendir. Sadece siyaset ile yönetilme de mümkün değildir. Hükümet/yönetim ile Devletin özdeşleşmesi ve tekleştirmek ise hiç bir şekil de mümkün olmamalıdır. Bilim ve teknikten uzaklaşma ile kurumları çöken bir yapı söz konusu olduğunda ise bu yönetim artık demokrasi dışı bir yönetimdir. Toplum ve değerler açısından ağır bir travmaya da neden olan yaşanılan sonuç/lar sadece siyaset ve oy kullanmayı bu açıdan yeterli kılmayıp kurumlar ve nitelikler demokrasi için daha da gereklidir.Zorunluluktur.

HAYIRSEVERLİK VE SOSYAL HİZMET (?) BOYUTU

Yaşanılan bu sonuçlar aynı zamanda aidiyet bağlamında “gerçek” ve “tüzel” kişilerin/bireylerin dinsel topluluklarda konumlanması ile de ilgilidir. Bir üst kimlik olarak çocuk dahil “gerçek” kiler kapsamında özgür bir “yurttaş” konumlamaya ve korunmaya bu tarihsel süreçte dönüşmüş olmasının önem ve değerlendirmesini de ayrıca gerekli kılmaktadır..Buna dayalı hükümet/yönetim dahil hukuk,eğitim, sağlık gibi kurumsal yapı açısından bir dönüşme de söz konusu olmuştur.Uygulama dahil inanca dayalı bir öğretiden bilime evrimleşmiştir. Kurumsal bir yapı olarak öngörülen “hayırseverlik/yardımseverlik” ise topluluklar tarafından “kardeşlik” hukuku kapsamında yer almıştır.Hukuk ile birlikte ki bu kurumsal dönüşüm ve evrimleşme sonucu “çocuk” dahil bireylerin esirgenmesi vede korunması dünyevi bir “özgür yurttaş” bağlamında sosyal hizmete dönüşmüştür. Ancak bilim ve tekniğe dayalı kamusal bir sosyal hizmet bir eğitim veya sağlık gibi kamusal hizmet olarak Türkiye ye hala dönüş(e)memiştir. Hayırseverliğin/yardımseverliğin hala bu düzeyde kalınması da kurumsal açıdan diğer önemli temel etkendir. Sorundur. “Kardeşlik” yerine “Yurttaşlık” hukuku bağlamında sosyal, hukuk Devletinde aranılan sosyal adalete rağmen yoksulluğun/yoksunluğun istismarı da dahil sosyal hizmet ve sosyal yardım gibi kurumsal yapıdaki teknik ve bilim açısından önemli eksiklikler de ısrar bir şekilde görmezden gelinmiştir.

En azından 20 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını doğrudan ilgilendiren bu durum aynı zamanda laik bir devlet yapısına rağmen önemsizleştirilmiştir.2004 den sonra siyasi ve idari yönetim için sözleşmeler bağlamında söz konusu olan taahhütlerin yerine getirilmesi için bir istekte görülmemektedirVeya azalmıştır.Bol bol mazeretler ile hak savunucuları dahil toplumu (bilinçli) yanıltmak bir yöntem olarakda tercih edilmiştir. Aynı zamanda “özgür yurttaş” bağlamında çocuklar da ayrı bir önemli göstergedir.Çocuk ve kişilerinde resmi vesayet kurumu gibi önemli bir idari kurumsal yapı içinde esirgenmesi ve korunması bu açıdan da ayrıca ilgilidir.Bu durum aynı zamanda bir toplumun da en yumuşak noktasıdır..Fakat ,bir görev ve yükümlülük bağlamında öngörülmesi gereken kamusal bir sosyal hizmet kapsamında ; gözetim ve nüdahaleyi de içeren koruma boyutu hala bir asırdan beri görmezden gelinmiştir. Yargısal bir uygulama ile idarenin vesayeti altında olunması şeklindeki ki bu öngörme yeterli kılınmıştır. İdari dahil bu yönde oluşan bu akademik ve teknik inat ve/veya kasıtlı cehalet ancak önemli bir katkı ile de mümkün kılınmıştır..Kıta Avrupası ile Anglosakson gibi farklı hukuk ve idari /yönetim sistemlerin gözetilmemesi ise diğer bir bilinçli/kasıtlı bir cehaletin önemli katkısıdır.Kıta Avrupası bağlamında öngörülen sözleşmelere dayalı taahütlere rağmen bu yönde ek bir yararlanma ise bu açıdan ayrıca yatsınamaz diğer bir gerçektir.

