Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları
İnsan hakları Bilgileri

 

  Hızlı Erişim
 


Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org


HALKLA İLİŞKİLER VE KAMUOYU OLUŞTURMA

  1. Halkla İlişkiler

Uluslararasi Halkla Iliskiler Dernegi'nin (International Public Relations Association) halkla iliskiler tanimi söyledir: "Bir örgüt ile o örgütün ilgili çevresi arasinda karsilikli iletisim, anlayis, isbirligi ve hosgörü iliskisi kurulmasina ve bu iliskinin devamina yardimci olan yönetsel bir islev. Halkla iliskiler islevi sorunlarin ya da olaylarin yönetimini içerir; örgüt yönetiminin kamuoyu hakkinda bilgili olmasina ve kamuoyuna duyarli olmasina yardimci olur; örgüt yönetiminin kamusal çikarlara hizmet etme sorumlulugunu tanimlar ve bu sorumlulugun altini çizer; gelismeleri öngörmede yardimci bir erken uyari sistemi olarak hizmet görmek suretiyle yönetimin degisikliklere ayak uydurmasinda ve bu degisiklikleri etkili biçimde kullanmasinda yardimci olur; bu isleri yaparken kullanacagi baslica araç gereçler ise, arastirma ve saglam iletisim teknikleridir." (R.G. Harlow, "Building a Public Relations Definition", Public Relations Review 2, 1976, 34-42)

Halkla iliskiler önceden düsünülmüs, planlanmis ve sürdürülebilir bir enerjiyle kurgulanmis iliski ve iletisimlerin yürütülmesi islevi olarak da tanimlanabilir. Iletisim kavraminin kapsadigi genis alan göz önünde bulunduruldugunda, halkla iliskilerin temel araçlarinin gündemin takip edilmesi, dogru çalisma ortaklarinin bulunabilmesi, sürekli arastirma, bilgi edinme, bilginin iletisim araciligiyla isbirliklerine dönüstürülmesi seklinde tanimlanmasi da mümkün. Sonuçta halkla iliskilerin hedefi, yapilan isleri ve isler araciligiyla da kurumu, organizasyonu ya da kurulusu, hedef kitlesiyle en dogru sekilde bulusturmak, bu bulusmayi çesitli ortaklar, destekçiler vs. ile de zenginlestirmek olduguna göre, tek boyutlu bir düsünme biçiminden bahsetmiyoruz demektir. Gazetelerden özel sirketlere, belediyelerden diger kamu görevlilerine, kentin en yoksullarindan en varlikli kesimlerine kadar, yapacagimiz isin gereksinimlerine göre planlanmis bir halkla iliskiler hem islerimizin yürümesini hem de yaptigimiz islerden mümkün olan en genis kalabaliklarin yararlanabilmesini saglayacaktir.

Halkla iliskiler ikna etmek, bir seyi satmak, insanlari egitmek, birilerini uyarmak, bir konuda istek ya da tepki uyandirmak, ilgi çekmek, var olan ilgiyi gelistirmek, gelir elde etmek amaçlariyla yapilabilir.
Özellikle sivil toplum kuruluslarinda halkla iliskiler bir ya da birkaç uzman kisinin degil, kurumda çalisanlarin ve kurum çevresinde var olan tüm gönüllü ve destekçilerin hep birlikte üstlenmek durumunda olduklari bir islevdir. Çünkü ticari olmayan, daha çok kamusal çikarlar, kâr amaçli olmayan yararlar için olusturulan bu tür kurumlarda insanlara bir mal ya da hizmetten çok, bir sorumluluk sunulur. Hedeflenen insan ya da gruplarda bu sorumlulugu üstlenmeye karsi bir istek yaratabilmek ise, her seyden önce, bu sorumlulugu sunanlarin kendi yasam pratikleriyle örneklendirdikleri, dogru bir dille anlattiklari, iliski ve iletisim biçimlerinin her asamasinda bu sorumluluga sahip olduklarini hissettirdikleri, neredeyse bir yasam biçimi haline getirdikleri izlenimiyle gerçeklestirilebilir. Ilk bakista zor gibi görünse de bu izlenim çogu zaman kendiliginden vardir. Çünkü kisisel ve toplumsal ideallerin gerçeklestirilmesi arzusuyla, bu tür kurumlarin, kuruluslarin, gruplarin olusturulmasi bile hemen ilk adimda ikna edici bir görünüme bürünebilir.
Dolayisiyla ilk adim, daha böylesi bir çabaya girisirken var demektir. Halkla iliskiler, bu çabanin dogru bir sekilde anlatilmasi, kaynaklarin en dogru sekilde kullanilmasi ve özellikle sivil toplum kuruluslarinda var olan tüm bilginin mümkün oldugu kadar genis insan gruplariyla paylasilmasi, seffaf iliskiler kurulmasi sürecidir. Bu da, giderek karmasiklasan toplumsal pratiklerde üzerine düsünülmesi ve planlanmasi gereken bir isler bütünü demektir.

