Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap - Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları
İnsan hakları Bilgileri

 

  Hızlı Erişim
 

Google
Web sosyalhizmetuzmani.org

      HIV/AIDS'LE YAŞAYAN BİREYLERE YÖNELİK GÜÇLENDİRME YAKLAŞIMI
EMPOWERMENT APPROACH TO PERSONS LIVING WITH HIV/AIDS

Yrd.Doç.Dr. Sunay İl
H.Ü.Sosyal Hizmetler Yüksekokulu
Öğretim Üyesi

Özet
Bu çalışmada HIV/AIDS'le ya
şan bireylere yönelik güçlendirme yaklaşımı üzerinde durulmaktadır. Bir sosyal hizmet müdahalesi olarak güçlendirme, bireylerin, aileleri, grup ve toplumların, kişisel, sosyo-ekonomik ve politik güçlerini arttırmaya, ve koşullarını, geliştirme yönünde etkileyebilmelerine yardımcı olma sürecidir. Sosyal hizmet uzmanları müracaatçılarının acı ve çaresizlik duygularının onları güçsüz kıldığını öğrenmelerine yardımcı olur ve yaşam denetimlerini yeniden kazanmalarını destekler



Anahtar sözcükler: HIV/AIDS,güçlendirme yaklaşımı, tıbbi sosyal hizmet

Summary This article focuses on, empowerment approach to persons living with HIV/AIDS. As a social work intervention, empowerment is the process of helping individuals, families, groups and communities increase personal, socio-economic and political strength and influence toward improving their circumstances. Social workers help clients learn that feelings of pain and helplessness make them powerless and support them to gain their life control again.

Key Words: HIV/AIDS, empowerment approach, medical social work

Giriş

Ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı bir yaşam sürdürmek, birey için hem yaşam denetimine hem de belirli bir sosyal statüye sahip olmak anlamına gelmektedir. Dolayısıyla sağlığın herhangi bir nedenle bozulması, bireyin yaşam denetimini ve toplumsal statüsünü olumsuz yönde etkiler. Yaşam denetimi ve toplumsal statünün ne denli olumsuz etkileneceği ise sağlığın bozulma nedeniyle doğrudan bağlantılıdır. Bu bağlamda bireylerin medikal müdahalenin yanısıra yoğun bir biçimde profesyonel psiko-sosyal yardıma da gereksinim duymaları sözkonusudur. Psiko-sosyal yardım ile desteklenen bir medikal müdahalenin daha etkili olması beklenen bir sonuçtur.

Günümüzde özellikle gelişmiş ülkelerde psikolojik ve psiko-sosyal yardım sorumluluğunu üstlenen profesyoneller, diğer alanlarda olduğu gibi sağlık alanında da tedavi ekibinin vazgeçilmez üyeleridir. Sağlık alanında 1900'lü yılların başından itibaren hizmet vermeye başlayan sosyal hizmet uzmanları da, tedavi ekibinin üyeleri olarak, çalışmalarını tıbbi sosyal hizmet alanı kapsamında, genellikle tıbbi bakım ve tedavi kurumlarında yürütmektedirler (1). Son yıllarda kalp, kanser gibi kronik, alkol ve madde bağımlılığı gibi davranışsal, HIV/AIDS gibi infeksiyon hastalıklarının tedavisine yönelik geliştirilen programlarda sosyal hizmet uzmanlarının işlevselliğine duyulan gereksinim giderek artmaktadır (2). Öte yandan sosyal hizmet alanındaki kuramsal ve uygulama boyutundaki gelişmelerin yansımaları olarak yeni müdahale yaklaşımları tıbbi sosyal hizmet alanında da uygulanmaktadır. Bunlardan güçlendirme (empowerment) yaklaşımı, niteliği ve yaygın kullanım alanı olması yönüyle özellikle dikkati çekmektedir.