“CEMAAT” VE ZEMİN

2002 yılından sonra yoğun bir şekilde öne çıkarılan dinsel toplulukların/cemaatlerin özellikleri ve kavramsal ,kurumsal yapılar ise böyle bir süreçte gözetilmemiştir.Yurttaşlık/Medeni hukuku kapsamında da yer alan “tüzel” bir kişilik bağlamında vakıf veya dernekler ile de bir yapılandırma ve örgütlenme öne çıkmıştır.Eğitim ve sosyal hizmete yönelik işletmeler de diğer STK şeklinde olağanlaştırılmıştır. Aslında “NGO/Non Goverment Organization” gibi Devlet yapı içinde ve kamu yönetimi dışındaki kuruluşlar ile siyasi/idare yönetim ilişkilerinin özellikle belirlenmesi de gerekmiştir. Fakat bu arada özellikle AB sürecinde yurttaş hakkının korunması ve örgütlenmesi dahil bu boyutun “DİN” ile “İNANǔ vede yönetim dahil kurumsal yapılar arasındaki ilişkiler arasındaki önem farklılıklar vede yapılan öncelikli tercihler ek bir sulandırılma ile de mümkün kılınmıştır..Bu belirsizlik ve öğreti boyutunun öne çıkarılması ise diğer yandan bu şekilde önemsizleştirilmiştir.

Yaşanılan bir sosyoekonomik gelişime rağmen sosyal adalet ve gelir dağılımı ise hala gerçekleştirilmemiştir. 20 milyonun üzerinde yoğun bu ihtiyacın giderilmesi ise bu yönde bir ek yönlendirmeye neden olabilmiştir.Son yirmi yılda söz konusu olan küreselleşme ve model ile sosyo-ekonomik açıdan kamu görevinin geritilmek istenmesi/önemsizleştirilmesi bir tercih olarak öne çıkarılmıştır. Bunun yerine istihdam arttırımının yeterli kılınması da bu yönde ayrı bir zemin olmuştur.Büyüme, bir gelecek ve beklenti içinde bir araç olarak kullanılmıştır. Özellikle yoksulluk/yoksunluk bağlamında çocukların eğitim dahil esirgenmesi ve korunma ihtiyacının kamusal açıdan karşılanılması vede gözetilmesi yerine yönetim dışındaki bu araçlar ile doldurulması bu yönde ek bir ekonomik yönetime ve gücede rahatlıkla neden olmuştur. Kamusal açıdan oluşan bu eksiklik ise bilindiği gibi himmet ve/veya zekat ile dernek ve vakıflarca doldurulması için gerekli bir ek zemin de bilinçli bir şekil de oluşturulmuştur.. Çocuklar ile ilgili eğitim dahil gelecek ve koruma boyutundaki bu somut eksiklikler bu yönde önemli bir araç olarak da rahatlıkla kullanılmıştır. Kısaca,” çocukları okutuyoruz ve cemaate hayır işliyoruz” denilerek hem yurtdışında hemde yurtiçinde inanca dayalı böyle bir yapılanmanın/örgütlenmenin/organizasyonun kamusal yönetim açıdan da desteklenmesinin mübah görülmesi bu yöndeki bir ortaklığa vede sorumluluğa da ayrı bir nedendir.(Ek:1)