Halkla iliskiler, kamuoyu olusturmadan farkli olarak daha genis bir alani kapsar. Hatta çogunlukla kamuoyu olusturma, halkla iliskilerin bir araci olarak görülür. Daha yeni olan bir baska halkla iliskiler tanimi ise, bu islevi daha çok bir "iletisim planlamasi" olarak görür. Adi ne olursa olsun, bizim burada bahsetmeye çalistigimiz, dogru mesaji, dogru hedef kitleye, dogru araçlarla vermemizi saglayacak uygulamalardir.

2. Kamuoyu

Kamuoyu kabaca halkin tüm toplumu ilgilendiren konulara iliskin kanilarinin toplamidir. Yani çevremizde olup bitenler hakkinda az ya da çok bilgiyle, o konuya nasil tepki verecegimizi belirleyen düsüncelerimizin toplamidir; bu düsünceleri ifade ettigimiz biçimlerdir ve tepkilerimizdir. Gündelik yasamda kamuoyu, çok sayida bireylerden olusan topluluklarin kolektif kanaatlerini belirtmek için kullanilir.

Kamuoyu, toplumu olusturan bireylerin belli bir konu hakkinda bilgilenmeleriyle olusur. Bilgi sahibi olunan konu hakkinda bireylerin söyle ya da böyle bir kanaat ya da tutum gelistirmeleri ise "kamuoyu tepkisi"dir. Toplum pek çok sekilde bilgilendirilebilir. Ancak kamuoyunun olusumunu bugün en çok belirleyen bilgilendirme araci kuskusuz kitle iletisim araçlaridir. Yaygin kanaatin aksine kitle iletisim araçlarini yönetenler kamuoyunu yalnizca kendi yönelimleri çerçevesinde belirleyemez ya da olusturamazlar. Bir kere kamuoyu olusturmakta tek araci onlar degillerdir ve kitle iletisim araçlarinin kamuoyu belirleme islevi ancak diger araci ve araçlarin da destegini alabildikleri, dahasi toplumu ilgilendiren duyarlilik noktalarini iyi takip etmesi ile güçlenebilir.

Diger araçlar derken kuskusuz insanligin varolusundan bu yana isleyen tüm iletisim yollarindan bahsediyoruz. Yüz yüze iletisim, dedikodu gibi alanlardan baslayip, panel, konferans, miting vs.'ye kadar bir dizi iletisim ortamina uzanan çok genis bir yelpazede bilgi aktarimi gerçeklesir.

Ancak, kamuoyu olusturmak derken toplumu olusturan bireylerin belli bir konu hakkinda yalnizca bilgi sahibi olmalarini kastetmeyiz. Kamuoyu olusturmak derken bahsettigimiz sey tam olarak, halkin herhangi bir konuda bilgi sahibi olmasiyla birlikte "kamuoyu olusturucular"in beklentileri yönünde düsünmelerinin ve destekleyici tutum takinmalarinin saglanmasidir.

Kamuoyu olusmasinda pek çok etmenin rolü vardir. Bunlarin basinda da kisisel etmenler gelir. Kisisel algilamalar, özdeslesmeler, psikolojik süreçler, uyusmazliklar, önyargilar vs. kamuoyunu olusturan bireylerin düsünme ve davranma biçimlerini etkiler. Ikinci bir etmen grubu ise kuskusuz çevresel olanlardir. Bireylerin toplum içindeki yerleri, topluma hâkim olan ideoloji, nüfus yapisi, kültür, siyasal kurumlar, din, kitle iletisim araçlari vs. bu grup içinde degerlendirilir.