Bu çalışmada HIV/AIDS tanısı konmuş bireylere yönelik sosyal hizmet yaklaşımı özellikle güçlendirme (empowerment) boyutuyla ele alınacaktır. HIV/AIDS tanısı konmuş bireylerle yapılan çalışmalarda güçlendirme yaklaşımı anahtar kavram olarak değerlendirilmektedir. Güçlendirme yaklaşımında, bireyin geleceği üzerinde kontrol (yaşam denetimi) ve belirleme gücü olduğu kabul edildiğinden, bu gücün kullanılmasıyla bireyin kendini iyi hissetmesi sağlanmaktadır. Çalışmada öncelikle sosyal hizmet uygulamalarındaki güçlendirme yaklaşımı kısaca gözden geçirilecek, daha sonra HIV/AIDS tanısı konmuş bireylerin yaşamı, hastalığın özellikleri çerçevesinde incelenip müdahale odakları belirlenecek ve izleyen kısımda, psiko-sosyal gereksinimler doğrultusunda güçlendirme yaklaşımının uygulamalarına ilişkin bir çerçeve oluşturulmaya çalışılacaktır.

Güçlendirme Yaklaşımının Niteliği

Günlük yaşamın zorlu süreçlerine ek olarak, dünya genelinde de adaletsizlik, yoksulluk ve yoksunlukla ilgili sorunların çeşitlenerek artması herkes için zaman zaman güçsüzlük duygusu yaratabilmektedir. Öte yandan,yukarıda kısaca yaşam denetimi şeklinde ifade edilen , yaşadıklarını kontrol edebilme ve yönlendirebilme yetisine sahip olmayı hissetme, yaşamın temel bir psikolojik boyutudur. Dolayısıyla bireyin kendi yaşamı üzerinde kontrol gücü olduğunu hissetmesi, ruh sağlığının ön koşulu sayılmaktadır. Bu nedenle güç ve güç kaybı bireyin yaşamında her zaman önemli bir konu olagelmiştir.

Pinderhughes'e göre sosyal hizmet uzmanları insanın yaşamında güç ve güçsüzlük olgusunun nasıl işlevsellik kazandığını bilir ve müdahale stratejilerini bu bilgi temeline oturtabilirlerse, müracaatçılarının sağlıklı bireyler olarak varlıklarını sürdürebilmeleri konusunda daha etkili ve verimli çalışmalar gerçekleştirebileceklerdir (3). Bu çerçevede güç, bireyin yaşamını ve çıkarlarını etkileyen kuvvetleri etkileme kapasitesi olarak değerlendirilmektedir. Güçsüzlük ise bu etkiyi kullanamama durumudur.

Jong ve Miller ise müracaatçıların güçlendirilmesini, onlara sorunlarıyla başedebilme gücünü keşfedebilecekleri bir atmosfer yaratmak olarak tanımlamaktadır (4). Dolayısıyla güçlendirme yaklaşımı, müracaatçıların sorunlarının çözümüne yönelik ne yapmaları gerektiği konusunda yönlendirici olmayı ve alternatifler üretebilmelerini sağlamayı öngörmektedir.

Güçlendirme yaklaşımı kavram ve süreç olarak değerlendirildiğinde yukarıdaki tanımlara benzer yönleri vurgulanmaktadır. Kavram olarak güçlendirme, toplumdaki bireylerin ve grupların koşullarını teşhis etme bağlamında düşünceleri organize etmeye ve bir çerçeve geliştirmeye yardımcı olmaktadır. Bu anlamda yaklaşım, bireyler ve yaşamın gerçekleri arasında bağlantıları kurmaya yönelik bir perspektif sunar. Süreç olarak bakıldığında ise bireylerin nasıl davranacaklarını tanımlar, yaşamlarını etkileyen koşullara organize edilmiş karşılıkları geliştirme ve uygulama yetisi kazandırır (5). Bunun anlamı, bireyin çevresi ve koşulları üzerinde hakimiyet kazanmasıdır. Bu çerçevede güçlendirme odaklı sosyal hizmet uygulamasında uzmanların benimsenmesi gereken ilkelere değinmek, konuyu daha kapsamlı değerlendirebilmek açısından yararlı olacaktır.