DEĞERLENDİRME

Kayıt dışında olanların arasında da yer alan bu eğitim vede esirgeme/koruma boyutu ile aynı zamanda ortak bir değere dayalı toplum yerine topluluklaşmaya/kimlikleşmeye vede kutuplaşmaya da destek olduğu en azından gözlenmiştir..Yönetim sistemi açısından da tersine bu dönüşüm ayrı bir tercihe de neden olabilmiştir..Laik ve sosyal hukuk Devlet niteliği bağlamında kamusal koruma boyutu için gerekli olan hukuksal güvenceler ve kurumsal yapılar ise hiç bir şekilde öne çıkarılmamıştır.Sosyal hizmet boyutu “çocuk” dahil bakım hizmeti için yeterli kılınmıştır.Özellikle sosyal hizmet ile ilgili “kamusal” ve “özel” ayırımı ile oluşan hukuksal boşluklar buna rağmen tartışılmamıştır.Özellikle de Birleşik Krallık da resmi dinin kabul edilmesi bağlamında öne çıkarılan Anglosakson hukuku gibi bu özellikler dışında ki Kıta Avrupasında söz konusu olan dinsel kurumsal yapı ile yönetim ve Devlet kurumları arasındaki ilişkiler “laik” bir niteliğe rağmen aranılmamıştır.Aksine kaçınılmıştır.

Hayırseverlik ve/veya sosyal dayanışma kapsamında yer alan sağlık , bakım ve yardım gibi kurumsal yapılar için aranılan kamusal bir gözetim ve müdahale yetkisi gibi özellikler ise hiç bir şekilde ele alınmamıştır. Aksine yardımseverlik ,(sözde) bazı hak savunucular (?) ve boş söylemler ile bu “araç” olmaya ek bir yardım yapılmıştır.Sözleşmeler için söz konusu olan taahütlerin peşine de hiç düşünülmemiştir.Yoğun bir maddi ve manevi kamu destekleri ile birlikte kamusal açıdan söz konusu olması gereken gözetim ve denetim konusunda önemli hukuksal isteksizlikler ve mazeretler ile de yaşanılan bu sonuç için ek bir zemin olmuştur.Özellikle de vakıf ve dernekler ile desteklenen kamu kaynakları için özellikle idari hukuk açısından kamu hukuk ile özel hukuk arasında temel bir ayırım hukuksal ve teknik açıdan ısrarlı bir şekilde ele alın(a)mamıştır.Bu yönde ki hukuksal ve teknik kavram kargaşaları ile de liyakat ve niteliğin aranılmaması için oluşan/oluşturulan bu aymazlıklar ve kurnazlıklar ile yansıyan bu sonuca ayrıca ek ortak olunması bu açıdan diğer önemli bir gerçektir.Bu açıdan bakıldığında “Çocuk Koruma(ma) Kanunu” , önemli bir eğitim boyutu ile yaşanılanlar ve sonuçlar dışında diğer önemli bir somut kanıttır. Sonuç içinde bir araç olmuştur.. Gene koruma boyutu dahil sosyal hizmet ile ilgili kamusal bir uygulamada yer verilen “sosyal çalışma görevlisi” şeklinde ki garabet bir uydurma hala diğer bilimler ve uygulayıcılar tarafınca da açıkça benimsenmiştir.Anayasa ya ,sözleşmeler ve taahüte rağmen Türkiye de yurttaşlar için de “zekat memeurluğu” bir yetki ve görev yeterli kılınmıştır. Afganistan da bile söz konusu olan “sosyal inceleme raporu” gibi temel bir raporlama için aranılan nitelik ve özellik ise hiç bir şekilde gözetilmek istenmemeiştir. (Ek:2)Aksine yoğun bir şekilde de meşrulaştırılmak için çeşitli çabalarda gösterilmiştir..Dolayısı ile Anayasa’ya aykırlıklar dahil teknik aykırıkların meşrulaştırılması için oluşan bu somut ortaklık hiç bir kimsenin masum olmadığının da ayrı bir diğer göstergedir.