Kamuoyunun olusma sürecinde, verilecek tüm mesajlarda bu etmenlerin rolleri degerlendirilmelidir. Burada alti çizilmesi gereken nokta, sunulan mesajin içerigi kadar, onu yayginlastirirken kullandigimiz dilin ve araçlarin dogru seçilmesi gerekliligidir.

Kamuoyunun olusumunda yüz yüze kisisel iletisimden yazili, sözlü, görüntülü kitle iletisim araçlarina kadar pek çok vasitadan yararlanilabilir. Herhangi bir konuda kamuoyu olusmasinin ilk kosulu, o konuda bireylerin ya da gruplarin bilgi sahibi olmalaridir. Iletisim, özellikle de kitle iletisim araçlariyla yapildiginda kisa sürede çok sayida insanin bilgi edinmesini kolaylastirir. Ancak, bu, kitle iletisim araçlarinin kamuoyunun olusumunda tek araci oldugu anlamina gelmez.

Kamuoyunu olusturan araçlar ya da aracilarin basinda yüz yüze iliskiler ve kanaat önderleri gelir. Özellikle küçük yerlesim birimlerinde yüz yüze iliskilerin kamuoyunun olusumunda önemi birincildir. Kisisel iliskiler ve ikna edici bir tartisma yönteminin verdigimiz bilginin amaçladigimiz yönde bir tepki olusturmada katkisi, genellikle kitle iletisim araçlarindan çok daha fazladir. Yine küçük yerlesim birimlerinde bazi kisiler kitle iletisim araçlarindan ya da yüz yüze iletisimle ögrendikleri bilgileri kendi yorumlarini da katarak çevrelerindeki diger insanlara aktarirlar. Kamuoyu çalismalarinda "kanaat önderleri" dedigimiz bu kisiler de kamuoyu olusturmada önemli aracilar olarak görev alirlar. Bazen, genellikle toplumda belirli bir statüye sahip olan bu kanaat önderlerini ikna ederek kamuoyu olusturmada önemli bir asama kaydetmis sayilabiliriz. Çünkü onlar da yüz yüze iletisimi kullanarak bilginin yayilmasini saglarlar. Siyasal ve toplumsal liderler de kamuoyu olusturmada göz önünde bulundurulmasi gereken kisilerdir. Belli bir konuda kamuoyu olusturmaya çalisirken önümüzdeki bir diger asama ise baski gruplarinin bilgilendirilmesidir. Sivil toplum örgütleri, sendikalar, meslek odalari vb. kurumlasmis baski gruplari, bilginin yayilmasinda önemli bir islev üstlenebilirler. Kitle iletisim araçlari tüm bu aracilarin örgütlenmesiyle eszamanli olarak devreye girdiginde daha etkili bir islev görme sansina sahiptir. Bu aracilardan ve kaynaklardan kendimizi yoksun biraktigimiz durumlarda islerimizi gereginden fazla zorlasacaktir. Üstelik bu zorluklar, sonuçlarini ister istemez tesadüflere bagladigimiz isleyisler arasinda, mesajlarimizin etkilerini kaybetmesine neden olacaktir.

Bu kaybi önleyebilmek için kamuoyuyla; onu olusturan kurum, kurulus, kisi ve araçlarla yüzyüze gelmeden önce kendimizi bu sürece iyice hazirlamamiz gerekir. Bu hazirligin ilk adimi yerel tarih grubumuzun tam olarak ne yapmak istedigini, hedeflerini, bu hedefleri nasil gerçeklestirecegini, hedeflerine ulasma sürecinde kimlerle, ne sekilde isbirligi yapacagini vb. tanimlayan bir planlama yapmaktir.

3. Kitle Iletisim Araçlari ve Ulusal Basin Yayin Kuruluslari

Kitle iletisim araçlarinin yerel tarih gruplari ve sivil toplum için en belirleyici avantaji "gündem olusturma" yetisidir. Medya, haberleri sunma ve tekrarlama biçimiyle bir konunun kamuoyunda tartisilmasini, hatta bu tartismanin içerigini ve biçimini de saptayabilme yetisine sahiptir. Ancak, ayni yeti bilginin içerik degistirmesini, tartismanin sansasyonel bir nitelik kazanarak içerikten yoksunlastirilmasini da beraberinde getirebilir. Iste bu nedenle kamuoyu olustururken medyadan yararlanmak özel bir özen gerektirir.