DuBois ve Miley uzmanların müracaatçılarıyla ilişkilerinde kişisel, kişilerarası ve sosyo-politik güçlendirme çalışmalarını kolaylaştırmak için aşağıdaki ilkeleri benimsemenin uygun olacağını savunmaktadırlar (6).

  • Bireylerin ya da grupların problem çözme ve sorunlarıyla başa çıkma kapasitelerini daha etkili kullanabilmeleri için güçlendirilmeleri gerekmektedir.
  • Bireyleri ve toplumu olası problemlerden koruyabilmek için uzmanların sosyo-ekonomik yapıyı izleme, değerlendirme ve politika geliştirmeyle ilgili daha aktif bir rol üstlenmelerine önem verilmelidir.
  • Sosyal hizmet uygulamasının her aşamasında mesleğin bütünlüğü korunmalı ve desteklenmelidir.
  • Bireylerle toplumsal kaynaklar araında bağlantı kurulması, hem gelecekteki sosyal işlevsellikler hem de yaşam niteliğinin arttırılması açısından anlamlıdır.
  • Kurumsal kaynak sistemi içinde işbirliğine dayalı ilişki örüntüsü geliştirilmelidir.
  • Sağlık ve beşeri hizmet gereksinimlerini karşılayabilmek için kurumsal kaynak sisteminin işlevselleştirilmesi, kaynak aktarımının kolaylaştırılması gerekmektedir.
  • Toplumsal yaşama tümüyle katılımı arttırabilmek için eşitliğin ve sosyal adaletin geliştirilmesine önem verilmelidir.
  • Araştırma ve değerlendirmelerle sosyal hizmetin bilgi boyutu geliştirilmelidir.
  • Kaynakların üretildiği kurumsal sistemler arasında bilgi alışverişi teşvik edilmelidir.
  • Her türlü ayrımcılığa karşı duyarlı sosyal hizmet uygulamaları ve farklı bakış açılarının değerlendirilmesine yönelik iletişim desteklenmelidir.
  • Problemlerin önlenmesi ve çözümlenmesiyle ilgili eğitim stratejileri geliştirilmelidir.
  • Evrensel insani konular ve problem çözümleri benimsenmelidir.

Yukarıdaki ilkeler ışığında güçlendirme yaklaşımının mikrodan makroya sosyal hizmetin her düzeyinde bir müdahaleler bütününü kapsadığı söylenebilir. Tarihsel olarak sosyal hizmet bireyler ve gruplar tarafından yaşanan güçlükleri anlama, açıklama ve çözüm üretme sorumluluğunu, sosyoloji, psikoloji, tarih, felsefe ve politika gibi diğer disiplinlerin bakış açılarından da yararlanarak üstlenmiştir. Disiplinlerarası bakış açısının yanısıra sosyal hizmetin temel felsefesi ve değerleri bağlamında da insan olarak bireyin değeri ve tercih yapma özgürlüğü her zaman odak alınmıştır. Ancak varolan ya da alternatif kaynakların sınırlılığı bireyin tercih yapma hakkını sınırlayabilmektedir. Dolayısıyla güçlendirme yaklaşımında, bireylerin doğal olarak sahip olduklarına inanılan güç ve potansiyelin, yine bireyin yararına fonksiyonel hale getirilmesi amaçlanmaktadır.