SOSYAL YARDIM (?) BOYUTU

Ayrıca,sosyal yardım gibi yoksullukla/yoksunlukla ilgili olarak sadece ASPB kapsamında on milyar TL ile yapılan bir harcama bilindiği gibi öne çıkarılmaktadır.Belediyeler dışında da söz konusu olan böyle bir uygulama da ise vergi verenlerce karşılanılan kamusal kaynakların Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları ve belediyeler ile öngörülmesi diğer bir keyfiliğin kaynağıdır.Bu durum; dolaylı verginin kazanca dayalı dolaysız vergiden daha fazla toplanmasının da diğer önemli etkendir. Siyaset ve yönetimin de diğer bir belirleyicisidir.Bu yönde oluşan hukuksal ve teknik kargaşadan da bu açıdan yararlanılmıştır.2004 yılından beri iç hukukuk bir parçası olan “Avrupa Sosyal Şartı” bağlamında söz konusu olan “hak” gibi temel haklardan biri olan “sosyal hizmet” ile birlikte “sosyal yardım” , sergilen bir kurnazlık ile de şimdiye kadar rahatlıkla görmezden gelinmiştir.Bu,somut bir vurdum duymazlıktır..Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları içinde 20 milyona yakın hak sahibi kişilerin hukuksal bir güvence altına alınmaması ise bu taahüte rağmen böylece mümkün olunmuştur..Liyakat ve nitelik ise hiç bir şekilde aranılmamıştır.Vergi ile toplanan kamu kaynağı ve yönetim ile de oluşan lütuf / ulufe ve minnet ilişkisi için bir şekilsellik her açıdan yeterli olmuştur.Aslında toplum aşağılatılmıştır. Ayrıca utanma dahil bu AYIP lar için oluşan bu beceri (?) ile de; kamu hukuku kapsamında idari hukuk yerine özel hukuk açısından bir hak arama yönünde ki bilinçli engelleme görüldüğü gibi hiç bir şekilde gözetilmemiştir.Aranılmamıştır.Maalesef buna (sözde) bazı hak savunucular (?) da dahildir. Özellikle de oluşturulan dinsel inanç toplulukların derinleştirilmesi ,meşrulaştılması ve bu yönde oluşturulan bazı hukuksal kargaşalar bu yüzden diğer önemli bir etkendir.Özellikle de özel alan ile kamusal alan arasında aranılan özelliklerin vergi verenlerce sağlanan kamu kaynaklarının gözetilmemesi ve korunmaması sonucu toplumsal açıdan üçüncü bir kollektifleşmenin benimsenmiş olunması diğer ayrı bir boyut ve nedendir. Değerlendirilmesi için gereken de önemli bir sonuçtur.Sonuçlardır.(Ek:3)