Medyanin kullanimi da büyük ölçüde yine kisisel iliskilere baglidir. Her gün binlerce kaynaktan, binlerce haberin ve bilginin kamuoyunda temsil edilmesi için baski altinda bulunan medya yöneticileri ve çalisanlarinin, bizim gönderdigimiz bilgiye sayfalarini ya da yayin saatlerini ayirmalarini saglayabilmek için ilk sart bu bilginin ilgi çekici ve dogru bir biçimde sunulmasiysa, ikinci sart da bu ilgi çekici bilginin dogru biçimde yayinlanabilmesi için yüz yüze iletisimle içerik ve sunusta söz sahibi olabilmeyi saglamaktir.

4. Ulusal Basin Yayin Kuruluslari

Yerel tarih gruplari ulusal medyada öncelikle "haber" olarak yer alabilirler. Gündelik dilde sik sik kullandigimiz "haber" kavraminin medyadaki karsiligi bir parça daha karmasiktir. Haber, toplumu olusturan bireylerin büyük bir çogunlugunu ilgilendiren ya da ilgilendirmesi beklenen/umulan bir düsünce ya da görüsün yine bu bireylerin anlayabilecegi bir dille kitle iletisim araçlari araciligiyla yayinlanmasidir. Haberin hammaddesi aslinda gündelik hayatin ilgi çekici oldugu düsünülen bölümleridir. Politika, is dünyasi, uluslararasi iliskiler, magazin, bazen tarih, bilim vs... Bu alanda yasanan tartismalar ve yapilan çalismalar kitle iletisim araçlari tarafindan derlenir, yeniden kurgulanir ve yayinlanir. Gazetelerde okudugumuz ya da televizyonlarda izledigimiz haberler, her ne kadar gerçek bir olgu ya da olaya dayansalar da, o olgu ya da olayin haberi üretenler tarafindan yeniden kurgulanip öykülendirilmelerinden olusur. Dolayisiyla ister yazili basinda ister görsel basinda kurgu, haberin ilk temel unsurlarindan biridir. Haberin diger özellikleri ise, yayinlanmasi için tercih edilen olay ya da olgularin gerçek, güncel, ilginç ve önemli olusudur. Bu niteliklerden herhangi biri ön plana çikabilir ya da yalnizca biri bilginin haber degerine sahip olmasi için yeterli olabilir. Ancak, bu niteliklere sahip olmayan bir olay ya da olgunun haber olmasi beklenemez. Çünkü bir haber dogrulanamadikça ya da güncel olaylara dayandirilmadikça gerçeklik unsurunu tasimaz.

Her haber bir kaynaktan alinir. Gazeteler haberlerini kendi içlerinde uzmanlasmis çesitli birimlerden derlerler. Tüm gazetelerde bir haber merkezi, istihbarat servisi mutlaka vardir; pek çok büyük gazetede özel arastirma ya da haber, ekonomi, dis haberler, egitim, kültür-sanat, fotograf gibi servisler de bulunur. Gazetelerin ve bu servislerde çalisan muhabirlerin ilgilendikleri iki türden olay vardir: Ilki, rutin basin toplantilari gibi tüm gazetecilerin günlük is yasami içerisinde karsilasabilecegi olaylar, ikincisi ise kendi uzmanlastiklari alanlari içinde yapacaklari arastirmalar ya da söylesilerle ortaya çikarabilecekleri ve "özel haber" olarak yayinlayabilecekleri olaylar. Rutin haberler genellikle yayin kuruluslarinin kendi kulvarlarindakilerden geri kalmamak için yayinladiklari, fakat genellikle çok az yer verdikleri haberlerdir. Ancak, her gazeteci ve gazete "özel haber"lere mümkün olabildigince çok yer vermek ister. Çünkü bu, gazete ve gazetecilerin rakiplerinden farklilasmasini saglayacaktir. Bu nedenle her gazetecinin ilgisini öncelikle yalnizca kendisinin sahip oldugu bilgiler çeker. Bu bilgiyi baska gazeteciler de ulasmadan yazmak ve degerlendirmek ister; ancak bu türden haberlerin altina imzasini atabilir.