Güçlendirme yaklaşımı çok yönlü ve odaklı bir müdahaleler bütünü olmakla birlikte temelde sosyal hizmet uzmanlarının müracaatçılarıyla etkileşim süreci, özel bir önem taşımaktadır. Bu konuda Sheafor ve Horejsi başarılı bir uygulamanın yapı taşlarına dikkati çekerek daha çok mikro boyuttaki ayrıntıları gündeme getirmektedirler (7). Başarılı bir güçlendirme müdahalesi için uzmanların öncelikle, bireylerin değişme potansiyeli olduğuna ve birlikte çalışma sürecinde arzu edilen veya beklenen sosyal ve politik değişimleri gerçekleştirebileceklerine inanmaları gerekmektedir. Böylelikle müracaatçı, sadece değerli bir birey olmaktan öte, sosyal ve politik eylemlere olası aktif katılımıyla başkaları için kaynak olma konumunda görülmektedir. Başkaları için bir şeyler üretebilme duygusu ise müracaatçının özgüvenini besleyecektir. Mesleki etkileşimde uzmanın yönlendirici konumda olup, müracaatçısında 'yaşamım ve koşullarım üzerinde gerçek uzman benim” duygusunu hissettirebilmesine önem verilmelidir. Bu durumda müracaatçı, uzmanla etkileşimini, işbirliğiyle problem çözme süreci olarak tanımlayacak ve fikirlerini geliştirirken uzmanın bilgi, beceri ve deneyimini temel alacaktır. Müracaatçının özgüveni ve kendine olan saygısının desteklenmesi sürecin doğal olarak olmazsa olmaz boyutlarıdır. Desteklenmesi gereken bir başka boyut, iyi veya kötü sonuçları göze alarak müracaatçının karar alabilmesini sağlamaya çalışmaktır. Risklerin göze alınıp sınırların zorlanması, bireylerin, bu konuda yalnız olmadıklarını hissetmelerine, pek çok kişinin benzer mücadeler içinde olduklarını anlamalarına yardımcı olmaktadır. Uzman, müracaatçısının kendisini güçsüz hissetmesine neden olan faktörleri değerlendirebilmesine, bu doğrultuda öğrenme alternatiflerini geliştirmesine ve gücünü kazanmaya yarayacak kaynakları keşfedebilmesine de yardımcı olmalıdır. Tüm bu çabalar müracaatçının çaresiz olmadığını düşünmesini kolaylaştırır hatta sahip olduğu gücü hissetmeye başlar. Müracaatçının gücünü, planlı ve sistematik bir biçimde beklenen değişimi yaratma doğrultusuna kanalize edebilmesi ise yine uzmanın desteğini gerektirmektedir. Burada ele alınan unsurlar, her ortamda ve her müracaatçı grubuyla yapılacak çalışmada kullanılabilecek niteliktedir. Uygulama ortamı ve müracaatçıların gereksinim düzeyindeki farklılıklar, çalışmanın ağırlık noktalarını değiştirebilecektir.

Güçlendirme yaklaşımında, yaklaşımın kapsamlı müdahale boyutu ve müracaatçının bulunduğu sistem düşünüldüğünde, mesleki etkileşimde farklı odaklarla bazen eşzamanlı iletişim kurma gereksinimi hissedilmektedir. ızleyen kısımda çalışmanın konusu bağlamındaki etkileşim odakları belirlenmeye çalışılacaktır.

HIV/AIDS Hastalığında Güçlendirme Yaklaşımının Odağı

Bilindiği gibi AIDS ,HIV olarak bilinen virüsün neden olduğu tedavisi zor bir hastalıktır (8). Virüs nedeniyle bağışıklık sistemi zayıflayan bireylerin fiziksel ve nörolojik pek çok tıbbi rahatsızlığın yanısıra psiko-sosyal sorunlarla da başa çıkmaları gerekmektedir. Hastalığın, toplumda önceden bir biçimde 'etiketlenmiş” bireyler arasında yaygın olması ve yayılma şekli , önyargı ve kaygılarla bağlantılı olarak toplumsal tepkileri gündeme getirmektedir. Dolayısıyla HIV/AIDS tanısı konmuş bireyler hem yaşam denetimlerini hem de toplumsal statülerini önemli ölçüde yitirmektedirler.

