SOSYOLOJİ
(Toplum Bilimi )

İÇEBAKIŞÇI TOPLUM BİLİM
 Can KÜÇÜKALİ

Ana Sayfa
 
Aile Sorunları
Çocuk Refahı
Engelli
Gençlik
Sosyal Sorunlar
Tıbbi Sosyal Hizmet
Yaşlılık

Mesleki Bilgiler

SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
SHU Yayınları
İnsan Hakları
Sosyal Siyaset
Sosyoloji
Söyleşiler
Psikoloji
 

 

 

 

Her disiplinde olduğu gibi sosyolojide de toplumsal olguları ve toplumun genel işleyişini anlayabilmek için çeşitli görüşler öne sürülmüştür. Her biri tutarlılaştırılmaya çalışılarak oluşturulan bu görüşler aslında birer yöntem olarak karşımıza çıkarlar.

Bu yöntemlerle hedeflenen, toplumsal ilişkilerin kökenlerini bulmak ve eğer mümkünse girift ilişki tiplerini açıklamaktır. Bu noktada toplumbilim de siyaset, ruhbilim, tarih ve felsefe gibi disiplinlerden beslenir ve bunların da yardımıyla çözümlemeler yapmaya çalışır.

Toplumbilimin özellikle ruhbilimle ilişkisi oldukça tartışmalı ve kimi zaman da çok da net olmayan bir ilişkidir. Özellikle sosyal psikoloji, psikolojizm, mikrososyoloji gibi dal ve akımların ortaya çıkmasıyla beraber iki disiplinin zaten çok da net olmayan ilişkileri daha da karmaşık bir hal almaktadır. Bilim dünyasında bu tip akımların tam olarak hangi alanlarla ilgilendikleri ve kimlere hizmet ettikleri ile siyasal statükoya katkıları, ayrı bir araştırma ve tartışma konusudur. Eğer kendimizi konuya sadece bilimsel açıdan bakma noktasında sınırlayacak olursak, toplumbilimin incelediği toplumsal örüntülerin kaynağını salt psikolojide arayan 'içebakışçı toplumbilimin' sakıncalarından özetle bahsetmemiz yeterli olacaktır.

Tekil olarak insanı düşündüğümüzde çeşitli tutum ve tavırlardan bahsetmek mümkündür. Kişi, geçmişinden bugüne elde ettiği birikimlerle olayları algılayarak onlara karşı hareket ve düşünce planları geliştirir. Ama bu noktada kullandığımız birikim sözcüğünü fazlaca önemsemek gerekir, çünkü bu sözcük dış etkilere, kısacası dış kaynaklı bir şekillendirmeye işaret etmektedir. Yani, tekil olarak bakıldığında orijinal bir tablo oluşturan insan, bu tabloyu ortaya çıkaran etkenler açısından bakıldığında bir ürün ve hatta bir tip olarak karşımıza çıkmaktadır. İşte toplumca şekillendirilen bir ürün olarak bakıldığında (ki bu aslında birinci aşama olduğu için önceliklidir) karşımıza çıkan insanın, kendisini şekillendiren tüm yapılardan ve tüm ilişkilerden bağımsız olarak kendi 'öz' amaçları uğruna toplumsal ilişkileri şekillendirdiğini söylemek, toplum-insan ilişkisini insan merkezli ama çarpık bir şekilde analiz etmektir.

Analize bir kez bu noktadan başlandığında, ortaya gerçekçi olmayan metafizik varsayımlar çıkması olasıdır. Bu yanılgılara örnek olarak aşırı derecede 'iradeci' yaklaşımları göstermek mümkündür. İşte içebakışçı toplumbilim de kaynağını bu yanılgıdan alan yaklaşımlardan biridir. Buradaki tutum, toplumsal olayları, insanların kişisel/ruhsal erekleri ve buna bağlı davranışlarıyla, kısacası 'ruh halleriyle' açıklama eğilimidir. Bu, iki açıdan incelendiğinde yanlış ya da en iyi ihtimalle eksiktir. Bunlardan birincisi, bu yaklaşımın hiçbir şekilde bilimsel bir yönteme dayandırılamayacağıdır. Toplumsal ilişkilerin insanların içsel istek ve eğilimlerine bağlı olduğunu düşünmek ilk bakışta mantıklı ve doğru görünse de, insanların içsel yaşantılarını nelerin şekillendirdiği ve tekil insanın toplumsal yapıların işleyişine etki oranı göz önüne alındığında, bu yaklaşımın sağlıksızlığı ortaya çıkmaktadır.

Açıkçası günümüzde insanların içsel yaşantıları ve düşünce kalıpları da dahil olmak üzere tüm faaliyetleri, toplumsal sistemlerin bizzat kendileri tarafından şekillendirilip kontrol edilirler. Ne yazık ki özgün insanı ararken kanıt göstermeye çalıştığımız veriler bile katışıksız değildir. Elbette insan sınırlı da olsa halen bazı kontrol mekanizmalarında söz sahibidir fakat bu mekanizmaların kimi zaman ana mekanizmanın bir yan unsuru (onunla çelişmeyecek biçimde), kimi zaman da sınırlı ve gözetimli bir özgürlük alanı olduğunu görmek, kişi olarak insan ve topluluk olarak insanı ayırt etme açısından yararlı olacaktır. Her nasıl ki insanı 'gizemli ve üstün bir potansiyel' olarak hayal etmek bilimsel değilse, toplumsal dinamikleri 'metafizik' ve 'stabil' bir güç olarak kabul etmek de bilimsel olmayacaktır. Bu noktada toplumu yönlendiren ve şekillendiren çarkı, yine bu toplumun içindeki alt-üst yapı ilişkilerini inceleyerek anlamaya çalışmak daha yerinde bir çaba olacaktır.
 

 BİZE YAZIN
     Sosyal Hizmet Uzmanı Web Sitesi
     E-Posta : sosyalhizmetuzmanlari@gmail.com

   

© Copyright 2011
www.sosyalhizmetuzmani.org