Ulusal basinla, özellikle de gazetelerle iliskilerimizde dikkat etmemiz gereken ilk nokta da iste budur. Güncel, dogru, ilgi çekici oldugunu düsündügümüz bilgiyi onu en dogru biçimde isleyip yayinlayabilecek gazete ya da gazetecilerle paylasarak, gereksinim duyduklari bilgiye ulasmalarini kolaylastirarak çalismalarimizdan onlarin okurlarinin da haberdar olmasini saglayabiliriz. Tüm bu rekabet kosullarinda yapmamiz gereken, ilk asamada dogru araci, ikinci asamada ise dogru iletisim kisilerini seçmek, daha sonra da onlari dogru bir biçimde yönlendirmek olacaktir.

5. Yerel Basin Yayin Kuruluslariyla Iliskiler

Belirli bir yerlesim biriminde yayinlanan ve hedef kitle olarak da orada yasayanlari belirleyen basin yayin kuruluslarina yerel medya diyoruz. Yerel medyanin özellikle Batili ülkelerde devlet destegi de alarak, bazen ulusal ya da yaygin medyadan çok daha etkili olabildigine tanik olabiliyoruz; ancak, Türkiye için maalesef bu durum söz konusu degil. Dolayisiyla ülkemizde yerel medya, katilimci demokrasinin, kültürel gelisimin çok önemli bir iletisim alani olabilecekken pek çok sorunla karsi karsiya. Bunlarin basinda da ekonomik ve teknolojik sorunlar geliyor. Ulusal basinla asla rekabet edemeyecek kosullarda çalismalari bir yana, pek çok yerel basin yayin kurulusu ekonomik altyapisizlik nedeniyle nitelikli isgücü anlaminda da ciddi problemler yasiyor. Ancak, tüm bunlar yerel basin yayin kuruluslarinin yerel tarih gruplari açisindan baktigimizda birincil çalisma ortagi olarak islev görmeyecegi anlamina gelmiyor.

Yerel medyanin bizim için en önemli islevi, çalisma yaptigimiz alanda yasayanlari hedef kitle olarak benimsemis olmasi nedeniyle dogrudan onlarin ilgisini çekebilecek haber arayisinda olusudur. Bu nedenle yerel tarih çalismalari, yerel basin yayin kuruluslarinda rahatlikla yer bulabilir. Üstelik bu çalismalar, yerel gazete, televizyon ve radyolardaki kalitenin de yükselmesine de katkida bulunabilecektir. Ulusal medyayla, eglence haberleri ve tüm kamuoyunu ilgilendiren haberler gibi alanlarda rekabet edemeyecek durumda olan yerel medya, yerel haberler araciligiyla kendi alaninda bir avantaj saglamis olacaktir. Bu nedenle yerel medyayla iliskilerde bu noktayi vurgulamak ve isbirligi için gereken destegi saglamak yerel tarih gruplari için önemlidir.

Ulusal medyanin tersine, yerel basin yayin kuruluslari hedef kitleleriyle dogrudan iletisim kurabilecekleri içerik gereksiniminde olduklarindan yerel tarih gruplarinin tüm çalismalarini temsil etme potansiyeline sahiptirler. Ulusal basinda yalnizca birkaç sütunluk ya da dakikalik haber olarak geçebilecekken, yerel basinda alinabilecek yer çok daha genis olabilir. Bunun için iliskilerin gelistirilmesi gerekir. Program, belgesel, haber, ortak yapimlar gibi pek çok formül bu alanda yardimimiza kosabilir. Yerel basinla bu sekilde iletisim kurabilmek, yerel tarih gruplarinin çalismalarinin katilimcisi ve destekçisi olabilecek yerel çalisma ortaklarinin sayisini da artiracaktir.