HIV/AIDS ile ilgili konulan teşhisin ardından bunun bireye aktarımı büyük önem taşımaktadır. Genellikle söylenen, 'yapılacak hiçbir şeyin olmadığı ve belirli bir süre yaşam olanağı olduğu”dur. Böyle bir ifadenin müracaatçı boyutundaki yansıması, derin bir umutsuzluk, yaşam üzerinde kontrol ve yönlendirme gücünün tümüyle yitirildiğine olan inanç ve tabii ki karamsarlıktır. Öte yandan AIDS'li kişiler asla 'mağdur” olarak değerlendirilmemelidir. Çünkü mağdur kavramı, çaresizliği, güçsüzlüğü ve kontrol kaybını içermektedir. Bu nedenle AIDS'liler, umutsuz ve çaresiz mağdurlar olarak değil güçlenme potansiyeli olan kişiler olarak görülmelidir.

AIDS hastalığının pek çok terminal hastalıkla benzer yönleri olmakla birlikte bazı açılardan farlılık göstermektedir (9). Farklılıkların gözden geçirilmesi, hasta bireylerin güçlendirme gereksinimlerini belirleyebilmek açısından önem taşımaktadır. Öncelikle yukarıda da değinildiği gibi HIV pozitif teşhisinin konulması, bireyin toplum tarafından dışlanmasına ve izole edilmesine neden olmaktadır. Dolayısıyla bireyin toplumsal statüsü doğrudan ciddi bir yara almaktadır. ıkinci olarak bu teşhis, bireyin arkadaş ya da aile çevresinden gizlediği homoseksüellik, damardan uyuşturucu kullanma gibi sırlarının açığa çıkmasını zorlamaktadır. Bu anlamda birey, hastalığın tıbbi yönleriyle uğraşmanın yanı sıra kendisi için önemli olan kişilerle ilişkilerini sürdürme bağlamında da sıkıntı yaşamaktadır. Birey, toplumsal statü kaybı ile baş etme sürecinde yakın çevresinin desteğinden de yoksun kalma durumuyla karşı karşıya kalabilmektedir. Son olarak HIV virüsünü alan grubun genelde gençlik döneminde olması, ölümü yaşamın bir parçası olarak algılamalarını güçleştirmektedir. Bu, özellikle aileler için de, çocuklarının kaybını yaşama anlamında kabul edilmesi zor bir boyuttur. Dolayısıyla hasta bireyler kadar ailelerinin de profesyonel yardıma, güçlendirmeye gereksinimleri vardır.

Hastalığın özel yönleri değerlendirildiğinde güçlendirme yaklaşımının müdahale odakları, hasta birey, hastanın yakın destek sistemleri olarak ailesi ve arkadaş çevresi, önyargılar ve izolasyon nedeniyle toplum ve bu gruba hizmet üreten kurum ve kuruluşlar olarak belirlenebilir. Aşağıdaki bölümde, güçlendirme yaklaşımının belirlenen müdahale odakları çerçevesinde somut psiko-sosyal gereksinimlere yönelik işlevselliği ele alınacaktır.

Psiko-sosyal Gereksinimler ve Yaklaşımın İşlevselliği

Hayatın her zaman pozitif yönlerini görebilmek, anlamlı bir yaşam sürdürmenin koşuludur (10). Ayrıca pozitif çıkarımlara negatif deneyimler sebep olmaktadır. Çünkü güçlüklerle mücadele sürecinde birey daha güçlü olmayı öğrenmekte ve daha zengin deneyim kazanmaktadır. Bir HIV/AIDS hastasının yaşamındaki pozitif noktalar şöyle sıralanmaktadır; Bireyin sınırlılıklarını kabul etmeyi öğrenmesi, gücünü keşfetmeyi ve amacını hedeflerini netleştirebilme becerisini kazanması, günün o anını, yaşamının o gününü yaşamayı öğrenmesi, şimdi ve burada yaşamındaki güzel şeyler üzerinde odaklaşmayı öğrenmesi, aile, arkadaş, sevgili, tanıdık hatta hiç tanımadıkları kişilerin desteğini alma deneyimi kazanmaları gibi. Ancak izole yaşamlarıyla hastalar genellikle eskiyle bağlantılarını koparmış durumdadırlar. Güçlendirme yaklaşımının temel işlevi ise yukarıda değinilen müdahale odakları çerçevesinde zayıflayan ve yeniden oluşturulması gereken tüm bağlantıların kurulmasına yöneliktir (11).