SONUÇ VE ÖNERİ

Dolayısı ile bu süreçte sözleşmelere/taahüte rağmen özgür bir “yurttaşa” ulaşılmasının engellenmesi vede 15 Temmuz 2016 da yaşanılan bu “SONUǔ aslında sosyal hizmet uygulamalarının önemini ve niteliğini daha da arttırmıştır.Yaşanılan bu acı deneyim önemli bir ders almayı da gerektirmiştir. Bir önemli dönüm noktası da oluşmuştur. Özellikle laik ve sosyal hukuk Devletinin önemi yatsınamaz bir şekilde daha artarken ; ÇOCUK bağlamında eğitim ve koruma boyutunun yeniden ele alınması da önemli bir önceliktir..Absürd uygulamalara ve kandırmalara ise hemen son verilmelidir.Mazeretler yerine dürüst bir yüzleşme ile yararlanmalara / fırsatçılığa ve kurnazlığa son verilmelidir.Utanmaya ayrıca bir davette yapılmalıdır.Kurumlar dahil her açıdan eleştiri ve özeleştiri yapılmalıdır. Bu yönde hem teknik hemde de hukuksal güvenceler bu açıdan mutlaka yeniden öne çıkarılmalıdır.Bazı kutsanan ezberler,bilgiler ve katkılar da temizlenmelidir.Kamusal bir görev ve yükümlülük bağlamında ise sosyal hizmetler ve sosyal yardım için likayat ve niteliğinde arandığı kurumsal yapılar bu açıdan mutlaka ve mutlaka yeniden ele alınmalıdır.Söz konusu olan bazı hukuka aykırılıklar ve ayıplar en kısa süre de hukuksal süreçlere de ek olarak taşınmalıdır.Gelecekte gene olabilecek risklerin azaltabilmesi içinde ayrıca bir hedef olmalıdır.. Bu arada hukuk ve sosyal hizmet açısından akademik dünya bu boyut ve nedenleri bir bilim dürüstlüğü şeklinde yeniden ele alabilmelidir. Bir öğreti yerine teknik ve uygulama modelleri ile bilim desteklenilmelidir.Bazı kutsanan ezberler ile meleklerin kanatları gibi yapılan tartışmalar/çalışmalar bu arada geçici olarak durdurmalıdır. Sistemler dahil bu boyutların gerçekçi bir bilim üzerinden değerlendirmesi için ise gerçekçi bir zemin bu önemi daha da artıracaktır.

Bunlardan dolayı yaşanılan bu acı dersler önemli bir dönüm noktasıdır.UMUT ise temel bir araçtır.Aynı zamanda bir gelecektir.Ama aynı zamanda bir bitişe de nedendir. Bunlar ise ancak yapılan tercihler ile belirlenir.Umut ve bilim olmaz ise bu sefer başka kurtlar mutlaka kapacaktır. Urla.8.8.2016

                                                                                 Nihat Tarımeri
                                                                              Sosyal Hizmet Uzmanı
                                                                            05437692949

 

(*)Zürih Gençlik Savcılığı (eski) Sosyal Hizmet Uzmanı

EKLER:

1) http://www.hurriyet.com.tr/ibadet-de-olabilir-ihanet-de-40182943
http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/fikret-bila_621/15-temmuz-dersleri_40181774
http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/ege-cansen/bu-bir-askeri-darbe-degildi-1334889/

2)- http://www.psikososyalhizmet.com/4/afg.pdf 
www.unicef.org/tdad/afghanistansocialinquiryreport.doc
http://www.sosyalhizmetuzmani.org/nihattarimeri.htm
http://www.sosyalhizmetuzmani.org/cocukkorumamerkezlerisir.htm
http://www.sosyalhizmetuzmani.org/ck_antl.htm 
http://www.sosyalhizmetuzmani.org/scgorv-nihatterimeri.doc
http://www.sosyalhizmetuzmani.org/cocuk-mahkemeleri.doc 

ÇOCUK KORUMA(MA) KANUNU;KORUYUCU VE DESTEKLEYİCİ (SÖZDE)TEDBİRLER ve ACI DURUM

Çocuk /Gençlik Ceza Adalet Uygulamasındaki Sorunsal Yaklaşım: Ceza Sorumluluğu ve Yanlış İşlevsizleştirilen Sosyal İnceleme Raporuna Bir Bakış
SOSYAL ÇALIŞMA(MA) GÖREVLİLERİNE BİR BAKIŞ DAHA..

http://www.sosyalhizmetuzmani.org/resmivesayet.htm
http://www.sosyalhizmetuzmani.org/gorusmeodasi2.htm
http://www.psikososyalhizmet.com/4/dtsir.pdf 

3)- http://sosyalhizmetuzmani.org/laiksosyalhizmet.htm
http://sosyalhizmetuzmani.org/dulkadinmas.htm


 

 BİZE YAZIN
     Sosyal Hizmet Uzmanı Web Sitesi
     E-Posta : sosyalhizmetuzmanlari@gmail.com

   

© Copyright 2011
www.sosyalhizmetuzmani.org