6. Kitle Iletisim Araçlarindan Nasil Yararlanilir?

Kitle iletisim araçlari ister yerel ister ulusal olsunlar ancak onlarla iletisimimizi dogru kurdugumuz takdirde bize yardimci olabilirler. Bu nedenle öncelikle bu iletisimde kendi durdugumuz yeri saptamak durumundayiz.

Yapacagimiz ilk is "Biz ne yapmak istiyoruz?" sorusunun yanitini netlestirmektir. "Bizim yerel tarih grubumuzun amaci ne?" sorusunun birkaç yaniti olabilir: Yasadigimiz kentin tarih mirasina sahip çikmak, kentimizi daha fazla tanitmak, bir arada yasadigimiz insanlari daha yakindan tanimak, ortak bir kent kültürü insa etmek vs. Bu sorunun yaniti ayni zamanda medyada hangi bilginin nasil temsil edilecegi ile ilgili temel verileri de beraberinde getirir. Kentimize özgünlügünü veren bir tarihi yapi yok mu oluyor? Bu konuda daha fazla sayida insanin duyarli bir tutum takinmasini mi istiyoruz? Peki medya bu duyarliligi artirmamiz için bize nasil yardim edebilir? Biz hangi mesajlari önce medya kuruluslarinda çalisanlara sonra da onlarin hedef kitlelerine vererek amacimiza ulasabiliriz? Bu sorulari kendi kendimize yanitlamadan harekete geçmek, verimli bir sonuç almamizi da engelleyecektir. Sonra yapmamiz gerekenler ise bir stratejik plan ve iletisim plani hazirlamaktir.

7. Stratejik Plan

Stratejik plan grubun neden var oldugunu, varligini sürdürmek için neleri gereksindigini, bu gereksinimlerin nasil giderilebilecegi yolunda öngörüleri, bulunan kaynaklarin ne sekilde kullanilacagini vs. de içermelidir. Bu sekilde bir yandan yerel tarih grubu kendi yapacagi islerle ilgili somut öneriler gelistirebilecegi bir platformu kendi içinde üretmis olur, bir yandan da kamuoyu ile iliskilerini düzenlerken, sorulabilecek her türlü soruya verebilecegi yanitlari, üstelik grubun katilimcilarinin asgari müsterekleri üzerinden hazirlamis olur. Stratejik planin islevsel olabilmesi için mutlaka demokratik katilim süreçlerinin dogru kurgulanmis olmasi gerekir. Grubun üyelerinin üzerinde asagi yukari oydaslik saglamadiklari bir stratejik plan kendi islevini görmek bir yana, grubun giderek daralmasina neden olacaktir. Bu nedenle ztratejik planin vazgeçilmez birkaç niteligi olmalidir: Demokratik olmasi, grubun tüm üyelerinin katilimiyla hazirlanmasi ve hazirlik asamasina katilanlarin uygulamada da fiilen görev üstlenmeleri, tüm grubun amaçlarini göz önünde bulundurmasi ve uygulama süreci içinde evrilmeye, gelismeye uygun hazirlanmasi.

Su halde planlamanin ilk asamasi bir "görev" tanimi yapilmasidir. Bu plan hangi amaçla hazirlaniyor?
Plani hazirlarken akilda tutmamiz gereken birkaç nokta daha var. Eger yerel tarih gruplarinin birer sivil girisime dönüsmesini istiyorsak (ki gruplarin çalismalarini sürekli kilabilmek için bundan baska çikar yol yok gibidir) yaptigimiz isi tam olarak tanimlamaliyiz. Temel olarak yerel tarih gruplarinin bir hizmet sunduklarini söyleyebiliriz bu noktada. Bu hizmetin birincil niteligi "kültürel" bir nitelige sahip olusudur. Kültürel hizmet veren bir sivil girisim olarak her yerel tarih grubu olasi çalisma ortaklarini bu hizmetin gerekliligine ikna etmek durumundadir. Su halde bir "görev cümlesi"nden beklentimiz bizimle birlikte çalismasini istedigimiz, kentin diger ortaklarini bizim varolus gerekliligimez ikna etmesidir.