Bu bağlamda HIV/AIDS'le yaşayan hastaların, yaşam denetimlerini olabildiğince yeniden kazanabilmeleri için geliştirmeleri gereken bakış açısı ve beceriler şöyle sıralanmaktadır (12). HIV/AIDS tanısını bir gerçek olarak kabul etmek ancak ölüm cezası niteliğinde algılamamak

  • Çaresizlik duygusunu yenmek üzere mücadeleci bir ruha sahip olmak
  • Yaşam biçiminin değiştiğini kabul etmek
  • Haklarının savunma ve stres yaratan koşulları değiştirebilme becerisi geliştirmek
  • Kendi fiziksel ve psikolojik gereksinimleriyle ilgilenme konusunda özenli olmak
  • Hastalığıyla ilgili konularda açık yüreklilikle konuşabilmek
  • Sağlıklarıyla ilgili kişisel sorumluluğu üstlenerek doktorları işbirliğinde bulundukları kişiler olarak değerlendirmek
  • HIV/AIDS'le yaşayan diğer hastalarla ilgilenmek

HIV/AIDS'le yaşayan hastalarla tanı aşamasından itibaren mesleki etkileşime giren sosyal hizmet uzmanları, değerlendirme, danışmanlık, koordinasyon, savunuculuk, araştırma ve program geliştirme ve eğitimi kapsayan bir dizi mesleki müdahalede bulunurlar (1,13,14,15). Uygulama sürecinde güçlendirme müdahalesinin sınırlarını, müracaatçının kişisel özellikleri ve koşulları belirlemektedir (15). Ancak sosyal hizmet uzmanlarının her zaman mevcut duruma alternatif kaynakları, uygun müdahale stratejilerini belirleyerek kullanmaları beklenmektedir. Bu bağlamda uzmanların geliştirmeleri gereken bilgi ve beceri düzeyi gündeme gelmektedir. Sosyal hizmet uzmanlarının, mevcut bilgi beceri ve değerlere ilişkin birikiminin yanı sıra hastalıkla ilgili özel yönler, korunma yolları ve davranış değişiminin engelleri gibi konularda bilgi sahibi olmaları gerekmektedir. Aynı zamanda hastalığa yönelik toplumsak tepkiler, korkular, tutumlar, hastaların genelde kişilik özellikleri ve korkuları da bilinmelidir. Öte yandan hastalığın kesin ve olumlu sonuç verecek tedavisi henüz bulunmadığından korunma yolları ve doğru bilgilendirmeye ilişkin eğitim çalışmaları büyük önem taşımaktadır. Bu anlamda sosyal hizmet uzmanlarının eğitimi ve eğitimci rolleri ön plana çıkmaktadır.