8. Iletisim Plani

Stratejik plan mutlaka bir iletisim plani da içermeli ve iletisim plani iki basamakli olarak düsünülmelidir. Ilk basamakta bir halkla iliskiler plani yapilmalidir; bu planda neyin tanitilacagi, bu tanitimda kimlerin hangi görevleri üstlenecegi, hangi kritik iliskilerin kurulacagi, bu iliskilerde hangi bilgilerin ve yan iliskilerin kullanilacagi, çalismanin yapilmasi için bir fon gerekip gerekmedigi, bu fonun nasil gelistirilecegi, kimlerden destek alinacagi gibi sorulara yanit verilmelidir. Ikinci basamakta ise bir medya iliskileri plani yapilmalidir. Hangi kitle iletisim araçlarinda, hangi iletisim kisilerine, hangi bilgiler, hangi kosullar altinda, hangi kapsamda verilecek? Tabii ilk soru bizim medyadan ne bekledigimiz olmalidir. Bu sorunun yaniti, diger sorulara verilecek yanitlari daha rahat görmemizi saglar.

Iletisim plani özellikle bir sivil toplum örgütünün, bir sivil girisimin en kritik gereksinimlerinden biridir. Çünkü bir sivil toplum örgütünün birincil çalisma ortagi halktir ve onlarla nasil bir diyaloga girilecegi bu planla belirlenir. Hedefler konulup çalismalara baslandiktan sonra böylesi bir plan sayesinde basari da rahatlikla ölçülebilir.

Iletisim planimizin bu islevi görebilmesi için su dört nitelige mutlaka sahip olmasi gerekir: Medya ile iliskilerimizde bize rehberlik edebilmelidir; her asamada hangi hazirliklarin gerektigini tespit etmelidir; ilkeler bazinda amaca ne kadar ulasildigi ile ilgili degerlendirme ölçülerini belirlemelidir ve kimlerle, hangi kurumlarla iletisim kurulacagi konusunda temel bilgileri içermelidir.

Su halde iletisim planinda yaniti bulunmasi gereken ilk üç soru sunlardir:
1. Görev: Neden bizim yerel tarih grubumuza ihtiyaç var? Biz neden variz?
2. Bu ihtiyaci nasil giderecegiz, ilkelerimiz neler?
3. Birincil hedeflerimiz, yapacagimiz somut isler...

Iletisim plani ayni zamanda daha önce de sözünü ettigimiz planin önemli bir parçasidir. Stratejik plan, iletisim planimizi hazirlarken basvuracagimiz temel kaynaklardan biridir. Iletisim plani, stratejik planimizin nasil gerçeklestirilecegi ile ilgili tasarilarimizin önemlice bir bölümünü içerir. Çünkü uygulanabilir bir iletisim plani olmaksizin hazirlanan bir stratejik plan, yerel tarih gruplari gibi sivil inisiyatiflerde yapilan islerin küçük, içe kapali bir grubun iç iliskilerine sikisip kalmasina, asil hedefi olan bu islerin toplumla paylasilarak kente dönüsünün bir yana birakilmasina neden olacaktir. Bu durumda grup içi motivasyon giderek ortadan kalkar. Oysa motivasyon sivil bir girisim için en temel gereksinimdir.

Iletisim plani yaparken ve bu plani uygularken sürekli sunu düsünmeliyiz: Hangi isi kim yapacak?
Iletisim kolektif bir süreçtir; ancak, daginik olmasi halinde olumlu sonuçlar almak da oldukça zordur. Dolayisiyla iletisim planlamasi ve uygulamasi sirasinda içimizden bu isleri en iyi yapabilecegini düsündügümüz bir kisinin bu planin koordinasyonunu ve uygulamasini yapmasi en dogrusudur. Böylece ortak alinan kararlar, zaman zaman bir sözcü olarak da islev görebilecek bir kisinin elbette denetlenebilir uygulamasina birakilmalidir. Özellikle mesajlarimizin tutarli bir sekilde yayilmasi için bu nokta çok önemlidir.
Iletisim plani hazirlarken yanitlamamiz gereken iki tür sorular zinciri daha vardir:

9. Medya Ne Ister?

Daha çok izlenmek, okunmak ister, bunun için çeliski ve tartisma ister, yalnizca kendisinin sunabilecegi bilgiler/haberler ister, gündem olusturmada aktif bir rol ve sansasyon yaratabilecek haberler ister. Tüm bunlar kitle iletisim araçlari arasindaki rekabetin neden oldugu kosullardir ayni zamanda.