Güçlendirme yaklaşımı çerçevesinde HIV/AIDS'le yaşayan hastaların öncelikli gereksimi mevcut duruma ilişkin duygularını ifade edebilmeleridir. Korkular, kaygılar, suçluluk hatta intihar eğilimleri gibi olumsuz veya olumlu nitelikteki tüm duyguların paylaşılmasına yönelik destekleme çok önemlidir. Bu aşamada hastalar, anksiyete ve depresyonun denetim altına alınabilmesi için ilaç tedavisine de yönlendirilebilir. Destek gruplarının kullanılması, güçlendirmeyi amacına ulaştıran temel uygulamalardan biridir (16,17). Grup içi etkileşimde başkalarını anlamaya yönelik çabalar ve başkaları tarafından dinlenmek, anlaşılmak, yalnızlık duygusunun aşılmasında yardımcı olur. Ayrıca benzer durumlarla baş etme konusundaki örnekler, mükemmel bir öğrenme fırsatı yaratır. Sınırları zorlayıcı bir mücadele duygusu geliştirebilmek güçlendirme yaklaşımının temel odağı olduğundan sosyal hizmet uzmanı bu konuda geçmişte kullanılan becerilerin anımsanmasına ve yeni duruma aktarılmasına özel bir önem verir. Hastalığın ilerleme sürecinde günlük yaşamın sürdürülmesiyle ilgili sıkıntılar gündeme geldiğinde aile ve yakın çevrenin desteğinin sağlanmasına özen gösterilmelidir. Kuşkusuz hastanın bu desteğe başlangıçtan itibaren sahip olması mücadele gücünü kolaylaştıracaktır. Ancak tanı aşamasında en az hasta birey kadar ailesi ve yakın çevresi de benzer duygulanımları hissetmektedir. Bu nedenle güçlendirme sürecinde çalışmanın tüm müdahale odaklarıyla eş zamanlı sürdürülmesi, aynı zamanda destek sistemlerinin güçlendirilmesi anlamını taşımaktadır. Örneğin tıbbi bakım ve tedavi kaynaklarının gereksinimler doğrultusunda ulaşılabilir olması hem hasta birey hem de aile ve yakın çevresi için rahatlatıcı ve destekleyici niteliktedir. Müdahale odaklarındaki olumlu gelişmeler ve kazanımların, içinde hasta bireyin de yer aldığı sistemler arası etkileşime yine olumlu ve bütünleştirici yansımaları olacaktır.

HIV/AIDS'le yaşayan hastalarla çalışmada yaşama veda etme süreci de gündeme getirilmelidir. Yarım kalan işlerin tamamlanması, kırgınlıkların giderilmesi, ölümle ilgili duyguların paylaşılması, cenaze töreni ve vasiyet hazırlama gibi hastanın ölümünden sonra da yapılmasını istediği şeyler hakkında konuşulması, hastanın bireysel kontrolünün hissettirilmesi açısından önem taşımaktadır. Hastanın ailesi ve yakın çevresiyle de bu sürece ilişkin çalışılması destekleyici olacaktır.

Değerlendirme

Sosyal hizmet uygulamalarında mesleki etkileşim müracaatçının bulunduğu yerden başlamaktadır. HIV/AIDS'le yaşayan hastalarla çalışmada müracaatçı koltuğunda yaşam denetimi ve toplumsal statüsü önemli ölçüde zedelenmiş bir birey oturmaktadır. Bireyin hastalığından dolayı yaşadığı karmaşa sosyal çevresinin tepkileriyle pekişmiş durumdadır. Dolayısıyla hastanın çok yönlü bir profesyonel yönlendirmeye gereksinimi vardır. Bu bağlamda güçlendirme yaklaşımı, hastanın çok yönlü gereksinimlerine bütünleştirici bir müdahaleyi öngörmektedir. Uygulamada tanı aşamasından başlayan süreç yaşamın sonlanmasına dek devam eder. Çalışma aralığının süresine bakılmaksızın genel amaç, hastanın yitirdiği yaşam denetimi ve toplumsal statüsünün olabildiğince yeniden kazandırılmasıdır. Bu kazanımın, koşulları ne olursa olsun birey için temel bir hak olduğu kabul edilmelidir. Sosyal hizmet açısından her birey, insan olarak değeri nedeniyle bu hakkını kullanmaya layıktır. Uygulamada arzu edilen başarı düzeyinin yakalanabilmesi için ülkemizde HIV/AIDS'le yaşayan hastaların psiko-sosyal gereksinimleri hakkında daha fazla bilgiye gereksinim vardır.

Güçlendirmeye yönelik müdahale süreci HIV/AIDS'le yaşayan hastalarla çalışan sosyal hizmet uzmanları için de 'pek çok meydan okuma girişimini kapsayan” özverili ve zorlu bir süreçtir. Bu anlamda sosyal hizmet uzmanlarının, tükenmişlik duygusunu da zaman zaman barındıran duygulanımları da incelenmeye değer bir konudur.

KAYNAKLAR

1. Duyan V. HIV ınfeksiyonunda Sosyal Hizmetler ve Danışmanlık. Ünal S (Ed). Güncel Bilgiler Işığında HIV/AIDS. Ankara: Bilimsel Tıp Yay. 1998
2. Moroney RM Public Health Services.In Edwards RL(Ed) Encyclopedia of Social Work.(19thed,Vol.3pp.1967-1973).Washington,DC:NASW Pres.1995.In Gibelman M. Hiv/Aids What Social Workers Do?Washington DC:NASW Press.1995.
3. Pinderhughes EB. Empowerment for Our Clients and Ourselves.Social Casework. 64:6 331-338 1983.
4. Jong DP, Miller SD. How to Interview for Client Strengths. Social Work.40:729-736, 1995.
5. Nystrom JF. Empowerment Model for Delivery of Social Work Services in Public Schools. Social Work in Education. 11:160-170. 1989. In Miley KK, O'Melia M, DuBois BL.Generalist Social Work Practice An Empowering Approach.(2nd ed.).Boston:Allyn&Bacon.1998.
6. DuBois B, Miley KK. Social Work:An Empowering Profession.(2nd ed.) Boston: Allyn&Bacon.1996.In.Miley KK, O'Melia M, DuBois BL. Generalist Social Work Practice An Empowering Approach. (2nd ed.) Boston:Allyn&Bacon.1998.
7. Sheafor BW. Horejsi CR.Techniques and Guidelines for Social Work Practice. Sixth ed. Boston:Allyn&Bacon.2003.
8. Barker RL. The Social Work Dictionary. Washington DC:NASW Press. 1999
9. Lloyd GA. AIDS and HIV:The Syndrom and the Virus. In Ginsberg L et al.(eds) Encyclopedia of Social Work ,Silver Spring,MD:NASW Press. 1990. In,Gibelman M. Hiv/Aids What Social Workers Do? Washington Dc:NASW Press. 1995
10. Moynihan R,Christ G, Silver LG. AIDS and Terminal Illness.Social Casework. 69:380-87.1988.
11. Haney P. Comments on Currents:Providing Empowerment to Persons with AIDS.Social Work.33:3 251-53 1988 In. Zastrow C,Kirst-Ashman K. Understanding Human Behavior and the Social Environment.Second Edition.Chicago:Nelson-Hall Publishers 1990.
12.Gavzer B. Why Do Some People Survive AIDS? Parade Magazine.18:4-6 1988.In Zastrow C,Kirst-Ashman K.Understanding Human Behavior and the Social Environment.Second Edition.Chicago:Nelson-Hall Publishers.1990.
13. Gibelman M. Hiv/Aids. What Social Workers Do-Washington Dc:NASW Press. 1995.
14. Zastrow C. Kirst-Ashman K. Understanding Human Behavior and the Social Environment. Second ed.Chicago:Nelson-Hall publishers 1990.
15. Ackerson BJ, Harrison WD. Practitioners' Perceptions of Empowerment. Families in Society. 81:3 238-244 2000.
16. Land H,Harangody G. A Support Group for Partners of Person with AIDS. Families in Society. 80:471-482. 1990
17.Miley K.K, O'Melia M, DuBois BL. Generalist Social Work Practice An Empowering Approach. (2nd ed.) Boston:Allyn&Bacon. 1998.