10. Biz Ne Istiyoruz?

Daha fazla bilinir olmak, dogru tanitilmak, daha fazla destek saglayabilmek ve geri besleme (yani medya araciligiyla kamuoyuna ulastirdigimiz bilgilerin, bireylerin bize tepkisi olarak geri dönmesi).

Bu sorulara verdigimiz yanitlar gördügünüz gibi kaçinilmaz olarak medya ile aramizda çeliskiler oldugunu ortaya koyuyor. Bu nedenle medya ve medya çalisanlari ile kurdugumuz iliskinin mutlaka önceden iyi tasarlanmis, yüz yüze iliskilerle desteklenmis olmasi gerekir. Çünkü sivil örgütlenmeler, sirketler ya da siyasi partilerden farkli olarak ancak kamuoyunun kendilerini dogru taniyip destekledigi ölçüde varliklarini sürdürebilirler. Bu nedenle medyanin ticari kaygilarinin bir parçasini olusturmaktan kesinlikle kaçinmalari, bunun yerine medyayi ancak dikkatli ve dogru kullanildiginda olumlu sonuç verebilecek bir temsil alani olarak görmeleri gerekir.

11. Nelere Dikkat Etmeli?

Medya ile iliskilerde ve bu iliskilerin planlanmasinda alti temel unsurdan söz edilebilir:
- Hedef kitlenin belirlenmesi ve onlara nasil ulasilacaginin tespit edilmesi
- Geçmiste bu konuda yapilanlarin bulunarak, bunlardan nasil yararlanilacaginin belirlenmesi
- Hangi mesaji iletecegimizin belirlenmesi
- Bu mesaji verebilmek için hangi malzemelerin kullanilacaginin belirlenmesi
- Hangi kaynaklara ihtiyaç duydugumuzun belirlenmesi
- Bir çalisma planiyla spesifik basari ölçütlerinin ortaya konmasi

12. Mesajimizi Nasil Gelistirecegiz?

Öncelikle yerel tarih grubumuzun amaçlarini bir kerede ifade edebilecek parlak bir baslik cümlesi bulmamiz gerekir. Burada gözden kaçirmamamiz gereken nokta, mesajin içerigi ile "parlakligi" arasinda mümkün olabildigince dengeyi saglamaktir. Bu nedenle yanitlamamiz gereken iki soru daha vardir bu asamada: Biz bu basligin ne söylemesini amaçliyoruz? Bu mesaji en kisa nasil ifade edebiliriz?

Medyayla her iletisim kurdugumuzda, bizden giden bilginin, haber bültenimizin ya da gönderdigimiz dosyanin "bize ait" oldugunu anlamalari için de belli basli birkaç hazirligi yapmis olmamiz gerekir. Örnegin, grubumuzun küçük bir logosunu hazirlayabiliriz. Böylece iletisim kurmaya çalistigimiz kisi de henüz okumaya baslamadan bilginin bizden gittigini anlamis olur. Ayrica her an çogaltilmis olarak elimizin altinda bulunduracagimiz ve grubu, çalismalarimizi anlatan tek sayfalik bir metin de beklenmedik zamanlar için vazgeçilmez bir yardimci islevi görebilir. Bu metni biraz daha detaylandirarak elde edecegimiz brosür ise kuskusuz çok daha profesyonel bir is yaptigimizi gösterir. Baslamak için bunlar yeterli gibi görünür; ancak, iletisimin sonu yoktur. Örnegin hazirlayacagimiz sesli ve görsel tanitim malzemeleri (kisa ses kayitlari, çalismalarimiz sirasinda çekilmis görüntülerden montajlanarak elde edilmis bir kaç dakikalik bir film), zamanla periyodik olarak yayimlanabilecek bir bülten vs. seklinde bu araçlari giderek gelistirebiliriz.

13. Yapilmamasi Gerekenler

Gerçekten isleyen bir plan olmadan medyadan olumlu bir tepki beklemeyin. Medyaya kesinlikle hazirliksiz yakalanmayin ve son olarak da medyanin kendisini sizin yerine koyarak ona göre haber ya da program üretmesini beklemeyin.

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.